Metin Münir
/metinmunirt24@gmail.com
23 Ağustos 1516’da Yavuz Sultan Selim Halep’in elli kilometre kadar kuzeyindeki Mercidabık’ta Memlük ordusunu yenerek şehri ele geçirdi. Halep, iniş çıkışlarla, dört yüz küsur yıl Osmanlı’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri oldu...İstanbul hakkında geçen yüzyılda yayımlanmış belki de en iyi kitap olan Konstantiniyye - Dünyanın Arzuladığı Şehir 1453-1924 eserin de yazarı olan Mansel’in kitabında Osmanlı idaresi ve ondan sonraki feci yıllar değişik renk ve sesleriyle hayata dönüyor. Yukarıdaki bilgilerin tümü İngiliz tarihçi Philip Mansel’in Aleppo (Halep) adlı çarpıcı yeni kitabındandır.Yakında Türkiye’de de yayımlanacak olan kitapta Mansel şöyle diyor: “Halep, bir zamanlar, değişik ırk ve dinlere mensup insanların aynı şehirde birlikte var olabileceklerine dair bir mesajdı. Şehir, neredeyse bir gecede, hoşgörüden teröre yöneldi ve mesajını değiştirdi. Şimdi mesajı yirmi birinci yüzyılın bir önceki yüzyıl kadar yıkıcı olabileceğidir.” Mansel’e göre eğer devletler değişik milletlerden meydana gelen şehirleri desteklerse o şehirler zenginleşir. Kanıtı 1914 öncesi Osmanlı idaresindeki Halep ve bugün Londra ve Dubai gibi şehirlerdir. İç savaş Halep’i yıkık bir kent haline getirdi. Şehrin nüfusu iki milyondan 500 binin altına düştü. “Devletler ve milletler Halep’i öldürüyorlar,” diye yazıyor Mansel. “İnsanlar ve anıtlar yok oluyor. Uzaydan çekilen fotoğraflar geceleri şehirde neredeyse hiç ışık olmadığını gösteriyor. Yirmi birinci yüzyılda Halep karanlık çağlara girdi.“Halep’in geçmişi ve halen yaşamakta olduğu felaket diğer kentlere bir uyarı niteliğindedir. En huzurlu şehirler bile kırılgandırlar.”
***
23 Ağustos 1516’da Yavuz Sultan Selim Halep’in elli
kilometre kadar kuzeyindeki Mercidabık’ta Memlük ordusunu yenerek şehri ele
geçirdi. Halep, iniş çıkışlarla, dört yüz küsur yıl Osmanlı’nın en önemli ticaret
merkezlerinden biri oldu.
Kahire’de bir ayda yapılan ticaret Halep’te bir günde
yapılıyordu. İpek, baharat, at, keçi kılı şehrin önemli ihraç ürünleri
arasındaydı ama en ünlü mamulü tekstildi.
On dokuzuncu yüzyıla kadar Osmanlı ellerinde giyilen
giysilerin çoğu Halep’te örülen kumaşlardan yapılıyordu. Sarık ve kuşak şehrin
uzmanlığıydı.
“Köpekle ticaret yapıyorsanız ona beyefendi diye hitap
edin,” şehrin atasözlerinden biriydi.
Avrupa’da birçok kent azınlıkları dışlar veya ezerken,
Halep’te Müslümanlar, Hristiyanlar ve Museviler, birçok başka Osmanlı kentinde
olduğu gibi, yan yana yaşıyordu.
On dokuzuncu yüzyıla kadar kenti meydana getiren 99
mahallenin yarısı yüzde yüz Müslüman, on sekizi yüzde seksen Hristiyan, biri
yüzde doksan bir Yahudi, gerisi karışıktı.
Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki ilişkiler her
zaman mükemmel değildi. Ama çoğunlukla iyiydi.
İç savaş Halep’i yıkık bir kent haline getirdi. Şehrin
nüfusu iki milyondan 500 binin altına düştü
1803’ten başlayarak Halep’te 23 yıl İngiliz konsolosu
olan John Barker’e göre Müslümanlarla Hristiyanlar arasındaki ilişkiler
Sünnilerle Şiiler arasındaki ilişkilerden daha iyi idi.
On dokuzuncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu dağılmaya,
Osmanlılar savaşlarda Avrupa devletlerine yenilmeye başlayınca dinler
arasındaki tansiyon da yükseldi.
1850’de, Halep’te Müslümanlar Hristiyanlara saldırdılar.
Birçok kilise, iş yeri ve yüzlerce evi tahrip ettiler. Asker, müdahale edip
bugün ne Birleşmiş Milletler, ne de başka hiçbir gücün başaramadığını yaptı ve
sükuneti sağladı.
Bir sonraki vali olan Kıbrıslı Mehmet Paşa ortalığı
yatıştırdı ve zarar görenlere tazminat ödetti.
Bundan sonra şehir yeni bir Rönesans dönemine girdi.
Halepliler Osmanlı idaresinin toplumlararası şiddete
karşı en iyi koruma olduğu konusunda hemfikir oldular.
Halep Birinci Dünya Savaşı’nı fazla zarar görmeden atlattı.
Ekim 1918’de savaşı kazanan müttefik kuvvetler şehre
girdi ve 402 yıllık Osmanlı yönetimi sona erdi. Hristiyanlar Arap, Hint,
Avustralya ve İngiliz askerlerini görünce bayram yaptı.
Osmanlı topraklarının paylaşımında Suriye Fransızlara
düştü ve Temmuz 1920’de Fransa şehre girdi.
Ama Halep çok dinli ve ırklı özelliğini kaybetmedi, hatta
güçlendirdi. Savaşlardan katliamlardan kaçanlar şehri değişik milletlerden
insanlarla doldurdu.
Halep İkinci Dünya savaşı’nı da hafif atlattı. Savaş
bitince Fransa, istemeye istemeye, Suriye’ye bağımsızlığını verdi.
Arap yönetiminde Halep inişe geçti. Yahudilerle beraber
Müslümanlar ve Hristiyanlar da şehri terk etmeye başladı.
Darbeler darbeleri izledi. 1970’de ülke Esad ailesinin ve
azınlıkta olan Alevilerin yönetimine geçti ve bu güne kadar öyle kaldı.
Arap Baharı Suriye’ye 2011’de uzandı. Halep, Mali’den
Malezya’ya İslam dünyasındaki bütün ülkeleri etkisi altına alan Şii-Sünni
çatışmasının muharebe meydanlarından biri oldu.
*
İstanbul hakkında geçen yüzyılda yayımlanmış belki de en
iyi kitap olan Konstantiniyye - Dünyanın Arzuladığı Şehir 1453-1924 eserin de
yazarı olan Mansel’in kitabında Osmanlı idaresi ve ondan sonraki feci yıllar
değişik renk ve sesleriyle hayata dönüyor.
Yakında Türkiye’de de yayımlanacak olan kitapta Mansel
şöyle diyor:
“Halep, bir zamanlar, değişik ırk ve dinlere mensup
insanların aynı şehirde birlikte var olabileceklerine dair bir mesajdı. Şehir,
neredeyse bir gecede, hoşgörüden teröre yöneldi ve mesajını değiştirdi. Şimdi
mesajı yirmi birinci yüzyılın bir önceki yüzyıl kadar yıkıcı olabileceğidir.”
Mansel’e göre eğer devletler değişik milletlerden meydana
gelen şehirleri desteklerse o şehirler zenginleşir. Kanıtı 1914 öncesi Osmanlı
idaresindeki Halep ve bugün Londra ve Dubai gibi şehirlerdir.
İç savaş Halep’i yıkık bir kent haline getirdi. Şehrin
nüfusu iki milyondan 500 binin altına düştü.
“Devletler ve milletler Halep’i öldürüyorlar,” diye
yazıyor Mansel. “İnsanlar ve anıtlar yok oluyor. Uzaydan çekilen fotoğraflar
geceleri şehirde neredeyse hiç ışık olmadığını gösteriyor. Yirmi birinci
yüzyılda Halep karanlık çağlara girdi.
“Halep’in geçmişi ve halen yaşamakta olduğu felaket diğer
kentlere bir uyarı niteliğindedir. En huzurlu şehirler bile kırılgandırlar.”
Umarım orduyu sınırı belli olmayan bir misyonu geçekleştirmek
üzere Suriye’ye yollayanlar bu sesi duyar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.