Yukarı Karabağ başta olmak üzere Azerbaycan topraklarındaki
işgalin sona erdirilmesi ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginliklerin
sonlanması için çaba göstermeye devam edecektir. Önümüzdeki dönemde, Ermenistan
ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik adımlarımız da sürecektir.
Ermenistan'ın karşılıklı yarar ve işbirliğinin önünü açacak kapsayıcı, âdil
hafıza arayışı içerisinde tarihi araştıran bir anlayışa yönelmesini ve
açılımlarımıza ileri görüşle mukabelede bulunmasını bekliyoruz. Barış, istikrar
ve refah ortamının Kafkaslar'a teşmilinin ancak böylelikle mümkün olabileceğini
düşünüyoruz… Alevi vatandaşlarımızın inanç ve kültür temelli talepleri
karşılanacaktır... Geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine hukuki statü tanıyacağız.
Başta eğitim, istihdam ve iskân sorunları olmak üzere Roman vatandaşlarımızın
sorunlarının çözümüne hız vererek, her türlü ayrımcılık zeminini ortadan
kaldıracağız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan gayrimüslim azınlıkları
herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakmayacak şekilde bütün hukuki ve fiili
tedbirleri almaya devam edeceğiz."
***
BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, 64'üncü Hükümet programını
açıkladı. TBMM Genel Kurulu'nda hükümet programını okuyan Başbakan Davutoğlu,
"Cemevleri, eğitim sisteminde bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve
uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda Alevi kanaat önderleri ile
diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız.
Geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine hukuki statü tanıyacağız"
ifadelerini kullandı.
'Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci'ne ilişkin hükümet
programında yer alan ifadeleri açıklayan Başbakan Davutoğlu, "Hükümetimiz,
bir yandan terörle kararlı bir şekilde mücadele edecek, diğer yandan
demokratikleşmeyi ve çözüm iradesini sürdürecektir. Demokratikleşme ile eş
zamanlı olarak yatırım, üretim ve istihdam imkânlarının geliştirilmesi başta
olmak üzere, terörden etkilenen yörelerimizin ekonomik ve sosyal
rehabilitasyonuna dönük çalışmaları hızlandırarak devam ettireceğiz. Kalıcı
huzuru tesis etmek amacıyla çıkardığımız 6551 Sayılı Terörün Sona Erdirilmesi
ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile silahın tamamen
gündemden çıktığı bir noktaya ulaşmak için gereken tüm tedbirleri
alacağız" dedi.
HALKIMIZA ŞÜKRANLARIMIZI BİR KEZ DAHA İFADE ETMEK
İSTİYORUZ
1 Kasım seçimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan
Başbakan Ahmet Davutoğlu şunları söyledi: "1 Kasım 2015 Seçimleri ile
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil yetkisi alan bütün siyasi partileri ve
milletvekillerini yürekten tebrik ediyor, hep birlikte milletimize yapacağımız
hizmetlerde başarılar diliyorum. Huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleşen,
hızlı bir şekilde sonuçlandırılan, adil ve özgür bir seçim süreci yaşadık. Yüce
heyetiniz önünde, seçim sürecine katkıda bulunan tüm kişi ve kurumlara bir kez
daha teşekkür ediyorum. 1 Kasım seçimleri, 7 Haziran'da yapılan seçimlerin bir
anlamda devamı niteliğinde gerçekleşmiş, 7 Haziran sonrası sürdürülebilir bir
hükûmet yapısının oluşmaması sonrasında, halkımızın hakemliği ile bugünlere
gelinmiştir. Bu süreçte, Ak Parti olarak kendi iç muhasebemizi yapma fırsatı
bulduk. Aynı zamanda bu süreçte, ülkemizde bir yönetim boşluğu oluşmasına
müsaade etmeyerek siyasi sorumluluk içinde hareket ettik. Tüm bu çabaların
halkımızda geniş bir teveccüh gördüğünü memnuniyetle müşahede etmiş
bulunuyoruz. Bu yönüyle, halkımıza şükranlarımızı bir kez daha ifade etmek
istiyoruz."
SEÇİMLERİNİN ASIL GALİBİ HİÇ AMA HİÇ ŞÜPHESİZ TÜRKİYE'DİR
Seçimlerin asıl galibinin Türkiye olduğunu belirten
Başbakan Davutoğlu, "1 Kasım seçimleriyle oluşan bu Meclis, yurtiçinde
yüzde 87,4 gibi oldukça yüksek düzeyde bir katılım oranı ile şekillendi.
Meclisimize girmeye hak kazanan milletvekillerinin temsil ettiği seçmen oranı
ise, yüzde 97,5 gibi yine uzun zamandır rastlanmamış bir seviyeye erişti. Bu
şekilde hem istikrar hem de güçlü temsil, milletimiz tarafından teminat altına
alınmış oldu. Meclisimizin, milletimizin beklentileri doğrultusunda 4 yıl
boyunca büyük bir özveriyle çalışacağına inancım tamdır. Milletimiz, Meclis'ten
sorunları için çözüm bekliyor ve bu Meclis de inşallah bu beklentiyi en iyi
şekilde karşılayacaktır. 1 Kasım seçimlerinde milletimiz, yüksek katılım ve
temsilin yanı sıra, yönetimde istikrarı da sürdürme yönünde bir irade ortaya
koymuştur. Milletimizin iradesi hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde
tecelli etmiş, halkın tercihi yönetime güçlü bir şekilde yansımış ve
demokrasimiz seçimlerden güçlenerek çıkmıştır. 1 Kasım 2015 seçimlerinin asıl
galibi hiç ama hiç şüphesiz Türkiye'dir, bu aziz millettir" ifadelerini
kullandı.
BÜYÜYEN BİR İKTİDAR OLDUK
Ak Parti iktidarlarının sorunlardan değil, çözümlerden
beslendiğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu şöyle devam etti: "Daha önceki
dönemlerde demokratik siyaset kurumunu zayıflatmaya yönelik her türlü tahrik ve
tertibi büyük bir sağduyuyla aştık. Bundan sonra da, milli irade önüne
çıkarılan her engeli, kararlı ve cesur bir duruşla, milletimizin desteğiyle
aşma noktasında hiçbir tereddüt taşımıyoruz. Bundan önceki dönemlerimizde
sorunlardan değil, çözümlerden beslenen ve büyüyen bir iktidar olduk. Tüm
reform ve dönüşüm süreçlerinde gücümüzü, milletimizden ve onun temsilcisi
Meclisimizden aldık. Yeni Türkiye, Cumhuriyetimizin 100. yılına yürürken
insana, zamana ve mekâna hakkıyla hitap eden kapsayıcı bir yenilenmenin ve
süreklilik içinde yeniden inşa sürecinin eseri olacaktır. Yüz yıl önce
Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı'nın acıları üzerinde onurlu bir
İstiklal Savaşı vererek, Cumhuriyetimizi kuran neslin torunları olarak bizler,
bu onurlu savaş sonunda özgürleştirilen vatanımızın asli sahipleriyiz."
KARDEŞLİK İKLİMİNİ TESİS EDECEĞİMİZE İNANCIM TAM
Hukuk devletini güçlendireceklerini kaydeden Başbakan
Davutoğlu, "Etnik, dini, mezhebi zenginliğimiz, ortak geçmişimizin güzel
yansımaları olup, vatanımızın asli sahipleri ve devletimizin eşit vatandaşları
olduğumuz gerçeğinin en güçlü dayanaklarıdır. Yüzyıl önce kadim coğrafyamızın
her bir köşesinden, Anadolu'dan, Rumeli'den, Ortadoğu'dan, Kafkasya'dan gelerek
sömürgeciliğe karşı omuz omuza mücadele eden dedelerimiz için de; onları Orta
Asya'dan Hint'e, Güneydoğu Asya'dan Afrika içlerine kadar ellerindeki dar
imkânlarla ve dualarla destekleyen mazlum milletler için de, İstiklal Savaşımız
yalnızca bir milletin var olma savaşı değil, bütün bir insanlık onuru için
verilen kutsal bir mücadele idi. Bugün de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en
temel ilkesi insan onurunun korunmasıdır. Bu ilkeyi, Şeyh Edebali'nin siyasal
bilincimizin ve devlet ahlakımızın temelini dokuyan 'insanı yaşat ki devlet
yaşasın' ilkesinin çağdaş siyaset dilindeki karşılığı olarak görüyor ve gelenek
ile çağdaşlığı bu çerçevede bir zıtlık içinde değil, ayrılmaz bir bütünlük
içinde değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, 1 Kasım seçimleri sonrasında oluşan
Meclisimizde ortak değerlerimizi koruyacağımıza, kardeşlik iklimini tesis
edeceğimize ve hukuk devletini güçlendireceğimize inancımın tam olduğunu
belirtmek isterim" açıklamasında bulundu.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A TEŞEKKÜR ETTİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ettiği
konuşmasında Başbakan Davutoğlu, "Bu Meclis, Türkiye'nin ve 78 milyonun
Meclisidir. Altıncı Ak Parti Hükûmeti de hiç kuşkusuz Partimize oy vermiş olsun
veya olmasın tüm vatandaşlarımızın hükûmetidir. Yeni dönemde de Meclisimiz
içinde birlikte çalışma, uzlaşma arayışı ve işbirliğine önem vereceğiz. Tüm
siyasi partilerle yakın bir diyalog ve işbirliği içinde olacağımızı buradan
ifade etmek isterim. Hükûmetimiz ülkemizin ve siyasetin normalleşmesini hayati
bir mesele olarak ele almaktadır. Bu hususta üzerimize düşen sorumlulukları
yerine getireceğimizden milletimiz emin olmalıdır. Aynı şekilde, siyasi
partilerimizin insicam içerisinde çalışacağı bir yasama dönemi yaşama arzumuzu
da bir kez daha tekrar etmek isterim. Özellikle, geçen sene milletimizin büyük
bir teveccühü ile seçilen Sayın Cumhurbaşkanımıza, Meclis çalışmalarımız başta
olmak üzere, kurumlarımızın uyumlu ve etkin çalışması için vereceği destekten
dolayı şimdiden teşekkür ediyorum. Aynı şekilde, 2002'den sonraki büyük
dönüşümü gerçekleştiren Sayın Cumhurbaşkanımızdan devraldığımız güçlü mirası
aynı doğrultuda geleceğe taşıyacağımızı ifade etmek isterim" dedi.
