Oğuzhan Ural / Ahi Evran Üniversitesi, Uluslararası
İlişkiler
Zenofobi, yabancı korkusu-nefreti anlamında olup,
Yunanca xenos ve phobos kelimelerinin
birleşiminden oluşmuştur. Kişinin yabancılardan ya da bir şekilde kendisinden
farklı olan insanlardan korkmasına ve nefret etmesine verilen addır… Zenofobi
yani yabancı düşmanlığı bir fobinin ilerisinde psikolojik bir durumdur. Yabancı
korkusu veya düşmanlığının ileri boyutu toplumları dışlamak hatta soykırıma
tabii tutmaktır. Zenofobinin etkisinde kalmamak ve bu psikolojiye kapılmamak
için toplumları ve olayları ‘hoşgörü’ çerçevesinde doğru anlamak gerekir.
Unutulmamalıdır ki zenofobik bir olaya biz de maruz kalabiliriz. Şimdi herkesin
kendisine sorması gereken bir soru; Siz de Zenofobik bir birey misiniz?
***
Zenofobi Nedir?
Zenofobi, yabancı korkusu-nefreti anlamında olup,
Yunanca xenos ve phobos kelimelerinin
birleşiminden oluşmuştur. Kişinin yabancılardan ya da bir şekilde kendisinden
farklı olan insanlardan korkmasına ve nefret etmesine verilen addır. Değişik
olanın tehlikeli olduğu düşüncesiyle oluşan bir korkudur.
Irkçılık da bazen zenofobinin uç bir türü olarak
nitelendirilmektedir. Bilimkurguda dünya-dışı varlıklardan korkma anlamına da
gelir.
Amerikan Psikiyatri Birliğinin “Akıl Hastalıklarının
Teşhisi ve İstatistikleri Elkitabı”na göre bu fobi, fobinin nesnesiyle karşı
karşıya kalan hastanın aşırı bir kuruntuya kapılmasına yol açar. Zenofobinin
iki türü vardır.
Birincisi bir topluluğun içinde olan ama o topluluğun bir
parçası sayılmayan bir gruba karşı duyulan korkudur. Bu genellikle göçmenler ya
da azınlıklar olur, fakat bazen yüzyıllardır bir arada olunan bir grup da
olabilir. Zenofobinin bu türü tehcir ve en kötü durumda soykırım gibi vahşi ve
saldırgan tepkilere de yol açabilir.
İkincisi ise temelde kültüreldir ve bu durumda korkunun
nesnesinin, yabancı sayılan kültürel farklılıklarıdır. Bütün kültürler dış
etkilere maruz kalmaktadır ancak kültürel zenofobi genellikle belli şeylere
yönlenmiştir, başka dillerden gelen sözcükler, içinde yaşanılan toplum tarafından
benimsenmeye başlanmış tutumlar gibi. Nadiren insanlara karşı bir saldırıya
dönüşür ama kültürel veya dilsel saflaştırma gibi politik kampanyalarla
sonuçlanabilir. [1]
Çeşitli kültürel özelliklere yöneltilen zenofobi örneğin
dile giren yabancı kelimelere karşı alınan tavırda, kişilerinin aksanlarına
yöneltilen alayda veya o kültürün özelliklerine yöneltilen küçümsemede
gözlenebilir.
Zenofobik tutumlar içinde olan bir kişi ya da grup, kendi
bireyleri için normal olarak değerlendirdikleri bazı anormal durumları,
yabancılar için düşmanlığı meşrulaştırıcı sebepler olarak görebilirler. Örneğin
sokağa çöp atma davranışını kendi çevresi için daha soft bir anlayışla
değerlendiren zenofobik bir birey, bu davranışı yabancı biri için büyük bir
nefret aracı kullanabilir.
Bu belirti ve açıklamalardan yola çıkarak Zenofobi için
şöyle bir klinik tanım yapılabilir: “Herhangi bir destekleyici gerekçe
olmaksızın bir ırkın mensuplarına ya da göçmenlere yöneltilen irrasyonel
korkular ve bunun sonucu oluşan abartılı korunma davranışlarını ifade eder. Bu
kişi zaman akılcı olmayan düşmanca tavırların oluşmasına kaynaklık eder.
