Meline Anumyan // anu_mel@mail.ru
Osmanlı “Alemdar” Gazetesinde Yayımlanmış Tehcir ve
Taktil Yargılamaları Belgelerine Göre Trabzon Vilayetinde İşlenmiş Ermeni
Soykırımı. Bilindiği üzere İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî (I. Dünya Savaşı
sonrası İstanbul’da kurulan savaş mahkemeleri), Ermenilerin tehcir ve taktil
(sürgün ve katledilmeleri) davalarını Osmanlı İmparatorluğu bölgelerine göre de
incelemiştir. Makalemizde Trabzon Ermenileri tehcir ve taktil yargılanması
sunulurken dava iddianamesi ve bazı şahitlerin ifadeleri ilk kez olarak
yayımlanmaktadır.
Trabzon Ermenilerinin tehciri esnasında işlenmiş olan
katliamlar sadece Ermeni ve yabancı görgü tanıklarının anılarında değil, 26
Mart–20 Mayıs 1919 tarihlerinde, 20 duruşma esnasında görülen Trabzon Tehcir ve
Taktil yargılanması belgelerinde de ortaya konmuştur.
Belirtmek gerekir ki, Osmanlı kaynakları, Ermeni
soykırımının belgelenmesi açısından büyük önem taşımakta, bu kaynaklar arasında
ise dönemin Türk basını önemli bir yer tutmaktadır.
Harp yıllarında zorunlu sessizliğe gömülmüş olan Osmanlı
basını, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı yenilgisinden sonra Ermenilerin
sürgün ve katledilmeleri, tehcir ve taktil davaları ve yargılama süreçleri gibi
konulara değinmeye başladı ve bu durum Osmanlı basınında şiddetli tartışmalara
da yol açmıştır[1]. Özellikle “Alemdar” gazetesi, Ermeni soykırımı konusuna büyük
ilgi göstermekteydi.
“Alemdar” gazetesi
1912-1921 yıllarında İstanbul’da basılmıştır[2]. Bu günlük gazetenin sahipleri
Refi Cevat Ulunay ve Ahmet (Pehlivan) Kadri’ydi. “Alemdar” gazetesinin
1918-1921 yy. sayıları TBMM kütüphanesinde bulunmaktadır[3].
“Alemdar”, Trabzon
Ermenileri Tehcir ve Taktil davasına en aktif şekilde değinen gazetelerden biri
olmuş, sütunlarını geniş bir şekilde Trabzon davası sürecine ayırarak konuyla
ilgili analitik makaleler de yayınlamıştır.
Trabzon davasının başlangıç aşamasında, Trabzon Rüsumat
Müdürü Mehmed Ali Bey, Trabzon Polis Müdürü Nuri Bey, acente Mustafa Efendi,
Trabzon Jandarma Müfettiş Muavini Kaymakam Talat Bey, Trabzon’da otelci Niyazi
Efendi, Trabzon Sıhhiye Müdürü Ali Saib Bey, İttihat ve Terakki Partisi merkez
komitesi üyesi Yusuf Rıza, Trabzon Kâtib-i Mesulü Nail Bey tutuklu olarak,
Trabzon Valisi Cemal Azmi Bey ise gıyaben yargılanmışlardır. Yusuf Rıza’nın
davası 16. oturumdan (5 Mayıs 1919) sonra kendi isteği ile ayrılarak İttihat
veTerakki Partisi merkez komitesi üyeleri davasıyla birleştirilmiştir[4].
Kaydetmek gerekir ki, Trabzon davası oturumlarında ifade
veren şahitler genelde Türk ve başka etnik kökene sahip müslümanlar olmuştur.
Ayrıca, Trabzon yargılanmasında Van eski valisi Nazım Bey, Erzurum eski valisi
Tahsin Bey, Bahriye Nazırı Avni Paşa, adliye müfettişi Kenan Bey, Trabzon ve
Lazistan Kuvvetleri Erkan Reisi Miralay Muhtar, teğmen Ahmet gibi birçok üst
düzey yetkili tanıklıklarda bulunmuşlardır.
