Özgür Kaymak
Tarih Vakfı Perşembe konuşmalarında Nevzat Onaran
“Emval-i Metruke” kavramı etrafında Ermeni ve Rumların mallarına elkonulma
sürecinin nasıl işlediğini anlattı... Onaran’ın belirttiği üzere Türk milletinin ekonomi
politiği, millet olarak Türk, din olarak Müslümanlara göre “öteki”nin
demografik ve ekonomik yapıda tasfiyesini amaçlıyordu. Onaran bu tasfiyenin
gerçekleşmesi için imhadan asimilasyona kadar her türlü aracın kullanıldığını
ve halen de devam ettiğini belirtti. “Emval-i Metruke” sahibi bilinmeyen mal
anlamına geliyor. Onaran, mülkiyetin Türkleştirilmesindeki emval-i metruke’nin
aslında sahibi bilinen mal demek olduğunu söylüyor, çünkü kanuni düzenlemelerde
emval-i metruke olarak nitelendirilen malın sahibine ait bir ibare bulunuyor,
fakat 1915 sürecinde Ermenilerin sürüldükten sonra geride kalan malları emval-i
metruke olarak adlandırılmıştı. Kanuni düzenlemelerde bu malların satılması
halinde mal sandığına o malın sahibi adına yazılması da öngörülmüştü.
***
Tarih Vakfı Perşembe konuşmalarında Nevzat Onaran
“Emval-i Metruke” kavramı etrafında Ermeni ve Rumların mallarına elkonulma
sürecinin nasıl işlediğini anlattı. Onaran, İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi’ni 12 Eylül döneminde okuduktan sonra meslek hayatına gazetecilikle
başlıyor. 2000 yılında Malatya’da sözlü tarih çalışması yaparken kendi köyünde
bir zamanlar bir Ermeni ailesinin yaşadığını öğreniyor. Ailenin evlerinde artık
başkalarının yaşadığını, tarlalarına başkalarının sahip olduğunu öğrenince bu
hikayelerin izini sürmeye başlıyor.
İlk iş olarak 1920-1928 Meclis tutanaklarını incelemekle
işe başlıyor. Ermeni malları ile ilgili bu çalışmaları 2000’li yıllarda Agos’da
yayınlanmış. 2010 yılında da bu konuyla ilgili iki ciltlik kitabı yayınlandı:
Cumhuriyet’te Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi (1920-1930) Emval-i
Metrukenin Tasfiyesi-2. Onaran konuşmasında özetle Türk milletinin ekonomi
politiğini analiz ederken, 1915-1919 arasında Ermeni mallarının
Türkleştirilmesi sürecini ve 1920’lerin bu sürecin devamı niteliğinde olma
özelliğinden bahsetti.
Mülkiyetin Türkleştirilmesi
Onaran’ın belirttiği üzere Türk milletinin ekonomi
politiği, millet olarak Türk, din olarak Müslümanlara göre “öteki”nin
demografik ve ekonomik yapıda tasfiyesini amaçlıyordu. Onaran bu tasfiyenin
gerçekleşmesi için imhadan asimilasyona kadar her türlü aracın kullanıldığını
ve halen de devam ettiğini belirtti. “Emval-i Metruke” sahibi bilinmeyen mal
anlamına geliyor. Onaran, mülkiyetin Türkleştirilmesindeki emval-i metruke’nin
aslında sahibi bilinen mal demek olduğunu söylüyor, çünkü kanuni düzenlemelerde
emval-i metruke olarak nitelendirilen malın sahibine ait bir ibare bulunuyor,
fakat 1915 sürecinde Ermenilerin sürüldükten sonra geride kalan malları emval-i
metruke olarak adlandırılmıştı. Kanuni düzenlemelerde bu malların satılması
halinde mal sandığına o malın sahibi adına yazılması da öngörülmüştü.
Nevzat Onaran kimdir?
Nevzat Onaran !957’de Malatya Hasançelebi’de doğdu. İlk
ve orta öğretiminden sonra İstanbul Üniversitesi’nde lisans ve İstanbul
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Para Banka Anabilim Dalı’nda yüksek
lisans eğitimi tamamlayan Onaran, bir süre muhasebecilik yaptı ve ardından
çalışma hayatını ekonomi muhabiri ve editörü olarak sürdürdü. Özgürlük Dünyası,
Özgür Gündem, Evrensel, Gerçek, Para ve Dünya gibi birçok dergi ve gazete
çalışan Onaran, yakın dönemle ilgili çalışmalarına devam ediyor. Evrensel Basım
Yayında'dan "Osmanlı'da Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi
(1914-1919)
(Emval-i Metrukenin Tasfiyesi )" adlı çalışması iki
cilt halinde 2013'te yayınlandı.
