Evrensel Basım
Yayın’ın düzenlediği panelde, “Ermeni Devrimci Paramaz” kitabının yazarı Kadir
Akın, Türkiye’de sosyalistlerin Ermeni devrimcileri görmezden geldiğini
söyledi. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın aslında bilmeden de olsa
Paramaz ve arkadaşlarının izinden gittiğini belirten Akın, “Sosyalistler Hınçak
Partisi vasıtası ile örgütleniyordu. Üstelik Hınçak, Türk ve Müslüman
sosyalistleri de kapsamaya çalışan bir örgüttü. Ama bu da görülmüyor. Hınçak’ın
kuruluş sürecinde merkez komitede bir kadın var. Ama bu da anılmıyor”
ifadelerini kullandı.
***
Beyazıt Meydanı’nda 19 arkadaşıyla birlikte idam edilen
Ermeni Devrimci Paramaz, İstanbul Kitap Fuarı kapsamındaki “100. Yılında Ermeni
Soykırımı ve Paramazlar” isimli panelde konuşuldu. Nevzat Onaran’ın yönettiği
söyleşide, Kadir Akın, Pakrat Estukyan ve Aris Nalcı söz aldı.
Evrensel Basım Yayın’ın düzenlediği panelde, “Ermeni
Devrimci Paramaz” kitabının yazarı Kadir Akın, Türkiye’de sosyalistlerin Ermeni
devrimcileri görmezden geldiğini söyledi. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf
Aslan’ın aslında bilmeden de olsa Paramaz ve arkadaşlarının izinden gittiğini
belirten Akın, “Sosyalistler Hınçak Partisi vasıtası ile örgütleniyordu.
Üstelik Hınçak, Türk ve Müslüman sosyalistleri de kapsamaya çalışan bir
örgüttü. Ama bu da görülmüyor. Hınçak’ın kuruluş sürecinde merkez komitede bir
kadın var. Ama bu da anılmıyor” ifadelerini kullandı.
Akın’ın ardından söz alan Estukyan, İstanbullu bir Ermeni
olarak Paramaz’ı çok geç tanıdığını belirterek, Paramaz’ın özellikle Samandağ,
Vakıflı Köyü civarında epey bilinen bir isim olduğunu söyledi. Estukyan,
“Devletin inşası sürecinde bir ulus oluşturmak istenildi. Olmuş gibi göründü.
Ama bugün de görülüyor ki, aslında olmamıştı. Bugünkü anayasa da vatandaşa
karşı devleti korumak için yazıldı. Bizim bunu tersine çevirmemiz gerekiyor”
dedi.
Aris Nalcı yaptığı konuşmada, Ermeni gençlerin lise
öğreniminin ardından Ermeniceden uzaklaştığını belirtti. Ermenice konusunda bir
bilincin arttığını kaydeden Nalcı şunları söyledi: “Kütüphanelerde halen
Türkçeye çevrilmeyi bekleyen Ermenice eserler var. Bu konuda daha çok Ermeninin
sorumluluk alması gerekiyor. Önceki nesil kiliseleri korumak, dernekleri ayakta
tutmak gibi konuları kendilerine görev edinmişlerdi. Şimdi biz de birer
misyoner olmalı ve özellikle dil konusudaki çalışmaları sürdürmeliyiz.”
(İstanbul/EVRENSEL)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.