HÜKÛMETİMİZ TÜRKİYE'NİN HEDEFLERİNE YÜRÜMESİNİN
DEVAMLILIĞINI SAĞLAYACAK
64'üncü Hükümetin kritik bir döneminde tarihi bir
sorumluluk üstlendiğini savunan Başbakan Davutoğlu, "Bu seçim ile
Türkiye'de yeni bir atılım döneminin önü sonuna kadar açılmıştır. Bu çerçevede,
64. Hükûmet de, önceki Ak Parti Hükûmetleri gibi ülkemizin kritik bir döneminde
tarihi bir sorumluluk üstlenmektedir. Geçmişteki hükûmetlerimizden aldığımız güç
ve tecrübe ile, ülkemizi belirlemiş olduğumuz hedefler doğrultusunda çok daha
parlak bir geleceğe taşıyacağız. Son 13 yılda gerçekleştirilen reformlar
zemininde, inşa edeceğimiz yeni nesil reformlar ile 2023 hedeflerimize ve
ötesine yürüyüşümüz güçlü ve kararlı bir şekilde devam edecektir. 64.
Hükûmetimiz, bu engin ve sağlam tecrübeden de istifade ederek Türkiye'nin
hedeflerine yürümesinin devamlılığını sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.
TERÖRE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ
Meclis içinde olduğu kadar, meclis dışında da tüm
kesimlerle yakın bir istişare içinde politikalarımızı şekillendirecek ve hayata
geçireceklerini söyleyen Başbakan Davutoğlu şöyle devam etti: "Sivil
toplum, meslek kuruluşları, akademik dünya, iş dünyası, çalışan kesimler,
kültür ve sanat insanları, basın ve medya ile yerel yönetimler başta olmak
üzere katılımcı bir anlayış içinde toplumun tüm yelpazesini kucaklayacak
şekilde çalışacağız. Tüm vatandaşlarımızın diline, inancına, kültürüne,
değerlerine, yaşam tarzına, tüm farklılıklarına saygı göstermeye devam
edeceğiz. Fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti en üst düzeyde yaşayan bir
ülkede; vatanımızın her karışını, milletimizin bütün kesimlerini kucaklayan bir
hükûmet olma azmindeyiz. Bir tek insanımız bile kendisini kıyıda köşede kalmış
hissetmeyecektir. Yeni dönemde de insan onurunu merkez kabul eden bir anlayışla
insani kalkınmayı esas alarak, hak ve özgürlüklerin alanını genişletmeye devam
edeceğiz. Bir yandan ekonomik ve sosyal politikalarımızı etkili bir şekilde
uygularken, diğer yandan nereden gelirse gelsin, ülkemizin bu kutlu yürüyüşünü
akamete uğratmaya çalışan ve ulusal güvenliğimizi tehdit eden eski ve yeni tüm
vesayet unsurlarıyla mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz.
Hükûmetlerimiz döneminde kurumsal vesayet unsurları demokratikleşme ile nasıl
ortadan kaldırılmışsa, devlet içi ve dışı her türlü illegal yapılanma
karşısında hukuk devletini güçlendirmeye devam edeceğiz. Kimden kaynaklanırsa
kaynaklansın ve hangi niyetle olursa olsun, kamu düzenini bozmayı amaçlayan
şiddet ve teröre asla izin vermeyeceğiz. Bu vesileyle, vatanımız ve
milletimizin huzuru için en büyük fedakârlığı yapmış olan şehitlerimize bir kez
daha Allah'tan rahmet diler, tüm şehit ve gazilerimize minnet ve şükranlarımızı
sunarım."
HÜKÜMET PROGRAMI SEÇİM BEYANNAMESİNDE YER ALAN HEDEFLERİ
ESAS ALMAKTA
64'üncü Hükümet programının Ak Parti'nin son Seçim
Beyannamesinde yer alan hedefleri içerdiğini ifade eden Başbakan Davutoğlu,
"1 Kasım seçimlerinde halkımız, yapılanları takdir ettiğini gösterdiği
gibi, gelecekte yürümemiz gereken yol haritasını da hür iradesiyle tayin etti.
Halkımız istikrar içinde yenilenmeye verdiği desteği açıkça ortaya koydu.
Hepimize düşen görev, işte bu çatı altında milletimizin kutlu çağrısına cevap
vermektir. Milletimizin sandıkta verdiği mesajı en iyi şekilde okuyarak,
ülkemizi her alanda güçlendirmek üzere programımızı hazırladık. Sizlere
sunmakta olduğum 64. Hükûmet Programı'mız; son Seçim Beyannamemizde yer alan
hedeflerimizi, 10. Kalkınma Planı'mızı, yapısal dönüşüm programlarımızı,
projelerimizi, kamuoyuyla paylaştığımız çeşitli strateji belgelerimizi ve
taahhütlerimizi esas almaktadır. Geçmişte olduğu gibi, bugün de halkımıza
verdiğimiz sözleri esas alıyor, siyasete olan güveni bu zeminde daha da
güçlendirmeyi hedefliyoruz. Güven ve istikrarı pekiştirerek, öngörülebilir bir
ortam içinde ülkemizi hızlı bir şekilde büyütme kararlılığındayız" dedi.
İHTİYAÇ DUYULAN REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLECEK
İhtiyaç duyulan reformların hayata geçirileceğini
belirten Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Takdirinize sunduğumuz ve güveninizi
beklediğimiz bu Program, yeni bir hamle döneminin perdesini açacak ve yeni
yüzyılın yükselen ülkesi Türkiye'yi, bölgesinde ve dünyada hak ettiği konuma
ulaştıracaktır. Ülkemiz 2002'den bu yana, Ak Parti hükûmetleriyle oluşan
istikrar ve liderlikle, hem bölgesindeki kaostan hem de küresel ekonomik
krizlerden pozitif ayrışmayı başarmıştır. 64. Hükûmet döneminde de, küresel ve
bölgesel anlamda en değerli sermayeye dönüşen istikrarımızı koruyacağımızı,
zorlu süreçlerde liderlik göstereceğimizi milletimizin bilmesini isterim.
Türkiye tarihi bir dönemeçte istikrar ve güven adası olmaya devam edecektir.
Aynı şekilde dinamik nüfus ve ekonomisiyle kurumlarını güçlendirirken, ihtiyaç
duyduğumuz reformlar da bir bir hayata geçirilecektir" açıklamasında
bulundu.
REFORMLAR SONUCUNDA DAHA ÖZGÜR TÜRKİYE'YE KAVUŞMA
İDEALİNİ SÜRDÜRECEĞİZ
"64. Hükûmet tam anlamıyla bir reform hükûmeti
olacaktır" diyen Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyanın ve ülkemizin değişen şartları ve 2023 Vizyonu'muz çerçevesinde,
kritik alanlarda yapacağımız reformlar ile milletimizin bize verdiği emanete en
güçlü şekilde sahip çıkacağız. Bugünün ihtiyaçlarına cevap vermenin ötesinde,
başta çocuklarımız ve gençlerimiz için olmak üzere, geleceğin Türkiye'sini inşa
edeceğiz. Reformlarımız sonucunda daha özgür, daha rekabetçi ve insan odaklı
bir anlayış içerisinde refahını daha adil paylaşan bir Türkiye'ye kavuşma
idealini sürdüreceğiz. Bu kapsamda, 6 temel alanda reformlarımızı
yoğunlaştıracağız. Bunlar; Demokratikleşme ve adalet, Eğitim, Kamu yönetimi,
Kamu maliyesi, Reel ekonomide köklü değişim, Öncelikli dönüşüm programları
alanında gerçekleştireceğimiz reformlardır. Demokratikleşme ve adaleti insan
onurunun yüceltilmesinin bir gereği olarak gördüğümüz gibi, ekonomik ve sosyal
gelişmemizde de kritik bir zemin olarak değerlendiriyoruz. Yeni Anayasa ve
yargı reformu başta olmak üzere yapacağımız çalışmalarda, en geniş uzlaşma
arayışı içinde ülkemizin uzun zamandır beklediği adımları atacağız. Böylece,
özgürlük alanlarının daha da genişletileceği, herkesin birlik içinde
farklılığını yaşamasının mümkün olacağı, çok daha yenilikçi ve rekabetçi bir
toplumsal düzen de oluşmuş olacaktır. Demokratikleşme perspektifimizin odağında
'insan onuru' bulunmaktadır. İnsan onurunu zedeleyen hiçbir uygulama ve politika
meşru görülemez ve gösterilemez. İnsan onuru ile taçlandırılan Türkiye
Cumhuriyeti Vatandaşlığı kimliği taşıyan hiç kimse hiç bir makam ve güç sahibi
tarafından tahkir edilemez; inancı, rengi, cinsiyeti, dili, ırkı, siyasi
düşüncesi, felsefi anlayışı ve hayat tarzı sebebiyle ayrımcılığa maruz
bırakılamaz, herhangi bir şekilde nefret söylemine muhatap kılınamaz."
TEMEL ÖZGÜRLÜK ALANLARI...
Şeffaflığın ve hesapverebilirliğin esas alındığı bir
toplum olarak birlikte geleceğe yürüyeceklerini söyleyen Başbakan Davutoğlu,
"İnsan onuru ancak ve ancak insanın tercih ve irade gücünü yansıtan
özgürlükler ile hayat bulabileceğinden, yeni anayasal düzenimizin odağında
insan hak ve özgürlükleri yer alacaktır. Kadim kültürümüzde esasları konmuş
olan canın, aklın, neslin, inancın ve mülkün korunması kamunun sorumluluk
alanlarını; çağdaş toplumsal hayatın temelini dokuyan evrensel insan hakları
beyannamesi ise vatandaşların temel özgürlük alanlarını tanımlar. Bu çerçevede
düşünce, inanç, ifade ve girişim özgürlüğü insan onurunun ve kimliğinin
ayrılmaz bir parçasıdır ve anayasal koruma altındadır. Bu özgürlükleri
sınırlayan yegâne unsur, eşit haklara sahip diğer vatandaşların özgürlük
alanları ve onurlarıdır. Temel amacımız vatandaşlarımızın temel hak ve
hürriyetlerini genişletmek oldu. Bu hedefimizi, bugüne kadar tüm hükûmet
programlarımızda dile getirdik. Diğer yandan, yönetimimizin kalitesini
artırarak daha az kaynakla daha fazla hizmet ürettik. Demokrasinin aynı zamanda
kalkınma sürecimize güç verdiğini somut uygulamalarımızla ortaya koyduk. Yeni
dönemde de demokratikleşmeye ve yönetim kalitemizi artırmaya devam edeceğiz.
Bir taraftan ekonomik gelişmeye ve insani kalkınmamıza hız verecek, diğer
taraftan da uluslararası alanda Türkiye'yi daha saygın ve cazip bir ülke haline
getireceğiz. Herkesin inandığı gibi yaşayabildiği, fikirlerini özgürce ifade
edebildiği, refaha katkıda bulunduğu ve refahtan hak ettiği payı aldığı,
emniyet ve huzur içerisinde yaşayan, şeffaflığın ve hesapverebilirliğin esas
alındığı bir toplum olarak birlikte geleceğe yürüyeceğiz" ifadelerini
kullandı.
