Murat Akbaş / E-Mail : istanbultimes@gmail.com
Müslüman Türk ulusu aralarında kimlerin BAHAİ olduğunu
bilmesi ve teşhis etmelidir. Bunları açığa çıkarmak da TÜRK Güvenlik güçlerinin
görevidir. Bugün İlahiyat Fakültesinde profesör unvanıyla faaliyet gösteren
Bahailer var. Diyanet İşleri bünyesinde çalışan Bahailerin olduğunu da
aşikardır. Kürtçülük tehdidi, Bahailerin ülkemize uyguladığı istila hareketinin
yanında çok masum kalır. Özellikle Adalet Bakanlığı kadroları FETTULLAH`ın
müritlerine gösterdiği temel hedeflerdendir. Bugün yaşadıklarımız bu gizli
yapının nasıl başarılı olduğunun kanıtıdır. (İş gerçekten çığırından çıktı
Hıristiyanları ve Yahudileri düşman ilan etmeleri yetmedi ırkçılığı,
milliyetçiliği reddeden Dünyayı tek vatan ve insanların savaş yapmayı öğrenmeyecekleri
bir devirden söz eden Barışçı Bahaileri de hedefe koydular. HYETERT)
Bak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bahailik
Türkiye`de bunlarla ilgili bir arınma operasyonu
başlatılarak bütün ulusun harekete geçmesi gerekiyor.
Bakınız Bahailik temeli 1812 yılında İRAN`da Mizra
Muhammed BAB`ın liderliğinde ve yazdığı KİTABÜ-N NUR`u, RİSALE-İ NUR olarak
kopyan ZİHNİYETTİR. Bakınız nasıl bu kitabı KUR`AN`la eş tutmaya çalışıyor.
Müritlerine Kur`an yerine Risale-i Nur`u okumalarını tavsiye eden bu yoldan
çıkmış zihniyet, aslında MİZRA MUHAMMED BAB ve Bahaullah`ın yaptıklarını gibi
kendilerini MEHDİ ilan edecekleri, Peygamber ilan edecekleri günlerin
altyapısını yapmakla uğraşıyorlar. Bunu yaparken; onlara göre Kur`an anlaşılmaz
bir kitaptır. Müslümanlar, Kur-an`ı anlayamayacakları için onun yerine daha
anlaşılır olan Risale-i Nur`u okuyarak emirlerini yerine getirmelidir. O yüzden
Kur-an`ı kerim`in manasını bilerek okumamızı istemiyorlar.
Fettullah Gülen, sapık Batını Hasan SABBAH`ın şer yuvası
olan ALAMUT KALESİNİ yerle bir ederek, içindeki bütün sapıkları kılıçtan
geçirip, bütün sapkın eserleri yaktırmasından dolayı Türk ASENA soyunun
temsilcisi HÜLAGÜ HAN`a lanet ediyor.
Hazmedemediği şey KAZVİN Şehrindeki ALAMUT KALESİNİ ve
içindeki sapık BATINILERİ darmadağın eden, İslam dinini uçurumdan kurtaran
HÜLAGÜ`ye bugün dini bütün Müslümanlar rahmet okurken FETTULLAH neden kin duyuyor
acaba? Bugün yaşadıklarımızın nedenlerini geçmişten sonuçlarını ise şu an hep
birlikte yaşamıyor muyuz? ANLAYACAĞINIZ KUYRUK ACISI BÜYÜK...
Dün dinlerin birleştirilmesini, MUSEVİ - HIRİSTİYAN –
MÜSLÜMAN bütün hükümdarları dinine davet eden BAHAULLAH`ın misyonunu, FETTULLAH
“DİNLER ARASI DİALOG” olarak daha siyasi taktikler kullanarak uygulamaya
çalışmaktadır.
