Etiketler

Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas

Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.

Komitas olmasaydı Ermeni müziği bambaşka olurdu

Müge Akgün / Radikal
Piyanist Şahan Arzruni'nin Ermeni müziğinin önemli ismi Komitas'ın eserlerinden esinlenen albümü Kalan Müzik'ten çıktı. Arzruni "Komitas, Ermeni halk müziğini çok iyi anladı" diyor.Eserlerden bazılarını belki 500 kere çalmışımdır. Bunlar o kadar iyi yapıtlar ki her seferİnde başka bİr şekilde çalıyorum. 1964’ten beri Amerika’da yaşayan piyanist Şahan Arzruni ünlü besteci ve derlemeci Komitas’ın piyano eserlerini bir araya getirdiği bir albüm yaptı.

AB çapında inkar yasası

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Fransız Senatosu’na sunulan “soykırımı inkâr” tasarısının tüm AB ülkelerinde uygulanması için düğmeye bastı. Tasarı yasalaşırsa, “Ermeni soykırımını inkar edenlerin” AB genelinde 1 ile 3 yıl hapis cezasına çarptırılmasının yolu açılacak...  Çerçeve Kararı, Avrupa Birliği Adalet ve İçişleri Konseyi’nin 19 Nisan 2007’de kabul ettiği, “Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığıyla Mücadele” amacıyla alınmış ve üye devletlerin ırkçılıkla mücadeleyi ve Yahudi Soykırımı’nı inkarın cezalandırılmasını kapsayan düzenlemeler çıkarmasını şart koşmuştu.

Hrant'ın lisesine iade yolu

Üsküdar Ermeni Tibrevank Lisesi’nin tüzelkişiliğinin tanınması için yapılan başvuru bu ay Vakıflar Meclisi’nde ele alınacak.Cemaatlerin mallarının iadesiyle ilgili olarak yaz aylarında çıkarılan kararname için şimdiye kadar 11 başvuru olmuştu. Eksik belgeler nedeniyle bekletilen başvurular Ankara’ya istendi. Şimdi başvurular Vakıflar Meclisi’nde ele alınacak. Öte yandan cemaatlerin sorunlu mallarına ilişkin kararnameden bağımsız olarak bazı işlemlerin de yürütüldüğü , bunlardan birisinin Üsküdar Ermeni Tibrevank Lisesi’yle ilgili olduğu öğrenildi. Okulun cemaate iadesiyle ilgili çalışmaların son aşamaya geldiği ve bu ay sonuç alınmasının hedeflendiği öğrenildi.

Yenilenen kilise açıldı!

Emre Öztürk / Vatan
Şişli Belediyesi’nin restorasyonunu yaptığı Surp Krikor Lusavoric Ermeni Kilisesi’nin açılışı yapıldı. 1391 yılında inşa edilen ve İstanbul’daki en eski Ermeni kilisesi olan Surp Lusavoriç Ermeni Kilisesi yaklaşık 6 ayı bulan restorasyon çalışmalarının ardından dün yeniden hizmete açıldı. Açılışa restorasyon çalışmalarının tamamını karşılayan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Münih Belediye Başkanı ve Bavyera Eyaleti Başbakan adayı Christian Ude, Ermeni Patrik Vekili Episkopos Aram Ateşyan ila çok sayıda Ermeni cemaatine mensup vatandaş katıldı.

Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas

Cezayir'den Türkiye'yi zora sokacak çıkış

Başbakan Ahmed Uyahya, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki dostlarının Cezayir’in kolonileştirilmesinin ticaretini yapmaktan vazgeçmesini” istedi. Uyahya, “Hiç kimsenin Cezayirlilerin kanından faydalanmaya hakkı yoktur” dedi.

Rumeli'nin sürülmüş çocukları

Etyen Mahçupyan
Ermeni soykırımı tartışması ne zaman gündeme gelse Türkiye kamuoyu bir anda Rumeli'den ve Kafkaslar'dan zorla göç ettirilmiş ve kıyıma uğratılmış olan Müslümanları hatırlar.Bunlar zihinlerde kolayca Türkleştirilirler ve Ermenilere yapılmış olanın karşısına psikolojik bir denge unsuru olarak çıkarılırlar. Öte yandan böylece meselenin bir Hıristiyan/Müslüman çatışması olduğu izlenimi de yaratılarak, yaşanmış bütün 'kötülükler' son kertede Batı emperyalizminin hanesine yazılır. Neredeyse bir tür 'kaçış' olarak değerlendirilebilecek olan bu tutumu, Türklüğe atfedilen epeyce popüler alicenaplık hasletine bağlayarak, yani Türklerin aslında 'unutmayı' tercih ettiklerini söyleyerek açıklayabilirsiniz. Ama tarihsel soru bu unutmanın 'nedeninin' ne olduğudur ve yanıt da esoterik bir kimlik niteliği üzerinden verilemez.

Ermeni öğrencilerin tarih şuurlarına aferin!

Yavuz Bülent Bâkiler / yavuzbulent.bakiler@tg.com.tr
Geçenlerde, Milli Eğitim Bakanımızı ziyaret eden Ermeni asıllı öğrenciler, şikayette bulundular: “Tarih kitaplarımızda, Ermenilerle ilgili bazı cümleler, bizi çok üzüyor. O cümlelerin kitaplarımızdan çıkarılmasını istiyoruz!” dediler. Ermeni asıllı lise öğrencilerine, bakanlık yetkilileri bir yol gösterdiler: “Sizi üzen cümleleri yazarak bize bildirin” dediler. Sizi bilmem ama ben, o Ermeni asıllı öğrencilerin millet ve tarih şuurları karşısında derin bir takdir duygusuyla dolup taştım. Onlara imrendim ve kendi kendime: Ah dedim; keşke bizim üniversite mezunu çocuklarımızda da bu şuurun teşekkül ettiğini görebilseydim!”

Antoin Sevruguin: 'Antoin Han'

Nazan Bekiroğlu
Rus asıllı bir Ermeni olan İranlı fotoğrafçı Antoin Sevruguin, Tahran'da doğmuştu. İran, Orta Asya ve Kafkasya fotoğraflarıyla meşhur Ermakov ile tanıştığında kararını verdi. O da sevgili İran'ının fotoğraflarını çekecekti… 1883'te Tahran'da stüdyosunu kurduğu zaman kaderi ve becerileri onu Kaçar hanedanından Nasreddin Şah'ın huzuruna kadar çıkardı. Çünkü Nasreddin Şah da geleceğe bir görüntü bırakmak istemişti her hükümdar gibi.

Tayyip Bey teklif ederse Türk vatandaşı olurum

Prof. Dr. Heath Lowry, ABD’li bir Osmanlı tarihçisi. Aynı zamanda bir Türkiye aşığı… 1980’de Washington’a gittik, 1983’te bir enstitü kurduk. Finansmanın büyük bir kısmı Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Asıl amacımız Türkiye üzerine çalışan bilim adamları ve talebelere mali imkan sağlamak. Tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde Türk ismini gören, ne kadar Türkiye’yi sevmeyen varsa ABD aleyhine çalıştığımızı zannetti. Öyle tehditler aldık ki... Kendi başkentimizde beş sene tabancayla dolaştım. Halbuki Washington’da tabancayla dolaşmak büyük bir suç, kongre üyeleri bile ruhsat alamıyor. Ben nehrin karşısında, Virginia’da oturuyordum, oradan ruhsat almıştım. 1993’te Princeton Üniversitesi’ne geçtiğimde orada bir Türk Kürsüsü açıldı. Kürsünün başına ben geçince kıyamet koptu, ‘Bu adam Türk ajanı’ diye. Beni işten attırmaya çalıştılar. Ama bir şey olmadı tabii. Rahmetli Özal ile yakın ilişkilerimiz vardı. Birkaç kez Türk vatandaşı olmamı istedi ama kabul etmedim. Çünkü geleceği ABD’de görüyordum. Ama şimdi Tayyip Bey ya da Abdullah Gül’den teklif gelirse kabul ederim.

Lokantacı, büfeci ve pastacı esnafından Fransa boykotu!

İstanbul Lokantacılar Odası Başkanı Sait Karabağlı ve yönetimi tarafından tarihi Tophane'deki tarihi bina olan Fasuli Restorantta yapılan basın açıklamasında yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu… Lokantacılar Odası Başkanı Sait Karabağlı, "2011 yılı sonu itibari ile işlem hacmi 2. milyar dolar olan yemek kartlarının oluşturmuş olduğu pastadan yüzde 90 pay alan Fransız şirketlerine karşı 13 bin 500 üyemiz ile artık yeter kararı aldık… Fransa'da koltuk uğruna Türkiye ismini karalamak isteyenlere en güzel cevap olarak topyekûn boykot uygulayacağız. Esnafımızı adeta sömüren bu yemek kartları rezaletine de bir son verilmesini istiyoruz" diye konuştu.

Düşünce özgürlüğü insanlığa karşı işlenen suçları kapsamaz

Ragıp Zarakolu
Türkiye'de, Fransa'da çıkan yasaya ilişkin tartışmalardaki ön yargı ve cehalet insanı şaşırtıyor. Daha metnini okuyup üzerinde düşünmemiş olanlar ahkâm kesip Türkiye'yi küçük düşürüyor… Soykırım ve nefret suçları, insanlığa karşı işlenen suçların övülmesi ve propagandası, bu nedenle insan hakları savunucuları tarafından ‘düşünce ve ifade özgürlüğü olarak kabul edilmezler’. Soykırım ve nefret suçlarına karşı olmak, aynı zamanda bir insan hakları savunucusu olmanın kriteridir. Nitekim kurucularından biri olmaktan onur duyduğum İnsan Hakları Derneği (İHD) 1985’te, 100 küsur yıllık tarihi olan Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’na üyelik görüşmeleri yapılırken, kurumumuzun 1915 gerçekliğini kabul ettiği, genel başkan yardımcısı olarak bizzat benim tarafımdan beyan edilmiştir… Ben eğer yaşasaydı Ayşe Nur’un, Taner Akçam gibi, Hrant ve Etyen Mahçupyan ile imzaladığımız üçlü deklarasyona katılmayacağını biliyorum. Bilinç altından belki de bu çabanın Hrant’ın yaşamasına olanak sağlayacağını düşünmüştüm. Heyhat, ne yanılgı! (Sayın Zarakolu, her şey iyi de, bazı kişiler cahil dediğiniz için size hakaret davası açabilir. Bu da dert üstüne dert olur. HYETERT)

"GALATA SURP KRİKOR LUSAVORİÇ KİLİSESİ

Şişli Belediye Başkanı Sayın Mustafa Sarıgül tarafından restore edilen Galata Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi bu pazar günü yapılacak dini ayinden sonra törenle açılacaktır.Törene Almanya Belediyeler birliği ve Münih Belediye başkanı da katılacaktır. Bu mutlu günümüzde tüm dostlarımızı Kilisemize bekliyoruz." Yönetim Kurulu.