GELENEKSEL İRFAN MERKEZLERİ VE ALEVİ VATANDAŞLARIMIZIN
İNANÇ VE KÜLTÜR TEMELLİ TALEPLERİ KARŞILANACAK
Cemevlerine ve Alevi vatandaşlara ilişkin hükümet
programında yer alan konuları Başbakan Davutoğlu şöyle açıkladı: "Etnik,
dini ve mezhepsel aidiyetlerden önce, milletimizin temel değerlerinin
yoğrulduğu tarihi yolculuktaki birlikteliğimizi ve eşit vatandaşlık anlayışını
benimsiyoruz. Bu anlayışla, devletin bütün toplumsal kesimlerle hakkaniyet ölçüsünde,
eşitlik temelinde demokratik bir ilişki geliştirmesini sağlayacak; toplumsal
zenginliğimizin tüm unsurlarını çoğulcu bir yaklaşımla kucaklamaya devam
edeceğiz. Herkesin temel hak ve özgürlüklerden en ileri derecede yararlanacağı
bir Türkiye'yi hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda, toplumdaki her bireyin
yaşam tarzını güvence altına alan bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu bağlamda;
geleneksel irfan merkezleri ve Alevi vatandaşlarımızın inanç ve kültür temelli
talepleri karşılanacaktır. Cemevleri, eğitim sisteminde bilgilendirme,
üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli
konularda Alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde
gerekli adımları atacağız. Geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine hukuki
statü tanıyacağız. Başta eğitim, istihdam ve iskân sorunları olmak üzere Roman
vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne hız vererek, her türlü ayrımcılık
zeminini ortadan kaldıracağız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan gayrimüslim
azınlıkları herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakmayacak şekilde bütün hukuki ve
fiili tedbirleri almaya devam edeceğiz."
MALİ KAYNAKLARININ DÜZENLENMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ
Mali kaynakların düzenlemesini sağlayacaklarını söyleyen
Başbakan Davutoğlu, "Çoğulcu, eşitlikçi ve katılımcı demokrasi hedefimiz,
Türkiye'yi dünya demokrasileri liginde daha da üst sıralara taşıyacaktır. Temel
hak ve özgürlükler alanında uluslararası normlar tüm politikalarımıza esas
teşkil edecektir. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu
ve Türkiye İnsan Hakları Kurumunu etkinleştirecek ve uluslararası düzeyde
üstlendikleri sorumlulukları güçlendireceğiz. Bu alanda uluslararası temel hak
mekanizmaları ile mevzuat ve uygulama uyum düzeyini yükselteceğiz. Yeni dönemde
temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuka dâhil
edilmesine devam edilecek, özgürlükçü demokratik anlayışla bağdaşmayan şerhler
kaldırılacaktır. Benzer şekilde mevzuatımızda anti-demokratik dönemlerden kalan
düzenleme ve uygulamaların ayıklanması süreci tamamlanacaktır. Ekonomik ve
Sosyal Konsey ile ilgili yasal düzenlemeyi gerçekleştirerek, Konsey'i yönetişim
ilkeleri çerçevesinde etkin bir biçimde çalıştıracağız. Sivil toplumun
geliştirilmesi ve güçlendirilmesine dair çerçeve yasa çıkaracağız. Bu kapsamda;
sivil toplum kurumlarının hukuki statülerinin, kurumsal yapılarının,
faaliyetlerinin, kamu kurumları ile ilişkilerinin, mali kaynaklarının
düzenlenmesini sağlayacağız" dedi.
TARİHİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN KARARLILIK DEVAM
ETTİRİLMİŞTİR
'Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci'ne ilişkin detayları
Başbakan Davutoğlu şöyle açıkladı: "Ülkemizin demokratikleşmesinde ve
refahının artmasında milli birlik ve kardeşlik süreci tarihi bir çabaya
karşılık gelmektedir. Ak Parti olarak ilk günden itibaren, milli birlik ve
kardeşlik perspektifi ile şekillendirdiğimiz siyasetle, vatandaşlarımızın
devletimize aidiyetini zedeleyen, milletimizin farklılıklarını zenginlik yerine
tehdit olarak gören anlayışların terkedilmesi için büyük çaba gösterdik. Yakın
tarihimiz boyunca, hiçbir seçilmiş hükûmetin gösteremediği cesaret ve
kararlılıkla sorunların üzerine gittik. Çözüm iradesini ortaya koyduğumuz Milli
Birlik ve Kardeşlik sürecinde dönüm noktası, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep
Tayyip Erdoğan'ın, Başbakan olarak, 2005 yılında Diyarbakır'da yaptığı konuşma
olmuştur. Bu konuşma ile tabular yıkılmış, etnik temelli sorunlara demokratik
süreç içerisinde çözüm bulunacağı dile getirilmiştir. İlk kez bir hükûmet, bu
sorunla açıkça yüzleşme cesaretini göstermiştir. Ak Parti Hükûmetlerinin
halkımız tarafından destek gören bu cesur adımları, çeşitli terör saldırıları
ve provokatif eylemler ile sekteye uğratılmaya çalışılmış; buna rağmen
ülkemizin bu temel ve tarihi sorununun çözümü için kararlılık devam
ettirilmiştir."
ÖRGÜT, TÜRKİYE'Yİ TERK ETMEMİŞ, SİLAH BIRAKMAYA DİRENÇ
GÖSTERMİŞTİR
Hükümetin bir yandan terörle kararlı bir şekilde mücadele
edeceğini, diğer yandan demokratikleşmeyi ve çözüm iradesini sürdüreceğini
söyleyen Başbakan Davutoğlu, "Demokratikleşme ile eş zamanlı olarak
yatırım, üretim ve istihdam imkânlarının geliştirilmesi başta olmak üzere,
terörden etkilenen yörelerimizin ekonomik ve sosyal rehabilitasyonuna dönük
çalışmaları hızlandırarak devam ettireceğiz. Kalıcı huzuru tesis etmek amacıyla
çıkardığımız 6551 Sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine
Dair Kanun ile silahın tamamen gündemden çıktığı bir noktaya ulaşmak için
gereken tüm tedbirleri alacağız. Süreci sabote etmeye, akamete uğratmaya
çalışan terör örgütü; kamu düzenini bozmaya çalışarak silahlı çatışmaya geri
dönmüştür. Özellikle doğu ve güneydoğuda yaşayan insanlarımıza yönelik her
türlü baskı, şiddet ve illegaliteye başvuran örgüt, Türkiye'yi terk etmemiş,
silah bırakmaya direnç göstermiştir" dedi.
HİÇBİR KESİMİN TEK TİPÇİ BİR ANLAYIŞI VATANDAŞLARIMIZA
DAYATMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Hiçbir kesimin tek tipçi bir anlayışı vatandaşlarımıza
dayatmasına izin vermeyeceklerini kaydeden Davutoğlu, şunları söyledi:
"Terör örgütünün eylem ve sabotajları, süreci sürdürülebilir olmaktan
çıkarmıştır. Halkın hakkını-hukukunu koruyabilmek için kamu düzenini tahkim
ederek özgürlük-güvenlik dengesini kurmak mutlak gerekliliktir. Daha önce
olduğu gibi, 64. Hükûmet olarak da hukuk içinde yürüttüğümüz terörle mücadelede
vatandaşın mağduriyet yaşamamasını, aksine vatandaşların temel haklarını garanti
altına alacak bir kamu düzeninin tesis edilmesini amaçlamaktayız. Bu anlayışla
reformlardan, hizmetlerden, yatırımlardan asla vazgeçme yecek, geri adım
atmayacağız. Süreçte farklı sebeplerle oluşan güvenlik risklerini gidermek,
bölge insanını ceberrut ve zalim örgütün baskısından korumak devletimizin
öncelikli görevidir. Akan kan duruncaya ve kamu düzeni tesis edilinceye kadar
terörle mücadelemize; hukuk ve kardeşlik tam anlamıyla tesis edilinceye kadar
da çözüm irademizi korumaya devam edeceğiz. Demokratikleşme konusunda
atacağımız adımlarda muhatabımız tüm milletimiz olmaya devam edecektir.
Önümüzdeki dönemde demokratikleşme çabalarımızı sürdürürken, tüm meşru
toplumsal kesimleri muhatap alan bir anlayış içinde hareket edecek, hiçbir
kesimin tek tipçi bir anlayışı vatandaşlarımıza dayatmasına izin
vermeyeceğiz."
RUSYA VEYA BAŞKA BİR ÜLKENİN HEDEF ALINMASI SÖZ KONUSU
DEĞİLDİR
Hükümet programını TBMM'da açıklayan Başbakan Ahmet
Davutoğlu, düşürülen Rus uçağa ilişkin, "Önemli ortağımız ve bölgesel işbirliği
bakımından önem taşıyan bir komşumuz olan Rusya ile ilişkilerimizin dinamiği
merkezinde bulunduğumuz geniş coğrafyayı yakından ilgilendirmektedir.
Önümüzdeki dönemde enerji ve ticaret başta olmak üzere Rusya ile ilişkilerimizi
karşılıklı hassasiyetlere saygı içerisinde ve müşterek menfaatler doğrultusunda
güçlendirmeye gayret göstereceğiz. Bu vesile ile dün Hatay Yayladağı bölgesinde
Türk hava sahasını ihlal eden uçak 5 dakikada 10 defa uyarılmış, sonuç
alınmayınca uluslararası angajman kuralları çerçevesinde F-16'larımız
tarafından kendilerine verilen talimat ile müdahale gerçekleştirilmiştir. Bir
noktanın altını özellikle kaydetmek istiyorum. Bizim Rusya ile ekonomik,
siyasi, ticari ve kültürel bağlarımız son derece güçlüdür. Ancak ulusal güvenliğimiz
de her dost ülke arasında olduğu gibi uluslararası hukuk çerçevesinde saygı
esasına dayalı olmak zorundadır. Ülkemizin çevresinde adeta bir ateş çemberi
bulunmaktadır. Bu ateş çemberi içinde ülkemizin bekası vatandaşlarımızın hayatı
ve izzeti söz konusu olduğunda her türlü tedbiri alacağımızı da buradan bütün
dünyaya ilan ediyorum. Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur. Rusya
veya başka bir ülkenin hedef alınması söz konusu değildir. Herhangi bir ülke
ile gerilim yaşama arzumuz yoktur" dedi.