DP İKTİDARA geldikten sonra, artık RİSALE-İ NUR resmi
olarak basılıp dağıtılmaya başlandı. Bugün aynısını AKP yapıyor. Nerde
kalmıştık, DP`nin desteğiyle SAİD-İ NURSİ hakkında açılmış bütün davalar tek
tek düşürüldü. Said, artık çağrıldığı mahkemelere peşine taktığı 3- 4 bin
kişilik mürit gruplarıyla gidiyordu. TÜRKİYE için “KÜÇÜK AMERİKA” olma süreci
başlamıştı.
Türkiye NATO`ya girmiş, kendini tehdit eden KOMÜNİST
BLOKA karşı mecburen ABD`nin kanatlarının altına sığınmıştı. Tabii Türkiye`de
bunu değerlendirenler ve Türkiye`yi ABD`nin bir eyaleti haline getirmeye
kalkanlar da vardı. Çünkü 1950`li yıllar BAHAİLİĞİN; İNGİLTERE, KANADA ve
AMERİKA`da yayılma yılı olmuştu. Özellikle ABD`de milyonlarca HIRİSTİYAN ve
MUSEVİ AMERİKALI dinlerini değiştirmek suretiyle BAHAİ olmuşlardı.1957`de
BAHAİLİĞİN lideri Şevki RABBANİ`nin verdiği rakamlarla 14 bin tane BAHAİ
Merkezi ABD genelinde yayılıyordu. ABD`de 300`den fazla BAHAİ Topluluğu
kurulmuş, 1700 tane de BAHAİ EV-MABEDİ inşa edilmişti.
Dikkat ederseniz BAHAİLER; önce bir ülkede iktidar oluyor
daha sonra oradaki iktidar güçlerini kullanarak diğer ülkelere sıçrama
yapıyorlar. Amerikan başkanlarından LYNDON JOHNSON “National Association fort
he Advencement of Colored People” adındaki BAHAİ Topluluğunda yaptığı konuşmada
aynen şöyle der:
“Sizin amacınız Amerika`nın amacıdır. Sizin umudunuz, her
yerde iyi niyetli kişilerin umududur. Her başlangıçta milletimiz nefretin yer
almadığı, herkesin barış içinde olacağı özgürlük, terbiye ve anlayış içinde
yaşanan bir dünya ya doğru hızla ilerlemektir.”
BAHAİLER ta o tarihten beri ABD`yi ordusu ve parlamentosu
dahil bütün kurumlarıyla yönlendiriyor. İşte NURCULUĞU ve FETUTTULLAH`a en
büyük müttefiki Türkiye ile ters düşme pahasına ABD`nin verdiği desteğin nedeni
budur. Gerisini okuyucularımın kendi vicdanlarına bırakıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti`nin düştüğü bu durum,
Cumhurbaşkanlığı makamının düştüğü bu hali yalnız Mustafa Kemal ATATÜRK`ün
kemiklerini sızlatmakla kalmayacak, çok yakın bir zamanda FETTULLAH`ın maskesi
düşürerek bütün marifetleri ortaya serilince ibret belgesi olarak tarih
kitaplarında yerini alacaktır. İçimizdeki “TRUVA ATLARI”temizlenmeden TÜRK
GENÇLİĞİNE uyku haramdır. Artı bu yaşadıklarımız gün yüzüne çıktığı gibi
sanmayın ki diğer bütün dünya devletlerinin başında da vardır. Sinsi ve
derinden yollarına devam ediyorlar. Bu nokta da mücadele ATEŞİ BİZİM
ELLERİMİZDE BÜTÜN DÜNYAYI AYDINLATACAKTIR.
Bu arada, FETTULLAH`a göre yapılması gereken zorunlu bir
hareketti. Çünkü BAHAİ dininde peygamberliğini ilan BAHAULLAH`ın yaptığı gibi
mektuplarla dünya liderlerini dinlerine davet etme bir gelenektir.
