Türkiye’de yaşadıkları baskılar nedeniyle kimliklerini
gizleyerek, Müslüman gibi yaşamaya çalışan Ermeniler, toplu vaftiz törenleri
ile kimliklerine dönüyor. Son olarak mayıs ayında 12 Dersimli (Tuncelili)
Ermeni, vaftizle kimliğine döndü. Müslüman gibi yaşamaya zorlanan ya da Müslümanlaştırılan
Ermenilerin hikayesi, Ermeni katliamının yaşandığı 1915’lere dayanır. Müslüman
aileler tarafından evlat edinilen çocuklar, Müslüman erkeklerle evlendirilen
kadınlar ve daha istisnai olarak Müslümanlığı seçen Ermeni ailelerinin,
katliamdan bu yolla kurtuldukları biliniyor.
Aradan geçen bir asırlık sürede, kimliklerini gizleyerek
yaşamak zorunda kalan bu Ermeniler içinde son yıllarda “kimliğe dönüş” için
önemli bir hareketlilik gözleniyor. Bu hareketlilik, İstanbul Ermenilerinden
ziyade Anadolu Ermenileri arasında oldukça yaygın. Özellikle de asıl adı Dersim
olan Tunceli ilindeki Ermeniler arasında.
Miran Pirgiç Gültekin onlardan biri. Al-Monitor’un
sorularını yanıtlayan Gültekin, ailesinin 1915 katliamından Ermeni kimliğini
Aleviler içerisinde gizleyerek, kurtulduğunu anlatıyor. Çok kısa bir süre sonra
1937 yılında Dersim katliamını yaşıyorlar. Hükümetin, Dersim aşiretlerinin
isyanını bastırmak için gerçekleştirdiği bu katliamda ailesinin bir kısmı
ölüyor. Bir kısmı ise sürgüne gönderiliyor. 10 yıl sonra sürgünden dönenler
Müslüman isimleri ile dönüyorlar. Abraham mesela İbrahim oluyor. Önceki
kayıtları yok, kendilerine bu isimlerle yeni kimlikler veriliyor.
Yoğunlukla Alevilerin yaşadığı Dersim’de yaşadıkları için
onlar da Alevi olarak biliniyorlar. Buna karşın aile içinde Hristiyan kültürünü
yaşatmaya çalıştıklarını şöyle anlatıyor Gültekin:
“İlkokula giderken Ermeni olduğumu biliyordum ama
Ermeniliğin ne demek olduğunu, ayrı bir kültürümüz, dinimiz olduğunu
bilmiyordum. Paskalya’da annem kuru soğanla kırmızıya boyadığı yumurtaları
getirir, ‘bahar bayramı, gidin tarlada yiyin’ derdi. Bunun Hristiyan inancına
yönelik olduğunu söylemezdi. Herkesin Müslüman isimleri vardı. Ailem, radyoyu
Ermenistan’a doğru çevirip, Erivan radyosunu dinlerdi. Ama köydekiler duymuş,
ailemi şikayet etmişlerdi. Ben Ermeniliği 18 yaşımda bilince çıkardım, Ermeni
arkadaşlarım oldu. Ama yine de bilinçsizdim. Bilinçlenecek kitap vs. yoktu. Ben
1915’i bilmiyordum. Kitaplardan okudum, okudukça etkilendim, psikolojim
bozuldu. Özellikle Hrant Dink’in öldürülmesi etkili oldu. 48 yaşımda, kimliğime
dönmeye karar verdim. Daha önce yapamazdım, baskı ve korku vardı. 70 yaşındaki
kayınpederim, oğlum ve bir akrabamla birlikte gidip, vaftiz olduk. Sonra da
ismimi değiştirdim. Selahattin olan ismimi Miran Pirgiç olarak değiştirdim.”
Son dönemlerde toplu vaftiz törenleri ile kimliğine dönen
çok sayıda Anadolu Ermenisi var. Son toplu vaftiz töreni 9 Mayıs Cumartesi günü
Yeşilköy Surp Istepanos Kilisesi’nde yapıldı. 12 Dersimli Ermeni, önce dini
eğitim alıp ardından vaftiz töreniyle kimliklerine döndü.
Ayini izleyen Agos Gazetesi muhabiri Miran Manukyan, Al
Monitor’a, bu ayinin atmosfer olarak standart ayinlerden farklı olduğunu
söylüyor. Vaftiz ayinlerinde genelde çocukların olduğuna dikkat çeken Manukyan,
bu ayinde ise yetişkinlerin yer aldığını, dinlerini yetişkin olana kadar
yaşayamayan insanların bulunduğunu söylüyor. Manukyan, “Ayine gelenlere tek tek
sordum, hepsi de aynı yanıtı verdi: Özgürlüğümüze kavuştuk” diyor.