MESCİD-İ AKSA'NIN, KUDÜS'ÜN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİ İÇİN HER
TÜRLÜ ÇABAYI GÖSTERECEĞİZ
Dış politikaya ilişkin değerlendirmede bulunan Başbakan
Davutoğlu, "Ortadoğu'da etnik ve mezhebi ayrılıklara dayalı çatışmaların
ve dışlayıcı yaklaşımların karşısında sosyal bütünleşmeyi ve kapsayıcı siyasi
birliği destekleyeceğiz. Suriye'de 4 buçuk yıldır devam eden ihtilaf her geçen
gün daha da derinleşen insani yıkıma ilave olarak bölgesel olarak başlayan ve
giderek küresel bir hal almakta olan güvenlik ve istikrar açısından oluşturduğu
tehditler bakımından da gündemimizde en öncelikli konumda bulunmaktadır. Bu
ülkede siyasi bir dönüşüm sağlayacak gerçek bir geçiş sürecinin hayata
geçirilmesi için çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. 64'ncü Hükümet olarak
insani ve vicdani sorumluluğumuz gereği rejimin zulmünden ve terörden kaçarak
ülkemize sığınan Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizin yaralarının sarılması için
gerekli yardımı sağlamaya yanlarında olmaya devam edeceğiz. Ortadoğu'da kalıcı
istikrarın sağlanmasının en önemli koşullarından birisi olan Filistin sorunun
adil, kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüme ulaştırılmasına yönelik gayretlerimiz
de sürecektir. Tarihi miras, emanet olarak gördüğümüz Mescid-i Aksa'nın ve
Kudüs'ün özgürleştirilmesi için her türlü çabayı göstermeye devam
edeceğiz" diye konuştu.
"Tüm işçi ve Bağkur emeklilerimize de önümüzdeki
dönemde yıllık ilave 1.200 TL vereceğiz"
"Muhtarlarımızın 950 TL olan maaşını 1.300 TL'ye
yükselteceğiz"
"Polislerimizin 2200 olan ek göstergelerini 3000'e
çıkaracağız"
"Önümüzdeki dönemde sivil, katılımcı, çoğulcu,
özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasanın yapımına öncülük etmeye
kararlıyız"
"Başkanlık sisteminin daha uygun bir yönetim modeli
olduğuna inanıyoruz"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 64'üncü Hükümet programını
açıkladı. 160 sayfadan oluşan hükümet programı, Demokratikleşme ve Yeni Anayasa
İnsani Kalkınma ve Nitelikli Toplum, İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi, Bilim,
Teknoloji ve Yenilikçi Üretim, Yaşanabilir Şehirler ve Sürdürülebilir Çevre,
Vizyoner ve Öncü Ülke konu başlıkları altında açıklandı. Yeni anayasa ve
başkanlık sistemine ilişkin Davutoğlu, "Önümüzdeki dönemde sivil,
katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasanın yapımına
öncülük etmeye kararlıyız. Diğer siyasi partileri de aynı anlayış içinde katkı
vermeye davet ediyoruz. Başkanlık sisteminin daha uygun bir yönetim modeli
olduğuna inanıyoruz" dedi.
YENİ ANAYASA
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı 64'üncü Hükümet
programında öne çıkan başlıklar şu şekilde: "İktidara geldiğimiz günden
beri bütün AK Parti hükûmetlerinin programlarında 'çoğulcu ve özgürlükçü yeni
bir anayasa' vaadi bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde sivil, katılımcı,
çoğulcu, özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasanın yapımına öncülük etmeye
kararlıyız. Diğer siyasi partileri de aynı anlayış içinde katkı vermeye davet
ediyoruz. Yeni anayasa, çağdaş demokrasi anlayışını yansıtmalı, mümkün olan en
geniş mutabakatla ve demokratik yöntemlerle hazırlanmalı, geniş toplumsal
kesimlerce sahiplenilmelidir. Anayasanın kapsayıcı, kucaklayıcı,
bütünleştirici, çeşitlilikte birliği savunan, çoğulcu ve özgürlükçü bir
karakterde olması gerektiğini düşünmekteyiz. Yeni anayasa, bireysel
özgürlüklere dayanmalı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamaya yönelik
kurumsal güvenceleri içermeli ve siyasi sistemin işleyişindeki belirsizlikleri
ortadan kaldırmalıdır. Bu anlayışla, yeni dönemde yeni anayasayı Türkiye'de
demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün kökleşmesi bakımından hayati
bir aşama olarak görmekteyiz. 23 Nisan 1920'de Ankara'da toplanan birinci
Meclis, demokrasi tarihimiz açısından önemli bir referans niteliğindedir.
Türkiye, 21. Yüzyıl şartlarında geçmişin olumlu tecrübesini de dikkate alarak
geleceğe yürüyecektir.Yeni anayasa, Cumhuriyetimizin insan hakları ve demokrasi
konularındaki kazanımlarını geleceğe taşımalı; vesayetin izlerini tamamen
silmeli; insan onurunu, bireysel hak ve özgürlükler ile toplumsal meşruiyetini,
sistemin ahlaki ve demokratik temeli kabul ederek; bireyin ve toplumun geleceğe
dair beklentilerini karşılamak üzere tasarlanmalıdır. Yeni anayasada, siyasi
partilerin çalışmalarını etkin olarak koruyacak ve parti kapatmalarını
uluslararası standartlarda düzenleyeceğiz. Hükûmetlerimizin öncülüğünde
gerçekleştirilen 2004, 2007 ve 2010 Anayasa değişikliklerini ve Meclis'te
oluşturulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını, yeni anayasa için güçlü
bir zemin olarak görüyoruz. Türkiye'nin yeni anayasasında temel hak ve
hürriyetlerin, demokrasinin, hukukun üstünlüğü ilkesinin, düşünce ve inanç
özgürlüğünün dayanağı toplumsal meşruiyet olacaktır. Yeni ve sivil anayasamız,
bireysel hak ve özgürlükleri esas alırken, Türkiye'nin birikimi üzerine inşa
edilecek, taraf olduğumuz uluslararası normları gözeterek demokratik bir
anlayışla hazırlanacaktır. Yeni anayasa, milletimizin kültürel ve toplumsal
çeşitliliğini tanıyan, herhangi bir etnik veya dini kimliğe referans yapmayan bir
vatandaşlık tanımını esas alacaktır. Yeni ve sivil anayasamız, toplumun
herhangi bir kesiminin dışlanmasına yol açacak değer yargıları ve siyasal
tercihler barındırmayacaktır. Anayasamız tüm toplumu kucaklayan, kader
birliğimizi yansıtan, demokratik denge ve denetim ilişkisini esas alan bir
mahiyette hazırlanacaktır. Yeni anayasa, ortak değerleri ve çeşitlilik içinde
birlik anlayışını esas alacaktır. Toplumsal hayatın ve siyasetin her alanını
ayrıntılı bir biçimde düzenlemeyecek, her bir alanın kendi dinamiğinin ortaya
çıkmasına imkân sağlayacaktır. Yeni anayasa, sorunların çözümünün imkân ve
araçlarını barındıracaktır. Sorunları, demokratik bir ortamda bireyler, toplum
ve siyaset kurumu çözecektir. 64. Hükûmet döneminde doğrudan anayasal sistemle
bağlantılı seçim kanunları, siyasi partiler kanunu vesair temel kanunlar, yeni
anayasa metniyle birlikte bir bütün olarak yenilenecektir.
YÖNETİM MODELİ VE BAŞKANLIK SİSTEMİ
Yeni Anayasa, Türkiye'nin 2023 ve sonrasına yönelik
demokratikleşme ve kalkınma hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak etkin ve
sağlıklı bir yönetim modeli arayışını da içermelidir. Yeni anayasa ile
Türkiye'nin, katılımcılığı ve çoğulculuğu esas alan ve etkili işleyen bir
hükûmet modeline kavuşmasını elzem görüyoruz. Sadece temsilin değil,
istikrarın da oluşmasına imkân sağlayan, vesayet odaklarının önünü tamamen
kapatan, çağdaş ve etkin bir hükûmet sisteminin hayata geçmesini arzu
ediyoruz.1960 askeri darbesi sonrasında, bürokrasinin siyaset üzerinde vesayet
kurmasını kurumsallaştırmak üzere kurgulanan mevcut sistem, parlamenter sistem
olarak takdim edilse de, parlamenter sistemin asgari demokratik gereklerini
karşılamaktan uzaktır. AK Parti Hükûmetleri döneminde, hayata geçirilen
demokratik reformlar, vesayete karşı mücadelede elde edilen kazanımlar ve
Mecliste sağlanan güçlü temsil sayesinde, mevcut sistemin zaafları dönemsel
olarak aşılarak istikrarlı ve etkin bir yönetim imkânı yakalanmıştır. Ancak,
mevcut sistemin yetki, görev ve sorumluluk paylaşımında pek çok muğlaklıklar
barındırması, siyasal sistemin şümullü bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesini
zorunlu kılmaktadır. Özellikle 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleriyle çok daha
sorunlu hale gelen cari sistemin demokratikleştirilmesi kaçınılmazdır. Siyasal
sistem arayışının yaslanacağı zemin, kuşkusuz demokratik bir anayasal zemin
olacaktır. AK Parti olarak, demokratik bir perspektifle yapılandırıldığında,
parlamenter sistem ile başkanlık sistemi arasında demokrasiye uyum açısından
bir fark bulunmadığı kanaatindeyiz. Nitekim her iki sistemin de olumlu
örneklerine rastlanabileceği gibi olumsuz örneklerine de rastlanabilir. Ancak
bir yandan vesayetçi bir şekilde kurgulanarak demokratik doğasından koparılmış
parlamenter sistemin yol açtığı siyasal istikrarsızlıklar, öte yandan Yeni Türkiye
vizyonumuzun ihtiyaç duyduğu etkin ve dinamik yönetim dolayısıyla, başkanlık
sisteminin daha uygun bir yönetim modeli olduğuna inanıyoruz. Milletimizin
teveccühüyle hazırlayacağımız özgürlükçü ve insan odaklı yeni Anayasa ile
seçimlerin istikrar üretebildiği, yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin
olduğu, güçler ayrılığının tahkim edildiği, demokratik denge ve kontrol
mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin
sağlandığı, ademi merkeziyetçi bir idare sisteminin güçlendirildiği, karar alma
süreçlerinin hızlandığı yeni bir siyasal sisteme geçebiliriz. Bu unsurlarıyla
başkanlık sisteminin, Türkiye'nin siyasal tecrübesine ve gelecek vizyonuna daha
uygun olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede öngördüğümüz anayasal sistem, Türkiye'nin
AK Parti Hükûmetleri döneminde geçirdiği demokratik dönüşümü nihai sonucuna
erdirerek, 2023 ve sonrasına yönelik kalkınma hedeflerine ulaşmasını
kolaylaştıracak bir çerçeveye sahip olacaktır. Adalet Sisteminde Dönüşüm
Adaleti mülkün ve meşruiyetin temeli, hukuk devletinin esası olarak görüyoruz.