İnkâr yasasında son perde

“Ermeni soykırımını" inkârın cezalandırılmasıyla ilgili tartışmalara siyasilerden sonra Fransız sanatçı ve aydınlar da katıldı. Yahudi kökenli çok sayıda Fransız aydın Ermeni diasporasına destek veriyor.Ermeni kökenli Fransız sanatçı Charles Aznavour, Libya krizinde Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye danışmanlık yapan filozof Bernard-Henri Lévy ve “Nazi avcısı” unvanlı avukat Serge Klarsfeld’in öncülüğünde bir grup aydın, 22 Aralık 2011 tarihinde Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edilen yasa teklifinin Fransız Senatosu tarafından da onaylanması için kampanya başlattı.

Sen balık değilsin ki / Çıplak Ayaklar Kumpanyası

12 Ocak 2012 - 19:00 / Saint Joseph Lisesi - Açık Akşam-  Kadıköy
28 Ocak 2012 - 20:30 / Kumbaracı 50 - Tünel - www.kumabarcı50.com

Soykırım inkarına yasak Ermenileri sıkıntıya sokar

Muammer Elveren
Fransız Senatosu Kanunlar Komisyonu Başkan Yardımcısı görevi de bulunan Senatör Benbassa, şunları söyledi: “Ben Sorbonne Üniversitesi’nde tarih profesörüyüm, Osmanlı ve Fransa Yahudileri üzerine kitaplarım var, halen ‘Ayrımcılığa Karşı Ortak Tavır’ adlı sivil toplum örgütünün yöneticisiyim. Soykırım inkarını yasaklamak sadece tarihçi ve araştırmacıların işini zorlaştırmaktan ve Türkiye’deki Ermenileri sıkıntıya sokmaktan başka bir işe yaramaz. (Sayın Senatörün görevi hakkaniyetten yana olmaktır. Kimin sıkıntıya gireceği ayrı bir sorundur. HYETERT)

İran’ın Ermenistan Sevdası

Son zamanlarda İran ve Ermenistan arasında resmi ziyaretlerin sıkça yapıldığı bilinmektedir. İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat’ın 23 Aralık 2011’de Ermenistan’ı ziyaret etmesi 2011 yılının son ziyareti olmuştur. Ziyaret zamanı Ahmedinejat Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkısyan, Başbakan Tigran Sarkisyan ve Parlamento Başkanı Samvel Nikoyan ile görüşmüştür. Görüşmelerde iki ülke arasında ekonomik, siyasi, güvenlik ve ticari meseleler ele alınmış, Aras Nehri üzerinde hidroelektrik santralinin, demiryolu hattının inşa edilmesi, taraflar arasında üçüncü elektrik hattın çekilmesi, tarım, turizm, kuyumculuk alanında ve ilaç sanayisinde işbirliğinin geliştirilmesi ve başka konular müzakere edilmiştir. Ahmedinejat iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirirken, ‘Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra bizim işbirliğimiz her geçen gün bir az daha genişlemektedir. Biz aynı kültürün taşıyıcılarıyız; halklarımız arasında adalet, hümanizm ve dostluk yüksek değerlendirilmektedir. Bu gün ilişkilerimizi engelleyecek hiç bir şey yoktur.’ diyerek İran İslam Cumhuriyeti’nin gerçek yüzünü bir daha göstermiştir. İslam Cumhuriyeti ve Hıristiyan Ermenistan nasıl olurda aynı kültürün taşıyıcıları olur? Yoksa Ahmedinejat İslam dinini bir kenara bırakarak Farslar arasında Türklerle ilgili meşhur olan bir ‘Biz sizinle din, Ermenilerle kan kardeşiyiz’ ifadesini mi ima etmiştir? Ahmedinejat Farsların ve Ermenilerin ari ırk mensupları oldukları iddiasını mı destekliyor?

NOEL VE TEOFANİA Kutlu Olsun!

Bugün Ermeni Kilisesi takvimine göre Noel. Aynı zamandan Ortodokslarda Hz. İsa'nın doğuş ve vaftiz edilişinin yıldönümü olarak kabul edilen Teofania bayramı. 6 Ocak Ermeniler ve Rumlar için önemli bir gün. Bugün Ermeni Kilisesi takvimine göre Noel. Aynı zamandan Ortodokslarda Hz. İsa'nın doğuş ve vaftiz edilişinin yıldönümü olarak kabul edilen Teofania bayramı. Շնորհաւոր Սուրբ Ծնունդ

Շնորհավոր Նոր Տարի և Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas and Happy New Year

Mutlu yıllar Mutlu Noeller
Frohe Weihnachten und ein glückliches Neues Jahr
Radostné Vianoce a Šťastný Nový rok
Joyeux Noël et Bonne Année
Buon Natale e Felice Anno Nuovo
Καλά Χριστούγεννα και Ευτυχισμένο το Νέο Ετος
С Рождеством Христовым и С наступающим Новым Годом
Feliz Navidad y próspero año nuevo!


http://www.youtube.com/watch?v=umzIjVE9LBs&feature=share

BDP Ermenilerin bayramını kutladı

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) yayınladığı bir mesajla Ermenilerin bayramını kutladı. Bayramların tüm dünyada, barış ve kardeşliğin, dayanışma ve yardımlaşmanın, ön plana çıktığı özel zamanlar olduğuna dikkat çekilen mesajda, "Bu kutsal günleri anlamlı kılan kin ve düşmanlığın unutulması, tüm insanlığın kardeşçe ve eşit bir şekilde yaşamasıdır. Ermeni halkının Surp Dzınunt ve Ortadoksların Ta Fota bayramını bu dileklerle kutlar, barış, özgürlük ve demokrasiye vesile olmasını umut ederiz." denildi. 

ABD’de aşırı milliyetçi Ermenilerin oranı %20’yi geçmiyor

Ermeni İş Geliştirme Konseyi (TABDC) Eş Başkanı Kaan Soyak, Fransa'daki Ermeni diasporasının ikiye ayrılmış durumda olduğunu belirterek ''Ermeni diasporasının aşırı milliyetçi olan kesimi bu tasarının Senato'da onaylanması için zorluyor. Kafalarında başka bir şey yok, Türkiye-Ermenistan ilişkileri iyi olmuş, kötü olmuş, bunları düşünmüyorlar, tamamıyla bu tasarının Senato'da kabul edilmesinin istiyorlar, tek düşünceleri bu'' dedi… ''ABD'de toplamda Ermeni diasporasına bakıldığında aşırı milliyetçi olarak Türkiye ile hiçbir dostluk istemeyenlerin oranı yüzde 20'leri geçmiyor. Diğer geri kalan yüzde 80'inin de birçoğu aktif değil zaten, aktif olanlar da Türkiye ile Ermenistan arasında bir yakınlaşma bekliyorlar ve birincil öncelikleri Türkiye'nin ve Ermenistan'ın protokolleri yürürlüğe sokması ve bu konuda adım atılması. (Sayın Soyak, bu oranları bulmak için Fransa ve ABD’de nasıl bir araştırma yaptırmış acaba. Çok merak ettik. HYETERT)

"Tasarıya Karşı Haçlı Seferine Çıkacağım

Mecliste merkez partiler grubu UCR ile birlikte hareket eden Senatör Nathalie Goulet bir basın açıklamasıyla UMP vekili Valerie Boyer’nin gündeme sunduğu yasayı eleştirirken Türk derneklerini itidale çağırdı.Toplumsal hafıza kanunlarına karşı olduğunu vurgulayan Goulet, “Baskı uygulamaya yönelik bütün girişimler savunduğumuz davaya zarar verecektir. Demokrasilerde tartışmalar görüşlerle kazanılır. Boyer’nin tasarısına karşı Haçlı seferine çıkacağım” dedi.

Շնորհավոր Նոր Տարի և Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas and Happy New Year


Քրիստոս ծնաւ ու յայտնեցաւ - Ձեզի մեզի մեծ աւետիս 


Mutlu yıllar Mutlu Noeller
Frohe Weihnachten und ein glückliches Neues Jahr
Radostné Vianoce a Šťastný Nový rok
Joyeux Noël et Bonne Année
Buon Natale e Felice Anno Nuovo
Καλά Χριστούγεννα και Ευτυχισμένο το Νέο Ετος
С Рождеством Христовым и С наступающим Новым Годом
Feliz Navidad y próspero año nuevo!


http://www.youtube.com/watch?v=umzIjVE9LBs&feature=share
Etyen Mahçupyan
Bugün en katı Türkiye düşmanları aslında aynı zamanda Türkiye ile 'derdi' olan, gözlerinin ucunu bu coğrafyadan ayıramayanlar...  Türkiye'dekiler ise doksan yıldır bedel ödemeye devam etmelerine, bir türlü vatandaş olamamalarına karşın, burada olmanın avantajına sahipler. Türk kimliğini tekliğe ve olumsuzluğa hapsetme ihtiyacı duymadan da aynı geçmişe bakabiliyor ve tarihin rejimle olan bağlantısını görüyorlar. Türkiyeli Ermeniler soykırımın kabulü ile inkârı arasında çok geniş bir yelpaze olduğunun ve insanların özgür seçiminin söz konusu seçimi değerli kılacağının farkındalar. Soykırımın inkârının suç olması durumunda tercihin ortadan kalkacağını, bunun da soykırımın kabulünü anlamsızlaştıracağını söylüyorlar. Aslına bakarsanız diasporanın en sert isimleri bile, konu genel tartışma çerçevesine oturtulduğunda muhtemelen farklı bir görüşü savunmayacaktır. Ama onların duygusal ihtiyacı çok daha fazla... Uzatılacak bir ele çok uzun zamandır hasretler... ( Sayın Mahçupyan herkesin belli bir zihniyette olanlar gibi düşündüğünü varsayıyor. Bu ciddi bir yanlış. HYETERT)

Günahlar örtüldükçe çoğalır

Nabi YAĞCI /Taraf Gazetesi
Günahları olmayan hiçbir ulus-devlet yoktur. Ak kâğıt üstüne kalem- cetvelle masa başında çekilen sınırlar tarih boyu hep kanlı çizgiler olmuştur. Masa üstünde duran okkanın içinde mürekkep değil hep insan kanı vardır. Çünkü çekilen sınırlar aileleri, kavimleri, toplulukları, dinleri bölmüş, kanlı savaşlara neden olmuştur. Sınırlar çekildikten sonra da bu sınırları korumak, devleti korumak için yine içte-dışta kan dökülmüştür.Günahları olmayan hiçbir ulus-devlet yoktur ama... Ama bizdeki Kemalist devlet çok özel incelemeyi gerektirecek ölçüde sui generis yani kendine özgüdür.

