Metin Münir / metinmunirt24@gmail.com
Bir zamanlar, bu gibi işler mümkün iken, orduyu hükümeti
devirmeyi bırakıp muhalefeti devirmeye ve bu işe CHP’den başlamaya davet
etmiştim. Geçen gün, CHP Yüksek Disiplin Kurulu’nun Ankara Milletvekili Aylin
Nazlıaka'yı partiden ihraç ettiğini duyunca bu fikrimin hâlâ fena olmadığını
düşündüm… Nazlıaka olayı büyük bir abesle iştigaldir. Ama şaşırtıcı değildir.
Gün geçtikçe abesleşen bir partinin abesle iştigal etmesinden daha normal bir
şey yoktur... CHP varlığı ile yokluğu eşit olan bir parti oldu ve bu hâliyle
AKP iktidarının en büyük müttefikidir. Çünkü böyle devam ettiği sürece -ki
başka türlü devam edeceğine dair bir emare yoktur- seçmen CHP’yi iktidara
getirmez, AKP’yi tercih eder. CHP olduğu müddetçe AKP’nin iktidarı son bulmaz.
***
Bir zamanlar, bu gibi işler mümkün iken, orduyu hükümeti
devirmeyi bırakıp muhalefeti devirmeye ve bu işe CHP’den başlamaya davet
etmiştim.
Geçen gün, CHP Yüksek Disiplin Kurulu’nun Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka'yı partiden ihraç ettiğini duyunca bu fikrimin hâlâ
fena olmadığını düşündüm.
Olayı muhtemelen biliyorsunuz ama kısaca özetleyeyim.
Nazlıaka bir CHP milletvekilinin odasındaki Atatürk
resmini indirdiğini fark eder. Bunu açıklar ama milletvekilinin adını vermez.
CHP yönetimi ondan milletvekilinin adını ister. Nazlıaka “ııh” der.
Konu günlerce değişik CHP’nin değişik kurullarında
tartışılır. Sonra hanımefendi “tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle” – o ne
demekse – disiplin kuruluna verilir ve oy çokluğuyla partiden kovulur.
Mademki konu seçim kaybetmektir, o seçim kaybetmekte
Kılıçdaroğlu’ndan mahirdir. Neden yeniden genel başkanlık onun hakkı olmasın?
Nazlıaka olayı büyük bir abesle iştigaldir.
Ama şaşırtıcı değildir. Gün geçtikçe abesleşen bir
partinin abesle iştigal etmesinden daha normal bir şey yoktur.
CHP neredeyse yarım yüz yıldır iktidar yüzü görmedi.
Seçmenin çoğunluğu CHP’ye bakmakta, şiddetli bir ürperme geçirdikten sonra
AKP’ye yönelmektedir.
CHP, Türkiye’nin orta gelir çemberini kıramadığı gibi,
yüzde 23'ler çemberini kıramamaktadır.
Kılıçdaroğlu ve ekibi, kuşatılmış bir kale gibi, bu oy
oranına hapis oldu.
CHP, Türkiye’yi
hızla karanlığa götüren Erdoğan rejimi karşısında tamamen etkisizdir.
Kürt sorunu, Suriye, mülteciler, ekonomi gibi hayati konularında ne önerdiği
belirsizdir.
CHP varlığı ile yokluğu eşit olan bir parti oldu ve bu
hâliyle AKP iktidarının en büyük müttefikidir. Çünkü böyle devam ettiği sürece
-ki başka türlü devam edeceğine dair bir emare yoktur- seçmen CHP’yi iktidara
getirmez, AKP’yi tercih eder. CHP olduğu müddetçe AKP’nin iktidarı son bulmaz.
CHP’nin durumunun ümitsizliğini anlamak için bir de şunu
hatırlamak gerekir.
CHP’ye iki türlü insan oy verir: Kafasını kesseniz
CHP’den başka bir partiye oy vermeyecek
olanlar. Oyunu verecek başka bir parti bulamadığı için CHP’ye oy verenler. Bu
ikinci kategori, muhtemelen, birincisinden büyüktür.
CHP, çoğunluğu meydana getiren varoşların kulağına hoş
gelen bir söylem üretememektedir.
Bir zamanlar Atatürk’ün, İnönü’nün ve Ecevit’in
liderliğini yaptığı bu parti, tuvalet kapağı kadar karizması olmayan
Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde yerinde saymaktan başka bir şey yapamaz.
Diğer CHP önde gelenlerinin durumu ondan farklı değildir.
CHP’de halkı heyecanlandıran tek isim yok.
Kılıçdaroğlu o kadar vasattır ki ihtiyar Deniz Baykal’a
CHP’nin başına geri dönme rüyaları gördürtmeye başladı. Baykal tavan arasından
tahta atı ile tahta kılıcını indirip tozlarını almaya başladı.
1992 ile 2010 arasında bir seçim başarısızlığından
diğerine koşan Baykal iştahlanmakta haklıdır:
Mademki konu seçim kaybetmektir, o seçim kaybetmekte
Kılıçdaroğlu’ndan mahirdir. Neden yeniden genel başkanlık onun hakkı olmasın?
Nazlıaka bu dönemin ilk bağımsız milletvekili olurken
ihraç kararına yargıda itiraz edebileceğini söylemiş.
Bu iyi bir fikir değil, hanımefendi. Kurtuldunuz bir
defa. Oturunuz bağımsız sıralarında. Bu kadar saçmalıklarla uğraşan bir parti
dönülmeye değmez.
Arkadaşınızı gammazlamakla partide kalmak arasındaki
seçeneği arkadaşınız lehinde kullanmanız asaletli bir tutumdu. Ama bunu CHP’yi
iflasa götüren yeteneksizler ordusunun anlaması imkânsızdı.
DÜZELTME VE ÖZÜR
Yukarıdaki yazının
ilk yayınlanan orijinalinde ihracın oybirliği ile yapıldığını yazmıştım. Bu büyük
yanlışı düzeltir özür dilerim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.