Prof. Dr. Ata Atun /ataatun@milligazete.com.tr
Ermenistan’ın can düşmanı olan Azerbaycan’a da silah satmaya devam edeceğini belirtmesi Sarkisyan’ı düş kırıklığına uğrattı... Putin ve Rus yetkililer, Ermenilerin bu suçlamalarını kabul etmeyip, büyük bir pişkinlikle Ermenistan ile daha evvel üzerinde mutabakata varılan program çerçevesinde işbirliği yapmaya devam ettiklerini, uluslararası silah pazarının kurallarına göre davrandıklarını, Ermenistan’ı desteklemekten hiçbir zaman vazgeçmediklerini ve asla da bu bağları zayıflatmak niyetinde olmadıklarını belirterek konunun ciddiyet düzeyini aşağıya çekmeye çalıştılar. Ermenistan ile yapılmış olan anlaşmaya körü körüne sadık kalacağını belirten Putin, Azerbaycan’ın petrol ihraç eden bir ülke olduğunu, hazinesinde büyük miktarlarda altın rezervi ile nakit olarak ABD Doları bulunduğunu, Azerbaycan hükümetinin nereden isterse oradan silah alabileceğini belirterek, Ermenistan ile olan dostluklarının, stratejik ortaklığın ve güvenilir müttefikliğin, ticaret ile karıştırılmaması gerektiğini vurgulayarak Serkisyan’ı yatıştırmaya, Ermenistan halkının da gönlünü almaya çalıştı.
***
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin içinde Türkiye’nin de
yer aldığı Kafkaslar’da ve Orta Doğu’da, geçmişteki Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği’nin özellikle 1945’den sonra uyguladığı politikalara
nispeten bölgeye çok farklı yaklaşıyor ve farklı bir politika uyguluyor.
Bu politika değişikliğinin arkasında büyük bir olasılıkla
Putin’in KGB’de harcadığı yıllar ve edindiği küresel bilgiler yatmakta.
Geçen hafta Rusya’ya bir çalışma ziyareti için giden
Ermenistan Cumhurbaşkanı SergeSarkisyan, 10 Ağustos günü Rusya Başkanı Putin
ile bir görüşme yaptı. Bu görüşmedeki konuşmalar, anlaşmalar ve serzenişler
gerçekten ilginç boyutlarda.
Ermenistan, Rusya’nın Kafkaslar’daki en güvenilir müttefiki
ve stratejik ortağı, tabirle iyilerin en iyisi olan ortağı. Her ikisi birlikte
“Avrasya Birliği” ve “Bağımsız Devletlerin Ortak Refah Topluluğu” için bayağı
çalışıyorlar. Bu ziyarette Putin, 2008 yılında iktidara gelen ve bu süre içinde
kendisi ile dostluğunu iyice geliştiren meslektaşı Sarkisyan’ı el üstünde
tutup, üst düzeyde ağırlamaya çok özen gösterdi. Rusya’nın silah envanteri
içinde bulunan bir çok silaha ilaveten sofistike silahları da vermeye devam
edeceğini söylerken Ermenistan’ın can düşmanı olan Azerbaycan’a da silah
satmaya devam edeceğini belirtmesi Sarkisyan’ı düş kırıklığına uğrattı.
Ermenistan’ın serzenişleri asıl bu cümleden sonra
Serkisyan’ın ağzından dökülmeye başladı. Sarkisyan, Ermenistan halkının,
Rusya’nın çok sofistike olan ve bir çoğu da Ermenistan’ın elinde olanlardan çok
daha gelişmiş havadan-havaya ve karadan-havaya füzeleri Azerbaycan’a
satmasından dolayı Rusya’ya karşı çok büyük öfke duyduğunu belirtti.
Ermenistan’daki muhalefet partilerine bağlı siyasiler de Putin’i, Azerbaycan’a
sürekli olarak silah satışı yapması nedeni ile Rusya-Ermenistan ilişkilerini
tehlikeye sokmakla suçladılar.
Her ne kadar Azerbaycan 25 yıl önce bağımsızlığını ilan edip
Rusya’dan kopmuş gözükse de Rusya ile bağları halen çok güçlü bir şekilde devam
ediyor. NATO üyesi olmaması nedeni ile Rusya’dan silah alabilirken, Azerbaycan
milletvekillerinin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi olmaları nedeni
ile de Batı ile ilişkilerini üst düzeyde sürdürüyor.
Putin ve Rus yetkililer, Ermenilerin bu suçlamalarını kabul
etmeyip, büyük bir pişkinlikle Ermenistan ile daha evvel üzerinde mutabakata
varılan program çerçevesinde işbirliği yapmaya devam ettiklerini, uluslararası
silah pazarının kurallarına göre davrandıklarını, Ermenistan’ı desteklemekten
hiçbir zaman vazgeçmediklerini ve asla da bu bağları zayıflatmak niyetinde
olmadıklarını belirterek konunun ciddiyet düzeyini aşağıya çekmeye çalıştılar.
Ermenistan ile yapılmış olan anlaşmaya körü körüne sadık
kalacağını belirten Putin, Azerbaycan’ın petrol ihraç eden bir ülke olduğunu,
hazinesinde büyük miktarlarda altın rezervi ile nakit olarak ABD Doları
bulunduğunu, Azerbaycan hükümetinin nereden isterse oradan silah alabileceğini
belirterek, Ermenistan ile olan dostluklarının, stratejik ortaklığın ve
güvenilir müttefikliğin, ticaret ile karıştırılmaması gerektiğini vurgulayarak
Serkisyan’ı yatıştırmaya, Ermenistan halkının da gönlünü almaya çalıştı.
İşte küresel politikada ve uluslararası ilişkilerde,
dostluklar, stratejik ortaklıklar ve müttefiklik böyle bir şey. Önce ulusal
çıkarlar, sonra da dostluk, ortaklık ve müttefiklik geliyor. Ulusal çıkarlar
gerektiriyorsa, dostluklar, ortaklıklar ve müttefikler bir çırpıda elin
tersiyle silinip bir kenara atılabiliyor.
İşte Türkiye’nin yapması gereken de bu. Kendine yeterli
olmak ve dostlarını, ortaklarını ve müttefiklerini iyi tanımak ve seçilmek
yerine kendisi seçecek konuma gelmek…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.