Trabzon davası oturumlarında tanıklıklarda bulunan
şahitlerin ifadeleriyle, Trabzon Vilayeti’nde gerçekleştirilmiş olan
katliamlar, zehirlemeler ve boğma olaylarının, bu konuda merkez hükümetinden
talimat alan Trabzon Valisi Cemal Azmi tarafından yöneltilmiş olduğu
kesinleşmiştir.
1917 yılına kadar Trabzon valisi olan Cemal Azmi
gaddarlığı nedeniyle “Sopalı mutasarrıf” olarak anılmaktaydı[5].
Trabzon davası süresinde, Ermeni kafilelerinin tehcir
yolunda katliamlara uğrayıp denize atılarak boğulmuş olduklarına ilişkin birçok
tanıklıklar kaydedilmiştir. Özellikle 1 Nisan 1919 tarihli duruşmada ifade
veren şahitlerden Nevaret, «esasen müddei-i şahsiye olduğundan bilâtahlif
ifadesine müracaat edildi ve kendisi yanlarına kâfi mikdarda para aldıklarını,
muhafazaları için elli jandarma terfik ettiklerini, lakin bu jandarmalar
kötürüm olanların ve yolda açlıktan tâb ü tüvânı kesilip yürümeye muktedir
olmayan binlerce kişinin kesildiğini, çocukların torbalar içinde derelere
atıldığını, dört ay gece gündüz ölüler üstünden binlerce meşakkatle köy köy
dolaştığını nihayet Haleb’e varabildiğini anlattı» [6].
3 Nisan’da yapılan duruşmada ise «müddei-i şahsiye Habibe
Siranuş Hanım’ın ifade-i tahririyesi okundu. Müddeiye Ermeniler hakkında
yapılan mezâlimden bahs ile bir aralık tehcirden kurtulmak için ihtidâ ettiğini
ve isimlerini tahattur edemediği bazı İttihat ve Terakki azası tarafından
erkeklerin tehcir edilerek mezâlime duçar olduklarını, kadınlarla erkekleri
yekdiğerinden ayırdıklarını, o zamandan itibaren ne zevcini ve ne de akrabasını
görmediğini, üzerinde maden olarak bulunan nukudunun alındığını, yapılan
vahşetin henüz gözünün önünde tecessüm ettiğini yazmıştı»[7]. Aynı oturumda
«müddeiye bir kadının heyet-i tahkikiyede alınan ifadesi kıraat edildi. Bunda
Cemal Azmi Bey’in erkekleri cem’ ettirerek kayıklarla Kumkale cihetine sevk
edilmeleri için jandarmalara emir verdiğini ve bunların esnâ-yı sevkde bir
kısmının kurşunla, kısm-ı diğerinin denize atılmak suretiyle hepsinin itlâf
edildiğini Vartan namında birisinin kendisine ifade eylediği ve bu Vartan’ın
bilahire mecruhen hastahaneye getirildiği, halbuki orada kendisinin tesmim
edildiği, mehcurînin çocuklarından bir kısmının Değirmendere cihetine sevk
edildiği, diğer kısmının da Niyazi Efendi’nin idaresi altındaki kayıklarla
denize atıldığı ve müddeiyenin de kâh Türk evlerine ilticâ ve kâh Alman
bankasında ihtifâ etmek suretiyle halâs olduğu beyan ediliyordu»[8].
5 Nisan’da şahit Tahtaciyan Efendi getirilerek «kendisi
hükümetin birçok seneden beri memuru olduğu halde tehcirden istisna
edilmediğini, jandarmaların pek çok fenalıklarına maruz kaldığını söyledi»[9].
