Etyen Mahçupyan / emahcupyan@karar.com
Erdoğan çok sayıda hata yaptı. Haziran seçimlerindeki oy
düşüşüne neden oldu. Kasım seçimleri onun geride durması sayesinde kazanılmış
olsa da tutumunu değiştirmedi… Davutoğlu’nun ‘azli’ ise birçok kişiyi manevi
kopuşun eşiğine getirdi. Şimdi AK Partililerin yarısı için soru şu: Acaba
partiyi yeniden ortak aklın egemen olduğu bir noktaya getirmek mümkün mü? Eğer
bu mümkün değilse, acaba parti içi bir dönüşüm ya da yenilenmenin önü açık mı?
Eğer bu da olamayacaksa son çare olarak acaba yeni bir partileşme ile iktidara
ulaşılabilir mi? İhtimaliyetler fazla değil… Bu durumda AK Parti tabanının
yarısı bir süre daha ‘izleyici’ olarak kalacak demektir. Eğer hamasete bulanmış
lider kültü siyaseti sürdürülür, gerilim ve kavga stratejisinden medet umulmaya
devam edilirse, başarı ihtimali pek yok. Elinizde günü kurtaracak U dönüşleri
de kalmayabilir… O zaman seçmenin ‘izleyen’ kanadıyla karşı karşıya gelirsiniz
ve siyaset hükmünü icra eder.
***
Yeni parti arayışları açısından ilk bakışta en
yadırgatıcı olan AK Parti cenahında böyle bir gelişmenin olmasıdır. Devasa bir
teşkilata ve üye sayısına ulaşmış, halkın yarısının oyunu alan ve geçmiş
performansı açısından büyük ölçüde başarılı bir parti niye bölünsün? Ya da
seçmen alternatif bir harekete niçin ihtiyaç duysun? Üstelik kültürel
muhafazakar dünyadan yeni bir partinin çıkmaması için daha ‘köklü’ bir neden de
var. Yıllar önce Refah Partisi’nin iktidar ortağı olmasının ardından da bu
partinin bölünmesi spekülasyonları yapılmıştı. O dönemde bir gazetecinin bu
minvaldeki sorusuna her partinin bölünebileceğini ama Refah Partisi gibi bir
parti bölünse bile bunun ortadan ikiye ayrılmak şeklinde olmayacağını, ana
kitlenin yine tek bir parti tarafından taşınacağını söylemiştim.
***
Bu cevabın temel mantığı bugün de büyük ölçüde geçerli…
AK Parti çeperin, yani devletçi bürokratik elitin çizdiği ‘merkezin’ dışında
kalanların taleplerini ve hayallerini taşıyor. Çeperden gelme sadece siyasi
değil sosyolojik bir dışlanmışlığı, yıllara yayılan bir ideolojik mahkumiyeti
ve kültürel aşağılanmayı ifade ediyor. AK Parti seçmeninin derdi bugün kimin
iktidar olacağıyla sınırlı değil. Bir daha geçmişe dönülmeyeceğini garanti eden
bir sistemin kurulmasıyla bağlantılı… Ne var ki bir daha geçmişe dönmemeyi
garanti edebilmeniz için henüz gerekli dönüşümü gerçekleştirmiş değilsiniz.
Dolayısıyla sürekli seçim kazanmak ve iktidar olmak zorundasınız. Aksi halde,
tek bir kez iktidardan uzaklaşmak bile kazanılmış hakların yitirilmesine neden
olabilir, bir daha iktidar yüzü göremeyebilir ve sistemi dönüştürme hayalinize
de veda edersiniz.
***
AK Parti’nin tabanı konsolide etme yeteneği buradan
geliyor. Seçmen iktidarın elden kaçmasından o denli korkuyor ki bütün
yanlışlarına rağmen partiyi desteklemeye devam ediyor. Yolsuzlukların
varlığını, antidemokratik uygulamaları, giderek ‘kanserleşen’ kariyerizm ve
oportünizmi herkes görüyor. Ancak seçmenler son kertede ve daha geniş
perspektif içinden baktıklarında AK Parti’nin zayıflamasının kendi aleyhlerine
olduğunu düşünüyorlar. Açıkçası son derece haklılar da… Muhafazakar seçmenin
blok olarak parti ve lider ile biat ilişkisi içinde olduğunu sananlar
yanılıyor. Biat ilişkisi tabanın muhtemelen yarısında mevcut… Liderin
çevresinde de ‘gönüllü kişiliksizliği’ benimsemiş çok kişi olabilir. Ama parti
seçmeninin kabaca diğer yarısı böyle değil. Onları son on küsur yıl kategorik
AK Parti seçmeni yapan unsur ‘rasyonel’ olmaları.
***
Ne var ki son iki yıl söz konusu rasyonel AK Partililerin
rahatsızlıklarının çok daha fazlalaşmasına tanık oldu. Erdoğan çok sayıda hata
yaptı. Haziran seçimlerindeki oy düşüşüne neden oldu. Kasım seçimleri onun
geride durması sayesinde kazanılmış olsa da tutumunu değiştirmedi…
Davutoğlu’nun ‘azli’ ise birçok kişiyi manevi kopuşun eşiğine getirdi. Şimdi AK
Partililerin yarısı için soru şu: Acaba partiyi yeniden ortak aklın egemen
olduğu bir noktaya getirmek mümkün mü? Eğer bu mümkün değilse, acaba parti içi
bir dönüşüm ya da yenilenmenin önü açık mı? Eğer bu da olamayacaksa son çare
olarak acaba yeni bir partileşme ile iktidara ulaşılabilir mi?
İhtimaliyetler fazla değil… Bu durumda AK Parti tabanının
yarısı bir süre daha ‘izleyici’ olarak kalacak demektir. Eğer hamasete bulanmış
lider kültü siyaseti sürdürülür, gerilim ve kavga stratejisinden medet umulmaya
devam edilirse, başarı ihtimali pek yok. Elinizde günü kurtaracak U dönüşleri
de kalmayabilir… O zaman seçmenin ‘izleyen’ kanadıyla karşı karşıya gelirsiniz
ve siyaset hükmünü icra eder.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.