Yanlış soykırım yaklaşımı İsrail'i de vurur

Celil Sağır
Ermeni 'soykırımı' meselesinin meclise taşınmasının zamanlamasını "siyasî" olarak nitelendiren Utah Üniversitesi'nden Tal Buenos, İsrail'in soykırım meselesine siyasi saiklerle yaklaşıp onay vermesi halinde ileride Türkiye'nin maruz kaldığı durumla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Buenos, Zaman'a verdiği mülakatta, "Zaten hali hazırda İsrail'in Filistinlilere karşı soykırım uyguladığına dair bazı iddialar var. Bu tür suçlamalar İsrail'in uluslararası ilişkilerini etkilemiş durumda. İsrail, ileride uluslararası sistemde Amerika'dan aynı seviyede destek göremeyecek bir hale gelirse bu durum kendisine daha pahalıya mal olabilir." ifadelerini kullandı.

Շնորհավոր Նոր Տարի և Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas and Happy New Year

MEB, azınlık okulları için harekete geçti

 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 15 gün önce azınlık okullarının yöneticileri ile bir araya gelerek, sorunları dinlediğini belirtti. Dinçer, "Görüşmeden sonra, o gün karşı karşıya kalının idari problemlerin analizi ve çözümü ile ilgili hazırlık yapmaları konusunda talimat verdim." dedi.

Ermeni öğrenciler TBMM'de

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Özel Pangaltı Ermeni İlköğretim Okulu Müdürü Karekin Barsamyan ve öğrencileri kabul etti. Bozkır, yaptığı konuşmada, ilköğretim okulunun, 1825'te İstanbul'da kurulan tarihi ve köklü bir okul olduğunu söyledi.''Okul, büyük özverilerle ve ihtimamla çok güzel insanlar yetiştirmiştir'' diyen Bozkır, iftihar edilecek okulu daha önce gezdiğini belirtti.

Alman vekilden Fransa'ya soykırım resti

Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, ''Politikacılar olarak bizim yapmamız gereken, başkalarının tarihi ve başkalarının tarihinde yaptıklarını yargılamak, soruşturmak değil'' dedi. 

Christmas art exhibition at St. Vartan Armenian Cathedral

Eastern Diocese of the Armenian Church of America
 January 5 And 6, 2012 | New York City, New York’s St. Vartan Armenian Cathedral is pleased to announce that a special art exhibit will be on display in the Diocesan Complex as part of the upcoming observance of Armenian Christmas.

Azınlık: Türk Bağlamında Azınlık Kavramına Çapraz Bakışlar

Kitap Tanıtımı. 9 Ocak 2012 Pazartesi 17:30 Sabancı Üniversitesi Karaköy İletişim Merkezi. 

Özür

Ahmet Turan Alkan / Aksiyon
Ermeni milleti, Osmanlı toplumunun en kadîm parçalarından biriydi; Ermenilerle bugün aramızda hâlâ çok büyük kültür ortaklığı vardır... Cenab-ı Hak ve tarih önünde, Ermeni kardeşlerimize yaşattığımız bu büyük acılardan dolayı çok üzgünüz. Biz de acı çektik ve ağır bedeller ödedik. Keşke hiç yaşanmasaydı, keşke kanlı 1915 yılını, müşterek tarihimizden illetli bir ur gibi oyup çıkarmak mümkün olabilseydi.Özür dileriz. Faciada canını kaybedenlerin ruhundan ve hatıralarından özür dileriz. Yakınlarından özür dileriz. İçlerinde akrabası olsun olmasın, dünyanın neresinde olursa olsun, her Ermeni’ye bu elîm hadiseden ötürü bir özür borçlu olduğumuzu düşünüyoruz. Anadolu’da güçlü ve üretken bir Ermeni nüfusu ile yan yana iç içe geleceğe birlikte yürümek isterdik ama olmadı. Böylesi hepimiz için daha iyi olurdu.Bilinmelidir ki Türkiye, bütün Ermenilerin ana yurdudur; hepsine kapımız ve kalbimiz açık. Onları öz vatanlarında görmek ve sıcak bir hoşgeldiniz demekten zevk ve gurur duyacağız. Müşterek acılarımız azalacak.Evet, açık ve samimi bir dille özür diliyoruz.Zor mudur? Orasını bilemem; ben kendi nâmıma bu bildirinin altını imzalıyorum.

Soykırım üstüne notlar

Herkül Millas / Zaman
9 ) Hukuk açısından, savunma yapmak insan vicdanını rahatlatmıyor. "Soykırım hukuku 1940'larda başlar" savunması da yetersiz. Çünkü ilgili yasayı öneren Raphael Lemkin, ilhamını 1915 Ermeni tehcirinden aldığını açıkça söyler. Avukat tutumu vicdanlara seslenemiyor; dava kazanılsa da yara kapanmıyor…11 ) Bugün bile okul kitaplarında "tehcir, Ermenileri korumak için yapıldı" denmektedir. Alay edercesine... Ama kiminle alay ediliyor? Çocuklarımızla mı, anne babalarıyla mı, Ermenilerle mi, "yabancılarla" mı, kendimizle mi?... 16 ) "Bu konuyu tarihçilere bırakalım" sözü de anlaşılır değildir. Türkiye'deki (ve herhangi bir ülkede) tarihçiler aralarında anlaşabiliyor mu ki! Tarih, fizik gibi bir bilim değildir; kimlikler ve ideolojilerle doğrudan ilişkilidir. Bu konuda anlaşmak için, milliyetçiliği terk etmek gerek. O zaman bile bir uzlaşmaya "milletler" (ve milli kimlik taşıyanlar) karşı çıkar.

Soykırımı İnkar Yasası Senato Yolunda

Fransa Meclisi'nin onayladığı Ermeni soykırımının inkarına cezayı öngören yasa tasarısı şimdi de Senato yolunda. "France Info"(Frans Enfo) Radyosu'na göre tasarı, ay sonuna kadar senatoya sunulacak.

'Soykırım İddialarını Önlemenin Yolu Anayasa Değişikliği'

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Necati İyikan, sözde Ermeni soykırımı iddialarının önüne geçebilmek için anayasal değişikliğin zorunluluk olduğunu söyledi. Yrd.Doç.Dr. İyikan, değişikliğin içeriğinin, "Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nde gerçekleşen 1915 senesindeki olayları soykırım olarak değerlendirmemektedir" şeklinde olması gerektiğini kaydetti.

'Soykırım yok' diyenler için fon oluşturdu

Fransa'da peçe taktıkları için mahkum olan kadınların aldığı para cezalarını ödeyen Cezayir kökenli Fransız işadamı, "soykırım inkar" yasasından mahkum olabilecek Türkler için de 1 milyon Euro fon oluşturduğunu söyledi.
           

Soykırımı inkâr yasası


Taner Akçam /  takcam@clarku.edu /Taraf  
Bilindiği gibi, Avrupa’nın hemen tamamında “Holocaustu inkar etmek” bir suçtur. Bu konuda iki farklı hukuki yaklaşım vardır. Bir grup ülke sadece Holocaust inkarını suç sayan kanunlara sahiptir. Bir diğer grup ülkede ise, böyle özel bir kanun yoktur. Ama “soykırımı inkar” nefret suçları kapsamında ele alınır ve cezai kovuşturmaya uğrar.Her iki farklı yaklaşımın ortak paydası, “ırkçılık ve nefret söyleminin yasaklanması” meselesidir. 2001 yılından beri, konuya ilişkin yasalarının bir birinden çok farklı olması nedeniyle, yasalar arasında nasıl bir birlik yaratılabilir sorusu Avrupa’nın gündemindedir. Cevabı aranan soruları şöyle özetlemek mümkündür: a) Holocaustu inkar suçu, genel olarak soykırım, insanlık suçu ve savaş suçlarını da kapsayacak biçimde nasıl genişletilebilir? b) Soykırım özelinde, “soykırımı inkar” biçiminde yeni bir suç kategorisi tanımlamak gerekmez mi? c) eğer böyle bir suç kategorisi yaratılacak ise, bu suçun kapsam ve boyutu ne olmalı ve mevcut farklı ceza kanunları arasında birlik nasıl sağlanmalıdır?  2008 yılında Avrupa Birliği konuya ilişkin bir çerçeve kararı aldı. Bu kararla birlikte, soykırımı inkarı suç sayma konusunda AB hukuk sistemi yeni bir zemine doğru kaymaya başladı. Konumuz açısından bu çerçeve karara yakından bakmakta fayda var. Kararın amacı, “ceza hukuku yoluyla, ırkçı ve dışlayıcı söz ve ifadelerin değişik biçimleriyle mücadele etmek” olarak tanımlanır. Birinci maddede, üye ülkelerin aşağıda sayılan kasti eylemleri cezai müeyyide ile sınırlandırmaları istenir: “ırk, renk, din, kök, ulus veya etnik bir gruba ya da onların mensuplarına karşı alenen şiddet veya nefreti tahrik etmek”. Çerçeve kararda, bu eylemlerin “kitap, resim veya benzeri materyallerle açık neşri ve dağıtımının” da suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği söylenir. Ayrıca, açık olarak “Uluslararası Ceza Mahkemesi Sözleşmesi Statüsü veya 8 Ağustos 1945 Londra Antlaşmasına eklenmiş Uluslararası Askeri Mahkeme Sözleşmesi tarafından tanımlanmış, soykırım, insanlık suçu ve savaş suçlarına aleni göz yummak, inkar etmek veya önemini küçümsemek” suçlarını yasaklanması gereken suçlar kapsamında sayar.  (Lütfen bu çok önemli makaleyi de Baskın Oran'ın "Soykırım: Hukuki Terim mi Cins isim mi?" başlıklı makalesiyle karşılaştırın. HYETERT) 

Charles Aznavour Fransız Senatosuna Ermeni Soykırımının inkarını ceazlandıran yasa tasarısının onaylanması çağrısında bulundu

Fransa Millet Meclisi tarafından Ermeni Soykırımının inkarına cezai müeyyide öngören yasa tasarısının kabulü ve Türkiy’den gelen eleştiriler sonrasında şansonye Charles Aznavour, rejisör Robert Guédiguian, hukukçu Serge Klarsfeld, filozoflar Bernard-Henri Lévy ve Michel Onfray yanısıra Türk yazar Erol Özkoray, siyasileri Senato’da yasa tasarısının onaylamaları yönünde ortak çağrıda bulundular.

