Belki yirmi yıldır çeşitli konferanslarda, sempozyumlarda,
BSV ve İLEM gibi kuruluşlarda, gerek Haliç Üniversitesi, gerek İstanbul
Üniversitesi ve gerekse İstanbul Teknik Üniversitesi'nde verdiğim “Müzik
Felsefesi” derslerimde batı müziğinin dikey (vertical) hareketinin, kilisenin
yarattığı tanrıya ve bu tanrı inancına uygun olarak tasarlandığını söylerim.
Gerçekten de Avrupa müziği, tahrif edilmiş İncil'den sonra bu muharref yeni
dine göre oluşturulmuş yeni inanma biçimi ve kilise doktrinine ve bu doktrinin
tanrısına göre yeniden tasarlanmıştır. Kilise, İncil'in tahrifatından sonra
müziği de kadîm köklerden kopararak yeniden tasarlamıştır. Bu yeni tasarım,
yüzyıllar içinde şekillenerek bugünkü formuna ulaşmıştır. (Kuran tahrif
edilmiştir denince haklı olarak isyan eden, Allah kitabını korur diyenler, Yine
Allah’ın kitabı olduğunu söyledikleri Tevrat ve İncil’in tahrif edildiğini
söylemeleri yaman bir çelişki değil mi? Allah kitabını koruyorsa Mukaddes kitabı
neden korumasın. HYETERT)
Hıristiyan dünya, kilise öncülüğünde ses cevherinin tabiiliği
ve fıtrîliğine müdahale etmiş, o cevheri yeni öğretiye göre bozmuş, değiştirmiş
ve indirgemiştir. Hıristiyanlık, kutsalın anlamını ve muhteviyatını
değiştirmiştir. Bu değişince de buna bağlı olarak varolan her şeyin anlam ve
muhteviyatı değişmiştir. Eşyanın anlamı değişmiştir. Batı dünyasında, özellikle
Katolik Hıristiyanlıkta müzik, dördüncü yüzyıldan itibaren tahrif edilen
kutsalın muharref muhteviyatına uygun olarak yeniden formatlanmıştır. Bu
tasarlama sürecinde, aslında kendilerinin de Doğu”dan aktardıkları zengin ses
cevherinde önemli değişikliklere gitmişler, bu cevheri, muharref kutsallarına
indirgemişlerdir.
Batı müziğindeki dikeylik bir projedir ve müziğin
tabiiliğine müdahale edilerek, ses cevheri indirgenerek ve ortaçağda muharref
dînî öğretiye uygun hâle getirilmiş bir sistemdir. Batı müziğindeki vertical
yani dikey hareket, birbirine kurallarla bağlı bir harekettir ve müzikteki ya
da sanatçıdaki özgür ifadeyi zayıflatmaktadır. Çünkü dikey harekette kurallara
göre davranmak zorundasınız. Dikey hareket, bir tür “fonksiyonların
hareketi”dir. Batı müziğindeki dikeyliğin toplumdan ve Kilise'den beslendiğini
düşünüyorum. Ve müzikteki dikeylik, çok ilginçtir Gotik Dönem'de mimarlıktaki
dikeyleşmeyle eşzamanlıdır. Müziğin vertical hareketindeki kuralların, kilise
öğretisi ve kilisenin yarattığı tanrı inancına uygun olmasına verilecek en
uygun örneklerden biri, ortaçağ ve gotik dönem Avrupa müziğindeki “şeytan
aralığı (diabolus in musica)” denilen ve fa-si artmış dörtlü aralığından oluşan
aralıktır ve bu aralığın kullanımı kilisenin tanrı inancına aykırı olduğu için
yasaktır. Fa-Si artmış dörtlü aralığı, Kilise bağnazlığının kurbanı olmuş masum
bir ses aralığıdır. Müzikte bu aralık disonans, yani uyumsuz aralıklardan kabul
edilir. Kilise bu masum ve olanbitenden habersiz aralığı “Şeytan Aralığı”
olarak kabul eder ve hem kilise müzisyenleri hem de kiliseye dışarıdan müzik
yapan müzisyenler tarafından kullanılmasını yasaklar. Yine Kilise tarafından
paralel organum kullanımı da yasaklanmıştır. Fa-Si artmış dörtlü veya triton
veya duyum olarak eksik beşli olarak da adlandırılıyor olan bu aralık, Kilise
hurafeleri sonucunda “Şeytan Aralığı” olarak bilinir. “Diabolus in Musica” yani
“Müzikteki Şeytan” tâbiri de buradan gelir. Bu tâbirin çıkıp yaygınlaşmasına sebep
olan hurafe de ilginçtir. Gotik Dönem''de insanlar tek sesli müzik eşliğinde
dua ederlerken kilisenin yüksek tavanında yankılanan ve yansıyan ses
doğuşkanlarına ayrılmış ve “tam beşli” aralığı olarak duyulmuş. Kilise ahalisi
bunun “Tanrı''nın Sesi” olduğunu düşünmeye başlamış ve daha sonraları da
Gregorian ezgilerine bu beşli aralığı ekleyip organum oluşturmuşlar. Sonuçta
triton da tam beşli değil eksik beşli olduğu için, buna da “Şeytan Aralığı”
dendiği rivayet edilir.
Yirmi yıl kadar önce ileri sürdüğüm bu yaklaşımla ilgili
daha yazacak pekçok şey var. Bu yazı, derslerimde, sempozyum ve
konferanslarımda defalarca anlattığım ve tamamen orijinal “Batı müziğinin dikey
hareketi kilisenin yarattığı tanrının sesidir” düşüncesinin gazete köşesinde
ifade edilen oldukça kısaltılmış ve biraz da günlük gazete diline uyarlanmaya
çalışılmış şeklidir. Yazmaya ve anlatmaya devam edeceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.