Naci Kaptan
Tarihimizde trajik bir bölümü kapsayan Ermeni Türk kırışmasını ve tehcir olayını içeren ve Ermeni Dildilian ailesinin çektiği fotoğrafların sanat etkinliği adı altında Belediyenizin çalışmalarıyla sergilendiğini okudum. Bu sergiyi açmadan önce Ermeni sorununu , tehcir olayını
sadece Ermeni fotoğrafçı bir ailenin vizöründen ve ailenin torunu olan
Prof.Dr.Armen T. Marsoobian’ın keleminden
aktarmanın NE KADAR OBJEKTİF olacağını acaba düşündünüz mü ? Bu sergi
daha önce de Merzifon’da AKP belediye Başkanı İskender Doğru tarafından ve
ayrıca İstanbul Tophane’de de açılmıştır. AKP’li
bir belediye başkanının partisinin
politikalarına bağlı kalarak Ermeni meselesine Ulusal çıkarlar bağlamında
yaklaşmalarını beklemem saflık olur
fakat Cumhuriyet’i kuran ve Ulusalcılığı kuruluş döneminde şiar eden bir
partinin bu konuda daha dikkatli ve özenli davranmasını ve tek taraflı
propaganda tuzağına düşmemesini beklemek , eleştirmek bir Yurtsever olarak
hakkımdır.
***
Çankaya – Ankara
Sayın Belediye başkanı ,
İnsani duyguları göz ardı etmeden ve etnik ayırımcılık
yapmadan size eleştirim var;
Tarihimizde trajik bir bölümü kapsayan Ermeni Türk
kırışmasını ve tehcir olayını içeren ve Ermeni Dildilian ailesinin çektiği
fotoğrafların sanat etkinliği adı
altında Belediyenizin çalışmalarıyla sergilendiğini okudum. Bu sergiyi açmadan
önce Ermeni sorununu , tehcir olayını sadece Ermeni fotoğrafçı bir ailenin
vizöründen ve ailenin torunu olan Prof.Dr.Armen T. Marsoobian’ın
keleminden aktarmanın NE KADAR OBJEKTİF
olacağını acaba düşündünüz mü ?
Bu sergi daha önce de Merzifon’da AKP belediye Başkanı
İskender Doğru tarafından ve ayrıca İstanbul Tophane’de de açılmıştır. AKP’li
bir belediye başkanının partisinin
politikalarına bağlı kalarak Ermeni meselesine Ulusal çıkarlar bağlamında
yaklaşmalarını beklemem saflık olur
fakat Cumhuriyet’i kuran ve Ulusalcılığı kuruluş döneminde şiar eden bir
partinin bu konuda daha dikkatli ve özenli davranmasını ve tek taraflı
propaganda tuzağına düşmemesini beklemek , eleştirmek bir Yurtsever olarak
hakkımdır.
Ermeni vatandaşlarımızın çektiği acıların ve trajedilerin
yanında Ermeni’ler tarafından kıyıma uğramış olan ve katledilen yüzbinlerce
Türk vatandaşın çektiklerini ,acılarını , kayıplarımızı görmezden gelmek doğru
mudur ?
Evet acılar yaşanmıştır , Dildilian ailesi fotoğrafçı
olmaları nedeniyle tarihe not düşmek imkanını bulmuşlardır. Unutmayınız ki
tehcir olayının sorumluları da yine Ermeni’lerin kendileridir. Bir trajediyi
günümüze aktarmak isteyen CHP çankaya Belediyesine yakışan aynı sergi içinde
aynı dönemde Ermeni’ler tarafından katledilen , yaşam yerlerini terk etmek
zorunda kalan , evlerini işlerini kaybeden Yüzbinlerce Türk’ün de
fotoğraflarının sergilenmesi gerekirdi.Gen.Kur.Başkanlığı arşivinde bu konuda
birçok fotoğraf vardır.
FOTOĞRAF SERGİSİNİ KİMLER DÜZENLEDİ (26 Nisan 2013
Tophane)
Ermeni çıkarları konusunda sergi düzenlenmesi ve
düzenleyiciler ;
Prof.Dr. Armen T. Marsoobian (ABD) Ailenin fotoğraf
işinin kurucusu Tsolag Dildilian’ın torunu (professor of philosophy at Southern
Connecticut State University) Sergi metinleri, Marsoobian tarafından hazırlanan
kaynak metinlerden oluşmuş olup Trajediler yaşamış olan Dildilian ailesinin
torunu olan bir kişiden yansız davranması beklenilebilir mi ?)