FRANSA’YA KINAMA, İSVİÇRE’YE TAKDİR VE TEŞEKKÜR

Tugay Uluçevik
Şu hususu ifade edelim ki, Ermenistan’ın sözde “soykırım” iddialarına arka çıkma bakımından bize göre İsviçre’nin sicili Fransa’nınkinden daha iyi değildir. Hattâ, daha da kötüdür denebilir. Bu yüzden de, Fransa ile yaşanan son durum karşısında, İsviçreli konuğun Türkiye’yi ziyaretinin zamanlamasının ve kendisine 4. Büyükelçiler Konferansı’na hitap etme ayrıcalığının verilmesinin ters olduğunu düşünmekteyiz… En önemlisi, bu ziyaretin, Türkiye’nin en yüksek düzeylerde Fransa’ya verdiği mesajların inandırıcılığını zayıflatmış olması ihtimalidir. Çünkü, İsviçre, fazla uzak olmayan bir geçmişte, Ermenilerin sözde “soykırım” iddialarına arka çıkan söylem ve eylemleri sebebiyle, birden fazla vesileyle, bu gün Fransa’ya karşı dile getirdiklerimize benzer kınama ifadeleriyle (örneğin, 16 Aralık 2003 ve 20 Aralık 2007 tarihli Dışişleri Bakanlığı açıklamaları) Türk Hükûmeti’nden ve kamuoyumuzdan sert tepki görmüştür.  İsviçre, ülkesinde, Ermenistan’ın iddia ettiği “soykırım” ile ilgili olarak “böyle bir soykırım olmamıştır” veya “bu soykırım iddiası yalandır; asılsızdır” şeklinde görüş beyan eden kişi veya kişiler hakkında suç duyurusunda bulunan, haklarında kovuşturma açan, yargılayan ve mahkûmiyet kararı veren ilk Devlet olmuştur. Türk Tarih Kurumu’nun eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve İşçi Partisi Başkanı Dr. Doğu Perinçek, İsviçre’nin, sırasıyla, 2004 ve 2005’deki bu haksız uygulamasının sembolü haline gelmişlerdir.

Büyükelçi Fransa'ya dönüyor

Fransız meclisinin 'Ermeni soykırımı'nı inkara ceza getiren yasa tasarısını kabul etmesinden sonra, Ankara’ya çağırılan Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu Fransa’ya dönüyor. Meclisin söz konusu tasarıyı kabul etmesinden sonra Fransa’ya yönelik yaptırım paketi açıklayan hükümet, tasarının senatoda kabul edilmemesi için son bir hamle yapmaya hazırlanıyor.

Geçmiş hiç geçmiş olmuyor ki!

İlhan Abi, annesinin Ermeni olduğunu acaba neden saklamıştı? Oysa Handan Hanım’dan bilirdim, annesinin İlhan Selçuk için ne kadar özel olduğunu, öldüğü vakit hiç kimselere belli etmeden nasıl yas tuttuğunu... William Saroyan ne güzel demiş: “Geçmiş hiç bir zaman ölmüyor. Hatta geçmiş, geçmiş bile değil.”… Geçmişi yok etmek olanaksız. Geçmişten kaçılmıyor. İnsanlar köklerini de, acılarını da unutmuyor. Biliyorum, geçmiş başa beladır, en iyisi gelin geçmişi gömelim diyenler hiç eksik olmaz. Ben böyle düşünmüyorum. Gömdüğünüzü sanırsınız geçmişi. Hatta bunu bazen ‘devlet gücü’yle yapmaya kalkışırsınız.Geçmişi tahrif edersiniz.Gerçekleri saptırırsınız.Devlet eliyle yalan tarih yazdırırsınız. Kendi insanlarınızı yalanda yaşatmak için olmadık resmi mekanizmalar kurarsınız.Ama nafile çabadır bu. Sonunda gerçek yine suyun yüzüne çıkar.Ve işte 1915, Türkiye için böyle bir gerçektir.
05 Nisan 2011

FRANSA ULUSAL MECLİSİ'NDE "ASALA GÜNÜ"

Sonuç olarak Boyer’in önerisi yasalaşırsa ki, gerçekleşmesi zor, Ermeni aktivistler için tek ve somut sonuç Boyer tasarısının ve Anayasa Konseyince tanınmasının iptalidir. Aslında 2008’den bugüne sorunun Fransız yasası boyutu da var. Bu da anayasallığın önceliği sorunsalı (Question prioritaire de constitutionnalité). Eğer biri tarafından dava edilirseniz dava edildiğiniz yasanın anayasa ile uyumunun kontrolünü isteyebilirsiniz. Hiç şüphesiz ki, anayasaya aykırı böyle bir tasarı reddedilecektir. Türkiye veya Türk gruplar Fransa’yı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikâyet edebilir… Wall Street Journal, milliyetçi Ermenilerce desteklenen kararı Amerikan kongresinde 1984’te yasalaşmasını ASALA günü olarak nitelendirmiştir. Aynı nitelendirmeyi bu oylama da hak etmektedir.

Mehmet Ali Birand: 'Türkiye, Paris sokaklarında tartışılıyor'

Mehmet Ali Birand – Milliyet
Ermenilere kızıyoruz. Soykırım iddialarından vaz geçmelerini veya ortak tarih komisyonu kurup, gerçekten soykırım yaşanıp yaşanmadığının araştırılmasını istiyoruz. Onlar da reddediyorlar. Bırakın ortak araştırmayı, ortak belgesel çekimi önerisini dahi kabul etmiyorlar. Bu yaklaşımın nedeni de çok açık ortada:  Soykırımın uluslararası boyutta tanınmasına o kadar az bir zaman kaldı ki, bu gidişi tehlikeye düşürebilecek hiç bir adım atmak istemiyorlar. Aynı durumda biz olsak, farklı mı davranırdık?Hayır, elimizin ucuna gelmiş olan bir fırsatı tehlikeye atmazdık.Onlar, zafere doğru yürüdüklerinden eminler. Hatta, özellikle ABD Kongresi’nden kararı geçirdikten sonrasının dahi hesaplarını yapıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Ermenilerle uğraşmak yerine, biz kendimize bakalım...

Soykırım: Hukuk Terimi mi Cins İsim mi?

Baskın Oran 
Aynı ideali taşıyanların aynı konuda ürettiği iki belge bazen birbirinden çok farklı olabilir. Çünkü bu “aynı” insanların temel zihniyetleri çok farklıdır. Son bir yıl içinde iki kere yaşadık. Birincisi Kürtlere, ikincisi Ermenilere ilişkin oldu. İkinci “ikiz bildiri” olayı Ermeni meselesine ilişkindi ve daha yeni yaşadık. “Hrant’ın elinde yetişmiş” diyebileceğimiz, çoğu genç 7 Türkiyeli Ermeni (A. Dink, G. Paylan, H. Bağdat, M. Esayan, S. Çekmen, T. Nalcı, T. Bebek) iki hafta kadar önce “Türkiye İnkâr Hakkının Peşinde” başlıklı bir bildiri yayınladı (www.t24.com.tr/haberdetay/188081.aspx).  Burada mealen şu deniyordu: Fransa’da ifade özgürlüğünü kısıtlayacak bir tasarı geliyor. Ama bu sayede Türkiye, inkârcı zihniyetine ve haksız konumuna kılıf buldu. 2006’da 9 Türkiyelinin Liberation’da yayınlatarak savunduğu şey ve Hrant’ın soykırım sözcüğünü kullanmama tercihi bundan çok farklıydı. Ve şöyle bağlıyordu bildiri: “İnkârdan beslenen bu ifade özgürlüğü söylemi buram buram riya kokuyor. Kokuyu almıyor musunuz?”. Değil kokuyu almak, kokuyu görüyoruz ve tutuyoruz bile. Aynı konuda yayınlanan ikinci bildiri İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon imzasını taşıyordu (www.ihdistanbul.com). Burada, “Fransız Parlamentosu’nu Bırakalım, İnkâra Karşı Sesimizi Yükseltelim” başlığı altında mealen şu deniyordu: “Yasa tasarısına karşı Türkiye’de güçlü bir cephe oluştu. Soykırımın inkârı, ifade özgürlüğünden yararlanamaz. Yahudi soykırımının inkârı, birçok Avrupa ülkesinde yaptırıma bağlanmıştır. Tasarıya karşı çıkanlar, 2006’da bu tür yasalara karşı çıkmış olan H. Dink’in anısına dayanıyorlar. Dink’in bugün ne düşünüyor olacağı konusunda kimse kehanette bulunamaz”. Fark olursa, bu kadar olur. Hani ne derler, çok farklı iki insandan bahsederken “Bir tek, Allahları birdir” derler ya, Kürt hakları konusundaki iki metin gibi, bu iki metin de öyle. İstanbul İHD’nin metni, ciğeri yanmış diasporanın çok tanıdık öğelerini tekrarlıyor:
(Yazıyı Recep Maraşlı'nın Soykırımı İnkar Ve Fransa'ya Hücum yazısıyla karşılaştırın. HYETERT).

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR


Hyetert ve Hyelist yahoo grup adın yeni Yılınızı kutluyor, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyoruz.HYETERT

Soykırımı inkâr ve Fransa'ya hücûm!..

Recep Maraşlı
Fransız Ulusal Meclisi'nde 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkârını" yasaklayan yasaya, Türkiye resmi düzeyde öylesine ölçüsüz bir tepki gösteriyor ki… Tabii ki Perinçek ve Kerinçsiz'in gibilerin eksikliği yine de belli oluyor! …  (Recep Bey merak etmeyin eksikliği doldurmaya aday çok.  HYETERT).
Yasal Dayanak. Fransa’da, 1990 yılında çıkarılan ve Gayssot Yasası olarak bilinen bir yasa ile Nazilerin Yahudilere uyguladığı Holocaust’u inkar etmek suç sayılmaktadır. Bu yasanın 9. Maddesi 1945 tarihli Londra Antlaşması ile kurulan Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi'nin kuruluş gerekçesine atıf yapmakta. "İnsanlığa karşı işlenmiş" suçların başında soykırımı tanımlayan, bununla beraber sivillere karşı uygulanan cinayet, katliam, köleleştirme, göç ettirme (meşhur "Tehcir" meselesi), işkence vb. gibi insanlık dışı davranışları" yargılayan bu Mahkeme "insanlığa karşı işlenmiş suçların inkârını" da suç sayarak cezalandırmıştı.Bu hukuksal referanslara dayanan Gayssot yasası soykırımın inkar edilmesini, soykırım suçunun bir unsuru olarak değerlendiriyor. Ayrıca “ırkçılıkla mücadele” kapsamında değerlendirilen Gayssot benzeri yasalar yalnız Fransa’da değil Almanya, Avusturya, Belçika, İspanya, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Romanya, Slovakya, Litvanyagibi birçok Avrupa ülkesinde de yürürlüktedir.AB içinde de hiçbir kurum ve hukuksal platformda bu yasaların düşünce özgürlüğüyle, çeliştiği eleştirisi yapılmadı. Aksine bu tip önlemlerin, AB içinde giderek yaygın bir önlem haline gelmesi söz konusu… Sonuç olarak; Parlamentoların, Soykırımı inkar eden yasalar çıkararak, gerçekte soykırım suçuyla ve onun sonuçlarından faydalanan rejimlerle mücadele edebileceği düşünülebilir mi? Bunun çok daha köklü yaptırım ve değişimlere ihtiyaç duyduğu açıktır. Hele düşünce, tartışma ve bilim özgürlüğünü sınırlayacak önlemlerle bu mümkün değildir. Bu anlayışa uygun bir biçimde, en azından, soykırım kurbanlarının ırkçı sataşma ve saldırganlıklar karşısında cılız da olsa bir yasal sığınağa sahip olmaları, manevi bir desteğe sahip olmaları ise az şey değildir.