Fettullah,“DİNLER ARASI DİYALOG”u adında bir kılıfla işte bunu yapmaya
çalışıyor. Dinler diyalogu komiteleri kuran Fettullah, HARRAN`da düzenlediği
sempozyumu dünyadaki, BAHAİ mahfillerinin desteğini alarak, YAHUDİ ve
HIRİSTİYAN DİN adamlarının katılımı ile gerçekleştiriyor. Böylece artık son
aşama olan peygamberliğini ilan etme sürecine yaklaşıyor.
Dinde REFORM adı altında veya “TÜRKİYE MÜSLÜMANLIĞI”
olarak takdim edilmek süretiyle uygulayacağı BAHAİLİĞE geçiş sürecinde
karşısına çıkacak zorluklara şimdiden müritlerini hazırlamaya çalışıyor.
Fettullah Gülen sarmaşıklarını her tarafa uzatırken ve
büyük başarılar elde etmişken; Devletin Başbakanı ve Cumhurbaşkanını Kontrol
altına almışken, yanlış anlamayın bugünü değil “27 MAYIS İHTİLALİ”nde yedikleri
darbeye hayıflanıyor.
Fettullah GÜLEN; Batı dünyasının, 27 Mayıs Devrimi`nde
hem kendilerini kandırdığını hem de kullanıldığını anlatır. Türkiye`deki
BAHAİLERİN 27 Mayıs İhtilalinden sonra uzun yıllar propaganda şansını ve SAİD-İ
NURSİ liderliğinde kazandıkları ivmeyi kaybettiklerini hayıflanarak anlatır.
Günümüzde TÜRK TOPLUMU; ilahiyat profesörleri dururken
aslen İranlı olup, Erzurumlu olduğunu iddia eden, tahsil olarak yetersiz bir
vaizin içerde ve dışarıda büyük destekler alarak önce Orta Asya`yı fethetme
misyonuna talip olması, sonra da dünyayı fethedecek yapılanmalar içine girmesi
bütün Türk Toplumunun karşısında dururken; ne hikmetse mücadele etmek yerine
yardım ve yataklık yapmak bize yakışmaz.
BAHAİ NÜFUSUN yoğunlaştığı yerlerin başında ABD,
Avustralya, Malezya, Srilanka ve Hindistan gibi ülkelergeliyor. Fettullah
Gülen`in 300`e yakın okul yapmak suretiyle başlattığı dünyaya BAHAİLİĞİ kabul
ettirmeoperasyonu, adeta bir virüs gibi İSLAM Dinini tehdit ediyor. ABD`yi
devlet genelinde ele geçirmiş olan BAHAİLER, SOMALİ`deki dindar Müslümanların
dinlerini savunmak için BAHAİLERLE giriştikleri mücadelede ABD`nin silahlı
gücüne başvuruyor ve ABD öncülünde BM kuvvetleri tarafından birçok MÜSLÜMAN
katlediliyor. Amerikan askerleri tarafından Müslüman direnişi kırıldıktan
sonra, başta FETTULLAH GÜLEN`in organizasyonu olmak üzere, yüzlerce BAHAİ VAKFI
SOMALİ`ye giderek EV – MABEDLER, KOLEJLER, ÖĞRENCİ YURTLARI kurarak BAHAİ
HAREKETİ AÇISINDAN SOMALİ`yi istila ediyorlar. Artık SOMALİ onların kalesi olmuştur.
Beni en çok ne üzüyor biliyor musun? Bütün bunları bizim kendi elimizle
kendimize yapmamızdır. Müslümanlardan toplanan yardımlar bakın neye hizmet
ediyor? Herkes kendi evinin önünü temizlemesi gerekirken; şeytana hizmet etmek
bu olsa gerek değil mi dostlar?
Artık konunun uzmanları BAHAİLİK TEHLİKESİNİ, NURCULUK
AKIMINI, RADİKAL DİNCİ HAREKETLERİ bu çerçevede değerlendirmeli, devlet için
öncelikli tehdidi yeniden tahlil etmelidir.
