Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
MHP’nin nasıl davrandığı malum… Baştan itibaren sorumluluk
almayı reddeden, rakipleri kötü duruma düşsün diye ortamı zorlayan, sırf ana
muhalefet olma uğruna ülkenin yönetilemez hale gelmesini içine sindirebilen bir
strateji izledi… HDP’nin de nasıl davrandığı malum… Daha haziran seçiminden
aylar önce ‘seni başkan yaptırmayacağız’ söylemi ile bu parti artık ‘Kürdi’
değil, ‘solcu’ bir çizgide siyaset yapacağını ilan etmişti. Üstelik bu solculuk
Leninist otoriter/oportünist siyasi geleneğin içinde hayat bulmaktaydı. Bu
nedenle HDP’nin PKK terörüne mesafe alması tümüyle olanaksız oldu ve söylemde
bu türden cılız girişimlerin hiçbir inandırıcılığı kalmadı… CHP ise
istikrarsızlığa gizli ya da açık destek vermemekle birlikte, istikrarın
sağlanması yönünde net bir tavır sergilemedi ve bu güce sahip olmadığı da
ortaya çıktı.
***
Aynı yıl içinde, beş ay arayla, seçmen ve parti sayısında
neredeyse hiç oynama olmamışken iki genel seçim yaşamak, toplumla ilgili bir
laboratuvar çalışması yapmaya benziyor. Alınan örneklemin ideolojik bakışının,
temel tercih ve taleplerinin çok değişmiş olması mümkün değil. Dolayısıyla eğer
bulduğunuz sonuçlarda bir farklılık varsa bu değişen koşullar nedeniyle olmalı…
Ama akıl yürütmeyi burada durdurursanız, değişen seçim sonucunun ‘failinin’
koşullar olduğunu sanabilirsiniz. Nitekim bugün muhalefet partilerinin tavrı
bu… Terör ortamının istikrarı yok ettiği ve bunun da AKP’nin oyunu artırdığını
savunuyorlar. Oysa siyaset koşulların kendisi değil, sizin o koşullara
verdiğiniz tepkidir. Bu nedenle eğer AKP oyunun artırıp, diğerleri yerinde
saymış ve oy kaybetmişse, bunun nedenini aktörlerin terör ortamı karşısında ne
yaptıklarına, istikrarsızlığa nasıl yaklaştıklarına bakarak anlayabiliriz.
MHP’nin nasıl davrandığı malum… Baştan itibaren sorumluluk
almayı reddeden, rakipleri kötü duruma düşsün diye ortamı zorlayan, sırf ana
muhalefet olma uğruna ülkenin yönetilemez hale gelmesini içine sindirebilen bir
strateji izledi. Terör ortamını, karşıtlıkların derinleşmesinin, etnik
milliyetçiliğin her iki kanatta da güçlenmesinin fırsatı saydı. Koalisyonu
kategorik olarak reddederken, hükümet kuracak olanların bir süre sonra
istikrarsızlığı taşıyamayarak havlu atacaklarını hesap etti. Sonuçta toplumun
daha sert tedbirlerin alınmasına hazır hale geleceğini ve ‘yıpranmamış’ bir
parti arayacağını öngördü. Böylece AKP’nin ve belki onunla birlikte CHP’nin
tabanında çözülmelerin ortaya çıkacağını, her iki partiden de oy devşirerek en
azından güçlü bir koalisyon ortağı olarak, ‘kurtarıcı’ işleviyle sahneye
çıkabileceğini sandı… Kısacası MHP istikrarsızlıktan yana durdu. Toplumu
istikrarsızlıkla tehdit etmiş oldu ve toplumun da siyaseten cevval bölümü bunu
kolayca okudu.
HDP’nin de nasıl davrandığı malum… Daha haziran seçiminden
aylar önce ‘seni başkan yaptırmayacağız’ söylemi ile bu parti artık ‘Kürdi’
değil, ‘solcu’ bir çizgide siyaset yapacağını ilan etmişti. Üstelik bu solculuk
Leninist otoriter/oportünist siyasi geleneğin içinde hayat bulmaktaydı. Bu
nedenle HDP’nin PKK terörüne mesafe alması tümüyle olanaksız oldu ve söylemde
bu türden cılız girişimlerin hiçbir inandırıcılığı kalmadı. Savaşı PKK’nın
başlatmasına karşın AKP’nin suçlanması, kazılan hendek ve kurulan barikatların
‘halkın özsavunma mücadelesi’ olarak sunulması, AKP ile IŞİD ve bombalamalar
arasında bağ kurmak üzere açıkça yalan söylemekten çekinilmemesi tek bir mesaj
verdi: HDP terör eylemlerinin, çatışma atmosferinin sürmesinden yanaydı.
Nitekim bu ortamın AKP’nin sonunu getireceği söylendi. Kısacası HDP de
istikrarsızlıktan yana durdu. O da toplumu istikrarsızlıkla tehdit etti ve yine
toplumun söz konusu cevval kesimi bunu kolayca okudu.
CHP ise istikrarsızlığa gizli ya da açık destek vermemekle
birlikte, istikrarın sağlanması yönünde net bir tavır sergilemedi ve bu güce
sahip olmadığı da ortaya çıktı. Buna karşılık AKP terör meselesinde sorumluluk
aldı, akılcı ve ahlaki davrandı, istikrarsızlığın bir tehlike olduğunun altını
çizerken sergilediği genel tutumla da kendisini bir istikrar öznesi kıldı.
Kaybedenler istikrarsızlığa oynadıkları için kaybettiler.
CHP ortada durduğu için seçimde de aynı seviyede kaldı. AKP ise kazandı…
Toplumun kimlikler dışından bakan kesimi, çoğunlukla ‘yeni muhafazakâr
modernleri’ istikrarı tercih ettiler. Muhalefet AKP’nin istikrarsızlığın
altında kalacağını sanıyordu… Kendileri istikrarın altında kaldılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.