Başka bir duruşmada ifadelerde bulunan jandarma mülazim-i
sanisi Münib Efendi «tehcir esnasında Trabzon’da olduğunu, tehcirin 331 senesi
Haziran’ında başladığını, Trabzon’da kendi mıntıkası dahilinde tehcirin nasıl
icra edildiğini bilhassa tehcirde kendi vazifesine ait olan kısımları bertafsil
izahla o esnada çamaşırlarını değiştirmekle meşgul iken Trabzon Düyûn-ı Umumiye
memuru gelip Ermenilerin mavnalara irkâb ve denize atılmak suretiyle itlaflarını
haber verdiğini»[10] beyan etti.
Trabzon Ermenileri Tehcir ve Taktil davasında şahit
olarak ifade veren üst düzey yetkililerden özellikle Van eski valisi Nazım Bey
ve Osmanlı İmparatorluğu Bahriye Nazırı Avni Paşayı zikretmemiz gerekir. Van
valisi, «Cemal Azmi Bey’in yaptığı fenalığı ve bir Ermeni kadınla çocuğun Nuri
ve Mehmed Ali Beyler tarafından denize atıldığını»[11] beyan etti. Van eski
valisine göre 18 ihtiyar Ermeni de Ordu Kaymakamı Faik’in emriyle denize atılıp
boğulmuştur[12]. Aynı duruşmada sorgulanan Trabzon istinaf mahkemesi reisi
Hilmi Bey’in ifadelerine göre tehcire gönderilen Ermeniler yollarda imha edilip
denizde boğdurulmuşlardır[13]. Aynı gün celp olunan Seyr-i Sefain
acentalığından mütekaid Edhem Efendi, kendisinin tehcir esnasında askeri
sevkiyat komisyonu reisi olduğunu kaydedip, ErmenilerinKayıkçılar Kahyası Yahya
tarafından denize atıldıklarının belirtmiştir[14].
5 Mayıs’ta okunan Bahriye Nazırı Avni Paşa’nın yazılı
ifadesine göre Cemal Azmi, Ermenileri öldürmek amacıyla özel çeteler oluşturmuş
ve Ermeni doktor ile sıhhiye müdürlerini katletmişti[15].
Trabzon davasında Kafkasya’dan göç eden Müslüman ve
Hıristiyan Gürcülerin Ermeni kırımlarına katılmış olduklarına dair ilginç bir
tanıklık kaydedilmiştir.
Konstantinopolis’te (İstanbul) yayımlanan Joghovurdi
Dzaynı (Halkın Sesi) gazetesinden alınan bilgiye göre Trabzon davasının 14.
duruşmasında okunan Osmanlı Devleti Bahriye Nazırı Avni Paşa’nın yazılı ifadesi
uyarınca Kafkasya’dan Trabzon’a göç eden Müslüman ve Hıristiyan Gürcüler,
Trabzon’da «Legion Géorgienne» («Gürcü Lejyonu») olarak anılan özel bir alay
kurup Ermeni kafilerine saldırmışlardır[16].
Aynı duruşmada ifade veren Hüseyin’e göre Cezaevi Müdürü
Süleyman, Ermenileri katletmek maksadıyla çeteler oluşturmuş, Ordu Kaymakamı
Faik ise iki mavna kadınla çocuğu boğdurmuştu. Şahidin belirttiği gibi kadın ve
çocuklar, Samsun’a gönderilmek bahanesiyle mavunalara doldurulmuştu halbuki
ertesi gün deniz sahilleri onların cesetleriyle dolmuştu[17].
Ermenilerin boğdurulmak suretiyle öldürülmelerini ifade
eden adliye müfettişi Kenan Bey’e göre ise bu olaylardan şahsen Trabzon Valisi
Cemal Azmi sorumluydu[18].
Trabzon yargılanması belgelerine göre Türkler tarafından
42 Taşnakla birlikte denize atılmış olan Rus tebaalı Vartan dalgalarla mücadele
ederek kıyıya çıkabilmiş, ancak tedavi etmek bahanesiyle «Hilal-i Ahmer»
(«Kızılhaç») Hastanesi’ne götürülüp zehirletilmişti[19].