Bizim için adalet, hukukun üstünlüğüne dayalı, herkesin güven duyduğu, her
türlü güç odağından bağımsız, tarafsız, vatandaş taleplerine hızlı cevap
verebilen bir yapıda olmalıdır. Yargının, hukuk güvencesi oluşturması,
uluslararası standartlarda ve demokratik usullerle işlemesi temel
prensibimizdir. Yargı erkinin güven veren; öngörülebilirliği sağlayan;
ideoloji, siyasal tasavvur veya inanç dikte etmeyen ve bunların etkisinde
kalmayan bir çerçeveye kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Yargıya, sadece
adaletin tesisini sağlayan ve temel hakların kullanımını garanti altına alan
bir kurum gözüyle bakmıyoruz. Hukukun sağladığı öngörülebilirlik ortamında
belirsizliğin azalacağını, üretim ve yatırım kararlarının daha sağlıklı ve
nitelikli bir şekilde alınacağını, böylece kalkınma sürecimizin hızlanacağını
düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde, 64. Hükûmet olarak temel önceliklerimizden
biri adalet sistemimizde köklü düzenlemeler yaparak ileri standartlarda bir
yapı oluşturmak olacaktır. Yargı sistemimizi, başta Avrupa Birliği olmak
üzere, uluslararası norm ve standartları esas alarak hazırlayıp, daha önce ilan
ettiğimiz yargı reform stratejisi çerçevesinde yeniden yapılandıracağız.
Demokratik bir ülke olarak Türkiye, hukuk düzeniyle kendi yurttaşlarının
özgürlüklerini korumaya, uluslararası topluma güven vermeye, yerli ve yabancı
yatırımcılar için güvenli bir liman olmaya devam edecektir. İkincil
düzenlemelerle oluşturulabilecek detayları, yasalardan ayıklayacak ve mevzuat
enflasyonuna son vereceğiz. Yeni Yargı Reform Stratejisi Belgesi'ni etkin bir
biçimde uygulayarak hayata geçireceğiz. 64. Hükûmet olarak yargıda etkinlik,
hızlılık, hesap verebilirlik, ekonomiklik ve şeffaflığı sağlayacağız. Anayasal
değişikliklere bağlı olarak yüksek yargıda içtihat düzeyinde dağınıklığı
gidereceğiz. Bu çerçevede, askeri yargı, disiplin mahkemeleri çerçevesinde
faaliyet gösterecektir. Temyiz mahkemelerinin, alt derece mahkemeleri
üzerindeki hukukilik denetiminin ötesine taşan etkilerini azaltacağız ve
temyizi, hukuki denetim ile sınırlandıracağız. Yargı üst yönetimi ile temyiz
mahkemelerinin oluşumunda TBMM'nin rolünü güçlendireceğiz, böylece yargının
toplumsal meşruiyetini artıracağız. Yüksek Mahkemeler, bölge adliye ve idare
mahkemeleri ile ilk derece mahkemelerinin faaliyet raporları hazırlayarak
kamuoyuna duyurmalarını sağlayacağız. Yüksek mahkeme üyeliğini Avrupa
örneklerine benzer şekilde makul sürelerle sınırlayacağız. İhtisas
mahkemelerinin sayısını artıracağız. Ticaret ve iş mahkemesi gibi bazı ihtisas
mahkemelerinde meslekten olmayan hâkimlerin de yer almasını sağlayacağız.
HSYK'yı yeniden yapılandırarak Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek
Kurulunu kuracağız. Yargı mensuplarının mesleki ahlak ve davranış kurallarını uluslararası
ölçütlere göre belirleyeceğiz. Hukuk eğitimini güçlendireceğiz. Bu kapsamda,
hukuk fakültelerine giriş şartları yeterli bilgiyi aktaracak şekilde
tasarlanacak; hukuk eğitimi, içerik itibarıyla teorik bilgi ile uygulama
uyumunu sağlayacak, karşılaştırmalı örnekler dikkate alınarak yeniden
düzenlenecektir. Adalet alanında meslek içi eğitimi, meslek hayatı boyunca
ölçme ve değerlendirmeyi mümkün kılacak şekilde düzenleyeceğiz. Yargı
mensuplarının alanlarında uluslararası gelişmeleri yakından takip etmelerini
sağlayacak çalışmaları daha da artıracağız. Bilirkişilik müessesesini yeniden
yapılandıracağız. Bilirkişilerin seçimi ve görevlendirilmesine yönelik
standartlar belirleyerek, sertifikalandırma sistemine geçeceğiz. Hâkimlerin
bilirkişiye müracaatlarını yalnızca teknik bir meselenin vuzuha
kavuşturulmasıyla sınırlandıracağız. Hukukun tüm dallarında alternatif
uyuşmazlık çözüm yollarına ağırlık verecek, yargıya ulaşılabilirliği
kolaylaştırmak amacıyla savunma hakkı ve adli yardımı güçlendireceğiz. Koruyucu
ve önleyici hukuk yaklaşımını yaygınlaştırılacağız. Bireysel başvurunun Anayasa
Mahkemesine getirdiği aşırı iş yükünün, mahkemenin işlevselliğine zarar verme
ihtimali karşısında bu uygulamayı gözden geçireceğiz. Hükûmet olarak adalet
sisteminde kadınlar, çocuklar ve engellilere yönelik kolaylaştırıcı
uygulamaları hayata geçireceğiz. Ülke genelinde ideal yargılama sürelerinin
belirlenmesini ve yargıda zaman yönetiminin uygulanmasını sağlayacağız.
Vatandaşlarımızın daha kolay adalet hizmeti alabilmesi için birçok gelişmiş
ülkede uygulanan Hukuki Yardım (Himaye) Sigortası Sistemi geliştireceğiz. Adli
ve idari yargıda istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesini sağlayacağız. Ceza
infaz sistemini mükerrer suçluluğu önleyecek şekilde etkili hâle getireceğiz.
Ceza infaz kurumlarının standartlarını yükseltmeye devam edeceğiz. Denetimli
serbestlik sistemini daha etkin hale getirecek ve kamu-sivil toplum
işbirliğinin artırılmasını sağlayacağız. Başta UYAP olmak üzere, yargıda
bilişim hizmetlerinin daha da etkinleştirilmesini sağlayacağız. Bu alanda
ileri bir adım olarak başlattığımız Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemini
(SEGBİS) ülke geneline yaygınlaştıracağız.
Adli Tıp Kurumunun kapasitesini geliştireceğiz. Bu
alandaki hizmetleri ülke geneline yaygınlaştıracak, dosya ve raporların bekleme
sürelerinin daha da kısalmasını sağlayacağız. Ayrıca, Adli Bilimler Akademisini
kurarak bu alandaki ileri araştırmalara ve eğitimlere ortam hazırlayacağız.
Uluslararası adli yardımlaşma faaliyetlerini etkinleştirecek, bölgesel ve ikili
düzeyde adli işbirliğini geliştireceğiz.
GÜVENLİK
Siyaset anlayışımız insanı, insan onurunu merkez kabul
eder. Bu onurun güvencesi ise özgürlük ve güvenlik dengesidir. Bunlar
birbirini dışlayan değil, birbirlerini bütünleyen kavramlardır. Geçmişte
kaygılar ve korkularla şekillenen devletin güvenliği yaklaşımını vatandaşa
güven temelinde yeniden ele alarak, devlet-toplum-fert ilişkisini güçlendirecek
bir yaklaşımı öne çıkardık. Güvenlik hizmetlerini, ileri bir demokrasi hedefine
ulaşmak amacıyla temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınabilmesi ve
eksiksiz bir biçimde kullanılabilmesi için ihtiyaç duyulan temel kamu hizmeti
olarak tanımlamaktayız. 64. Hükûmet döneminde de icraatlarımızda özgürlüklerin
güven içinde ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde yaşanmasına yönelik prensibimizi
hayata geçirmeye devam edeceğiz. Hükûmet olarak, yeni dönemde de güvenlik ve
asayiş ortamını bozarak, vatandaşlarımızın anayasal hakkı olan özgürlükleri
yaşaması açısından baskı ve tehdit oluşturabilecek bütün yapıların üzerine
kararlılıkla ve ödün vermeden gitmeyi sürdüreceğiz. Uluslararası ve bölgesel
teröre destek veren çevre ve odaklarla, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra
da kararlılıkla mücadele edeceğiz. Coğrafyamızda hangi nedene dayanırsa dayansın
ve kimden gelirse gelsin terörün karşısındaki ilkeli duruşumuzu sürdüreceğiz.
Etnik, dini veya mezhebi kavramları suistimal eden tüm terör örgütlerine
yönelik mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz. Bu duruş ve mücadelemizde
hukukun üstünlüğünü temel alacak; güvenlik hizmetlerini şeffaflık,
katılımcılık ve hesap verebilirliği artıracak mekanizmalarla daha fazla
destekleyecek, masum vatandaşlarımızın zarar görmemesi için azami hassasiyeti
göstermeye devam edecek ve güvenlik birimlerine olan güveni daha da
pekiştireceğiz. Bu bağlamda, toplumun bütün kesimlerini kucaklayan, özellikle
kadın, çocuk, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın güvenlik hizmetlerine
erişimini kolaylaştıran politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Önümüzdeki
dönemde de terörizm, örgütlü suçlar, siber suçlar, narkotik suçlar ve
kaçakçılıkla mücadelede ulusal ve uluslararası kuruluşlar arasındaki
işbirliğini güçlendirecek, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu suçlarla
ilgili kararlı mücadelemizi devam ettireceğiz. Özgür bir ortamda
vatandaşlarımızın iradelerini sandığa yansıtabilmesi için seçim güvenliğini
ilgilendiren düzenlemeler, ilgili tarafların görüşleri de alınarak
gerçekleştirilecektir. Uyuşturucu ile mücadeleye yönelik güvenlik önlemlerini
artıracak, bu alandaki suç örgütlerinin üzerine kararlılıkla gitmeye devam
edeceğiz. Bu kapsamda, uyuşturucu maddelerin yasadışı imal, ticaret ve
kullanımıyla mücadelede personel ve teknik kapasitemizi güçlendireceğiz.