Zenofobinin nedenleri nelerdir?
Zenofobinin temelinde farklı gerekçeler yatsa da ön plana
çıkan nedenler şunlardır:
– Devletlerin etnisiteyi temel alan politikaları (
seçilmiş, kutsal ırk gibi)
– Yabancı ya da göçmenlerle ilişkide yaşanmış geçmiş
temelli kötü deneyimler.
– Söz konusu yabancı ya da göçmenlerle ilgili toplumda
oluşan dil ve buna bağlı gerçekçi olmayan analizler. (Lakap takmak, aşağılayıcı
fıkra ya da hikâyeler oluşturmak vb…)
– Kültürel farklılığı yorumlamada gerçekçi olmayan
tutumlar
– Belirli bir grubun davranışlarını gerçekçi olmayan bir
algıyla genelleştirmek. [2]
,
Yabancı ve yabancılar kimlerdir?
Tüm toplumlar yabancılar yaratmaktadırlar. Yabancı
dışarıya çıkan veya dışarıdan gelen herkestir. Onlar ne yakın ne de uzaktırlar.
Ne ‘bizim’ bir parçamızdırlar ne de biz ‘onların’ bir parçası. Ne düşman ne de
dostturlar. Bu sebeplerden ötürü toplumlar ‘yabancı’ olarak nitelediği kesime
karşı nasıl davranacağı konusunda şaşkındırlar. Birbirini tanımadıklarından
dolayı ne tür beklentilerin ve davranışların daha uygun olacağı konusunda
kaygılara düşerler.
Bauman’a göre yabancılar birçok nedenden dolayı kaygı
yaratırlar: ‘’Onlar aslında yeni gelenlerdir; bizim hayat tarzımız için
yenidirler, bizim usullerimizi ve araçlarımızı bilmezler. Bu yüzden bizim için
normal ve doğal olan, bizim hayat tarzımızdan ‘doğmuş’ olan ne varsa onlar için
tuhaf, bazen de şaşırtıcıdır. Onlar bizim tartışma götürmez yolumuzun
erdemlerine akıl sır erdiremezler. Bu yüzden onlar nasıl yanıtlayacağımızı
bilmediğimiz sorular sorarlar çünkü geçmişte biz kendimize ‘Bunu neden böyle
yapıyorsun? Bunun anlamı ne? Başka türlü yapmayı denedin mi hiç?’ türü sorular
sormadığımız gibi buna gerek de duymamışızdır. Yaşama tarzımıza, bize güven
veren ve bizi rahatlatan hayat biçimine şimdi kafa tutuluyor. O hale geldi ki,
bizden tarzımızı savunmamız, açıklamamız, haklılığı göstermemiz isteniyor.
Tarzımız tartışmasız kabul edilmiyor ve dolayısıyla artık güvenli görülmüyor.
Güvenlik kaybı hafifçe geçiştirilecek bir şey değildir. Ve genelde geçiştirmeye
niyetimiz yok. Bundan dolayı böylesi soruları saldırı, tezleri bozgunculuk,
karşılaştırmaları da küstahlık ve kindarlık olarak görüyoruz. Keşke ‘hayatımızı
savunmak’ için, bu ani güven bunalımından sorumlu tuttuğumuz yabancıların
akınına karşı saflarımızı kapatmış olsaydık.’’ [3]
Polonyalı sosyolog ve filozof Bauman’nın yazdıklarından
çıkarım yapacak olursak, yabancı olarak nitelenen insanların büyük çoğunluğunun
göçlerden gelen bireyler olduğunu görürüz. Aynı kültürü taşımayan toplumlar birbirlerini
yabancı olarak görürler. Göçlerden gelen insanlar bulundukları yeni bölgeye
uyum sağlamak için yerel halk gibi giyinir, o bölgenin dilini konuşur, onlar
gibi hitap eder ve onların yediklerinden yerler. Geleneklerine bağlı toplumlar
bunları yapmasalar dahi yerel halkın oturduğu evlerde oturacak ve evleri
onların dizayn ettiği gibi edecektir. Bauman’a göre yabancılar toplum düzenine
hiçbir zaman uyamazlar. Yabancı sorununu çözmenin iki yolu vardır. Bunlardan
birincisi, yabancıları toplum içine yutarak asimilasyon sürecine dahil etmek
suretiyle yok etmektir. İkincisi ise, yabancıları dışlayarak toplumdan
uzaklaştırmak ‘geldikleri yere’ geri göndermektir.
