Harun Karaburç- Yeni
Şafak
Suriyeli besteci ve udi Haig Yazdjian, Boğaziçi Üniversitesi’nin
düzenlediği Çoğalan Sesler’in konuğu olarak Albert Long Hall’de sahne aldı.
Ermeni bir ailenin çocuğu olarak Suriye’de dünyaya gelen Yazdjian, küçükken
ailesinin müzik yapıyor diye kendisini ayıpladığını söylüyor. Suriyeli besteci
ve udi Haig Yazdjian, Ermeni bir ailenin çocuğu olarak Suriye'de dünyaya
geliyor. 20 yıl Suriye'de yaşıyor. Şimdi ise Yunanistan'da yaşıyor.
Yazdjian, müzikle ilgilenmeye henüz 12 yaşındayken başlıyor.
Ailesi müzikle ilgilendiği için onu ayıplıyor. Çevreden de anne babasına
“Çalgıcı oğlun var” deniyor. Bu yüzden profesyonel olarak müzikle uğraşması
biraz zaman alıyor. En nihayetinde içindeki tutkuyu yani müziği ortaya
çıkarıyor. Yazdjian, geçtiğimiz hafta, Boğaziçi Üniversitesi'nin düzenlediği
Çoğalan Sesler'in konuğu olarak Albert Long Hall'de sahne aldı. Ama ne sahne
almak! Hepimizin gönlünü fethetti desek yeridir. Ermeni, Arap ve Yunan
ezgilerini kusursuz bir şekilde harmanlayan Yazdjian, uzun süre ayakta
alkışlandı.
YARALARIMIZI SARIYOR
Konserden önce söyleşi için kaldığı otelin lobisinde
buluşuyoruz Yazdjian'la. Yarı Türkçe, yarı İngilizce konuşuyor. Türkçeyi dede
ve ninesinden öğrenmiş. Yazdjian'ın yüzüne masum bir çocuğun gülümsemesi
oturmuş, gitmiyor. Akşam sahneye de aynı gülümsemeyle çıkıyor. Heyecanı
sahnenin dışına, Alber Long Hall'den İstanbul'a, İstanbul'dan tüm evrene
yayılıyor tıpkı uduyla çıkardığı Arap, Yunan ve Ermeni ezgiler gibi. Meditasyon
gibi, tedavi gibi geliyor onun müziği. Tüm yaralarımız iyileşiyor onu
dinlerken. Kendimizden geçiyoruz. Herkes büyük bir boşlukta geziyor sanki.
SONRADAN KEŞFEDİYOR
“Ne alaka, adam geleneksel müzik yapıyor” diyeceksiniz ama
Yazdjian'ın ilk uğraşı rock müzik oluyor. Hatta şimdi bile evde rock dinliyor.
1980'de Yunanistan'a gidene kadar gitar çalıyor. Yunanistan'da bir Arap
lokantasında Arap müzikleri çalıp söylüyor. İlk defa udu eline 1983'te alıyor.
“Suriye'de olduğum vakit Ermeni müziğini geleneksel Arap müziklerini hiç
beğenmiyordum” diyen Yazdjian, o kültürün içinden uzaklaşında ilgi duyamaya
başlamış. Bir şeyi kaybedince değerini anladığımız gibi o da kültürünü sonradan
fark ediyor. Yazdjian gelenekseli bozmadan sentez yapıyor, kendi müziğini de
“biraz bencillik olacak ama Haig'in müziği” olarak tanımlıyor. Yazdjian
bestelerini yaparken en çok Arap kültüründen etkilendiğini söylüyor.
Yazdjian, hala kendisini profesyonel olarak görmüyor. Bir iş
için onu çağırdıklarında ne tarz bir müzik yapacağını, nasıl bir yerde
çalacağını soruyor. Her seferinde keyfine bakıyor. Yazdjian'ın Garin, Talar,
Amalur ve Yeraz adında dört albümü bulunuyor. Son albümünü 2007'de çıkarmış.
Haliyle soruyoruz. Bugüne kadar neden bir albüm çıkarmadınız diye.
“Tembellikten” diye yanıt veriyor ve gülüyor. Sonra “Buradan bile
anlayabilirsiniz profesyonel olmadığımı. Profesyonel olan her sene bir albüm
yapar” diye ekliyor. Albüm yapmamış ama hep beste üretmiş. 3 tane filmin
müziklerini yapmış. Sadece bunların bir CD'ye kaydedilmesi gerekiyor.
AMACIM GENÇLERİ BAĞLAMAK
Ud klasik bir çalgı aleti. Yazdjian ise onu bu klasik ve
gelenekçi çerçeveden çıkarıp başka bir yere götürüyor. Amacının aslında tamamen
bu olmadığını söyleyen Yazdjian, “Bana sorarsanız ben klasik udi değilim. Beni
dinleyenler bizimle dalga mı geçiyorsun diyebilir ama ben udun sesini
kullanıyorum. Klasik de çalıyorum. Benim amacım gençleri bu müziğe bağlamak”
diyor. Kendisinin de gençken klasikleri dinlemediğini kaydeden Yazdjian,
gelenekseli modern ile harmanlayarak gençlerin de ilgisini çekmeyi başarıyor.
Herkes onu Ermeni, Yunan ve Arap ezgilerini en iyi harmanlayan sanatçılardan
biri olarak görüyor. Yazdjian, Yunanistan'da 1980lerden sonra gençlerin ud,
kanun, ney çalmaya merak saldığını da dip not olarak düşüyor.
KİBARİYE HAYRANIYIM
Yazdjian, George Dalaras, David Lynch Djivan Gasparyan,
Elefteria Arvanitakis, Maria Farantouri, Loreenna McKennit de gibi isimlerle de
beraber çokça çalışmaları olmuş. Türkiye'de de çok beğenerek dinlediği
müzisyenler var. Yurdal Tokcan, Derya Türkan, Erkan Oğur, Göksel Baktagir,
Kardeş Türküler gibi... Onu en çok etkileyen öyle bir isim var ki duyunca
şaşıracaksınız: Kibariye. Yazdjian tam bir Kibariye hayranı. Kibariye'nin 'En
Büyük Kibariye' isimli albümünü hatırlayınca bir "off "çekiyor.
Kara bulutlar elbet dağılır
Yazdjian'ın Albert Long Hall'de verdiği konser ülkemizdeki
ilk konseriydi ama gösterilen ilgi uzun yıllar Yazdjian ile aramızda bağ
kurduğumuzun sinyallerini veriyordu bize. Yazdjian, belirli aralıklarla gelip
konser verse hiç fena olmaz. “Hayatım boyunca hayalimdi insanlara müziğimi
taşımak, ulaştımak. Ben anlamadıkları dillerde şarkılar söylüyorum ama beni
dinlerken ağlıyorlar gülüyorlar” diyen Yazdjian, müziğin birleştirici gücüne
dikkat çekiyor. Yazdjian'ın Suriyeli olduğunu söylemiştik ama o beş senedir Suriye'ye
gidemiyor. Babası ve kardeşleri Halep'te yaşıyor. Eski Suriye'ye dair çok derin
anıları var, şimdi, “Bir kara bulut geldi, gidecek. Aklım böyle şeylere hiç
ermiyor. Hiç anlamıyorum bunlar neden oldu. Suriye benim evim. Benim her şeyim.
Benim vatanım, doğduğum yer” diyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.