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

Hyetert ve Hyelist yahoo grup adın yeni Yılınızı kutluyor, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyoruz.HYETERT

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

'Türkiye üzerinden istismar siyasetine müsaade etmeyiz'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yılın son Ulusa Sesleniş konuşmasında Ermeni iddialarına ilişkin yasa tasarısı çıkaran Fransa’yı eleştirdi. Hiç kimsenin, seçim kazanma uğruna, popülizm amaçlı olarak Türkiye üzerinden istismar siyasetine girişmesini kabul etmeyeceklerini kaydeden Erdoğan, Fransa’nın Ruanda ve Cezayir’de yaptıklarını deşifre edeceklerini belirtti.

35 sivil için tazminat yolda

Güneydoğu sınırındaki bombardımanda yaşamını yitiren 35 kişi için tazminat ödenmesi seçeneğinin de gündeme geleceği öğrenildi.Sınırda 35 kişinin bombardımanda hayatını kaybetmesiyle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.Genelkurmay Başkanlığı ve hükumetten başsağlığı mesajları gelirken, ölenlerin yakınlarına tazminat ödenebileceği belirtiliyor.

Fransa'ya isyan, lüks ve romantizme yenik düştü

Fransa Ulusal Meclisi'nden geçen soykırım inkarını suç sayan yasaya tepkiler "sözde" kaldı. Türkiye'den Paris uçakları boş koltuksuz kalkarken, lüks semtler ve alışveriş merkezlerindeki Fransız markalarının önünde ise Noel kuyrukları oluştu

Türk-Ermeni sorunu Gülen Kolejinde masaya yatırıldı

"Geleceğin başarılı idarecileri geçmişte yaşanan acıları bugüne taşıyanlar değil; Türk ve Ermenileri tekrar barıştıranlar olacaktır." Hatay’ın İskenderun ilçesinde faaliyet gösteren Gülen Koleji tarihi belgeler ışığında Türk –Ermeni sorunu hakkında öğrencileri bilgilendiriyor.

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / MUTLU YILLAR

Happy New Year
by Divan of the Diocese
 Where do we search the New Year? Do we look into a specific timeframe? We need to make the search for it in our own spiritual being. The New Year is visible when we are renewed inwardly and spiritually. Thus the New Year is conditioned with the transformation of our inner self, when we are able to create the New Self, the New Year, the New Person within us, the New History.

Azınlıklar Bize Emanet

Recep Öğütçü
Osmanlının son döneminde Ermeni, Rum ve Yahudi azınlıklara güven verebilse idik, ticaretten kazandıkları paraları Türkiye’de tutabilseydik, sanayi yatırımlarını teşvik edebilseydik, onların göçünü durdurabilseydik, bugün daha gelişmiş, daha renkli bir ülke olurduk. Kültürlere, inançlara müdahale etmek, azınlıkları ve diğer etnik unsurları dışlamak ve yabancı muamelesi yapmak yanlıştı, bugün bu yanlışımızı daha iyi anlıyoruz. Bu vatan herkesi doyuracak kadar geniş. Yeter ki birbirimizi anlayalım ve farklılıklarımızı kabullenelim.Sanırım aramızda bir milyon civarında gayrimüslim vatandaşımız var. Nasıl Avrupa’daki işçilerimiz onlara emanet ise, içimizdeki gayrimüslimler de bize emanet.

Bourse: 'Soykırım tartışması Türkiye'de yıllarca engellendi, şimdi Fransa da engelliyor'

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde de bir dönem dersler veren “kültürlerarası iletişim” uzmanı Nantes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Michel Bourse, “Fransızların çoğu bir Ermeni sorunu olduğunun bilincinde değil,” dedi. “Melezliğe Övgü” adlı kitabı Türkiye’de de Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Bourse, yasanın Ermeni sorunun tartışılmasını engellediğini kaydederek, bu çabanın yıllar boyu Türkiye’de de engellenmiş olduğunu belirtti.

Yalnız bir kadının gizli imzası

Ertuğrul Özkök /eozkok@bolgeselhaber.com
Kurtuluş’ta oturuyordu. Yalnız yaşıyordu. Hiç evlenmemişti. Çalıştığı yer Galatasaray’daydı… Adı Maryam Şahinyan...1911 yılında Sivas’ta doğmuş. Bir Ermeni’yseniz ve Anadolu’da yaşıyorsanız; dünyaya gelmek için en şanssız yıllar. Babası farklı bir Ermeni. 1915’teki o büyük insanlık trajedisi başladığında, çoğu Ermeni başka ülkelere kaçarken, o İstanbul’a geliyor.Kader, babasını İstanbul’da, benim babama benzer biriyle karşılaştırıyor. Balkan Savaşı’nın büyük insanlık trajedisinden kaçan bir göçmen Türk’ten, kaçarken getirdiği körüklü ahşap fotoğraf makinesini satın alıyor.  Sonra Galatasaray’da bir fotoğraf stüdyosu açıyor.O ölünce, yerini kızı Maryam alıyor.

Ermeni yasasının zararı rakamlarla ölçülemez

TÜRK-FRANSIZ Ticaret Derneği, Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımını cezalandıran yasa tasarısı sonrası bozulan ilişkileri düzeltmek için kolları sıvadı. Dernek Başkanı Zeynep Necipoğlu ve ve Başkan Yardımcısı Yves-Marie Laouenan bu konuda kararlı şekilde çalışma yürütüleceğini söylerken, Laouenan tasarı sonrası iki ülke dostluğunun zarar göreceğini, bunun da rakamlarla ölçülmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Soykırım tasarısına karşı imza kampanyası

Soykırım inkarını cezalandıran tasarının Fransız Meclisi'nden geçmesi Türkiye ile Fransa arasındaki ipleri epey gerdi. Fransız mallarına boykot tartışmaları ise en çok Türkiye'deki Fransız şirketlerini endişelendiriyor. Türk-Fransız Ticaret Derneği, tasarının yasalaşmaması için ellerinden geleni yapacaklarını açıkladı, herkese sağduyu çağrısı yaptı.

Ermeniler Abhazya’da sayıca üçüncü etnik unsur

Ermeniler Abhazya’da; Abhaz ve Gürcülerden sonra üçüncü etnik unsuru oluşturmakta… Şubat 2011’de gerçekleştirilen Nüfus Sayımına göre; ülkede Abhazlar 122.069 kişi, Gürcüler 43.166, Ermeniler 41.864, Ruslar 22.077, Megrelle 3201 kişi, Yunanlılar 1380 kişi. Abhazya’nın toplam nüfusu 240.705 kişi.

İHD Türklerden Tehdit Alan Fransız Kadın Milletvekiline Dayanışma Mektubu Gönderdi

Sayın Valérie Boyer,
Son günlerde, Fransız Parlamentosu’na sunduğunuz, Ermeni soykırımının inkarının cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı nedeniyle, ırkçı-milliyetçi Türkler tarafından web sitenize yapılan saldırıyı ve şahsınıza ağır tehdit ve hakaretler yağdırıldığını çok büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. İnsan Hakları Derneği,  İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak size yapılan bu ırkçı, cinsiyetçi şiddet gösterisini ve nefret suçunu tüm dünya kamuoyu önünde protesto ediyor ve kınıyoruz.Bizler milliyetçilik ve ırkçılığın cinsiyetçilikle nasıl iç içe geçtiğini, nasıl birbirini doğurduğuna tanıklık eden bir coğrafyanın insan hakları savunucularıyız; bu yüzden size karşı işlenen bu suçu yakından tanıyor, size yapılanı kendimize yapılmış gibi kabul ediyor ve insan hakları ihlallerinin en ağırlarından biri olarak görüyoruz.  Soykırım gibi insanlık suçlarının inkarının bu suçlara ortaklık anlamına geldiğine inanan kişiler olarak, sunduğunuz yasa tasarısı nedeniyle maruz kaldığınız bu şiddet karşısında, tüm isyan duygularımızla yanınızda olduğumuzu, öfkenizi derinden paylaştığımızı bilmenizi isteriz.Saygılarımızla, ( Mektubun Fransızca ve İngilizcesi aşağıdadır. HYETERT)

Vortvots Vorodman Kilisesi Kültür Merkezi Açıldı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Türk-Ermeni ilişkisini sadece 1915 olaylarının tek taraflı ve suçlayıcı yorumuna dayandırmanın bin yıllık dostluğa, tarihe, kader birliği yapmış bu iki millete ihanet olduğunu belirterek, ``Fransa gibi üçüncü ülkelerin, küçük hesaplar ve siyasi çıkar sağlamak amacıyla bu sürece müdahil olması yanlıştır`` dedi. Yazıcı, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında restorasyonu yapılan Ermeni Vortvots Vorodman Kilisesi Patrik Mesrob II Kültür Merkezinin açılışını yaptı.

Gülen Cemaati, ‘Tehcir’ edilen Ermenilere ev ve mülk iadesi mi istiyor?

Habertürk’te pazartesi günü Balçiçek İlter’in “Söz Sende” programına katılan Fethullah Gülen cemaati sözcüsü Cemal Uşşak çok ilginç bir konuşma yaptı. Gülen Cemaati’ne bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı 2. Başkanı Cemal Uşşak, Ermeni soykırımının tartışıldığı programda, “Tehcir” kararına gönderme yaparak, tehcir edilen Ermenilere gittikleri yerde (Suriye) evleri gibi ev, arsa ve mülk vaadi yapıldığını öne sürdü. Uşşak, Osmanlı borçlarını ödeyen ve şimdi azınlık vakıf mallarını iade eden Türkiye’nin tehcir edilen Ermeniler konusunda da, zamanında uygulanmayan bu “ev, mal, mülk” iadesinin yapılabileceğini belirtti. Erdoğan’ın “Soykırım” konusundaki “sert milli politikası”ndan çok farklı ve ılımlı bir tutum alan Gülen Cemaati “Ermenilere mal iadesi ve tazminatı mı gündeme getiriyor” sorusunu ortaya çıkardı.

