Prof. Taner Akçam
Perinçek’in, mahkemenin özüyle doğrudan ilgili olduğunu
söylediği demagojik cahilli... Türk Dil Kurumu sözlüğünde, saray soytarısının
anlamı üzerine bir şeyler ararken, T. Oflazoğlu’na ait, “Çirkin bir oyun bu.
Soytarıların zaferinden tehlikeli sonuçlar çıkarıyorsunuz,” sözüne rastladım. Arasam
Doğu Perinçek’in, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) savunması üzerine
söylenenleri bundan daha iyi özetleyecek başka bir cümle bulamazdım.
Neresinden başlasam ki?
İsterseniz Perinçek’in şu sözlerinden başlayalım.
Dinlemeye aşağı yukarı 1:54:45’ten başlayın.
Perinçek, konuşmasında aklı sıra daha önceki konuşmalarda
dile getirilmiş büyük bir yanlışı mahkeme kayıtlarına geçiriyor; ve
böbürlenerek şu bilgileri veriyor:
“Sayın başkan, sayın üyeler, önce bir bilgi yanlışı,
Talat Paşa hiç bir şekilde Türkiye’deki mahkemeler tarafından Ermeni kırımı
nedeniyle mahkum edilmemiştir. Böyle bir mahkumiyeti yoktur. Galip İngiliz
devletinin soruşturmasının sonucunda da Ermeni meselesiyle ilgili olarak
hakkında hiç bir suçlayıcı kanıt bulunmadığı için dosyası kapatılmıştır. Talat
Paşa bir hürriyet kahramanı; yani bu davanın konusuyla doğrudan ilgili… 1908
Hürriyet devriminin lideridir.”
Yanlış okumadınız, Perinçek Talat Paşa’nın, Ermeni kırımı
nedeniyle, bir Türk mahkemesi tarafından hiçbir biçimde mahkûm edilmediğini
söylüyor ve bunu kayda geçiriyor. Yine Perinçek’e göre, Talat Paşa hakkında
İngilizler soruşturma açmışmış ve ama aleyhinde delil bulamadıkları için
dosyayı kapatmışlarmış!
Ve ona göre, bu mesele davanın özü ile doğrudan ilgili
imiş!
Aslında, Perinçek’in AİHM’de görülmekte olan davasının
özü ve özeti budur.
Bir kendini bilmezin demagoji ve palavralarını Ermenilere
yönelik kin ve nefret söylemi olarak, Türkiye ve Avrupa’nın gündemine
getirmesi… Tüm mesele bundan ibarettir.
Türkiye’de ise bu dava ve bu dava vesilesi ile
söylenenler bir zafer gibi sunuluyor ve bundan tehlikeli sonuçlar çıkartılıyor.
Sözü edilen zafer, ancak ve ancak Perinçek’in yukarıdaki
cümleleri kadar gerçek!
Önce Perinçek’in, mahkemenin özüyle doğrudan ilgili
olduğunu söylediği demagojik cahilliğini düzeltelim.
Talat Paşa, İstanbul’da 8 Mart 1919 tarihli özel bir
kararname ile [yeniden] kurulan Bir Numaralı Askerî Mahkeme’de yargılanmış ve
gıyabında idam cezasına çarptırılmıştır.
27 Nisan 1919 tarihli ilk duruşmada okunan iddianamenin
tam metnini, 5 Mayıs 1919 tarih ve 3540 sayılıTakvim-i Vekayi’de, dönemin Resmî
Gazete’sinde okuyabilirsiniz.
İddianamede, Talat ve yakalanamayan diğer İttihat ve Terakki
yöneticilerinin gıyaplarında yargılanacağı söylenir. İşledikleri suç Ermeni
kıtalı [katliamı] gibi “alçakça cinayetlerden” sorumlu olmaktır. Ceza
Kanunu’nun 45’inci maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak idamla
cezalandırılmaları istenir.
4 Mayıs 1919 tarihinde, Talat’ın dosyası diğer
yakalanmayan kişiler ile birlikte davadan ayrılır ve ayrı bir dava açılır.
Talat hakkındaki karar 5 Temmuz 1919 tarihinde verilir ve
22 Temmuz 1919 tarih 3604 numaralı Resmi Gazete’de yayımlanır.
Talat, Enver ve Cemal başta olmak üzere İttihatçı
yöneticiler Ermeni kıtalından sorumlu bulunarak idam cezasına çarptırılırlar.
(Ayrıntılı bilgi için: V. N. Dadrian, Taner Akçam, Tehcir ve Taktil: Divan-ı
Harb-i Örfi Zabıtları: İttihad ve Terakki’nin yargılanması, 1919-1922, Bilgi
Üniversitesi, 2008)
Perinçek’in, İngilizlerin Talat Paşa hakkında soruşturma
açtıkları ve sonra delil yetersizliğinden davadan vazgeçtikleri bilgisi de bir
başka palavradır.
Böyle bir soruşturma yoktur. Perinçek muhtemel Malta
Adası’nda tutulan 141 kişi hakkındaki soruşturmayı kastediyor ama bu da ayrı
konu…
Özetle, Perinçek, Türk Mahkemelerince idama mahkûm edilen
bir katili sadece övmekle kalmamış, bu katilin adına kurduğu bir örgütle (Talat
Paşa Komitesi), Ermenilere yönelik kin ve nefret yayarak, Türkiye’de Hrant Dink
dahil başka cinayetlerin işlenmesine zemin hazırlamıştır.
İsviçre’de yargılanan budur.
AİHM’in, 1915’in soykırım sayılıp sayılmayacağı üzerine
karar vereceği iddiası ise, başta Perinçek olmak üzere, devlet erkânının yaydığı
bir başka palavradır.
Bunun üzerinde ise ayrıca duralım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.