Süryani Kilisesi ev sahipliğinde açılan sergi, üç dinin
temsilcilerini bir araya getirdi… İstiklal Caddesi üzerinde bulunan St. Antuan
Katolik Kilisesi bahçesindeki serginin açılışına ev sahibi Süryani Patriği
Yusuf Sağ'ın yanı sıra Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İstanbul
Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye
Musevileri Hahambaşı Rav İsak Haleva, Ermeni Patriği Genel Vekili Aram Ateşyan,
Latin Katolik ruhani lideri Rubentyar Ablağa ile bazı ülkelerin İstanbul'daki
başkonsolosları ile misyon temsilcileri katıldı… Ermeni Patrik Vekili Ateşyan
da göçmenlerin ne kadar yakın ilgi görürlerse görsünler, sığınmacıların bir gün
mutlaka doğdukları topraklara dönmeyi arzuladıklarını belirtti.Göçmenleri,
mültecileri sevindirmek, onların acılarını hafifletmenin Allah katında değerli
olduğunu dile getiren Ateşyan, "İnsanı sevmek Tanrı'yı sevmenin bir
göstergesidir. Göçmen ve sığınmacılara gösterilen sevgi ve ilgi Tanrı'ya
gösterilmiş sevgi ve ilginin bir biçimidir" dedi.
***
Süryani Kilisesi ev sahipliğinde açılan sergi, üç dinin
temsilcilerini bir araya getirdi
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Yaran:
"Din, mezhep ve etnik farklılıklar nedeniyle
insanların can ve mal güvenliğinden yoksun hale getiriliyor. Günümüz dünyası
iki yüzlülüğün hakim olduğu çok zalim bir yer olmuştur. Bugün birileri kapalı
kapılar ardından stratejik işgal planları yapmaktalar. Irak ve Suriye'de yaşananların
ülkemizi çok yakından ilgilendirdiği hepimizin malumudur. Bölgemiz
sıkıştırılmakta, uluslararası bir destek olmadan birtakım terör örgütlerinin
alanı haline getirilmektedir. Gerçek ve görünür sebepleri üzerinde elbette kafa
yorup çözüm getirmemiz gerekmektedir"
İSTANBUL (AA) – Süryani Kilisesi'nin ev sahipliğinde
düzenlenen "Yüzyılın Dramı Sığınmacılar" konulu fotoğraf sergisi
açıldı.
İstiklal Caddesi üzerinde bulunan St. Antuan Katolik
Kilisesi bahçesindeki serginin açılışına ev sahibi Süryani Patriği Yusuf Sağ'ın
yanı sıra Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İstanbul Müftüsü
Prof. Dr. Rahmi Yaran, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Musevileri
Hahambaşı Rav İsak Haleva, Ermeni Patriği Genel Vekili Aram Ateşyan, Latin
Katolik ruhani lideri Rubentyar Ablağa ile bazı ülkelerin İstanbul'daki
başkonsolosları ile misyon temsilcileri katıldı.
Süryani Patriği Sağ, sığınmacıları konu edinen bir
fotoğraf sergisinin açılışında farklı din mensuplarının bir araya gelmesinin
çok önemli olduğunu belirtti. Değişik din ve mezhep mensubu kıymetli kişilerin
İstanbul Müftüsü, Rum, Ermeni ve Ortodoks mezhebinin ruhani liderlerinin bir
arada bulunmasının birlik, beraberlik ve dayanışma göstergesi olduğunu aktaran
Sağ, "Burada sizleri selamlamaktan başka söyleyecek sözümüz yoktur.
Katkısı olan herkese teşekkürler ediyorum." dedi.
Sağ'ın ardından sergi hakkında bilgi veren Peder Orhan
Çavlı, insanların kardeşliğinin bir teori değil bilimsel bir gerçeklik olduğunu
vurgulayarak yaralı duruma düşmüş tüm sığınmacılara yardım elinin uzatılması
çağrısında bulundu.
"Dünyayı daha güzel bir yer yapmak zorundayız"
Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, "Kendi
hikayemizle yüzleşiyoruz. İnsanlık vicdanına çağrı yapıyoruz. İnsanlık
vicdanını sahneye davet ediyoruz. ya yüz akımızla çıkacağız ya da Allah'ın
huzurunda bu acının hesabını vereceğiz." diye konuştu.
Tarihteki göçlere dikkati çeken Demircan, şunları
kaydetti:
"Göçün pek azı müstesna, hepsi çok acıdır. Göçten
bahsederken gasp edilmiş insanlık hallerinden bahsederiz. 60 milyon kişi göç
etti. Göçlerle yüzleşiyoruz. Eğer göçlerin kuralı varsa, bu göç, bu kuralın
yanlış işlediğini gösteriyor. Dünyanın bir geleceği varsa, bu göç bu geleceğin
karanlık olduğunu gösteriyor. ya bu yarayı bugün iyileştireceğiz ya da bu yara
hepimizi alacak. Bir birimizi ötekileştirmeden, dünyayı daha güzel bir yer
yapmak zorundayız."
Fener Rum Patriği Bartholomeos ise dışarıda sergilenen fotoğrafları
gördükten sonra daha önceden bir konuşma metni hazırlamasına gerek olmadığını
anladığını belirtti.