Sosyal medya yıkılıyor

Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri'nin, "Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi" sözleri sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "günün geyiği" oldu. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Yeniçeri hakkında inceleme başlatması da esprilere konu oldu: - mezutt: Birkaç yıl önce Beyazıt'ta şişme Noel Baba'yı bıçaklayan gençlerle Keşan müftüsü arasında bir bağ olabilir mi acaba?

MGK'dan 'Fransa'ya direniş' kararı çıktı

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) bildirisinde, Fransa Parlamentosunda kabul edilen yasa teklifinin toplantıda tüm boyutlarıyla ele alındığı belirtilerek, “Tarihin parlamentoların alacakları yanlı kararlarla yeniden yazılmasının yanlışlığı bu kanun tasarısıyla daha vahim bir şekilde görülebilmiştir. Fransa'da, aklı selimin hakim olması ve bu hatalı adımdan geri dönülmesi yönündeki beklentimiz sürmekle birlikte, tasarının kanunlaşması durumunda bu haksız tasarrufa her şekilde karşı çıkılması kararlaştırılmıştır” denildi.

Kilisede dövüşen papazları polis ayırdı

Hz. İsa'nın doğduğu yer olduğuna inanılan Beytüllahim'deki kilisede Rum ve Ermeni papazlar birbirine girdi. Hıristiyanlar için en kutsal mekanlardan biri olan Beytüllahim'daki Milad Kilisesi'nde Noel temizliği yapan farklı mezheplerden papazlar kavgaya tutuşunca, polis duruma müdahale etmek zorunda kaldı.

İstemesek de şeffafız!

Etyen Mahçupyan / e.mahcupyan@zaman.com.tr 
Türkiye'nin niçin 'soykırım' kelimesinden bu denli rahatsız olduğunu anlamak hiç de zor değil. Böyle bir tarihsel yükle hesaplaşmak, o olayın yaşandığı dönemi belirleyen ideolojik çerçeve ile mesafe almayı, onu mahkûm etmeyi gerektiriyor. Almanya'da Nazi dönemi bir bütün olarak mahkûm edilmemiş olsaydı, Yahudilere yapılanların da böylesine açık yüreklilikle kabulü mümkün olmazdı. Ancak Türkiye henüz İttihatçılıkla bağını koparmış değil. Dolayısıyla tarihe serinkanlı bakmak psikolojik dirençle karşılaşıyor ve 'Türk' kimliğini taşıyanların doğal refleksi yaşananları anlamak değil, yaşananların 'soykırım' olmadığını kanıtlamak için delil toplamak şeklinde oluyor.Bu açıdan bakıldığında 'Türk' kimliği üzerinden tarihe bakanlarla, Ermeni diasporasının siyasallaşmış kanadı arasında neredeyse bire bir paralellik var. Her ikisinin de derdi milliyetçi bir tarihsel anlatının siyasal arenada egemen olması. Her ikisi de yaşanmışlığı bu biçimlendirilmiş tarihsel anlatıların içine sokmaya çalışıyor ve bu uğurda gerçekliğin bir bölümünü görmemeyi tercih edebiliyorlar. 

Fransa bedelini çok ağır öder!

Kürşad Kahramanoğlu /  kursadkahramanoglu@birgun.net /
Türkiye’den bu tasarıya yükselen şu argümanlar tabii ki doğru: “Bu tasarının bugünlerde Fransız Parlamentosu’na getirilmesinin, Türkiye’deki Ermeni sorununu çözmekle bir alakası yok. Yaklaşan Başkanlık seçimlerinde, Fransa’daki Ermeni Diyasporası ve sempatizanlarının oylarını alabilmek için Sarkozy ve taraftarlarının bir seçim yatırımıdır. Diyasporanın bunu Türkiye’yi sıkıştırmak olarak görüp, böyle kanunları her gördüğü yerde desteklemesi Türkiye’deki Ermenileri zor durumda bıraktığı gibi; Türkiye Ermenistan arasındaki zaman zaman erime eğilimleri gösteren buzları daha da sağlamlaştırıp, kalıcı hale getiriyor.” Hrant’ın kardeşi Orhan Dink bu konuda “Yaşananların Türkiye’deki Ermenilerle çok ilgili olduğunu düşünmüyorum... Bizim acılarımızı siyasete malzeme etmeyin...” diyor ve Ermeni Diyasporasına şöyle sesleniyor: Bu yasaya “siz karşı çıkın”.

Emrinde olacaklar

Engin Ardıç
İmparatorluğu kuran Fatih, yeni yeni oluşmakta ve güçlenmekte olan "Türk aristokrat sınıfını" yok etti. Özellikle devşirmelere dayanan bir kapıkulu, yani "süper bürokrat sınıfı" yarattı.Aristokrasi gelişebilseydi bir de Türk ve Müslüman burjuva sınıfı doğacaktı. Toplumun bu tabakası gayrimüslimlere bırakıldı. Türk ve Müslüman burjuva ancak yirminci yüzyılda ortaya çıkabilmiş (gayrımüslim burjuvayı öldürerek, sürerek ya da korkutup kaçırarak), ancak yirmi birinci yüzyılda palazlanmaya başlamıştır. Eh, bizim "çürümüş aristokrasimiz" sayılan bürokrat zümresi de artık ona hizmet edecektir!

100 yıldır kapalı olan Ermeni kilisesi açılıyor

Türkiye, Fransa parlamentosunun ‘Ermeni soykırımı’nı inkârı suç sayan yasayı kabul ettiği bir dönemde, dikkat çeken bir adam attı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, restorasyonu tamamlanan ve 1. Dünya Savaşı’ndan beri kapalı olan Ermeni Vortvots Vorodman Kilisesi’ni bugün törenle açacak.İbadethane özelliği korunarak kültür merkezine dönüştürülen kilisenin yeniden hayat bulması, rahatsızlığı dolayısıyla fiili olarak patriklik görevini yerine getiremeyen II.Mesrob Mutafyan’ın hayaliydi.

Ermeni Soykırımının inkarını cezalandıran yasa tasarısını hazırlayan milletvekili koruma altına alındı

Ermeni Soykırımının inkarını cezalandıran yasa tasarısını hazırlayan milletvekili Valerie Boyer koruma altına alındı. Konuya ilişkin açıklama Fransa İçişleri bakanı Claude Gueant’tan geldi. Gueant, Boyer ve ailesinin özel koruma altında olduğunu belirtti.İçişleri bakanı Le Figaro’da yer alan haberde ″Biz tehlikenin büyük olduğu kanaatinde değiliz ancak, herhangi birinin dengesiz işlemlerine yönelik teminatımız yok″ dedi.

Joost Lagendijk: 'Öfkeli olmak strateji değildir'

Ankara'dan patlama halinde gelen tepkiler uygun eleştiri ölçülerinin çok ötesine geçti… Size üç örnek vermek isterim. Başbakan Tayyip Erdoğan, Fransa'yı kendi silahıyla vurmak çabasıyla, Fransız devletini Kuzey Afrika'daki sömürge yönetiminin son on yıllarında Cezayirlileri soykırımdan geçirmekle suçladı… Fakat bir tek danışmanı da çıkıp Başbakan'a bu suçlamayı ortaya koymanın tam da Fransız meclisinin yaptığını (yani bir başka ülkenin tarihini iç siyasetteki amaçları için araçsallaştırmak) tekrarlamak olduğunu niye söylemedi?... Bir ikinci örnek Türk hükümetine mensup bakanların, başta da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun makul olmaktan uzak tepkileriydi. Davutoğlu, Sarkozy'nin soykırımı inkar yasasına verdiği desteği Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki başarılarından duyduğu kıskançlıkla açıklamaya çalışırken, akademik profesyonelliğini ve mantıklı düşünmeyi bir kenara bırakmış oldu… Son örnek normalde sağduyulu ve dürüst analizler ortaya koymasıyla bilinen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dı. Babacan, Fransız meclisinin kararını Avrupa'nın ekonomik gerilemesinin derinleşmesine bağladı… Fakat Avrupa'nın ortak para biriminin mantıklı olduğu konusunda kuşkucu finans piyasalarıyla Avrupa vatandaşlarını aynı anda ikna etmeye çalışmak gibi karmaşık bir sürecin, Fransız ulusal meclisinde oynanan küçük yerel siyasi oyunlara nasıl bağlanabildiğini anlayamıyorum. Böyle bir kıyaslamanın en ufak bir mantığının olmadığı açık.

Ermenistan Dünya Şampiyonasında 6. Oldu

Türkiye’nin Mardin kentinde devam eden Dünya Kadınlar Satranç Takım Şampiyonası son turda Ermenistan, Rusya takımıyla 2-2 berabere kaldı. Ermenistan toplamda kazandığı 9 puanla şampiyonayı  6.’lıkla kapattı. Dünya Şampiyonluğunu Çin kazanırken onu, Rusya ve Gürcistan izledi. Türkiye 9. Oldu.

Şişli’den Haberler

Şişli A erkek basketbol takımı deplasmanlı bölgesel liginde geçen hafta karşılaştığı Çorlu Belediyesi takımını deplasmanda 78-69 yenerek ilk 3 sırada ligi bitirmeyi garantiledi… Şişli A bayan voleybol takımı ilk devrenin son maçında deplasmanda Çerkezköy takımına 3-0 mağlup oldu.

Kilise Hrant’ın yetimhanesini resmen istedi / Church officially demands H. Dink’s orphanage

Azınlık vakıflarına ait taşınmazların geri iadesiyle ilgili kararname kapsamında yapılan başvurular devam ediyor. Bu kapsamda Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi, öldürülen gazeteci Hrant Dink’in büyüdüğü Tuzla Yetimhanesi’nin kendilerine iade edilmesi için resmi başvuruyu yaptı. Başvuru 6 Aralık’ta Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne yapıldı. Bölge müdürlüğü gerekli incelemeleri yaptıktan sonra iade talebini Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirecek.

İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç da mı yok?