7 Nisan’daki duruşmada mahkemeye ifade veren Fransız
tebaası mösyö Vitali, «tehcir esnasında Trabzon’da bulunduğunu beyan etti ve
denizden yapılan sevkiyat hakkında beyanatta bulunarak denizden çıkan Vartan’ın
polisler tarafından hastahaneye götürüldüğünü beyan ederek “Doktor Ali Saib Bey
aleyhinde bazı ifadatta bulundu»[20].
Şahitlerden Tigran Nardiyan[21], madam Manik[22], Trabzon
istinaf mahkemesi reisi Hilmi bey vb. Şahitlerin, Ali Saib tarafından
gerçekleştirilen zehirleme olaylarına dair verdikleri ifadelere rağmen mahkeme,
Ali Saib aleyhine verilen ifadeleri «yeterli» saymamıştır. Trabzon davası
sanıklarından Ali Saib’e karşı Trabzon hastanesinde gaz ve zehirleme yoluyla
Ermenileri imha ettiği iddiası ile ayrı bir dava daha 8 Temmuz 1919′da
açılmıştır. Sanık aleyhine rapor vermiş olan Doktor Ziya Bey başta olmak üzere
çeşitli şahitler dinlenmiştir. Ziya Bey raporunda, Saib Bey’in çocuklara
şırınga vererek öldürdüğünü, sonra küfelere doldurarak yok edildiklerini
aktarmaktadır. 21 Aralık oturumda beraat talep eder. Ali Saib Bey tahliye
edilir[23].
Trabzon Taktil ve Tehciri iddianamesinde Trabzon
vilayetinde işlenmiş dehşetli katliamların kitlesel niteliği vurgulanmaktadır:
«…Ermenilerin tehciri hakkında İttihat ve Terakki hükümet-i merkeziyesince
ittihaz olunan mukarrerâtın Trabzon vilayeti merkeziyle mülhak kurâsında tatbik
ve icrası sırasında: Evvela Ermeni zükûrunun ve onu müteakib muâmelât-ı
tehciriyenin kendilerine de teşmil edilen nisvân ve sıbyânın tayin edilen
mahallere sevkleri esnasında bunların bir kısmını Değirmendere cihetlerinde
bîrahmâne katl, sıbyan ve nisvânını kayıklara bilirkâb deniz açıklarında denize
atarak boğmak suretiyle telef, bir kısmını Hilal-i Ahmer Hastahanesinde tedavi
maksadıyla suver-i muhtelife ile tesmim bunu müteakib emvâl, nukud, mücevherât
vesair zî-kıyem eşyalarını yağma eylemek gibi bütün âlem-i beşeriyetin bir
lanet ve nefretle yâd edeceği fezayih ve ef’âl-i cinâiyeye ictisâr eylemekle
müttehem elyevm hal-i firarda bulunan Trabzon Valisi Cemal Azmi ve murahhas
Nail ve hâzır-ı bilmeclis bulunan Mehmet ali, Mustafa, Niyazi, Nuri ve
rüfeka-yı sairesi bu azîm kitali vücuda getirmek hususunda her birerlerinin
derece-i dahl ve iştirâkleri tayin-i cezaya esas olacaktır. Evvel-i emrde
bunların tedkiki lâzime-i kanuniyedendir. Cemal Azmi, murahhas Nail Beyler
kimlerdir? Bunlar devlet ve hükümet memuru olmayıp devletin hasbe’t-tesadüf
zimâm-ı umûrunu dokuz sene evvel her nasılsa ellerine geçirerek her birerleri
bilistiklâl veya bir diğerine muâvenet suretiyle biliştirâk envâ-i mezâlim,
kital, irtikâbât, suistimâlât-ı mütevâliye ile hükümet-i seniyyeyi bugünkü
vaz’-ı hazîne düşüren tahribkâr ellerden, vahşi zihniyetlerden müteşekkil
İttihat ve Terakki denilen haydut çetesinin Trabzon mümessil-i
cinâîlerindirler»[24].