"Emval-i Metruke Olayı
(Osmanlı'da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının
Türkleştirilmesi)" adlı kitabi ise 2000'de Belge Yayınları'ndan çıktı.
Onaran’ın belirttiği üzere, burada söz konusu olan Ermeni
malları, sahibi bilinmeyen mal değil, sahibinin üzerinde tasarruf yetkisi
olmayan maldır. Bu bağlamda mülkiyetin Türkleştirilmesinde emval-i metruke üç
maddeden oluşuyor: 1) Sahibinin tasarruf yetkisi olmayan, elinden alınan mal 2)
Yağmalanan mal 3) Tapunun delinmesi.
Onaran, her üç maddenin de 1915-1919 arasında
uygulandığını belirtiyor ve 1915’deki İttihatçı hükümetin ekonomi politiğiyle
Cumhuriyetçi dönemin ekonomi politiği arasında bir devamlılık olduğunun altını
çiziyor.
Onaran’ın verdiği bilgilere göre emval-i metruke mevzuatı
1915 yılında oluşturulmuş. Bu tarihlerde Sarıkamış yenilgisinin yarattığı büyük
travma yaşanırken Birinci Dünya savaşı da devam ediyordu. Onaran’a göre, 1915
yılı Osmanlı’nın sadece harici değil dahili de harp sürdürdüğü bir yıldı. Bu
bağlamda çıkartılmış iki kanun vardı. Birincisi, 27 Mayıs 1915 tarihli tehcir
kanunu. Diğeri de, 26 Eylül 1915 tarihli, kısaca adlandırılırsa, tasfiye kanunu.
50 bin Ermeni’nin 45 bini sürüldü
Bu tasfiye kanunu mal varlığını da yok eden bir kanundu.
Onaran, tasfiye kanununda belirtilen “öteki”nin Ermeni olduğunu ve bunun
Dahiliye Nazırı Talat’ın şifreli mesajlarında da bu şekilde belirtildiğini
söylüyor. Onaran’ın belirttiği üzere, 1916’da İttihat ve Terakki bu işleri
neden yaptığını açıklamak amacıyla Ermenilerle ilgili şunu söylüyordu:
“Ermeniler hıyanet ettiler, bu besbellidir”.
Onaran meselenin esas noktasının burada tüm milleti
hıyanet etmiş gibi göstermek ve iç düşman olarak lanse etmek olduğunu belirtti.
Kayseri örneğini vererek, resmi belgelerden elde edilen bilgiye göre, 50 bin
Ermeni’nin yaklaşık 45 binin sürüldüğünü geriye kalanların da Müslüman
köylerine dağıtıldığını belirtti.
Onaran’a göre 1915’deki emval-i metruke ile ilgili üç
temel resmi kaynaktan besleniyor. Bu kaynaklar 30 Mayıs 1915 tarihli Meclis-i
Vükela kararı, diğeri 10 Haziran 1915 tarihli talimatname, bir diğeri de 26
Eylül 1915 tarihli tasfiye kanunu. 30 Mayıs 1915 tarihli hükümet kararında,
Talat Paşa hükümete bir tezkere göndererek Ermenilerin sürülmeye başladığını
söyler; mallarıyla ilgili gerekli kararların alınmasını ister ve hükümet bunu
kabul eder.
Onaran hükümetin kararını şu şekilde açıklıyor:
“Ermenilerin sürülmesine devam edilecektir. Mallarına el konulacaktır.
Mallarına muhacirler iskan edilecektir. Ermenilerin tasfiye edilen malları ile
ilgili komisyonlar kurulması öngörülür”.
27 Mayıs 1915 tarihli sürgün kanunu 1 Haziran 1915
tarihine yürürlüğe girer. Onaran burada sürgün kararı yürürlüğe girmeden önce
Ermenilerin sürülmesi kararının alınmış olduğunu belirtiyor. Bu bağlamda 10
Haziran 1915 tarihinde iki tane talimatname hazırlanmış. Birinde Ermenilerin
nasıl, hangi şekilde sürüleceği diğerinde de geride kalan malların tasfiyesinin
nasıl yapılacağı anlatılıyor. Satım işlerini organize etmek için emval-i
metruke komisyonu oluşturuluyor. 1915 Haziran’ından sonra sadece Ermeniler
değil, Anadolu’nun diğer halklarının da bu sürümden nasibini alıyor, Ermenilerden
sonra en fazla etkilenen halk ise Rumlar.