New YORK BAHAİ TOPLUMUNUN Ruhani liderlerinden NANCY
LOZAR MOORE, devamlı ülkemize gelip gider ve NURCULARLA ve Fettullah`ın
kurumlarıyla irtibatlı çalışır. 30 Ocak 1999 tarihli HÜRRİYET Gazetesindeki
röportajda,
“Brezilya`daki Türk diplamatlarının çocuklarının BAHAİLER
tarafından eğitildiğini” söyleyecek kadar da pervasızdır.
Bu salgın virüs, özellikle Adalet Bakanlığı, (Nurcuların
son 10 yıllık kadrolaşma hareketinin baş hedeflerinden bir de ADALET
BAKANLIĞI`dır. Çok sayıda hakim ve savcının, Yargıtay mensuplarının BAHAİLEŞME
virüsünün kurbanı olabileceğini düşünmek bile bizleri tedirgin ediyor. Çünkü
her şeyin başı adalettir. Adaletin olmadığı yerde anarşi olur.)
üniversitelerimizin, ordumuzun, emniyet teşkilatımız, kamu kurum ve
kuruluşlarımız bu tehdidin açık muhatapları olarak bunları yazıyoruz.
Diğer bir tehlikeli durum da, 300 trilyon bütçesi ve 120
bin personeli olan DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI`na BAHAİLERİN yaptığı sızmalardan
dolayı ortaya çıkıyor. Fettullah`ın ve Nurcuların yönlendirmesiyle DİYANET`e
sızmış olan BAHAİLER, DİYANET`in bütçesinden maaş alarak ve imkanlarını
kullanarak devlet sırtından TÜRK ULUSUNUN inancını tahrip etmeye çalışıyorlar.
Bugün diğer mezhep – tarikat – cemaat – vakıflar
üzerinden ne dolaplar dönüyor siz düşünün…
21. asrın en dinamik gücü olan TÜRK GENÇLİĞİNİN “TÜRK –
İSLAM SENTEZİ” adı altında kandırılmasının önüne geçme yollarını ortaya
koymaktır. Bu oyun NURCULUĞUN TÜRK ULUSCULUĞUNUN sırtına basarak “TEVRAT
İTTİFAKI” ittifakı kurmasının önüne geçmek, ORTA ASYA`da misyonerlik okulları
açarak İNGİLİZCE`yi Orta Asya`da tek dil haline getirme çalışmalarına artık dur
diyebilecek miyiz? Fettullah GÜLEN`in birinci gayesi TÜRK DEVLETLERİNİ ele
geçirmek,
ikinci gayesi ise; geçmişin intikamını almak için İRAN`ı
istila edip İran`la savaşa girdirmektir.
Fettullah GÜLEN ve arkasındaki emperyal güçler bu
operasyonda TURANCILARI kullanmayı düşünüyor. Bütün TÜRK DÜNYASINI ele
geçirdikten sonra ise önce aldatmaca bir dinler diyalogu oluşturacak sonra da
gerçekte bir “TEVRAT İTTİFAKI” olan “BAHAİLİĞİ” geçiş sürecini başlatarak bütün
dünya dinlerini BAHAİLİK altında birleştirme sürecini başlatacaktır. Son
hamlesi FETTULLAH GÜLEN`in “MESİH veya MEHDİLİĞİNİ” ilan edilerek “DÜNYA
İMAMLIĞINA = DÜNYA PEYGAMBERLİĞİNE” adım atmasıdır.
“ŞEYTAN DİN YOLU ÜZERİNDEN YOLDAN ÇIKARMAK” BUNA DERLER
HER HALDE… Ondan sonra önderimiz “BU ÜLKE ŞEYHLER, MÜRİTLER VE MENSUPLAR ÜLKESİ
DEĞİLDİR” dediği zaman hep bir ağızdan bir koro halinde MUSTAFA KEMAL ATATÜRK`Ü
DİN DÜŞMANI GÖSTERMEYE KİMSENİN HAKKI YOKTUR. BUNLARI YAPANLAR KENDİLERİNİ ELE
VERENLERDİR.