Trabzon davasıyla ilgili Alemdar’da neşredilen analitik
makalelerden, gazetenin yazı işleri müdürü Ahmet (Pehlivan) Kadri’nin 25 Nisan
1919 tarihli sayısında basılan yazısını özellikle kaydetmek gerekir[25]. Ahmed
Kadri, Divan-i Harbi Reisi Nazım Paşa Hazretlerine yönelttiği açık mektubunda
40-50 kayıkçının, Cemal Azmi ve ittihatçıların işledikleri vahşetleri kendisine
anlattıklarını belirtmektedir.
Örneğin Trabzon’da Ermeni kadın ve çocuklar, kayıklara
doldurulup sahilden epeyce uzaklaştıktan sonra denize atılarak
boğdurulmuşlardır. Kayıkçılara göre «sandalların kenarına dokunmak isteyenlerin
parmakları balta ile doğranıyormuş»[26]. Ahmed Kadri’nin, maklesinde
belirttiğine göre, yapılan canilikleri resmi makamlara bildiren bazı memurlar
hükümet tarafından görevlerinden uzaklaştırılmışlardı. Örneğin, Trabzon gümrük
müffetişi Besim Bey «o esnada Cemal Azminin hunharlığını lâzim gelen makamata
yazdığından dolayı memuriyetinden uzaklaştırılmıştır»[27]. Trabzon adliye
müfettişi Kenan bey ise «Ermeni faciasının derhal taht-i muhakemeye alınması
talep eylediğinden dolayı o vakit Adliye nazırı bulunan Halil Bey tarafından
geri çağırılmıştır»[28].
Ahmed Kadri, kendisinin sıradan bir vatandaş olmakla
beraber Trabzon tehcir ve taktilinin tüylerini ürpertecek derecelerdeki
detaylarından mahkemeden daha iyi haberdar olduğundan dolayı hayretini ifade
etmekteydi[29]. Ahmed Kadri, Divan-i Harbi Reisi Nazım Paşa Hazretlerine açık
mektubunu görgü tanıkların ifadelerine çok ciddi davranma ve suçluları
cezalandırma çağrısıyla tamamlamaktadır[30].
Bu makalenin bir bölümünün basılmasının, resmi sansür
tarafından yasaklanmış olduğu da ayrıca ilginç bir durum olduğunu belirtmekte
yarar var.
İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî’nin 22 Mayıs 1919 tarihli
kararına göre Cemal Azmi ve Nail, suç ortakları olarak asli fail oldukları
gerekçesiyle, eylemlerine uyan 45/1 Madde uyarınca cezalandırılmıştı. Aynı
şekilde, Askeri Ceza Kanunu’nun 171. Maddesi ve Adli Ceza Kanunu’nun 170.
Maddesi’ne uyularak idamlarına karar verilirken, «taammüden» ve «kasden»
işlenen cinayetlerin asıl failleri oldukları saptanmıştı. Feri fail olduğu
gerekçesiyle Mehmed Ali, on yıl kürek cezasına çarptırılmıştı. Acente Mustafa
ve Polis Komiseri Nuri, birer yıl hapis ve ikişer yıl kamu hizmetinden men
cezası aldılar[31].
Yukarıda görüldüğü gibi Osmanlı «Alemdar» gazetesinde
yayımlanmış Trabzon Vilayeti Ermenileri Tehcir ve Taktil yargılanması
belgelerinde 1915′te işlenen Ermeni soykırımıyla ilgili yeni ayrıntılar
aktarılmaktadır.
[1] Taner Akçam, İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu, İmge
Kitabevi Yayınları, 2002, s.397.