Bu ayine katılan Dersimli Ermenilerden biri de 30 yaşındaki
Yonca Gültekin. Lia ismini alan Yonca Gültekin, Al Monitor’a şunları söylüyor:
“Babam devlet memuru olduğu için annemle babam Hristiyan
olduklarını gizlemişler. Dersimliyiz deyince direk Alevi olarak benimsenmişiz.
Ama Kiliseye de gittik. Kiliseye çevreden, komşulardan gizli gidildi. Babam
daha çok köylerde öğretmenlik yapıyordu. Sanırım bu nedenle bir çekince oluştu.
Özellikle babamın memur arkadaşlarından Hristiyan olduğumuz gizlendi. Ama İstanbul’a
yerleştikten sonra gizlememeye başladık, Kiliseye rahatça gidiyorduk.
Üniversiteyi bitirdikten sonra kuzenlerimi topladım ve vaftiz olma fikrini
ilettim. Hep beraber Kiliseye gidip Başvekil Arem Ateşyan’la görüştük. 6 aylık
bir kursa tabi olduk. Ardından vaftiz ayini yapıldı. Şimdi kimliğimi
değiştireceğim ve din hanesine Hristiyan yazdıracağım. 63 yaşında olan annem de
kimliğini değiştirecek ve Hristiyan yazdıracak.”
Müslümanlaştırılmış Ermeniler ya da gizli Ermeniler, kısa
bir süre öncesine kadar Türkiye’de bir tabu idi. Üzerinde görünmeyen bir yasak
varmışçasına, insanlar bu konuyu konuşmaktan çekiniyordu. Ancak öldürülen
Ermeni Gazeteci Hrant Dink adına kurulan Hrant Dink Vakfı ve diğer sivil toplum
örgütlerinin bu konularda sempozyumlar düzenlemesi, entelektüellerin bu konuyu
sık sık gündeme getirmesi tabunun yıkılmasında önemli bir etken oldu.
Ayrıca Müslümanlaştırılmış Ermenilerin çocuklarının da bu
tabunun yıkılmasında öncü rol oynadığını vurgulayalım. Hacettepe Üniversitesi
Öğretim Üyesi Ayşe Nevin Yıldız Tahincioğlu, bir konferansta, Urfalı Ayıb
Ağa’nın evlendiği Ermeni Sara’yı Müslüman yapmak için kızgın demirle vücuduna
hac işaretleri yaptığını anlatmıştı. Konuşmasını ise “Bu zulmü yapanlar benim
ailemdi” diyerek bitirmiş, Ayıb Ağa’nın aslında annesinin amcası olduğunu
açıklamıştı.. Başka bir isim ise Gazeteci Ahmet Abakay. Annesi Hoşana’yı
anlattığı “Hoşana’nın son sözü” kitabında, annesinin 82 yaşına kadar Ermeni
olduğunu kendilerinden gizlediğini anlatır. Annesinin ölmeden bir gün önce kendisini
yanına çağırıp, Ermeni olduğunu açıkladığını söyleyen Abakay, bu kitabı
yazdıktan sonra akrabalarından çok büyük tepkiler almıştı.
Yaşanan bunca acı ve bitmeyen tepkilere karşın Anadolu
Ermenileri son zamanlarda hızla örgütleniyor ve toplu vaftiz törenleri ile
kimliklerine geri dönüyorlar. Kaç kişinin kimliğe döndüğü ile ilgili net bilgi
yok. Ancak Müslümanlaştırılmış Ermeniler ya da gizli Ermeniler konusu gündemde
kaldığı sürece, çok sayıda Ermeninin kimliğine geri dönerek bu tabuyu yıkması
olası görünüyor.
Buna öncülük edenler arasında yukarıda hikayesine yer
verdiğimiz Miran Pirgiç Gültekin’in kurduğu Dersim Ermenileri Derneği
bulunuyor. Ayrıca Malatya, Muş, Batman (Sason), Sivas, Hatay Ermenileri de
dernek kurarak örgütlendi. Adıyaman ve Diyarbakır Ermenileri de dernekleşme
aşamasında. Şimdiye kadar Alevi, Kürt, Arap, Müslüman olarak bilinen Anadolu
Ermenileri, artık örgütlenerek kimliklerine dönüyorlar. Bu arada derneklerin
tek amacının toplu vaftizlerle din değiştirme olmadığını da vurgulayalım.
Dernekler hem Ermenistan’la hem de diğer illerdeki Ermeni örgütleriyle
yaptıkları etkinlikler sayesinde, Ermeni gençlerin kaynaşması ve kültürlerini
öğrenmelerini de hedefliyor. Bu kapsamda son dört yıldır Erivan gençleri
Dersim’e, Dersim gençleri Erivan’a gidiyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.