VATANDAŞ VE DEVLET OLARAK, KURTULUŞ SAVAŞI`n da nasıl
işgalcilerle savaştıysak, tekrardan KUVVAYİ MİLLİYE RUHUNA sarılarak, hak din
olan İSLAMİYET`i, devletimizi, ulusumuzun, topraklarını BAHAİ istilasına karşı
müdafaa etmeliyiz. Artık uyanma zamanı gelmedi mi?
Devlet yönetmek demek; Milli Güvenlik Kurulu`nun askeri
üyeleri, ısrarla FETTULLAHÇI tehlikeyi işaret ederken; Başbakanımız Bülent
ECEVİT 2000 yılının Şubat ayında DAVOS`ta katıldığı “Dünya Ekonomik Forumu”
toplantısında 133 devlet ve hükümet başkanlarının bulunduğu kentte kürsüye
çıkıp FETTULLAH GÜLEN ve Okulları için uzun methiyeler dizmek ve her şeye
rağmen FETTULLAH`ı müdafaa etmek değil…
Devlet yönetmek demek; Süleyman DEMİREL`in Türk
Devletlerinin devlet başkanlarına TÜRİYE CUHMURBAŞKANI olarak FETTULLAH GÜLEN
adına referans mektupları göndermek değildir. Fettullah GÜLEN`le ilgili
kasetler ortaya çıkmaya ve sorgulanmaya başladığında Süleyman DEMİREL; Nurculuk
ve Fettullah Gülen hakkında hiçbir fikri yokmuş gibi numara yaparak,
FETTULLAH`tan ödül almamış mıydı? Kendi babası ve kayınpederinin SAİD-İ NURSİ
ile dostluğunu iftiharla açıklamamış mıydı?
Devlet adamlığı demek tutuklanan FETTULLAH`a TURGUT
ÖZAL`ın emriyle bir gecede Bakanlar Kurulu kararıyla serbest bırakmasını
emreden iradeye imza koymak da değildir.
Devlet adamlarının görmemezliğe geldiği konular olabilir.
Hatta devlet adamlarından bazıları bir takım akımlara kendilerini kaptırarak
sorumluluklarını ihlal bile edebilir…
Hatta bir kısım idarecilerimiz dış güçlerin etkisiyle
TÜRKİYE`yi tehdit eden cereyanlara ortam sağlamaya çalışabilir. Fakat, bu
devletin de, bu topraklarında gerçek müdafaasını TÜRK GENÇLİĞİDİR. Görevlilerin
ihmal etmeleri, vurdumduymaz olmaları ATATÜRK`ün emanetini asla sahipsiz
bırakmaz.
Yöneticilerin vurdumduymazlığı Türklüğü tahrip eder,
gençliğe müdahale etme ruhsatı verir. Atatürk`ün Gençliğe hitabesi bu hareketi
ateşler…
Atatürk ve Kuvayi Milliyeci yiğitlerin, gençlerin kurduğu
devlet, hiçbir zaman sarsılmayacak, bu sarp kale, tunçtan yığınlar halinde omuz
omuza yürüyen hür idare ve aklını işleten Türk Gençliğinin sırtında, ulaşılmaz
bir manevi güç olarak edebiyete kadar var olacaktır.
Sevgi ve saygılarımla… GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER HATTA
TRUVA ATLARI İLE BİRLİKTE GİDECEKLER… ATA MİRASI ULUS… MURAT AKBAŞ
KAYNAKÇA : FETTULLAH MÜSLÜMAN MI? - İLERİ YAYINLARI -
SEMİH TUFAN GÜLALTAY
Yorum Gönder 0
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.