Arsinée Khanjian ;
Lübnan Ermeni asıllı Kanadalı oyuncu
Ayşe Gül Altınay ; Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyesi
(Ermeni’lerden özür dileyen liberal aydınlardan ! – Ermeni’lerin acıları
hakkında kitap yazarı)
Moderatör: Salpi Ghazarian ; Ermenistan’a göç etmiş olan
ABD’li ermeni’dir.
SERGİNİN AMACI NEDİR ?
SERGİ ŞÖYLE TANIMLANMIŞ ;
26 Nisan 2013, Salı günü 18:30′da Depo’da gerçekleşen
“Yitik Ermeni Geçmişini Yeniden Tahayyül Etmek: Kamusal Söylemde Belleğin Rolü”
etkinliğinde “Bir Ermeni Ailesinin Yitik Geçmişine Tanıklıklar: Dildilian Kardeşlerin
Objektifinden” sergisi, yaşamlarını Sivas, Merzifon ve Samsun yöresinde
fotoğrafçılık yaparak sürdüren Dildilian Ailesi’nin fotoğraf arşivinden ve aile
üyelerinin anlatılarından oluşuyor. Sergi, Ermenilerin binlerce yıldır
yaşadıkları topraklardan şiddet yoluyla silinmesiyle sonuçlanan sancılı bir
süreci, tehcir ve onun yıkıcı sonuçlarını ele alırken bir yandan da, Anadolulu
Ermenilerin o dönemde eğitim, kültür ve ticaret alanında kaydettikleri
kazanımlarla ilgili ipuçlarını ve Anadolu’nun aslında neleri, nasıl yitirdiğini
gözler önüne seriyor.
DİLDİLİAN AİLESİ VE FOTOĞRAF
1904’te Aram Dildilian, ABD’ye gidip Illinois College of
Photography’de eğitim alır. 1915 ‘de Türkiye’ye gelir. Bu tarihte Ermeni’lerin
Türk’leri kıyımı ve kendisini koruyan Türk’lerle çatışmalar başlamıştır
.Ermeni’lerin Rus’larla ve Fransız’larla işbirliğine başlayarak Orduya ve halka
saldırılarda bulunduğu dönemde Devlet
kendisini korumak için Tehcir kararı alır.Bu arada Dildilian ailesinin Fotoğrafçılığı ailenin
kaderini değiştirir. Tsolog Dildilian ve kardeşi Aram Dildilian Önemli kamusal
olayları ve kişileri fotoğraflamak isteyen devlet yetkilileri tarafından
bölgede başka fotoğrafçı olmadığından Dildilian’ları tehcire yollamaz. Devlet
hizmetinde çalışmaya başlar.Fakat 1920 yılında Tsolag, işgal kuvvetleriyle olan
ilişkisi nedeniyle Merzifon’u terk eder.Dildilian ailesi daha sonra Türkiye’yi
terk ederek Yunanistan ve ABD’ye giderler.
Sayın Belediye Başkanı
Yabancı ülkelerin Ermeni meselesinde taraflı davranarak
SOYKIRIM kararı aldıkları ve değerli
Doğu perinçek’in AİHM’de bu konuda yargısal zafer kazanarak karşı karar aldırdığı bir dava sürecindeyiz. Tek
taraflı propanda tuzağına düşmeden Ülkemizin Ulusal çıkarları bağlamında özenli
ve dikkatli olmak zorunluğu vardır.
Bu nedenle bahse konu serginin olduğu yerde ZORUNLU
TEHCİR olayında Ermeni’ler tarafından
katledilen, evlerini, işlerini kaybeden ve yer değiştirmek zorunda kalan
Türk’lere ait fotoğrafların ve ilgili metinlerin hazırlanarak Dildilian
ailesinin fotoğraflarıyla birlikte sergilenmesini ve bu düzenleme yapılıncaya
kadar EŞİTLİK bağlamında var olan Dildilian fotoğraf sergisinin gösterime
kapatılmasını talep ediyorum.
saygılarımla
Naci Kaptan
06.Kasım.2015
***
From: Lale Gurman
Date: 05.11.2015 22:50:39
Değerli Dostlar,
Ülkemizin kalbinde, Ankara’da, CHP’li Çankaya
Belediyesinin denetim ve gözetiminde açılmış olan sözde soykırım sergisine
tepkiler, giderek artmakta. Bu kez bir tepki de Saygın Halûk Tarcan’dan.
(aşağıda)
Tepkinin bir çok nedeni var. En önemlisi, sözde soykırım
konusunda bazı yetkililerimizin hiç denebilecek bilgi düzeyleri…Örneğin, bu
ülkede Kültür Bakanı düzeyine ulaşmış bir kişi olan eski CHP’li, sonrasında
AKP’li Ertuğrul Günay’ın konu hakkında ne bilgisi var ne de AİHM’in nihai
kararının bilincinde ki baştan sona ırkçılık içeren bir sergide
sergilenenlerden rahatsız bile olmayabiliyor?! O bir Kültür Bakanı idi?!
