Karel VALANSİ
www.twitter.com/karelvalansi
karelvalansi@yahoo.com
Gayrimüslimlerin askerlik anılarından yola çıkarak
hazırladığı ‘Ali Değil Ari Komutanım’ belgeseli ile adından söz ettiren genç
yönetmen Deniz Özden ile filmin hikâyesini konuştuk. Deniz Özden genç bir yönetmen, halen Beykent Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümünde eğitimine devam ediyor. Onu ilk kez 14 ödül kazanan ‘Bir Maç Günlüğü’ belgeseli ile duyduk. Şimdi ise yeni belgeseli ‘Ali Değil Ari Komutanım’ ile adından söz ettiriyor. Bir süre önce Şişli Kent Kültür Merkezinde galası yapılan belgeselde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gayrimüslimlerin yaşadıklarına ışık tutuyor.
***
En büyük asker bizim asker! Adı Ari, Yorgo ya da
Hrant dahi olsa...
Özden, film öncesinde nelerden etkilendiğini, çekim
aşamasında ne zorluklarla karşılaştığını Karel Valansi’ye anlattı.
Deniz Özden genç bir yönetmen, halen Beykent Üniversitesi
Sinema Televizyon Bölümünde eğitimine devam ediyor. Onu ilk kez 14 ödül kazanan
‘Bir Maç Günlüğü’ belgeseli ile duyduk. Şimdi ise yeni belgeseli ‘Ali Değil Ari
Komutanım’ ile adından söz ettiriyor. Bir süre önce Şişli Kent Kültür
Merkezinde galası yapılan belgeselde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
gayrimüslimlerin yaşadıklarına ışık tutuyor.
● Türkiye’de yaşayan gayrimüslimlerin askerlik anıları
üzerine bir belgesel yapma fikri nasıl doğdu? Bu fikir nasıl karşılandı?
Tesadüfen tanıştığım Hristiyan Ermeni bir ağabeyimin bana
askerlik anılarından söz etmesinin etkisiyle başladı. Eski dönemlerde yaptığı
askerliğinde yaşadığı ayrımcılık beni çok etkilemişti ve ondan sonra
Ermenilerle, Yahudilerle, Süryanilerle yani Müslüman olmayanlarla bu konu
üzerine sohbet etmeye başladım. Belgesel fikri bazıları tarafından olumlu
karşılanmasına rağmen bazılarında bir takım endişelere neden oldu. Misal, bu
konu hakkında insanlar yaşadıkları hikâyeleri benimle paylaşmaktan
çekinmiyorlardı ama bana genelde söyledikleri şey “Hikâyemi kullanabilirsin
hatta sesimi de ama beni filmde gösterme.” Ekseriyetle insanlar kamera
karşısında kimliklerinin gizli kalmasını tercih ediyorlardı. Hal böyle olunca
bu da benim filmimin kurgu diline sirayet etti.
● Bu gizlilik şartı da birçok şeyi de anlatıyor aslında.
Belgeselin araştırma ve hazırlık aşaması nasıl geçti? Zorluk yaşadın mı?
Araştırmaya koyulduğum zaman ilk önce bu konu üzerine
çalışma yapan insanların kitaplarını edinmeye başladım. Rıfat Bali’nin
‘Gayrimüslim Mehmetçikler’ adında bu konuda çok kıymetli bir çalışması var.
Aynı zamanda konu hakkında yazılan köşe yazıları da mevcut. Genelde filmin
hazırlık aşamasında sosyal hayatımda olan insanlar yardımcı oldu. Fakat birçok
kuruma ve destek fonlarına projemden söz etmem ve gerekli başvuruları yapmama
rağmen hiç ilgi görmedim... Ama yine de bu beni demoralize etmedi çünkü film
yolculuğumda bunu yaşamayı da öngörebiliyordum. Artık alışmıştım ekibimle
sorunların üstesinden gelmeyi, bu filmimde de böyle oldu. Filmde kilisede geçen
bazı sahnelerimiz vardı, kilisenin cemaati ve sorumluları o kadar anlayışlı
davrandılar ki, bu hoşgörüyü gerçekten pek çok yer göstermemişti. Sinagoglarda
da çekim yapmak istedim, fakat yapamadık. Bazen muhatap bile bulamadığım
zamanlar oldu. Ama bu tutumun sebeplerini de anlayabiliyorum.