Yabancı korkusuna çözüm var mıdır?
Yabancı korkusunu oluşturan nedenlerden biri olan göç;
savaşlar, doğal afetler, yaşama şartlarının bitmesi gibi sebeplerden dolayı
meydana gelir. Günümüzde de büyük sorun olan ‘güvenlik’ sağlama amacı ile
insanlar vatanlarını terk ederler. Toplum ve devlet ‘yabancıları’ (kendi
güvenliklerini sağlamak suretiyle) onlara yabancı gözü ile bakmadan
yaşamalarına müsaade edip yerel halkan farklı görülmemelidir. Hem göçmenlerin
hem de yerel halkın kendini güvende hissetmesi için iki taraflı olarak ılımlı
olunmalıdır. Unutulmamalıdır ki zenofobi bir fobiden çok hastalığa kadar
uzanabilir.
Zenofobonin bir diğer nedeni ise kültürel farklılıkların
yanlış yorumlanmasından kaynaklanır. Toplumların bir birikimi olan
kültürlerinin farklı olması kaçınılmaz olduğu gibi birbirleriyle etkileşim
içerisinde olmaması da kaçınılmazdır. Zaman zaman aynı toplumda yaşayan farklı
etnisitelerin kültür farklılıkları sorunlara yol açabilir. Bir etnisitenin
farklılığı diğerlerine ‘garip’ ya da ‘anlaşılmaz’ gelmesi o kültürün yanlış
olduğu anlamına gelmez. Ritüeller toplumsal gerçeklikten uzak olsa bile bu
durum, bir diğerine karşı ‘yabancı düşmanlığı’ beslemesine de neden
olmamalıdır. Peki, çözüm nedir? Herkesin mutlak bir şekilde savunduğu fakat
uygulamada sıkıntı yaşanan bir kavramdır ‘hoşgörü’.
Bir diğer neden ise belirli bir grubun davranışlarını
gerçekçi olmayan bir algıyla genelleştirmektir. Buna örnek verecek olursak
günümüzde de popüler olan ‘dış güçler’ kavramıdır. Ülkemizde de var olan ve
dünya toplumlarının çoğunda mevcut olan bu ‘dış güçler’ algısı çoğu olayları
dış güçlere bağlayarak yorumlamaktır. Bu algının nedenleri tarihsel olaylar,
farklı coğrafik koşullar ve farklı kültürlerdir. Bu algının oluşturabileceği
sonuçlar; ‘dış güçler’ olarak tanımlanan olgu ya da olgulara karşı bir
karşıtlık, o toplumlara karşı anti-sempatizanlık hatta daha ilerisi
soykırımdır. Bu algıyı yıkmak oldukça zor olsa da toplum olarak aşılabilecek
bir durumdur. ‘Dış güçleri’ daha çok tanımak, daha çok okumak daha çok
bilgilenmek ve olayların nedenleri üzerinde daha sağlıklı analizler yapmak
gerekir.
Sonuç
Zenofobi yani yabancı düşmanlığı bir fobinin ilerisinde
psikolojik bir durumdur. Yabancı korkusu veya düşmanlığının ileri boyutu
toplumları dışlamak hatta soykırıma tabii tutmaktır. Zenofobinin etkisinde
kalmamak ve bu psikolojiye kapılmamak için toplumları ve olayları ‘hoşgörü’
çerçevesinde doğru anlamak gerekir. Unutulmamalıdır ki zenofobik bir olaya biz
de maruz kalabiliriz. Şimdi herkesin kendisine sorması gereken bir soru; Siz de
Zenofobik bir birey misiniz?
Kaynakça
[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Zenofobi
[2]
http://www.aktuelpsikoloji.com/zenofobi-nedir-belirtileri-nelerdir-11590h.htm
[3] Bauman, ‘’Sosyolojik Düşünmek’’, İstanbul: Ayrıntı
Yayınları, 1999: 71.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.