Ahmet İnsel / Radikal
Ermeni tehciri sırasında yapılanları bugün 1919'da bırakıldığı yerden değerlendirmeye devam edemez miyiz? Bizim tarihimizde böyle bir soykırım yok. Bunu kabullenmemiz mümkün değil.” Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı, Fransız parlamentosunda onaylanan yasa tasarısı sonrasında bu kesin hükmü yeniden dile getirdi. Bir yandan, “Açalım bütün arşivleri, bırakalım tarihçiler karar versin” derken diğer yandan “Böyle bir şey kesin olarak yoktur” diyor bu resmi tavır. 1915’te soykırım kavramı yoktu. Buna karşılık, ‘insanlığa ve uygarlığa karşı suç’ ifadesi  dünyada ilk kez 1915’te kullanıldı. 24 Mayıs 1915’te, Osmanlı İmparatorluğu ile savaş halinde olan Fransa, İngiltere ve Rusya, bir ortak deklarasyon yayımladılar: “Takriben bir aydan beri Ermenistan’ın Türk ve Kürt halkı, Osmanlı idaresi memurlarıyla birlikte ve çoğu zaman bunların yardımıyla Ermenileri yok etmektedir. Bu tür katliamlar nisan ayının ortalarına doğru Erzurum, Tercan, Eğin, Bitlis, Muş, Sason ve Zeytun’da ve bütün Kilikya’da yapıldı. Van civarında yüze yakın köy ahalisinin hepsi öldürüldü. Van içinde Ermeni mahallesi Kürtler tarafından ablukaya alındı. Aynı zamanda Osmanlı hükümeti İstanbul’da zararsız Ermeni ahaliye kötü davrandı. Türkiye’nin insanlık ve medeniyete karşı işlediği bu yeni suçlardan dolayı gerek Osmanlı hükümetinin bütün üyelerini ve bu tür katliamlara katılmış bütün memurlarını şahsen sorumlu tutacaklarını İtilaf hükümetleri Babıâli’ye açıkça bildirirler”. Buna karşı, İttihat ve Terakki hükümeti önce 27 Mayıs’ta Sevk ve İskân Kanunu’nu çıkardı. Ardından 4 Haziran’da deklarasyonu yanıtladı. Yanıtta, ‘önlemlerin hiçbir şekilde Ermenilere karşı olmadığı’, Ermenilerin ‘kamu düzeni ve huzurunu bozacak hiçbir şey yapmadıkları’ ve ‘bu Ermenilerin hiçbir genel önleme maruz kalmadıkları’ iddia ediliyordu! Yani “Ermeniler bizi sırtımızdan bıçakladılar” demiyordu 4 Haziran’da İttihat ve Terakki hükümeti. Ama 30 Mayıs’ta Meclis-i Vükela mazbatasıyla ve 10 Haziran’da talimatnameyle terk edilen mallarla yakından ilgilenmeye başlamıştı.

Gunaysu: A ‘Bolsetsi’ in Los Angeles

Posted by Ayse Gunaysu 
I was in Los Angeles from Nov. 23-27, a place I never imagined I would go! Long journeys to unknown lands have always frightened me. But this time I was invited by the ANCA-Western Region to participate in their three-day conference at the Sheraton Universal.Gunaysu: “There must be reparations. At least, the ones who work for the recognition in Turkey have to demand, put pressure on the policy makers, for official steps to compensate for the immense loss. I know that it is irreparable, it is unforgivable, it is incurable, but still Turkey will always bear the responsibility, the obligation, to assure the grandchildren of genocide victims that it is ready to heal the wounds in any way it can.”

1915’te Ne mi Oldu? Yandı, Bitti, Her şey Kül Oldu!

Ümir Kurt / Bianet
Madem Osmanlı'nın güneydoğu ve doğu bölgelerinde Ermenilerin varlığı savaş durumundan kaynaklanan güvensizlik unsuruydu ve kontrol edilmesi gerekiyordu, neden "Ermeni tehciri" sadece Ermeni ve Türk/Kürt çetelerin birbirleriyle çatışma halinde olduğu bu bölgelerindeki muhtelif illerle sınırlı kalmamış, çatışmaların yoğun olarak yaşanmadığı ve hiç olmadığı İç/Orta Anadolu gibi bölgelerlerde de (Trakya + Tekirdağ dâhil) uygulanmıştır. Yerinden edilen Ermeni halkına ait mal varlıklarının hem ekonomik hem toplumsal hacmi hakkında fikir edinebilmek için gerekli arşivlere erişebiliyor muyuz? Neden, 2005 yılında, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, kendi arşivinde bulunan Osmanlı dönemine ait tapu kayıtları belgelerini TARBİS adlı proje kapsamında Türkçeleştirmek, bilgisayar ortamına aktarmak ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne devretmek istediğinde, MGK Seferberlik ve Savaş Hazırlıkları Planlama Daire Başkanlığı Tuğgeneral Tayyar Elmas imzalı 26 Ağustos 2005 tarihli bir yazıyla "Osmanlı dönemine ait söz konusu defterlerin içerdiği bilgilerin etnik ve siyasi istismara malzeme olabileceği.." belirtilerek engel olundu? Peki, İttihat ve Terakki yöneticileri, biri yazılı, diğeri sözlü olmak üzere birbirine paralel iki emir sistemine dayalı bir çifte mekanizma kullanmadı mı? Sakıncalı buldukları emir ve şifrelerin okunduktan sonra imha edilmesini sağlamadılar mı? Bir emir ikinci bir kanalla gönderilen emirle geçersiz kılınmadı mı?

Kemerli Kilise Patrikhane’nin

Ömer Bilik
Zeytinbağı’nın önemli tarihi yapılarından biri olan Kemerli Kilise (Resimli Kilise) İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’nin Bursa Metropolitliği’ne atadığı Elpidophoros Lambriniadis tarafından satın alındı. Fener Rum Patrikhanesi’nin kiliseyi onarıp ibadete açacağı öğrenildi.

'İsrail'de soykırımı tanımak ışık yılı kadar uzak'

"Ermeni Soykırımı"nın İsrail parlamentosunda görüşülmesi İsrail basınında... Haaretz, "Ermeni soykırımını tanımak Ermenilerin hak ettiği tanımadan ışık yılı kadar uzak" diye yazdı. Haaretz, İsrail’in Kudüs ile Ankara’nın ilişkileri iyi olduğu zaman Ermenilere desteklerini gösterecek birçok fırsatı olduğunu belirterek, “Ancak İsrail ahlaki sessizliği seçti. İsrail için dişe diş karşılık vermenin bir parçası olarak ve Türkiye’yi kışkırtmak anlamında siyasi olarak uygun olan bu ortamda Ermeni soykırımını tanımak Ermenilerin hak ettiği tanımadan ışık yılı kadar uzak” diye yazdı.

Aram Ateşyan'dan Fransa'ya tepki

Felat Bozarslan /DHA
Ateşyan,"Sorunlarımızı kendi ülkemizde çözme taraftarıyız. Sorunlarımız varsa devletimizle çözme taraftarıyız. Tartışmayı bu masada, yuvarlak masada tartışma taraftarıyım. İkinci eller, düşünceler bu olaya girmemeli. Bu Ermenistan ve Türkiye ilişkilerini daha soğutur ve dondurur. Ayrıca bir yere varamayız. Tabi başka ülkelerin bu işe karışmasının belli amaçları vardır. Ben bu konuda bir yorum yapmak istemiyorum" dedi

Fransız Parlamentosu’nu Bırakalım, İnkara Karşı Sesimizi Yükseltelim / Let’s Raise Our Voice Againist Denial Not The French Parliament

Fransa Parlamentosu’nda 22 Aralık 2011 Perşembe günü görüşülecek olan soykırımın inkârını yasaklayan yasa tasarısına karşı Türkiye, en geniş kesimleriyle birleşmiş durumda. Devletin bildik inkâr ve tehdit politikalarına, iş kuruluşlarından tüketici derneklerine kadar sivil toplumdan gelen desteğin yani sıra, Türkiye’nin aydın kamuoyunda da yasa tasarısına karşı güçlü bir görüş birliği oluşmuş görünüyor. Yasaya karşı argümanların ortak noktası düşünce ve ifade özgürlüğü. Ermeni soykırımı da dâhil olmak üzere Fransa’nın resmen tanıdığı soykırımların inkârının yasaklanmasının düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği öne sürülüyor. İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak bizler, soykırım gibi bir insanlık suçunun inkârının hiçbir şekilde düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçekleşmesi ve düşünceyi ifade hakkının kullanılması olarak kabul edilemeyeceğini savunuyor ve bunda ısrar ediyoruz. (İstek üzerine İHD bildirisinin Türkçe ve İngilizce'sini tekrar yayımlıyoruz. HYETERT) 

Sarkozy'nin partisi bölündü!

Fransız Meclisi'nin kabul ettiği, Ermeni iddialarını inkar edenlere hapis cezası öngören yasa tasarısı iktidarı böldü. Sarkozy'nin partisinin vekilleri tasarıyı eleştirdi.

'Devletçe' öfkelendiğimiz meseleye ilişkin notlar

Kürşat Bumin
2004'te avukat Medeni Ayhan, bir konuşmasında Türkiye'de Ermenilere yönelik soykırım yapıldığını öne sürer. Bu sözler üzerine dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ suç duyurusunda bulunur. (TSK kendisini "milletin ayrılmaz bir parçası" olarak gördüğünden olacak bu iş Genelkurmay Başkanı'na düşer!) Açılan davadan karar çıkması -tabii ki- epeyce zaman alır. Davaya bakan Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, "özgürlükçü bir yorum"da bulunur ve Ayhan'ın açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna hükmeder. Verilen kararı savcı temyiz eder. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görüşü de 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nden çıkan karar yönündedir. Bu durumda dosya gelir Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin önüne. Hikayenin asıl bundan sonrası önemli... Çünkü avukat Medeni Ayhan, davanın "zaman aşımına" girme "tehlikesi" arzetmesi nedeniyle Yargıtay'a başvurarak "davanın ivedi olarak görüşülmesi"ni ister. Ayhan'ın amacı açıktır: Türkiye'de "Ermeniler'e soykırım yapıldı" demenin suç olup olmadığı konusunda bir içtihat oluşturulmasının peşindedir. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi davayı öne almayarak, davanın zamanaşımına girdiğine karar verir.

Şimdi de Ermeniler bizi tehcir ediyor...

Mehmet Ali Birand /mabirand@e-kolay.net
100 yıldır hiç bıkmadan usanmadan ve başarılı şekilde, bir karınca çalışkanlığı ile iddialarını dünya' ya kabul ettirdiler. Yaşadıklarını, acılarını anlatırlarken, bizler ne olup bittiğini kendi kendimize dahi tartışmadık. Kafamızı kuma soktuk ve bugünlere geldik. İddiaları inandırıcı şekilde yanıtlayamadık. Davayı kaybettik.Hiç farkında değiliz, ancak Ermeniler bizi sürgün ediyorlar. Bu defa onlar bize Tehcir Yürüyüşü yaptırıyorlar. Uluslararası kamuoyu önünde bizi sıraya dizmişler, yürütüyorlar. Bizim 100 yıl önce yaptığımızı, bu defa farklı bir şekilde bize uyguluyorlar. Hangi ülke parlamentosunun önünden geçsek, başımız önümüzde "Soykırım Suçlusu" damgası yiyoruz… Geldiğimiz noktada da, artık kitap yazıp, belgesel çekip bu gidişi engelleyebilmemiz de imkânsızdır. Bundan sonra,  ya, Uluslararası kamuoyunu şaşırtacak ve Ermeni iddiaları konusunda tereddüde sevk edecek kadar cesur adımlar atılmalı veya Soykırım Damgasını yemeği göze alıp bunun önlemleri şimdiden planlanmalıdır.