● Bu bir propaganda filmi değil. Hem pozitif hem de negatif
yönleri de gösteriliyor askerde gayrimüslim olmanın…
Teşhis koymazsak tedavi edemeyiz. Önce teşhis koymamız,
sonra gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor. Ermeniler, Yahudiler, kısaca Müslüman
olmayanlar sadece askerlikte değil toplumun her alanında ayrımcılığa, nefret
söylemlerine maruz kalıyorlar. Bunların olmaması için, bir daha yaşanmaması
adına böyle filmlerin olması gerektiğine inanıyorum. Evet, dediğiniz gibi
propaganda filmi yapma amacım yoktu, zaten ana akım medyasına mensup olan
kanallar bunu sürekli yapıyorlar.
Kendinden olmayana karşı öyle bir algı yönetimi yapılıyor ki, bu beni
çok endişelendiriyor. Benim mücadelem ana akım medyanın toplumda kendinden
olmayana karşı yarattığı imaj algısıyla. Yeni yapmak istediğim kısa filmim de
bu algının yarattığı durum hakkında olacak.
● En etkilendiğim iki hikâye bir komutanın İngiliz ve
Yahudileri şerefsiz olarak tanıttığı, Yahudi askerin ‘Şerefsizsem burada işim
ne?’ diye kafa tuttuğu bölüm ve Hrant Dink’in anısı. Belgesele de bakınca sanki
eskiden ordudaki ayrımcılık daha fenaydı…
Evet, kişisel olarak dinlediğim hikâyelerde, eskiden yaşanan
ayrımcılıkların daha kötü olduğu yönünde. Ermenilerin ve Yahudilerin toplum
içinde yaşadıkları üzücü olaylar - Hrant Dink’in katledilmesi gibi - askeriyede
bir takım iyileştirme düzenlemelerine gitmesine sebep olmuş. Bu iyileşmeyi
dinlediğim hikayelerde gördüm ama Dink’in askerde yaşadıklarına bakıldığında
Dink’e maalesef hiç iyi davranılmadığını görüyoruz. Dink gibi bir vatansever
bile Türkiye’de öteki olmanın payına düşenini almış.
● -Hrant Dink’in askerlik hatırası-
“Ermeni olduğum için hayatımda birçok ayrımcılık yaşadım.
Bunlardan biri de askerlik yaparken oldu. Devremdeki tüm arkadaşlarıma yemin
töreninden sonra erbaş rütbesi taktılar ve bir tek beni ayırıp er olarak
bıraktılar. İki çocuk sahibi koca bir adamdım, umursamamam gerekiyordu belki.
Amma velakin fena koymuştu bu ayrımcılık. Tören sonrasında herkes ailesiyle
mutluluğunu paylaşırken, teneke barakanın arkasında tek başıma saatlerce
ağladım. Elimde tuttuğum anahtarı, ağladığım duyulmasın diye oluklu tenekeden
barakaya sürtüyordum yürürken. Bir o yana, bir bu yana yürüdüm, yürüdüm ve
ağladım.” // Hrant Dink
● Belgeselin dili sert değil. Belki çok daha acı anılar
vardır anlatılmaktan çekinilen. Bu belgeseli seyredip ben de konuşmak anlatmak
istiyorum diyen olursa, bu projenin devamı var mı?
Şimdilik belgeselin devamını çekmek gibi bir planım yok ama
senaryolaştırılıp kurmaca bir film yapmak gibi bir isteğim var.
● Belgeseli nerede seyredebiliriz? Hangi yarışmalara,
festivallere katılacak?
Belgeselimiz film
festivallerinde kendine yer buldukça gösterilecek. Aynı zamanda internet
üzerinden seyircisine ulaştırılacak. Büyük festivallere başvurumuzu yapıyoruz.
Şimdilik filmimizi kabul eden festivaller ABD ve Fransa’da. Boston Türk
Festivali Belgesel ve Kısa Film Yarışması kapsamında, 8 Kasım Pazar günü saat
17.30’da Boston Üniversitesinde gösterilecek. 26-29 Kasım tarihlerinde Paris
Türk Filmleri Festivali’nde olacak ve film gösterimleri Champs-Élysées Gaumont
Marignan’da gerçekleştirecek. Filmin sosyal medya hesaplarından gösterim
tarihlerini takip edebilir seyircilerimiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.