Mustafa K. Erdemol kemalerdemol@yahoo.co.uk
Geçen yıl Ortadoğu’da 7 bine yakın Hıristiyan katledildi.
Bu katledilmelerin tamamına yakını dini nefretle ilgili… yazar Nadih Hattar’ın
bu suçlamayla ilgili olarak yargılandığı mahkeme önünde uğradığı saldırıda
öldürülmesi, Müslüman bir ülkede hem muhalif hem de Hıristiyan olmanın nelere
yol açabileceğini son örneği oldu… Hattar’ın büyük suçu(!)İslam karşıtı bir
karikatürü sosyal paylaşım sitelerinde yayınlaması. Gelen tepkiler üzerine özür
dilemesine rağmen İslamcı şiddetin kurbanı olmaktan kurtulamadı Hattar… Ortadoğu’da
Hıristiyanlara saldırmak için kullanılmayan malzeme, olmayan gerekçe yok
neredeyse. Bu zaman zaman trajik komik durumlara da yol açıyor. Bunların en
çarpıcı örneğini 21 Haziran 2012’de tüm dünya medyasına düşen bir haber
oluşturuyor. Mısır’da radikal İslamcı görüşleriyle bilinen Mısır Halk İslam
Birliği adlı bir Selefi grup, bu kanıya nasıl vardılarsa, domatesin Hıristiyan
olduğunu belirterek, Müslümanlarca yenmesinin “haram” olduğunu duyurdular. (Bir zamanlar Balığın başında haç olduğundan Müslümanlara haram olduğu söylenirdi. Sıra domatese gelmiş, bakalım daha neler göreceğiz İslamcılardan. HYETERT)
***
Geçen yıl Ortadoğu’da 7 bine yakın Hıristiyan katledildi.
Bu katledilmelerin tamamına yakını dini nefretle ilgili. Ortadoğu’da bu nefreti
körükleyen merkezler var. Kendi kitleleri üzerinde de çok etkililer.
Hıristiyanların nüfusunun artış gösterdiği tek Ortadoğu ülkesi ise İsrail. Ürdün’de
İslam’a hakaret etmekle suçlanan yazar Nadih Hattar’ın bu suçlamayla ilgili
olarak yargılandığı mahkeme önünde uğradığı saldırıda öldürülmesi, Müslüman bir
ülkede hem muhalif hem de Hıristiyan olmanın nelere yol açabileceğini son
örneği oldu. Bu nedenle cinayet büyük yankıya yol açtı. Hattar’ın büyük
suçu(!)İslam karşıtı bir karikatürü sosyal paylaşım sitelerinde yayınlaması.
Gelen tepkiler üzerine özür dilemesine rağmen İslamcı şiddetin kurbanı olmaktan
kurtulamadı Hattar.
Hattar’ın katli Ortadoğu’da başta Hıristiyanlar olmak
üzere Müslüman olmayan bireylerin durumunu bir kez daha gündeme getirdi.
Hıristiyanlar, Hıristiyan batı devletlerinin suçlarının ortağı olarak görülüyor
Ortadoğu coğrafyasında. Dolayısıyla sürekli hedefler. Bu politik gerekçenin
yanı sıra Hıristiyan-Müslüman karşıtlığı üzerinden sürdürülen bir çatışma hali
var öteden beri.
Kahrolsun Hıristiyan domatesler
Ortadoğu’da Hıristiyanlara saldırmak için kullanılmayan
malzeme, olmayan gerekçe yok neredeyse. Bu zaman zaman trajik komik durumlara
da yol açıyor. Bunların en çarpıcı örneğini 21 Haziran 2012’de tüm dünya
medyasına düşen bir haber oluşturuyor. Mısır’da radikal İslamcı görüşleriyle
bilinen Mısır Halk İslam Birliği adlı bir Selefi grup, bu kanıya nasıl
vardılarsa, domatesin Hıristiyan olduğunu belirterek, Müslümanlarca yenmesinin
“haram” olduğunu duyurdular. Domatesin Hıristiyan olduğunu ciddi (!) bir
inceleme sonucu keşfettikleri anlaşılıyor. Bir domatesin Hıristiyan olduğunu
anlamak aslında çok basit. Domatesi yatay kesin, orada, biraz da tahayyül
gücünüze bağlı bu, haç benzeri bir şekil göreceksiniz.