Ortamdaki sevgi ve saygıya herkesin ihtiyacı olduğunu
ifade eden Bartholomeos, "Bu sevgi ve dayanışmaya daha fazla
sığınmacıların ihtiyacı var. Papa ile birlikte Yunanistan'da sığınmacıları
ziyaret etme imkanı bulmak benim için çok sembolik ve önemliydi. Sığınmacıların
yanına gittik, dertlerini dinledik. Beraber sohbet edip öğlen yemeği yedik.
Midilli Limanı'na gidip denizde hayatlarını kaybetmiş kardeşlerimizin adına
çelenk attık. Tabii bütün bunlar vazifemizi tam olarak yapmışız anlamına
gelmiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Acı çeken sığınmacılar için sevgi ve dayanışmanın devam
etmesi gerektiğinin altını çizen Bartholomeos, şunları söyledi:
"Hepimizin imkanları vardır. Onların yanına gidip
onlara karşı gereken sorumluluğumuzu yerine getirmemiz gerekiyor. Gerek
Ortadoğu'da gerekse çatışma olan başka yerlerdeki savaşların bitmesi en önemli
husustur. Herkesin kendi evinde ve memleketine işinin başında bulunması çok
daha önemlidir. Bunun için Allah, birlik ve beraberliğimizi hiçbir zaman eksik
etmesin."
"İki yüzlü dünya"
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran ise mazlum ve
mağdurların acılarına dikkat çekmek için bu sergiyi açanlara teşekkür ederek
başladığı konuşmasında can ve mal güvenliğinin olmaması nedeniyle zorunlu göçle
imtihan olunanların çoğunluğunun İslam coğrafyasında yaşayanlar olduğunu dile
getirdi.
Suriye, Irak, Myanmar gibi coğrafyalarda insanların
düşmanca muameleye maruz kalmalarının çeşitli nedenleri bulunduğunu söyleyen
Yaran, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Din, mezhep ve etnik farklılıklar nedeniyle
insanların can ve mal güvenliğinden yoksun hale getiriliyor. Günümüz dünyası
iki yüzlülüğün hakim olduğu çok zalim bir yer olmuştur. Bugün birileri kapalı
kapılar ardından stratejik işgal planları yapmaktalar. Irak ve Suriye'de
yaşananların ülkemizi çok yakından ilgilendirdiği hepimizin malumudur. Bölgemiz
sıkıştırılmakta, uluslararası bir destek olmadan birtakım terör örgütlerinin alanı
haline getirilmektedir. Gerçek ve görünür sebepleri üzerinde elbette kafa yorup
çözüm getirmemiz gerekmektedir."
Müftü Yaran, "Sebepleri ne olursa olsun, karşı
karşıya olduğumuz bir göç hareketi var. Biz bunu daha karmaşık bir hal almadan
çözmek zorundayız. İnsanların ölüm pahasına kendilerini denize atmalarını
anlamak zorundayız. Onların acılarını dindirmek, karınlarını doyurmak, eğitim
imkanları sağlamak durumundayız. Devletimiz imkanları ölçüsünde bir şeyler
yapıyor. Ancak tek başına çözmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Dünyanın
diğer ülkelerinin de desteği gerekiyor." diye konuştu.
Ermeni Patrik Vekili Ateşyan da göçmenlerin ne kadar
yakın ilgi görürlerse görsünler, sığınmacıların bir gün mutlaka doğdukları
topraklara dönmeyi arzuladıklarını belirtti.
Göçmenleri, mültecileri sevindirmek, onların acılarını
hafifletmenin Allah katında değerli olduğunu dile getiren Ateşyan, "İnsanı
sevmek Tanrı'yı sevmenin bir göstergesidir. Göçmen ve sığınmacılara gösterilen
sevgi ve ilgi Tanrı'ya gösterilmiş sevgi ve ilginin bir biçimidir" dedi.
"Hiç bu kadar utanmamıştım"
"Tarihin derinliklerine baktığımızda dünyamız farklı
coğrafyalarda çokça zulüm görmüştür" diyen Türkiye Musevi Cemaati
Hahambaşı Haleva ise geçmişteki büyük göçlerin hiçbirinin bugünkü yaşanan göç
kadar yürek burkan bir nitelik taşımadığını vurguladı.
Haleva, şöyle konuştu:
"Çekilen acılar ve karşılaşılan ızdıraplar hiç de
öyle kolay atlatılmayacaktır. Temelde can korkusuyla evlerini, barklarını,
işlerini, güçlerini, kendilerini ve atalarının gömülü bulunduğu mezarlıkları
terk edip bir meçhule çıkmak zorunda kalanların durumu bu çağın insanlık adına
yüz karası değil de nedir? Kalplerin, ayrımcılığın, nefretin beslediği
milyonlarla ölçülebilen erkek, çocuk, kadınların can korkusuyla canlarını
tehlikeye atan ve bu yolda canlarını verenler var. Ülkelerin bölünmelere,
ailelerin parçalanması, geleceğe yönelik hayallerin yıkılması ve giderek
umutların paramparça olmasına neden oluyor. Bir din adamı olarak yaşamım
boyunca Tanrı'ya inanmalarını ve umutlarını korumalarını telkin ettim. Doğrusu
artık bu telkinleri yapmaktan utanıyorum. İki eli böğründe olan aç insanları
görüyor olmaktan utanıyorum."
Iraklı bir sığınmacı da kısa bir konuşma yaparak
Türkiye'ye ve Türk halkına, göçmenlere kucak açtıkları için teşekkür etti.
Kilisenin ilahi korusunun konser verdiği program, kokteyl
ve katılımcıların fotoğraf çektirmesiyle sona erdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.