Uyuşturucu ile mücadelede faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki
koordinasyonu geliştirecek, çevre ülkelerle ve uluslararası alandaki
işbirliğini artıracağız. Bu alanda ilan etmiş olduğumuz eylem planını
kararlılıkla uygulayacağız. Önleyici ve koruyucu güvenlik hizmetlerine öncelik
verecek ve risk yönetimine geçeceğiz. Önümüzdeki dönemde de vatandaşla kolluk
güçleri arasındaki ilişki güven esasına dayalı olacaktır. Toplum destekli
kolluk yaklaşımını güçlendireceğiz. Sınırlarımızın korunmasından sorumlu
olacak yeni, profesyonel bir sınır kolluğu teşkilatının kurulmasını
sağlayacağız. Güvenlik hizmetleri alanındaki personelimizin nitelik ve nicelik
bakımından geliştirilmesi ve profesyonelleşmesini sağlayacak her türlü
tedbiri almaya kararlıyız. Kayıp çocuk bulma konusundaki Kayıp Alarmı,
Uluslararası Polis Eğitim Merkezi (UPEM), Türkiye'nin Doğu Sınırlarında Mayın
Temizlenmesi Projesi ve Geri Gönderme Merkezleri Yapımı Projelerini
gerçekleştireceğiz. Ayrıca, Acil Çağrı Merkezlerini ülke geneline
yaygınlaştıracağız. Ülkemizde, vesayetçi aktör ve kurumların siyaset üzerindeki
nüfuzunu kırmak üzere kararlı bir irade sergilenmiş ve siyasal sistemi
demokratikleştirme hedefinde ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir. Ancak,
geleneksel vesayetçi aktör ve kurumlarla yürüttüğü mücadele neticesinde
ülkemiz, milli iradeye dayalı demokratik bir siyasal sistemi inşa etme hedefine
odaklanmışken, yeni bir vesayet odağının saldırılarına maruz kalmıştır. Milli
güvenliğimizi ve meşru demokratik sistemimizi tehdit eden bu yeni vesayet
oldağı "(PDY) Paralel Devlet Yapılanması"dır. Yargı ve güvenlik
bürokrasisini, sivil toplumun çeşitli kesimlerini ve iş dünyasını tesiri altına
almaya çalışan bu yeni vesayet odağının siyaseti kendi hedefleri doğrultusunda
dizayn etme çabaları, bürokrasi içinde şeffaflığı yok eden gayretleri ve vesayetçi
anlayışı milli güvenliğimizi tehdit etmektedir. Milli iradeden aldığımız güçle
bu yapıları tamamen ortadan kaldıracak şekilde kararlı mücadelemize devam
edeceğiz.
ŞEFFAFLIK
64. Hükûmet olarak, devletin gerçek ve tek sahibi olarak
gördüğümüz vatandaşlarımız adına yürüttüğümüz tüm işlerin şeffaf, katılımcı ve
hesap verebilir bir biçimde gerçekleşmesini temel ilke olarak benimsiyoruz.
Kamu yönetimindeki politika ve uygulamalarımızda yolsuzlukla mücadeledeki
kararlılığımız bu temele dayanmaktadır. Halkımızı gerektiğinde en üst siyasi
ve bürokratik düzeyde bilgilendirmeyi ve onlara hesap vermeyi demokratik hukuk
devleti anlayışımızın bir parçası olarak görüyoruz. Katılımcı demokrasimizi,
şeffaflığı artan ve daha hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla
güçlendirecek; her türlü yolsuzlukla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Geçtiğimiz dönemde kamuoyuyla paylaştığımız Şeffaflık Paketi'ni süratle hayata
geçireceğiz. Siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının
şeffaflaştırılmasına yönelik Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri
Hakkında Kanun ile Siyasi Partiler Kanunu'nda değişiklikler yapacağız. Siyasi
partilere yapılan bağışların elektronik ortamda ilan edilmesini ve seçim
hesaplarıyla yapılan harcamaların denetiminin yapılmasını ve sonuçlarının
elektronik ortamda ilan edilmesini sağlayacağız. Seçim sonuçlarının ilan
edilmesinden sonra, siyasi partilerin seçim bilançolarının elektronik ortamda
ilan edilmesini sağlayacağız. Partilerin bu konuda aldığı yardımın nerede kullandığının
açık ve berrak olmasını sağlayacağız. Mal bildirimlerinin şeffaf olmasını
sağlayacağız. Mal bildirimlerinin elektronik ortamda verilmesini ve
kıyaslanmasını sağlayacak bilişim altyapıları kuracağız. Yüksek Mahkeme Başkan
ve üyeleri ile daire başkanlarının, TBMM Başkanlığına mal bildiriminde
bulunmasını sağlayacağız.
İmar uygulama mevzuatını yenileyeceğiz. İmar planlarında
yapılan değişikliklerden doğan değer artışının, belediyelere ve bakanlıklara
kentsel dönüşümde kullanmaları için aktarılmasını sağlayacağız. 'İnsanı yaşat
ki devlet yaşasın' ilkesiyle hizmet eden AK Parti Hükûmetleri, sosyal devlet
kavramını hayatın her alanında güçlü bir şekilde uygulamaya koymuştur. Sosyal
politikalar bizatihi değerli olmanın yanı sıra diğer tüm politika alanları için
de temel bir mihenk taşı olarak alınmıştır. Bu yaklaşım, insanı merkeze alan
yaklaşımımızın somut bir yansımasıdır. Ülkemizin insan kaynağını çağdaş dünya
ile rekabet edebilir donanıma kavuşturan ve hayat boyu süren bir süreç olarak
eğitimi insani kalkınmamızın odağına yerleştiriyoruz. Ar-Ge ve yüksek
teknoloji yatırımlarına büyük destekler vererek teknoloji tüketen değil
teknoloji üreten bir ülke olacağız. Niceliksel kalkınma niteliksel derinlik
kazanacaktır. 64. Hükûmet olarak da eğitim kalitesini yükselten; etkili sağlık
hizmeti sunan; nüfusun dinamizmini ve aile yapısını koruyarak geliştiren;
kadınına, gencine, çocuğuna ve çalışanına hak ettiği yeri, önemi ve desteği
veren bir yaklaşımda olmayı benimsiyoruz. Bu yaklaşımla, Türkiye'nin 'yüksek
insani gelişmişlik' kategorisinden 'çok yüksek insani gelişmişlik'
kategorisinde olan ülkeler arasına girmesini hedefliyoruz.
SOSYAL GÜVENLİK
TÜM İŞÇİ VE BAĞKUR EMEKLİLERİMİZE DE ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE
YILLIK İLAVE 1.200 TL VERECEĞİZ
64. Hükûmet döneminde tüm vatandaşlarımızı sosyal
güvenlik ve genel sağlık sigortası kapsamına alırken, aynı zamanda
sürdürülebilir ve etkin çalışan bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı
hedefliyoruz. Sosyal güvenlik sistemimizi geliştirirken, çalışanlar,
işverenler ve emekliler arasında hakkaniyetli ve sürdürülebilir bir denge
oluşturulması temel ilkemizdir. Önümüzdeki dönemde sosyal güvenlik alanında
sağladığımız ilerlemeleri devam ettirecek, dünyada değişen şartlar ve gelişen
standartları da yakından takip ederek sistemimizi gözden geçireceğiz. Sosyal
güvenlik sistemimizin uzun vadeli mali sürdürülebilirliğinin sağlanması
amacıyla tedbirler almaya devam edeceğiz. Emeklilik hizmetlerini
etkinleştireceğiz. Düşük düzeyde maaş alan emeklilerimizin gelir seviyesini
alacağımız tedbirlerle yükselteceğiz. Bu çerçevede; Temmuz ayında emekli
maaşlarına rutin olarak yaptığımız artıştan sonra maaşı 1.000 liranın altında
kalan SSK ve Bağ-Kur emeklilerimize seyyanen 100 lira zam yaptık. Maaşı 1.000
lira ile 1.100 lira arasında olan emeklilerin maaşını da 1.100 liraya
tamamladık. Bu artıştan emeklilerimizin yaklaşık yüzde 55'inin istifade
etmesini sağladık. Tüm işçi ve bağkur emeklilerimize de önümüzdeki dönemde
yıllık ilave 1.200 TL vereceğiz. Ticari faaliyette bulunan emeklilerimizden
kesilen ayda yüzde 15 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi'ni yüzde 10'a
indirdik. 630 binden fazla emeklimizin yararlandığı bu düzenlemeyle
emeklilerimizin aylıklarına ortalama en az 50 liralık ayrıca bir artış
sağladık. Yüzde 15'ten yüzde 10'a indirdiğimiz Bağkur Sigortalısı olan
esnafımızın emekli aylıklarından kesilen Sosyal Güvenlik Destek Primi
Kesintisi'ni önümüzdeki dönemde tamamen kaldıracağız. Önümüzdeki yıl için
asgari ücretin 1.300 TL'ye yükseltilmesi yönünde Asgari Ücret Tespit Komisyonu'na
teklifte bulunacağız. Yapılan işin tehlike sınıfına göre, asgari ücrette
farklılaştırma sağlayacağız. 51 ilimizde uygulanmakta olan yüzde 6 oranındaki
İşveren Sigorta Primi indiriminde esas alınan 10 işçi çalıştırma zorunluluğunu
kaldıracağız. Bu imkândan 251 bin küçük işletmenin yararlanmasını
sağlayacağız. Muhtarlarımızın 950 TL olan maaşını 1.300 TL'ye yükselteceğiz.
65 yaş aylığı alan yaşlılarımızın kimin yanında yaşarsa yaşasın kesinti olmadan
maaşını almasını sağlayacağız. Polislerimizin 2200 olan ek göstergelerini
3000'e çıkaracağız. Polislerimizin emniyet hizmet tazminatını yüzde 25
artıracağız. Böylece maaşlarında 240 lira ile 580 lira arasında artış
sağlayacağız. Uzman erbaşların 2200 olan ek göstergelerini 3000'e çıkaracağız.
Er ve Erbaşlarımızın harçlığını 30 liradan 100 liraya yükselteceğiz. Askeri
öğrencilerin harçlığı da 400 TL olacaktır. Astsubay emeklilerinin 2003 öncesi
ve sonrası oluşan farkın kapatılmasına yönelik intibakları sağlanacaktır.
Geçici köy korucularımızın şartlarını iyileştirmeye dönük başlatılan
çalışmalara bağlı olarak gerekli adımları atacağız. Genel Sağlık Sigortası
kapsamında yapılan gelir testi sistemi ve buna bağlı Genel Sağlık Sigortası
Primi ödemelerini gözden geçirerek, sistemin etkinliği ve verimliliğini
artıracağız. İstihdam edilmeleri halinde, sosyal destek alan vatandaşlarımızın
sigorta primi işveren desteğini karşılayacağız. Toplum yararına çalışma
programlarımızda, ailesinde çalışan olmayanlara öncelik vereceğiz. TOKİ eliyle
emeklileri uygun koşullarla konut sahibi yapacağız. Sosyal güvenlik
sözleşmelerine göre sağlık yardım hakkı elde etmiş sigortalıların ve bakmakla
yükümlü oldukları kişilerin sağlık aktivasyon ve provizyon sistemine dâhil
edilmesini sağlayacağız. Kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücretle mücadele
ederek, kayıtlı çalışan sayısını artıracak ve prim tabanını genişleteceğiz.