Bu ciddi ciddi haberlere konu olmuş bir keşif. Now
Lebanon adlı bir haber sitesinde yatay kesilmiş domatesin bir de fotoğrafı
yayınlandı. Fotoğrafın altındaki yorum yazısında, “Domates yemek haramdır çünkü
domates Hıristiyan’dır. Domates Allah yerine haça hamdeder ve Allah’ın bir
değil üç olduğunu ifade eder. Allah bize yardım etsin. Filistin’de yaşayan bir
kız kardeşimize Allah’ın peygamberi Hz. Muhammed görünmüş. Hz. Muhammed ağlıyormuş
ve ümmetini domates yememeleri gerektiği konusunda uyarıyormuş. Eğer bu mesajı
yaymazsanız bilin ki sizi durduran Şeytan’dır” deniliyor.
Hıristiyan’a ya da ona ait herhangi bir şeye karşı olmak
için gerekçe bulmak zor değil. Bu saçmalıkların yaygın olduğu bir Ortadoğu’da,
Hıristiyan, Yahudi, Kıpti, artık ne tür gayrimüslim varsa katledilmeleri bir
rüyaya bakar. İşte buna benzer saçmalıklarla 20. yüzyılın başlarında Ortadoğu
nüfusunun yüzde 26’sını oluşturan Hıristiyanların sayısı günümüzde yüzde 10’ların
da altında.
Merkezi Almanya’nın Kelkheim kentinde bulunan Open Doors
adlı Hıristiyan insan hakları örgütü, Hıristiyanların dünya çapındaki durumuna
ilişkin 2014 raporunda Hıristiyanlara baskı yapan 50 ülkeyi açıklamıştı.
Bunların ilk onunu Kuzey Kore, Somali, Irak, Suriye, Afganistan, Sudan, İran,
Pakistan, Eritre, Nijerya oluşturuyordu. Kuzey Kore’nin tüm dinleri
yasaklamasından, Suriye’nin ise içinde bulunduğu çatışma ortamından ötürü
Hıristiyanlar açısından kötü ülkeler. Hıristiyanların Ortadoğu’da en rahat
oldukları ülke, iç savaş öncesinin Suriye’siydi. Bu ülkede 1920’lerde
Hıristiyan nüfusun oranı yüzde 30 iken bugün bu oran yüzde 10’dan daha az. Söz
konusu listede Türkiye 41. Sıradaydı.
Geçen süre içerisinde Hıristiyanların bulundukları Müslüman
ülkelerdeki yaşamları daha da kötüleşti. Son 10 yılda Irak’ta yaşayan 1,5
milyon Hıristiyan’ın üçte ikisine yakını evlerinden ayrıldı örneğin. Irak’ta
Hıristiyanların sayısı 1.4 milyondan 275 binin altına düştü. Hıristiyanların
nüfusunun artış gösterdiği tek Ortadoğu ülkesi ise İsrail, 1948 yılında
sayıları 34 bin olan Hıristiyanların nüfusu bugün 140 bin civarında.
İnsan hakları örgütleri 2015’de 7 bine yakın
Hıristiyan’ın katledildiğini açıkladı. Bu katledilmelerin tamamına yakını dini
nefretle ilgili. Ortadoğu’da bu nefreti körükleyen merkezler var. Kendi
kitleleri üzerinde de çok etkililer. Örneğin dünyanın en büyük camisi olan
Mescid-i Haram’ın imamı 7 Eylül’de yaptığı duada “Ortadoğu’daki Şii, Yahudi ve
Hıristiyanların Sünni cihatçılarca öldürülmesi için dua etti”.
Üstelik bu dua Mısır’dan yayın yapan Al-Qahera Wal Nas’da
naklen yayınlandı da. Adı açıklanmayan imamın Arapça yaptığı duada “Allah’ım,
Yemen’deki mücahit kardeşlerimize zafer, saygınlık ve güç bahşet. Suriye, Irak
ve diğer yerlerdeki tüm Şii’lere karşı da zafer kazanmayı ihsan eyle. Ayrıca
hain Yahudiler, kinci Hıristiyanlar ve tüm ikiyüzlülere karşı da zafer
kazandır” cümleleri yer aldı.
Bu duanın gereklerini yerine getirecek binlerce fanatik
var. Irak Şam İslam Devleti, Xerkavi’nin görüşleri doğrultusunda yüzlerce
Şii’yi öldürdü, öldürmeye de devam ediyor. Hıristiyanları öldürmesi ise artık
zaten “görevleri” arasında. Mescidi Haram’ın imamının duasını gerçekleştirmek
için, o duadan çok önceleri Hıristiyan katletmeye başlamıştı zaten. En çarpıcı
olanı 21 Mısırlı Hıristiyan rehineyi öldürmesiydi. Libya’da kaçırdığı
rehinelerin öldürüldüğünü gösteren videoyu da yayınladı bu uğursuz örgüt.
