Türkiye’de kadının iş gücüne katılım oranı yüzde 30
civarında. Bu oran, AB’deki kadın istihdamı ortalamasının yarısından bile az.
Kadın örgütleri kadın istihdamını artırmak için yasal adımlar atılmasını
istiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre,
Türkiye'de erkeklerin istihdam oranı yüzde 70 civarındayken, kadınların iş
gücüne katılım oranı yüzde 30. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile kıyaslandığında
bu oran, Avrupa ortalamasının yarısından da daha az. AB istatistik dairesi
Eurostat’ın 2015 verileri, Avrupa ülkelerinde çalışan kadın ortalamasının yüzde
62,3 olduğunu gösteriyor.
Avrupa’nın batısına ve kuzeyine doğru oran daha da
artıyor. Avrupa ekonomisinin lokomotifi sayılan Almanya’da 20 ila 64 yaş
arasındaki kadınların iş gücündeki payı yüzde 72,5 ile ortalamanın üzerinde.
İsveç yüzde 77 ile başı çekerken, Danimarka’da da kadınların yüzde 72’si
çalışıyor. Kadın istihdamının en düşük olduğu Avrupa ülkesi Malta’daki oran ise
Türkiye’nin bile üzerinde, yüzde 43.
“Ortalamanın altındayız”
Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Başkanı Sanem Oktar,
OECD ülkelerinde kadın istihdamı ortalamasının yüzde 58 olduğuna ve Türkiye’nin
OECD ülkelerinin de gerisinde kaldığına dikkat çekerek Türkiye’deki tabloyu
şöyle özetledi:
KAGİDER Başkanı
Sanem Oktar
KAGİDER Başkanı Sanem Oktar
“Türkiye’de 8 milyon 100 bin kadın istihdam altında.
Fakat bunların da sadece yüzde 45'i kayıt altında. Kadınlar daha çok nerede
çalışıyor derseniz; tarım sektörü, hizmet sektörü, sanayi ve turizm sektörü
bunlardan birkaçı. Ama tarım sektöründe kadının çalışma oranına baktığımız
zaman bu kadınların neredeyse yüzde 90’ının kayıt dışı çalıştığını görüyoruz.
Dolayısıyla hem Türkiye’de kadın çalışan sayısı az hem de kayıtlı çalışan kadın
sayısı az. İki nokta da dünya ortalamasının altındayız.”
Yönetici kadınlar ve kota uygulaması
TÜİK’e göre kamusal alanda kadın yönetici oranı yüzde
9,4. Şirketlerle ise bu oran biraz daha yükseliyor. Avrupa'da da karar verici
pozisyondaki kadın oranı cinsiyet eşitliğini yansıtmasa da Türkiye'deki
ortalamanın üzerinde. Almanya’da yönetici pozisyonunda çalışan kadınların oranı
yüzde 30 civarında. Ancak şirket büyüdükçe kadın yönetici sayısı azalıyor. Bu
nedenle 1 Ocak 2016’da Almanya’da yürürlüğe giren bir yasa, büyük şirketlerin
yönetim kurullarına en az yüzde 30 oranında kadın yönetici kotası öngörüyor.
Böyle bir kota Türkiye'de de işe yarar mı? KAGİDER
Başkanı Sanem Oktar, Türkiye’deki kadınların da bu yönde isteği ve önerisi
olduğunu belirterek şöyle sürdürdü:
“Çünkü aradaki uçurum o kadar fazla ki bunu kendi haline
bıraktığınız zaman çok yavaş ilerleyecek. Hatta Dünya Ekonomik Forumu’nun bir
raporu var: Eğer bu hızda gidersek; ancak 118 yıl sonra kadın ve erkek, fırsat
eşitliğine ulaşabilecek. Dolayısıyla kota gibi uygulamalar kadınlar için birer
fırsat oluyor aksi halde bu dengeyi bozmanız pek mümkün değil.”
Yarı zamanlı çalışma
Ancak istihdamda kadın kotası getirilmesi Türkiye'de
siyasi partilerin gündeminde olan bir konu değil. TBMM’ye bu yönde şimdiye
kadar hiçbir yasa teklifi sunulmadı. TBMM'de bu yılın başında sadece kadınların
çalışmasını destekleyeceği düşünülen bir torba yasa kabul edildi. Yasa, doğum
sonrası kadınların yarı zamanlı çalışmasına ilişkin yeni düzenlemeler içeriyor.
Ancak Kadın Emeği ve İstihdam Girişimi (KEİG) adlı
platform, ebeveynlere yarı zamanlı çalışma seçeneği sunan bu düzenlemenin
gerçekçi görünmediği kanısında. KEİG, ayrıca yasada öngörülen özel istihdam
bürolarının da kadın istihdamını olumsuz yönde etkileyeceğini savunuyor. KEİG
üyesi İdil Soyseçkin, yasada aslında ebeveyn ifadesinin kullanıldığını, ancak
Türkiye’de çocuklara genellikle kadının bakması nedeniyle yasanın kadını
ilgilendirdiğini söyledi. Yarı zamanlı çalışmanın eksik ücret anlamına
geldiğini ve bunun da emekliliği imkânsızlaştırdığını belirten Soyseçkin,
sadece geliri iyi olan kadınlar için bu yasal düzenlemenin bir anlam ifade
ettiğini dile getirdi.
KEİG üyesi İdil
Soyseçkin
KEİG üyesi İdil Soyseçkin
Kadının çalışmasını engelleyen temel nedenlerin
giderilmesi gerektiğini belirten Soyseçkin, kadınların çoğunlukla hane içindeki
sorumlulukları ve çocuk bakımı nedeniyle çalışamadığına işaret etti. Soyseçkin,
“Kamusal olarak bu hizmetlerin ücretsiz ya da çok düşük ücretli sağlanabiliyor
olması lazım. Ayrıca erkeklerin de bu sorumlulukları eşit bir şekilde
paylaşması gerekiyor. Dolayısıyla bizim temel aldığımız iki nokta var. Bakım
hizmetlerinin kurumsallaşması ve sorumlulukların hane içinde eşit şekilde
paylaşılması gerekiyor.”
Kadın daha yoksul
Ücret adaletsizliği de cinsiyet eşitliği önündeki bir
diğer sorun. Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verilerine göre, Türkiye’de
geçen yıldan bu yana kadın istihdamı yüzde 27’den yüzde 30’a çıksa da kadınlar
erkeklerden daha az kazanıyor. Yüksek okul mezunu bir kadının yıllık kazancı,
aynı eğitim seviyesinden bir erkeğin kazancından yüzde 1,3 daha düşük.
Bunun sonucu olarak da Türkiye'de kadın daha yoksul.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin yaptığı
araştırmaya göre, aile reisi kadın olan hanelerde yoksulluk daha yüksek.
Araştırmada Türkiye’de hanelerin yüzde 17,6’sında aile reisinin kadın olduğu ve
bu hanelerden üçte birinin maddi yoksunluk içinde yaşadığı kaydedildi.
© Deutsche Welle Türkçe
Hülya Schenk



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.