TBMM’de görev yapmakta olan CHP’li Sezgin
Tanrıkulu….CHP’li eski vekil Atilla Kart…Prof. Baskın Oran…Bunların hiç biriyle
sözde soykırım konusunda bir araya gelip konuşulamaz, tartışılamaz. Çünkü bilgi
dağarcıkları yok denecek kadar kısırdır. Kaçarlar. Yalnızca tek başlarına, ya
da kendileri gibi davrananlarla ortalıkta olurlar.
Onlar için aynı dönemde Ermeniler tarafından hunharca
katledilmiş olan Türklerin, Kürtlerin hiçbir değeri yoktur…Lafını bile etmez,
ettirmezler…
Ne var ki onlar bu ülkede Bakan, Milletvekili,
Akademisyen, Belediye Başkanı falan olabilmekteler…
Tepkilerin bir başka nedeni ise, sorumlu, yetkili seviyelerde görev almış bu
kişilerdeki adalet yoksunluğu! Bu yoksunluğa isyan etmemek, olası değil.
Siz hem bu ülkenin olanaklarından sonuna
kadar yararlanın, hem de elinizden geldiği kadar vatandaşlarınıza yapılmış olan
dört dörtlük mezalimi görmezden gelin, yok sayın!
Vatandaşlarınız sizleri önce şaşkın, ama hemen sonra
nefret dolu bakışlarla seyretmekteler…
Değerli Dostlar,
Dünyanın başka hiçbir ülkesinde, asla görülemeyen bu
ibret dolu tabloları olabildiğince paylaşın. Paylaşın ki bu zevat, bu zihniyet
bir daha dönmemecesine terk etsin ülkeyi!
Dostlukla,
ULUSALCI GÖNÜLLÜLER ADINA
lale Gürman
SAYIN HALUK TARCAN’ın MEKTUBU
CHP’li Çankaya Belediye Başkanına
Camlatıp duvara asar ve her gün bakarsınız belki…
Bu resim size biraz da Türk kaynaklarına bakmanızı ilham
eder.
Ermeni etkinliklerinden
birkaç inci: Emenilerin soykırımı ilân ettikleri 1915’te
yüzlercesini yaptıkları işkence ve
katliamlardan birkaç küçük örnek:
7 Ocak, 1915 Erzurum – Yamanburnu,Herenli ve Bileci Sire
ve Kümbet halkından kaçamayanları Baçırga’ya götürüp diri diri yaktılar ya da
parçaladılar.
8 Ocak, 1915 Muş - Ramazan köyünde, erkeklerin derilerini
yüzdüler. Kadın ve kızları çırçıplak soyup ırzlarına geçtiler Sonra iki
gebe kadının bebeklerinin cinsiyeti
üzerine bahse girip karınlarını yardılar,
bebekleri çıkardılar. Sonra 6
kadının derilerini yüzüp ağaca astılar.
8 Şubat, 1915
Bitlis - Süleyman Ali oğlunun yeminli ifadesi: Bacanağım Ali’yi,
annesini, Rabie, Şeyh Ahmet, karısı, hizmetiçisi, küçük çocuğu, 80’lik Hasan’ı
işkencelerle öldürüp sonra parça parça
ettiler 17 kişiden oluşan ailemizden geriye yalnızca 5 kişi kaldı! Yeğenimin bebeğini havaya atıp altına süngü
tuttular, kızların ırzlarına geçip kanlar içinde sokakta sürüklediler.
Daşnaklardan bir Ermeni’nin evindeki kuyudan gelen pis
kokuları duyunca kuyunun kapağını açtılar. İçinde parçalanmış 19 ceset
bulduk.(le Dossier Armenien K. Gürün 1985 Printe in France İSBN 2.85809-13.15)
Halûk Tarcan (CNRS)

1 yorum:
Durun bir dakika !. Sn. "degerli" , aci cekenlere yalanci diyebilme " ozgurlugu " nu daha yeni yakalamisken boyle koskoca bir gaf yapilir mi ?. Hic olmazsa acilari yasayanlarin da kendi gercek hikayelerinin yuz yillik fotograflarla belgelenmesine tahammul gosterin.
Sergiyi gezmeden bir araba laf yetistimek ayip,..gezip de icinde " ermeni cikari " ndan baska bir sey gorememek ise caresiz. Allah sifa versin.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.