Hıristiyanların en çok saldırıya uğradığı ülkelerin
arasında Bangladeş de bulunuyor. Geçtiğimiz Haziran ayında Bonpara kentinde
yaşayan 65 yaşındaki bir Hıristiyan manav öldürülmüştü İslamcılarca. Ortadoğu
ülkelerinde öldürülmeyen Hıristiyanlar sık sık hapis cezalarına da mahkum
ediliyorlar. 2013’de Suudi Arabistan’da iki erkek bir kadını Hıristiyanlığa
döndükleri, İslami krallıktan kaçmasına yardım ettikleri “suçlaması” ile
yargılandılar. Bunlardan Lübnanlı olan erkek altı yıl hapis, 300 kırbaç
cezasına, Suudi olan diğer erkek ise iki yıl hapis, 200 kırbaç cezasını
çarptırıldı. Yine aynı yıl 2013’de İran’da İncil satarken yakalanan üç İranlı
Hıristiyan “devletin güvenliğine karşı suç” işlemekten 10 yıl hapis cezasına
çarptırıldılar.
Bu yılın Mayıs ayında Mısır’ın güneyindeki Karam köyünde
bir Kıpti Hıristiyan ile Müslüman bir kadının ilişki yaşadığı söylentileri
çıkınca Müslümanlarla, Hıristiyanlar birbirlerinin evlerine saldırdı.
Associated Press haber ajansı (AP), yaklaşık 300 Müslümanın, evlilik dışı
ilişki söylentisinde adı geçen adamın ailesinin evini ateşe verdiği ve 70
yaşındaki annesini soyarak sokakta sürüklediklerini duyurdu. Görgü tanıkları
Hıristiyanlara ait 6 evin daha kundaklandığını, daha sonra da Hıristiyanların 3
Müslüman ailenin evini ateşe verdiğini söyledi.
Türkiye’deki ölümler
Kuşkusuz en büyük kaybımız, bir nefret cinayetinin
ülkemizdeki en çarpıcı örneği Hrant’ımız oldu. Katolik Santa Maria Kilisesi’nin
İtalyan rahibi Andrea Santoro da 5 Şubat 2006 tarihinde Trabzon’da bir fanatik
İslamcı tarafından öldürülmüştü. Malatya’da 18 Nisan 2007’de İncil basımı yapan
Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı Necati Aydın ile Uğur Yüksel adlı Hıristiyanların
boğazları kesilerek öldürüldü.
Anadolu Katolik Kilisesi Episkoposu Luigi Padovese de
2009’da Hatay’ın İskenderun ilçesindeki evinin bahçesinde bıçaklanarak
öldürüldü.
Tüm bunların tam elli milyon Müslümanın yaşadığı Batı’da
İslamofobiyi geliştirdiğine kuşku yok. Batı ülkelerinde de Ortadoğu’da
katledilen Hıristiyanlar haberleri gündemde tutuluyor. Örneğin 29 Nisan’da
Trevi Kuruluşu “inancı için hayatlarını veren tüm Hıristiyanları tanımak”
amacıyla Ortadoğu’da öldürülen Hıristiyanların anısına bir etkinlik düzenledi.
Etkinlik kapsamında Hıristiyanların anısına Roma Trevi Çeşmesi kırmızıya
boyandı Kardinal Mauro Piacenza yönettiği törende Halep Piskoposu Antoine Audo
ile beraber Halep’te savaşa tanık olmuş Suriyeli Hıristiyanların yanı sıra
Yemen, Pakistan, Türkiye ile Kenya’daki saldırılara tanık olmuş insanlar da yer
aldı.
Dini nefretin acılarını kuşkusuz her din mensubu çekiyor.
Batıda da sağcı faşist, ırkçı gruplara mensup saldırganlar Müslümanları
katlediyor. Daha bir hafta önce Fransa’da sadece başörtüsü taktığı için bir
Müslüman kadın öldürüldü. 11 Eylül saldırılarından sonra, Müslüman sanılarak
öldürülen Sih örneği de çarpıcıdır. Batıda, ABD’de Müslüman ile Sih’i
birbirinden ayıramayan insanların çokluğu da ayrı bir tehlike. Kaldı ki ten
rengine olan düşmanlık karşısındakinin hangi dinden olduğunu aklına getirmesini
engelliyor fanatik saldırganın.
Mutlaka üstesinden geleceğiz. İnsanlığın varıp ulaştığı
sonuç, din, cins, cinsiyet, sınıf ayrımcılığı olamaz.
Mutlaka sileceğiz bu ayrımları yeryüzünden. Canımız yansa
da.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.