Ümit-Kurt /umit105@gmail.com
Ermenilerin Adana’da belli başlı semtlere saldırdıkları
ve burada mukim Müslümanları katlettikleri söylentisi yayılır. Adana Askerî
Kumandanı Mustafa Remzi bu söylentilerin doğruluğunu sorgulamadan askerlerine
Ermenilere saldırmaları talimatını verir. Bu yazımda son bıraktığım yerden
Adana Katliamları’nın ikinci evresinden bahsetmeye çalışacağım. 1909 Nisan’ının
son haftasında Mersin’den Adana’ya ek askeri birliklerin geleceğini duyan
Ermeniler, katliamların durdurulacağı, huzur ve nizamın yeninde tesis edileceği
umuduna kapılır. 25 Nisan’da II. ve III. alaydan 850 asker Dede Ağaç’tan
Adana’ya girer. Bu askerler daha önce isyan eden ve bundan dolayı Rumeli’ye
sürülen askerlerdir.
Söz konusu alayların kamp kurduğu yere Ermenilerin ateş
aştıklarına dair bir söylenti şehirde yayılmaya başlar. İlaveten, Ermenilerin
Adana’da belli başlı semtlere saldırdıkları ve burada mukim Müslümanları
katlettikleri söylentisi etrafa yayılır. Adana Askerî Kumandanı Mustafa Remzi
bu söylentilerin doğruluğunu sorgulamadan askerlerine Ermenilere saldırmaları
talimatını verir.
25 Nisan sabahı bir tabur asker, içinde ilk dalga
katliamlardan dolayı yaralanan Ermenilerin olduğu bir Ermeni okuluna saldırır
ve bu okulu içindekilerle birlikte ateşe verir. Düzenli birliklere bağlı
askerler, yedek askerler ve Başı Bozuklardan müteşekkil güruhlar tarafından
Ermeni semtlerine saldırılar düzenlenir. Kilise ve okulları ateşe verirler. 27
Nisan’da bu menfur saldırılar hız kesmeden devam eder. Bilhassa Adana’da Ermeni
semtlerindeki Ermenilere ait evler ateşe verilerek tahrip edilir.
28 Nisan’da İttihat ve Terakki üyesi İhsan Fikri’nin
yönettiği İtidal gazetesi Ermenilere yönelik şedit saldırılarını sürdürür.
Burada çıkan yazılarda Ermenilerin silahlandığı ve bir isyan hazırlığında
olduğu iddia edilir. İhsan Fikri, ikinci dalganın nasıl başladığını gazetesinde
açıklar. Ermenilerin Adana’da huzur ve düzeni sağlamak saikiyle Rumeli’den
gelen alaylara saldırıp, buradaki askerlerden birkaçını öldürdüğünü iddia eder.
İkinci dalga katliamların ölçeği birinci dalgadan daha
şiddetlidir. Zira katliamlar yalnızca Adana şehir merkezinde değil, Adana’ya
bağlı kaza, kasaba ve köylerde de vuku bulur. Tarsus, Cebel-i Bereket, Kozan,
Dörtyol, Hasan Beyli ve Hacin’deki Ermeniler de başını Çeçen, Çerkez ve Başı
Bozuk grupların çektiği şedit saldırıların hedefi olur.
Katliamların faillerinin yargılanması için İstanbul’dan
Adana’ya iki Divan-ı Harbi Örfi Mahkemesi gönderilir. Ermeni Patrikhanesi Adana
Valisi Cevat Bey ve Askerî Kumandan Mustafa Remzi’nin de mahkeme önüne
çıkartılması hususundaki şikâyetlerini İstanbul’a bildirir. Bunun üzerine
İstanbul’daki hükümet İsmail Fazıl Bey’i soruşturmaları idare etmesi için
Adana’ya gönderir. 12 Mayıs 1909’da mebus Hagop Babikyan ve Yusuf Kemal Bey
katliamları soruşturmak üzere Adana’ya vasıl olur.
Meclis-i Mebusan adına yürütülen soruşturma komisyonu
katliamların vuku bulduğu Dörtyol, Hamidiye, Osmaniye, Hasan Beyli, Bahçe ve
diğer yerleri ziyaret eder ve bu yerlerde olaylara tanıklık edenlerin
ifadelerini alarak bir rapor hazırlar. Ancak bu rapor yayımlanmaz. Hagop
Babikyan tarafından soruşturmalar kapsamında bir rapor daha kaleme alınır.
Babikyan’ın kaleme aldığı bu rapor da yayınlanmaz zira Meclis’e sunulmadan üç
gün önce Babikyan şüpheli bir şekilde vefat eder.
Ermeni çevreleri 1 Ağustos 1909’da hayata gözlerini yuman
Babikyan’ın ölümünden İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni sorumlu tutar. Bu çevreler
tarafından, Babikyan’ın raporunda katliamlarda Cemiyet’in de aktif katılımını
içeren gizli bilgiler ifşa edileceğinden, Cemiyet’in Babikyan’ı zehirlediği
iddia edilir. Babikyan daha sonra ortaya çıkan raporunda 20.000 Ermeni’nin
Adana ve çevresindeki katliamlarda hayatını kaybettiğini belirtmiştir.
Divan-ı Harbi Örfi Mahkemeleri tarafından 1909
sonbaharında verilen kararlarla 9 Müslüman ve 6 Ermeni idam cezasına mahkûm
edilir. İlaveten, 24 Müslüman daha Aralık 1909’da idam edilir. Katliamlar
sırasında Adana’da vali olan Cevat Bey, görevinden uzaklaştırılır. Olayları
bastırmakta gerekli tedbirleri almakta başarısız olan Mustafa Remzi Mersin’de 3
ay gözaltında tutulur. Müslüman ahaliyi Ermenilere karşı kışkırtan yayınlar
yapan İtidal gazetesi yazarı İhsan Fikri ise Bağdat’a 2 yıl sürgüne gönderilir.
11 Haziran’da İtidal gazetesi Dahiliye Nezareti’nin emriyle kapatılır. Yine,
Müslüman cemaati Ermenilere karşı provoke eden ve katliamların patlak
vermesinde doğrudan dahli olan Adana’nın önde gelen eşrafından Abdülkadir
Bağdadizade yalnızca 2 yıl için sürgüne gönderilir.
Ermenice kaynaklar bize İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin
ve o dönem iktidarda olan hükümetin katliamların gerçek faillerine yönelik
reaksiyonlarının bir hayli yumuşak olduğunu gösteriyor. Öyle gözüküyor ki, 31
Mart Vak’ası ile büyük bir badire atlatan İttihat ve Terakki katliamların
gerçek suçlularına karşı radikal bir tavır alma konusunda çekingen hareket
etmiştir. Cemiyet, bu tarz bir radikal eylemin bölgedeki etkilerinin kendi varlığına
halel getireceğini düşünmüştür.
Not: Adana Katliamlarına yönelik bir önceki ve bu
yazımdaki bilgiler için Bedros Der Matossian’ın 2008 yılında kaleme aldığı “Ethnic Politics in Post-Revolutionary
Ottoman Empire: Armenians, Arabs, and Jews during the Second Constitutional
Period (1908-1909)” başlıklı doktora tezinden ziyadesiyle yararlandım.
http://serbestiyet.com/yazarlar/umit-kurt/ermeni-gailesinden-ermeni-soykirimina-giden-surec-9-154659

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.