Önder Aytaçaytac@haberx.com
Şimdi geldiğimiz noktada; “eh biz yasal ve yapısal değişiklikleri zaten yapıyoruz, ekonomik olarak da AB’nin pek çok ülkesinden daha iyiyiz. AB de aslında bizi almak istemiyor, onlar zaten Hıristiyan Birliği” türünden, ciddiye alınmaması gereken sözler mi işitiyoruz acaba? Bir diğer anlatımla; bunlar sanki “biz kendi kendimize yeteriz” demek istiyorlar… Hayır, dostlar hayır. Bunlar yalnızca çok boş avuntular. Çünkü AB, bu değişimin hem lokomotifi, hem de güvencesi. Bu hedeften bir an için bile vazgeçmek, aniden pek çok şeyi boşlamamıza da neden olur. Unutmayalım ki, biz Anadolu insanıyız. Ortadoğu’ya da hayli yakınız. Avrupalılar gibi üstün bir iş disiplinimiz ve demokrasi kültürümüz, Japonlar gibi de çalışma kültürümüz yok. Adımız Kürt, Türk, Süryani, Ermeni, Çerkez, Laz gibi farklı da olsa, hepimiz; ister aile babamız, ister askerdeki komutanımız ya da okuldaki öğretmenimiz olsun, daha ziyade despot kişiliklere hayranlık duyarız, tabi oluruz. Kapkaç yöntemleri ve devleti soymayla kolay zenginliği tercih ederiz. Çalışmayı pek sevmeyiz ve eğitimi de önemsemeyiz. İşte bu nedenlerden dolayı, hem motivasyonumuz, hem de disiplinimiz için AB’ye üye olmamız, üye olcak şekilde ev ödevlerimizi yapmaya çalışmamız şart.