Tasfiye komisyonu
26 Mayıs 1915 tarihinde tasfiye kanunu kabul edilir ve
yürürlüğe girer. Bu geçici bir kanundur ve 11 maddeliktir. Bu kanunda
sürülenlerin, Onaran burada herhangi bir halkın isminin geçmediğini belirtiyor,
geride kalan mallarına emval-i metruke deniyor. İkinci maddesi, sürülenin
malının hazine adına kaydedileceğini, üçüncü maddesi ise eğer mal satılırsa
sürülen kişi adına mal sandığına yatırılacağını söylüyor. Beşinci maddede
tasfiye işleminin nasıl yapılacağı detaylı bir şekilde anlatılıyor. Altıncı
maddede de bu işleri yapmakla görevli komisyonun adının tasfiye komisyonu
olduğu belirtiliyor. Onaran çalışması sırasında tasfiye komisyonu adı altında
42 komisyon belirlediğini belirtti. Dokuzuncu maddede de taşınmaz malların
muhacirlere dağıtılacağı belirtiliyor. Onaran’a göre Türk milletinin ekonomi
politiği bu tasfiye kanunlarıyla belirlenmiş.
Onaran’ın analizine göre, bu talimatlarla Rum mallarının
da tasfiye edilmiş. Bugün Rum mallarının başına gelelerin çok konuşulmamasının
nedenini ise 1923 yılındaki mübadele kanuna bağlıyor.
Onaran, emval-i metrukeye yönelik işlerin bitirilmesiyle
ilgili kanuni işlemlerin 1920’li yıllardan itibaren yapıldığını ve bu anlamda
bir devamlılık olduğunu söylüyor.
Tasfiye zararlarını telafi eden kararname de kaldırıldı
1920 yılında İstanbul’da Meclis-i Mebusan toplanmadan
önce 8 Ocak 1920’de Osmanlı hükümeti yayınladığı kararname ile 26 Eylül
1915’den itibaren tasfiye kanununun uygulanmasına maruz kalan tüm insanların
uğradığı zararı telafi etmeye yönelik kararlar alıyor. 34 maddelik bu
kararnamede herhangi bir millet ismi geçmiyor.
Bu kararname, 14 Eylül 1922’de mecliste görüşülür ve 8
Ocak 1920 tarihli kararname yürürlükten kaldırılır. Onaran bu anlamda tasfiye
kanununa yeniden bir geçiş yolu açıldığını vurguluyor.
15 Nisan 1923’de 333 numaralı bu kanun tekrar görüşülür
ve 8 Kasım 1988’e kadar yürürlükte kalır. 333 numaralı kanunun 6. Maddesine
göre sürülene ek olarak, kaybolan, ayrılan, yabancı memlekete giden, İstanbul’a
ve çevresine gidenlerin geride kalan malları da emval-i metruke olarak kabul
görüyor. 13 Mart 1926 tarihi 789 numaralı kanun da şunu diyor: “Bu mallar
1915’deki kayıtlı fiyatına göre satılacak.” Onaran, 1915-1926 arası yüzde 12.4
misli bir fiyat artışı olduğunu belirtti.
İmha politikaları ve sonuçları
Tüm bu gelişmelerin demografik verilere yansımasını
özetlersek: 1914 yılında bugünkü devlet sınırları içinde Hıristiyan-Musevi
nüfus oranı yüzde 20’ye yakın idi, yani beş kişiden biri gayrimüslim idi. 1915
ve Rum mübadelesinin ardından bu oran 1930’larda yüzde 2.8’e iniyor. 1942
Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olayları, 1964 Rum sürgünü, 1974 Kıbrıs krizinden
sonra bugün baktığımızda ise gayrimüslimlerin nüfustaki oranı binde bir bile
değil.
Onaran, bu oranı bir imha politikası olarak
nitelendiriyor. Sanayi verileri açısından da bakıldığında 1915’lerde sanayide
yüzde 15 olan Müslüman-Türk payı, 1930’larda yüzde 70-80’lere doğru çıkıyor.
(ÖK/HK)
İstanbul - BİA Haber Merkezi
09 Mart 2015, Pazartesi
Özgür Kaymak
http://www.bianet.org/bianet/print/162883-1915-in-sifresi-emval-i-metruke

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.