Prim yapılandırmalarını ekonomik kriz ve doğal afet gibi istisnai haller
dışında uygulamayacağız. Sağlık hizmetleri ve harcamalarında sürdürülebilirlik
dikkate alınarak ilaç ve tedavi harcamalarını daha akılcı hale getireceğiz.
Özellikle hasta ve işlemin takibinin yapılması, suistimallerin önlenmesi,
gereksiz ve mükerrer tetkiklerin önüne geçilmesine yönelik çalışmalara hız
kazandıracağız. Sektörel katkısının yanı sıra ülkemizdeki tasarruf eğilimini
de güçlendireceğini öngördüğümüz tamamlayıcı emeklilik tasarruflarını
destekleyeceğiz. Sosyal güvenlik ve prim ödeme bilincini artıracak ve
farkındalık oluşturacağız. Cari dönem prim tahakkukunu ve tahsilatını artıracağız.
Ekonomide elde ettiğimiz başarılar; insanımızın refahını artırmakta, daha
kaliteli mekân ve çevre taleplerini tetiklemekte, beşeri sermayemizi
güçlendirmekte, bilim ve yenilik alanına kaynak ayırmamızı sağlamakta,
ülkemizin prestijini artırarak dış politikamıza önemli ölçüde güç vermektedir.
AK Parti Hükûmetleri olarak, sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma için, ileri
demokratik standartları ve evrensel hukuk normlarına dayalı olarak işleyen adil
bir yargı düzenini esas aldık. Yargı reformu başta olmak üzere, katılımcı
demokrasi ve yönetim alanında sağlamakta olduğumuz ilerlemeler, önemli bir
aşamaya gelmiş olan ekonomik dönüşüm sürecimizi sağlamlaştırmak açısından da
kritik bir rol oynamaktadır. Her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da yeni
bir döneme giriyoruz. Bu dönemde bir yandan makroekonomik istikrar ve
kazanımlarımızı güçlendirirken, bir yandan da mikroekonomik ve sektörel
dönüşümlere odaklanacağız. Son 13 yılda, üst-orta gelir grubuna yükselttiğimiz
ülkemizin, yüksek gelir grubu ülkeler arasına girmesi temel amacımızdır. Güven
ve istikrar içerisinde büyüyecek olan ekonomimizin temelini nitelikli,
girişimci ve yenilikçi insanımız; bilgi ve teknoloji ile katma değeri
yükselten işletmelerimiz oluşturacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra
da mülkiyet hakkı ve girişim özgürlüğünü koruyacağız. Mevzuatın öngörülebilir
ve sarih olmasını, geriye yürümemesini sağlayacağız. Kazanılmış hakların
korunmasını temin edeceğiz. Yargı sisteminin hızlı ve tutarlı bir şekilde
çalışması için gerekli ortamı oluşturacağız. Kamunun etkin olarak işletilmesini
ve öngörülebilirliği sağlayacağız. Özel sektörün ihtiyaç duyacağı hizmetlere
yönelik temel fiziki ve sosyal altyapıyı sunacağız. Üretken alanlarda,
yenilikçi ve girişimci özel sektör öncülüğünde büyüyeceğiz. Dışa açık bir
ekonomi olarak her alanda rekabetçiliği geliştirecek, küresel yatırımları ve
nitelikli insan gücünü cezbedeceğiz.
ETKİN, HAKKANİYETLİ, İTİBARLI DIŞ POLİTİKA
Adil bir dünya tasavvurumuz dış politikamızı hem
güçlendirmiş, hem de zenginleştirmiştir. Bugün Türkiye'nin dünyanın her
tarafındaki mazlumların, mağdurların, mültecilerin ve muhtaçların yardımına
koşmasının temelinde tarihi misyonumuz olan adalet ve yardımlaşma ilkeleri
yatmaktadır. Bu açıdan ülkemizin ısrarla takip ettiği 'değer odaklı dış
politika', dünyada giderek yükselen uluslararası sistemin
demokratikleştirilmesi; adalet ilkesinin hem siyasete, hem de ekonomiye hâkim
kılınması taleplerine önemli bir güç katmaktadır. Türkiye'nin insanı, adaleti
ve demokrasiyi temel alan dış politikası, bölgesinde ve dünyada hem takdirle
karşılanmakta, hem de toplumlar nezdinde büyük kabul görmektedir. 64. Hükûmet
döneminde de uzun dönemli bir perspektifle sağlam değerlere dayalı olarak
geliştirdiğimiz dış politikamızı önümüzdeki dönemde de dünya ve ülke
şartlarını da dikkate alarak geliştirmeye devam edeceğiz. Tarih önünde doğru
yerde bulunuyoruz. Bu duruşumuzu daha geniş, etkili ve fazla çaba ile
önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Kıbrıs'ta müzakere edilmiş bir çözüm ve Kıbrıs
Türk Halkının uluslararası toplum içerisindeki haklı yerini alabilmesi, temel
önceliklerimizden biridir. KKTC'nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve
refahının artırılması için bugüne kadar kararlılıkla attığımız adımlara devam
edeceğiz. Kıbrıs'ta, her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi
eşitliklerini ve Ada'nın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş,
adil ve kalıcı bir çözüm için garantör ülke olarak yapıcı katkımızı
sürdüreceğiz ve Birleşmiş Milletlerin bu yöndeki çabalarını destekleyeceğiz.
2011 yılından bu yana sancılı bir dönüşüm sürecinden geçmekte olan Kuzey Afrika
ve Ortadoğu coğrafyasında, geçmiş iktidarlarımız döneminde olduğu gibi,
birleştirici ve yapıcı bir rol oynamaya devam edeceğiz. Ortadoğu ve Kuzey
Afrika bölgesine yönelik çok yönlü, ön alıcı ve etkin politikalarımızı insan
odaklı ve evrensel değerler temelinde kararlılıkla sürdüreceğiz. Bölgedeki kriz
ve çatışmalara adil, kalıcı ve sürdürülebilir siyasi çözümler üretilmesi
yönündeki çabalarımız da devam edecektir. Ortadoğu'da etnik ve mezhebi
ayrılıklara dayalı çatışmaların ve dışlayıcı yaklaşımların karşısında sosyal
bütünleşmeyi ve kapsayıcı siyasi birliği destekleyeceğiz. Suriye'de dört buçuk
yıldır devam eden ihtilaf, her geçen gün daha da derinleşen insani yıkıma ilave
olarak, bölgesel olarak başlayan ve giderek küresel bir hâl almakta olan
güvenlik ve istikrar açısından oluşturduğu tehditler bakımından da gündemimizde
en öncelikli konumda bulunmaktadır. Bu ülkede, siyasi bir dönüşüm sağlayacak
gerçek bir geçiş sürecinin hayata geçirilmesi için çabalarımız kararlılıkla
sürdürülecektir. 64. Hükûmet olarak da insani ve vicdani sorumluluk gereği,
rejimin zulmünden ve terörden kaçarak ülkemize sığınan Suriyeli ve Iraklıların
yaralarının sarılması için gerekli yardımı sağlamaya, zor günlerinde Suriyeli
ve Iraklı kardeşlerimizin yanında yer almaya devam edeceğiz. Irak'ın toprak
bütünlüğünün korunması, ülkede güvenlik ve istikrarın tesisi, demokrasinin
güçlendirilmesi, iç barışının sağlanması, komşularıyla ve uluslararası
toplumla bütünleşerek bölge açısından güvenlik ve refah yaratan bir devlet
haline dönüştürülmesi Irak'a yönelik dış politikamızın temel ilkeleridir. Bu
ilkeler çerçevesinde, Irak'ın karşı karşıya bulunduğu ciddi tehdit ve sınamalar
karşısında, kapsayıcı bir siyasi iktidar tesis edilmesine destek vermeye ve bu
süreçte üzerimize düşen katkıyı yapmaya devam edeceğiz. Ortadoğu'da kalıcı
istikrarın sağlanmasının en önemli koşullarından birisi olan Filistin sorununun
adil, kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüme ulaştırılması amacına yönelik
gayretlerimiz sürecektir. Filistin Ulusal Birlik Hükûmetine yönelik güçlü
desteğimiz de devam edecektir. Harem-i Şerif'in kutsiyetinin ve statüsünün
muhafazasına yönelik gayretlerimiz, başta Filistin makamları olmak üzere İslam
ülkeleriyle işbirliği içerisinde sürdürülecektir. Köklü tarihi, insani ve
kültürel bağlarımızın bulunduğu Balkanlarda barış ve istikrar ortamının
korunması, Hükûmetimizin öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu çerçevede
temel hedefimiz; bölgedeki bu ortamı tehdit etme potansiyeli barındıran etnik,
dini, toplumsal ve siyasi gerginliklerin önlenmesine katkıda bulunmaktır.
Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan ve Türkiye-Bosna-Hersek-Hırvatistan üçlü
mekanizmalarını da kullanarak, Balkan ülkeleriyle ilişkilerimizi
güçlendirmeye, sürdürülebilir kalkınma için gerekli olan iletişim ve ulaşım
altyapılarının geliştirilmesine, Balkan ülkelerinin ülkemizle ve kendi
aralarında karşılıklı yarar temelinde ekonomik ve ticari bağlarının
pekiştirilmesine, barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi suretiyle,
toplumsal huzur ortamının tesisine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Balkan
ülkelerinin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme perspektifine güçlü
desteğimizi de sürdüreceğiz. Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyeliğimiz stratejik
hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Hükûmet olarak AB müktesebatına uyum
sürecini hızlandıracağız. Ancak Hükûmetimizin göstermiş olduğu samimi
yaklaşıma AB kurumlarının ve üye ülkelerin de gerekli karşılığı vermesi
gerekmektedir. AB müktesebatına yüksek oranda uyum sağladığımız halde, belirli
fasılların siyasi mülahazalarla açılmaması AB'nin temel ilkeleriyle
bağdaşmamaktadır. Önümüzdeki dönemde AB ile uyum sürecini devam ettirirken
Meclisteki tüm partilerimizin desteğini göreceğimize inanıyoruz. Geniş bir
kabul gören üyelik hedefimiz, yasal düzenlemelerde partiler arası işbirliği
için güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Hükûmetimizle birlikte AB üyelik sürecine
destek olan diğer siyasi partilerin de bu konuda anlayış birliği sergilemesi ve
ortak çabalar göstermesi önem taşımaktadır. Ekonomik ilişkilerimizin yanı sıra
tam üyelik müzakereleri yürütmekte olduğumuz AB kurumları ve üye ülkeleriyle
iyi ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Bir yandan Avrupa ülkeleri ile
ikili ilişkilerimizi geliştirirken, diğer yandan Balkanlar, Kuzey Afrika ve
Ortadoğu başta olmak üzere yakın coğrafyalarımızda istikrar ve refah için
işbirliğimizi artıracağız. Avrupa Birliği üyeliğimizin, ekonomik dinamizm
başta olmak üzere, birçok alanda Birliğe önemli katkılarda bulunacağı
gerçeğiyle, devletlerarası ilişkilerin yanı sıra toplumdan topluma ve iş
dünyaları arasında ilişkileri geliştirerek yeni bir süreç başlatacağız.