Bülent Arınç, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye yüklendi

Arınç, “Son bütçe konuşmasında MHP sözcüsünün bir cümlesini eleştirdim. Sayın Şandır demişti ki ‘Ak Parti Kürt kimliğini kabul ettiği için gafletten öte bir iş yapmıştır’ Bunu kabul etmek mümkün değil. Kalktım cevabını verdim. Dün de Sayın Bahçeli konuşmamı eleştirmiş. Benim sözlerim ne kadar gerçekse, Sayın Bahçeli’nin sözleri, ne kadar ağır olmasına rağmen gerçektir."Kendini Kürt kimliği ile ifade etmek isteyen her vatandaşa saygı duyduklarını ifade eden Arınç, Onun kimliğine, insan olduğu için saygı gösteriyoruz. Ama anlaşılıyor ki MHP, ‘ben Kürt’üm’ diyen ve Kürt kimliğini ifade etmek isteyenlere ‘Hayır sen Kürt olamazsın. Sen eskiden dağlarda yürürken karlarda kart kurt diye ses çıkardın. Senin ismin oradan kalma’ demek istiyor. Yada MHP, ‘sen dağ Türkü’sün. Sen kendini bilmezsin’ veya ‘Kürt’üm ama arkasından ben Türk’üm diye ilave et’ demek istiyor. Aramızdaki fark bu." ifadelerini kullandı.

Hrant Dink davası 10 Ocak 2012'ye ertelendi

Selahattin Günday
Mahkeme heyeti ara kararlarını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi. Dava 10 Ocak'a ertelendi.

‘Ermeni Meselesi’ndeki Yanlışlarımız

Mustafa Akyol
Bu konuyu tartışan Türklerde sık görülen bir yanlış, söze “atalarımıza soykırımcı dedirtmeyiz” diye girmek. Bu tamamen hissi bir tepki ve elbette hiç bir şeye yaramıyor. Muhataplarınız, “aaa, öyle mi, tabii çok haklısınız” demiyor. Aksine, “vah, vah, mantıklı bir tartışma yürütmekten aciz, olgunlaşamamış insanlar bunlar” diye düşünüyor. Tartışmayı Osmanlının gayrimüslimlere gösterdiği hoşgörüye dair örneklerle kapatmaya çalışmak da yanlış. Çünkü zaten Ermeni tehciri, altı asırlık “Osmanlı çoğulculuğu”nun değil, tam da bu çoğulculuğun karşılıklı yükselen milliyetçiliklerce yıkılmasının bir sonucu. Aynı sebeple, “bu olay Osmanlı’nın sorumluluğudur; cumhuriyeti ilgilendirmez” diyenler de yanılıyor. Aksine, 1915’i yaratan “Osmanlı-sonrası milliyetçilik”, tam da bizim cumhuriyetin kurucu ideolojisi. Nitekim tehcirin altında yatan “Türkiye’yi gayrimüslimsizleştirme” hedefi, cumhuriyet döneminde de nüfus mübadelesi, Varlık Vergisi ya da 6-7 Eylül olayları ile devam etti. (Ergenekoncu taifeye kalsa, daha da devam edecekti.)… Benim kanaatimce, burada muhafazakarlara düşen, Ermenileri tehcir eden paradigmayı değil, ondan önceki altı asır boyunca Ermenilerle bir arada yaşamış olan paradigmayı benimseyip savunmaktır. Dahası, Dersim katliamı ile yüzleştiğimiz bir dönemde, “devlet hata yapmaz” zihniyetini asıl sahiplerine (mesela Onur Öymen’e) bırakarak, Ermeni katliamları karşısında merhamet temelli bir yeni bir dil geliştirmektir.

Türk Kızılayı'nın Ermeni cemaatine geleneksel yardımı sürüyor

Türk Kızılayı tarafından Ermeni cemaatine yönelik geleneksel yardımlar devam ediyor. Türk Kızılayı, İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne 500 koli gıda ile 500 kişilik giyim eşyası yardımında bulunacak.

MEDYA ETİĞİ

Faruk Bildirci/ Hürriyet
Bu mesajlar, farklı amaçla atılmış olsa da bir başlığın (Azgın Azınlık. H) olayla hiç ilgisi olmayan insanlar tarafından nasıl anlaşılabileceğinin, onlarda nasıl endişe yaratabileceğinin bir kanıtı olsa gerek. Tabii bu algının doğmasında geçmişte yaşananların etkisi büyük… “Medya Etiği Platformu”  . “Fransa haberlerinde nefret söyleminden kaçınmanın beş kolay yolu” başlıklı yazıda, “daha sorumlu bir dil için medyaya beş basit etik öneri”de bulunuluyor:“1- Etnik köken, eleştiri gerekçesi yapılmamalı, 2- Bir halkı toptan suçlayıcı ifadeler kullanılmamalı, 3- Etnik köken, bir siyasetin kaynağı gibi gösterilmemeli, 4- Gruplar ve ülkeler hedef haline getirilmemeli, 5- Unutulmaması gereken soru: Zarar nasıl asgariye indirilebilir?”

Fransa’daki oylama ve azınlıklar

Faruk Bildirici / Hürriyet
Hürriyet, Fransa Ulusal Meclisi’nde kabulü ile ilgili habere “Azgın azınlık” başlığı atmıştı… Kuşkusuz burada kastedilen, teklifin, 577 üyeli parlamentoda 50 kadar parlamenterin katılımıyla kabul edilmesiydi. Zaten haberin iç sayfadaki başlığı da “50 azgınlı düşünce soykırımı” biçimindeydi. Fakat 23 Aralık’taki bu manşet, Türkiye’deki azınlıklara mensup insanları rahatsız etti. Bu insanların hissettiklerini anlayabilmek için yazdıklarını okumakta yarar var: Dr. Arpi Tırpancı: Gazeteniz nelere yol açabileceğini bilerek mi nefret suçu işliyor? Geçmişteki hatalarını da hatırlayarak gazetenizin daha dikkatli olmasını istemek acaba yine azgınlık olarak değerlendirilir mi? Selin Özkan: Kim bu azgın azınlık? İstanbul’da bir avuç kalmış, Anadolu’da neredeyse yok olan bir milletin mensupları mı, kim? Hepinizi Allah’ın takdirine bırakıyorum adaletin bu dünyada olduğuna inanan bir Ermeni ve Hıristiyan olarak.Ayşe Günaysu: Azınlık denilen insanlara karşı tarihi utanç verici olaylarla dolu bu ülkede Hürriyet ne yaptığının farkında mı? Başka Hrant Dink faciaları mı yaşayalım? Hürriyet’in özür dilemesini talep ediyorum.

Türkiye’nin AB üyesi olması için ‘Ermeni Soykırımı’ yeni AB kriteri olma yolunda mı?

Avrupa Komisyonu’ndan üst düzey bir bürokrat ABHaber’e gelişmeleri değerlendirdi… eğer Fransa’da soykırım tasarısı yasallaşırsa Soykırımın Kriter olmasının gündeme getirilme olasılığı ortaya çıkabilir. O zaman çok farklı bir tartışma içinde kendimizi bulabiliriz. AB'de kimse bugünden yarına kesin bir şey söyleyemez diye konuştu.

İsrail, "Ermeni soykırımı" iddialarını görüşecek

İsrail'de daha önce Ermeni soykırımı iddialarının tanınması girişimleri, Türkiye'yi kızdırmamak için engellenmişti. İsrail Parlamentosu'nun (Knesset) Eğitim Komitesi, 1915 olaylarının "Ermeni soykırımı" olarak anılması için bir yasa tasarısını görüşecek. Tasarı, yılın bir gününün "Ermeni soykırımı günü" olarak anılmasını öngörüyor.

Çok sorulan üç soruya cevap

Ahmet Hakan
SORU: Ermenilere yönelik bir katliam yapıldığının artık Türkiye’de kabul edildiğini söylemişsiniz. Bunu nereden çıkardınız?
CEVAP: Şuradan çıkardım: Devletin resmi kurumu olan Türk Tarih Kurumu’nun Ermeni Masası’nın başındaki isim Prof. Dr. Kemal Çiçek, “Ermeni soykırımı yoktur. Ancak Ermenilere yönelik bir katliam olmuştur” diyor.

Hadi tutuklatın beni

Ahmet Hakan
Melih Gökçek’in “Fransa Büyükelçiliği’nin önüne Cezayir Anıtı dikeceğim” şeklindeki açıklaması, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk’ün bulunduğu her yerde büyük bir heyecan fırtınası estirdi. Gözler yaşardı, tüyler ürperdi, yürekler titredi.“Mücahit Melih” sloganları yeri göğü inletti. Bir “kahraman” muamelesi gören Melih, o gün bugündür tebrikleri kabul etmekle meşgul.

Armenian memorial

By JPOST EDITORIAL
Erdogan's unmistakable aggressive stance towards the French parliamentary initiative contains a message for Israel too. Knesset members of radically different political orientations will seek this week to sway the Knesset Education Committee to promote Israeli recognition of the Armenian Genocide. Knesset speaker Reuven Rivlin (Likud), MK Arye Eldad (National Union) and MK Zehava Galon (Meretz) will argue for a special annual Armenian memorial day in Israel.

Papa, Suriye ve Filistin için dua etti

Papa 16. Benediktus, Noel günü dolayısıyla yaptığı geleneksel konuşması "Urbi et Orbi"de Suriye'de şiddetin bitmesi, İsrail ile Filistin arasında barışın sağlanması için dua etti.

Fener Rum Patrikhanesi’nde Noel ayini

Hristiyanlık inanışına göre, 24 Aralık'ı 25 Aralık'a bağlayan gecenin Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilmesi dolayısıyla Fener Rum Patrikhanesi'nde ayin düzenlendi. Patrik Bartholomeos'un yönettiği ayine Türkiye’den ve Yurt dışından gelen çok sayıda Hristiyan katıldı.

Papaz olarak gitti aktör olarak döndü

Şermin Terzi /Hürriyet
Kevork Malikyan’ın 68 yıl önce Diyarbakır’dan başlayan hikâyesi, 10 yaşında Diyarbakır’dan İstanbul’a, 20 yaşında İstanbul’dan Londra’ya ve nihayet 68 yaşında Londra’dan yine İstanbul’a uzanmasıyla devam etti. Bu hayatın içinde papazlıktan aktörlüğe her şey var.