[2] Ermeni tarihçi Griker (Grigor Kerkeryan), “Alemdar”
gazetesinin yarı resmi bir süreli yayın ve Babıali ile sarayın belleteni
olduğunu yazmaktadır. Griker, Yozgat Ermenileri Belgesel Tarihi, New York,
1980, s. 12 (Ermenice).
[3] Meydan Larousse Büyük Luğat ve Ansiklopedi, birinci
cilt, İstanbul, 1985, s.296.
[4] A. Papazyan, İttihatçıların Yargılanmaları
Belgelerine Göre Ermeni Soykırımı, Los Angeles, 2005, s. 236-237(Ermenice).
[5] Taner Akçam, İnsan Hakları…, s. 232-233.
[6] Divan-ı Harb-i Örfi’de Trabzon Tehcir Muhâkemesi,
Alemdar, İstanbul, 2 Nisan, 1919.
[7] Divan-ı Harb-i Örfi: Trabzon Taktil ve Tehcir
Muhâkemesi, Alemdar, 4 Nisan, 1919.
[8] A.g.e.
[9] Trabzon Tehcir ve Taktil Muhâkemesi, Alemdar, 6
Nisan, 1919.
[10] Divan-ı Harb-i Örfi’de Trabzon Tehciri Muhâkemesi,
Alemdar, 13 Nisan, 1919.
[11] Trabzon Tehcir Muhâkemesi, Alemdar, 1 Mayıs, 1919.
[12] Joghovurdi Dzaynı (Halkın Sesi) gazetesi (Ermenice),
yazı işleri müdürü: Tigran Zaven, Konstantinopolis, 1 Mayıs 1919, N 77-168.
[13] A.g.e.
[14] A.g.e.
[15] İki Mavuna Doluşu Kadınla Çocuk Denize Atılıyor,
Joghovurdi Dzaynı (Halkın Sesi) gazetesi (Ermenice), yazı işleri müdürü: Tigran
Zaven, Konstantinopolis, 6 Mayıs 1919, N 81-172.
[16] A.g.e.
[17] İki Mavuna Doluşu Kadınla Çocuk Denize Atılıyor,
Joghovurdi Dzaynı (Halkın Sesi) gazetesi, 6 Mayıs 1919, N 81-172.
[18] Divan-ı Harb-i Örfi’de Trabzon Tehciri Muhâkemesi,
Alemdar, 11 Mayıs 1919.
[19] Alemdar gazetesinin 4 ve 8 Nisan ile 1 Mayıs
sayılarında buna ilişkin bilgiler bulunmaktadır.
[20] Trabzon Tehcir ve Taktil Muhâkemesi, Alemdar, 8
Nisan 1919.
[21]Divan-ı Harb-i Örfi’de Trabzon Tehcir Muhâkemesi,
Alemdar, 2 Nisan 1919.
[22] Divan-ı Harb-i Örfi’de Trabzon Tehcir ve Taktil
Muhâkemesi, Alemdar, 27 Nisan 1919
[23] Taner Akçam, Vahakn N. Dadrian, Tehcir ve Taktil –
Divan-ı Harb-i Örfî Zabıtları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008, s.
168.
[24] Trabzon Taktil ve Tehciri. İddianamenin Kıraatı,
Alemdar, 17 Mayıs 1919.
[25] Ahmed Kadri, Divan-i Harbi Reisi Nazım Paşa
Hazretlerine Açık Mektup, Alemdar, 25 Nisan 1919.
[26] A.g.e.
[27] A.g.e.
[28] A.g.e.
[29] A.g.e.
[30] A.g.e.
[31] Taner Akçam, Vahakn N. Dadrian, Tehcir ve Taktil –
Divan-ı Harb-i Örfî Zabıtları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008, s.
80.
Osmanlı “Memleket” gazetesine göre, Yozgat Ermenilerinin
tehciri ve katliamlarının yargılanmaları (1919)*

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.