Vizelerin kaldırılması, Gümrük Birliğimizin güncellenmesi, mali işbirliğimizin
derinleştirilmesi gibi yeni inisiyatiflerle Türkiye-AB ilişkilerinde pozitif
gündemi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Son dönemlerde Suriye'de yaşanan iç
çatışmaların etkisiyle artan mülteci akını, bölge ülkelerini aşarak başta AB
olmak üzere uluslararası ölçekte bir meseleye dönüşmüştür. Bu alanda AB ile
Türkiye diyaloğu ve işbirliğinin önemi giderek artmaktadır. AB ile
sürdürdüğümüz ilişkiler bütünlüğü içinde bu alanda da yeni inisiyatifler
geliştirilmesi önem arz etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan,
2014 yılını AB yılı ilan ederek bu süreçteki kararlılığı bir kez daha gözler
önüne sermiştir. Bu çerçevede, AB sürecine yeni bir ivme kazandırmak ve her
alanda reform çalışmalarını hızlandırmak amacıyla hazırlanan 'AB'ye Katılım
İçin Ulusal Eylem Planı'nı titizlikle hayata geçireceğiz. AB sürecine ve bu
süreçte yaşanan değişime, dönüşüme inanan Hükûmetimiz AB üyeliği konusunda
kararlı ve istikrarlı politikasını sürdürecektir. Sürecin tüm zorluklarına
rağmen, bizim için AB ile yürütülen müzakerelerin amacı tam üyeliktir.
Hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü AB üyeliği ile taçlandırmaktır.
Geniş bir coğrafyada yakın işbirliği yaptığımız, bölgesel
ve uluslararası sorunlara karşı dayanışma içinde bulunduğumuz, müttefikimiz ABD
ile ilişkilerimizi ve işbirliğini karşılıklı saygı ve güven temelinde
geliştirmeye devam edeceğiz. Önemli ortağımız ve bölgesel işbirliği bakımından
önem taşıyan bir aktör olan Rusya ile ilişkilerimizin dinamiği, merkezinde
bulunduğumuz geniş coğrafyayı yakından ilgilendirmektedir. Önümüzdeki dönemde,
enerji ve ticaret başta olmak üzere, Rusya'yla ilişkilerimizi karşılıklı
hassasiyetlere saygı içerisinde ve müşterek menfaatler doğrultusunda
güçlendirmeye gayret göstereceğiz. Komşumuz ve stratejik ortağımız Ukrayna'da
süregiden, bölgesel istikrarı ve uluslararası barış ve güvenliği menfi
etkileyen krize, Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve uluslararası hukuk temelinde
diplomatik yöntemlerle çözüm bulunması yönünde yürütülen çabaları desteklemeye
devam edeceğiz. Bu kapsamda, Kırım'ın asli halkı olan soydaş Kırım Tatar
Türkleri'nin güvenlik ve refahının temini, hak ve çıkarlarının genişletilerek
güvenceye kavuşturulması yönünde gerekli girişimlerde bulunmayı sürdüreceğiz.
Ülkemiz, Güney Kafkasya'daki anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü
doğrultusunda, Yukarı Karabağ başta olmak üzere Azerbaycan topraklarındaki
işgalin sona erdirilmesi ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginliklerin
sonlanması için çaba göstermeye devam edecektir. Önümüzdeki dönemde,
Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik adımlarımız da sürecektir.
Ermenistan'ın karşılıklı yarar ve işbirliğinin önünü açacak kapsayıcı, âdil
hafıza arayışı içerisinde tarihi araştıran bir anlayışa yönelmesini ve
açılımlarımıza ileri görüşle mukabelede bulunmasını bekliyoruz. Barış, istikrar
ve refah ortamının Kafkaslar'a teşmilinin ancak böylelikle mümkün olabileceğini
düşünüyoruz. Kafkasya'da oluşturduğumuz Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan,
Türkiye-Azerbaycan-İran ve Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan üçlü mekanizmaları
da meyvelerini vermeye başlamış; Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle ticaret
hacimlerimiz istikrarlı bir artış göstermiştir. Kafkasya ve Orta Asya
ülkeleriyle ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi ve geçtiğimiz dönemde
kurulan Türk Konseyi'nin daha da güçlendirilmesi temel hedeflerimiz arasında
yer almaktadır. Afrika bizim çok önem verdiğimiz önceliklerimizden birisidir.
Önümüzdeki dönemde de Türkiye için dünyanın her yerinde mevcut ilave işbirliği
imkânlarını tespit etmeyi hedefleyen bu yaklaşımımızı sürdüreceğiz. Geride
bıraktığımız beş yıllık dönemde sayılarını 12'den 39'a yükselttiğimiz Afrika
kıtasındaki büyükelçiliklerimizin sayısını daha da arttıracağız. Türk
firmalarının ve işadamlarının Afrika pazarında etkin hale gelebilmeleri ve pazar
payını artırmaları için sarf ettiğimiz gayretler neticesinde 20 milyar dolar
seviyesini aşan toplam ticaret hacmimizi daha da yukarılara taşımak için gayret
göstereceğiz. Başta Somali olmak üzere, kalkınma yardımları ve insani yardımlar
aracılığıyla bu bölgeye uzattığımız yardım elini de güçlü tutmaya devam
edeceğiz. Son yıllarda gösterdiği dinamik performansa bağlı olarak dünyanın
önemli siyasi ve ekonomik sıklet merkezleri arasına giren Asya-Pasifik
bölgesiyle ilişkileri derinleştirmeye ve geliştirmeye devam edeceğiz. 2002
yılından bu yana bölgeyle ticaret hacmimiz 8,7 kat artmıştır. Geride
bıraktığımız 5 yıllık dönem içerisinde bölgenin önemli ülkelerinden Çin'le
stratejik işbirliği, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Endonezya, Malezya ve Singapur
ile stratejik ortaklık düzeyine yükselttiğimiz işbirliğimizi daha da ileri bir
noktaya taşımayı öngörüyoruz. ASEAN ile ilişkilerimizi hızla ilerletiyoruz.
Bölgedeki diplomatik varlığımızı yeni misyonlar açarak artırmayı ve bu
ülkelerle başta ticari ve ekonomik olmak üzere ilişkilerimizi her alanda
geliştirmeyi hedefliyoruz. Dost ve kardeş Afgan halkı ihtiyaç duyduğu sürece,
kalıcı barış ve istikrarın tesisi amacıyla bu ülkede yürütülen çabalara
verdiğimiz desteği devam ettireceğiz. Halklarımız arasındaki kardeşlik
ilişkileri temelinde, Pakistan'la ilişkilerimizi her alanda geliştirmeye,
ayrıca bu ülkenin karşı karşıya bulunduğu sınamaları aşma yönündeki çabaları
da desteklemeye kararlıyız. Hindistan'la ilişkilerimizi ortak menfaatlerimiz
çerçevesinde her alanda geliştirmeyi öngörüyoruz. Bu çerçevede tüm bu
coğrafyayı kapsayan tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ülkeler ile siyasi,
ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik tüm
girişimlerimizi sürdürecek, 'Orta Koridor' girişimimizin hayata geçirilmesine
yönelik politikalarımızı yoğunlaştıracağız. Yeni coğrafyalara erişim sağlama
politikamız çerçevesinde, ticari ve diplomatik bağlarımızı güçlendirdiğimiz
bir diğer bölge olan Latin Amerika ve Karayipler ile ticaret hacmimiz son on
yılda 9 kat artarak, 8 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu yaklaşımımızı
muhafaza edecek, ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve işbirliği temelinde
geliştirmeyi sürdüreceğiz. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetleri döneminde
izlenen aktif dış politika sonucunda, Türkiye bugün, yerelden ulusala,
ulusaldan bölgesele, bölgeselden küresele her kademede etkin planlama
yapabilen, ön alan, uzun dönemli ve kapsayıcı perspektifler ortaya koyabilen,
artan imkân ve kabiliyetlerini öne sürebilen bir aktördür. Önümüzdeki dönemde
bu konumumuzu daha da güçlendireceğiz. Dış politikamızın giderek güçlenen çok
boyutlu yapısı sayesinde ülkemiz daha fazla sayıda ülkeyle ekonomik işbirliği
mekanizmaları oluşturmakta; böylece ticaret ve yatırımları artıracak gerekli
zemin ve etkileşim sağlanmaktadır. Bu bağlamda, dış ekonomik ilişkiler
alanındaki kurumsal yapıyı güçlendirecek, bu alanda faaliyet gösteren
kurumların yetki ve sorumluluklarını yeniden tanımlayacağız. Enerji arz
güvenliğimizin sağlanması ve ülkemizin Doğu-Batı ve Kuzey-Güney eksenlerinde,
üretici ve tüketici ülkeler arasında güvenilir bir enerji merkezi olması
yönündeki çabalarımızı sürdürmekteyiz. İstikrarlı bir şekilde artan enerji
talebimizi karşılarken, enerji nakil güzergâhları ve kaynak ülke çeşitlendirmesi
hedefimiz doğrultusunda önemli projeler hayata geçirmekteyiz. Ayrıca,
yenilenebilir enerjinin payını artırarak ve nükleeri enerji sepetimize
ekleyerek çeşitlendirme hedefimize katkıda bulunmaya çalışmaktayız. Sivil
toplum ile işbirliği içerisinde yurtdışındaki eğitim ve kültür
faaliyetlerimizi çok daha sistemli bir şekilde güçlendireceğiz."
ANKARA, (DHA)

1 yorum:
Elinizden gelse, tum ermenileri bir kasik suda bogardiniz. Artsakh ile alakali söyleyeceginiz hic bir sözunuz olamaz, cunku size zerre kadar guven olmaz!
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.