Etiketler

Nobel Barış Ödülü'ne Zarakolu önerisi

Murat Kuseyri
İsveç'te Sol Parti Milletvekilleri Amineh Kakabaveh, Jens Holm, Bengt Berg, Siv Holma, Marianne Berg, Çevre Partisi Yeşiller Milletvekilleri Jan Lindholm ve Valter Mutt merkezi Oslo’da bulunan Nobel Barış Komitesi’ne başvurarak 2012 yılı Nobel Barış Ödülü’nün Gazetemizin de yazarı, yayıncı ve insan hakları savunucusu Ragıp Zarakolu’na verilmesini önerdi.

'Gençliğe Hitabe'

Mümtaz'er Türköne
Peki problem nerede? Problem bu metne kutsal bir metin hüviyeti verilmesinde ve resmî olarak bu kudsiyetin kanun ve yönetmelik zoruna dönüştürülmesinde. Ben bu metni, Mamak Askerî Cezaevi'nde hazırolda iken ve cop darbeleri arasında defalarca okudum. Yine de Türkçesini ve ana fikrini beğeniyorsam, sözüme kulak verilmeli.Bütün okullarda yönetmelik gereği mecbur tutulan bina girişindeki Atatürk Köşesi'nin, Atatürk'e de, Cumhuriyet'e de hiçbir katkısı yok. Tersine eğitime çok büyük zararı var. Sağda İstiklâl Marşı, solda Gençliğe Hitabe ve ortada Atatürk büstünün veya resminin olduğu üçleme, eğitimi şekilci bir ideolojik tahakküme mahkûm ediyor. Okul şayet bu şekil şartlarını yerine getirmişse, geride hiçbir şeyin değeri ve anlamı kalmıyor.

Hükümetten Fransa'ya tepki: Başbakanlık için Fransız otomobil alınmaması istendi

Fransa'nın Ermeni soykırımının inkarını suç sayan tasarıyı Senato'dan geçirmesinin ardından aşama aşama yaptırımlar geleceğini açıklayan hükümetin tepkisi sürüyor. Başbakanlık'ta bürokratlar için kiralanan araçlarda, Fransız malı tercih edilmemesinin istenmesi üzerine siparişler Amerikan malı araçlara yöneltildi.

İki AKP Milletvekili ve Ermeni Meselesi

Ümit Özdağ
AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma 6 Ocak 2012’de T 24’e verdiği demeçte “1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum”der ve devam ile “Yaşanan olaya “soykırım” dışında bir tanım bulmak zorundayız. Zaten bu kavram, 1950’li yıllardan sonra gündeme gelmiş bir tabirdir. Dolayısıyla ben, Ermeni vatandaşlarımıza yönelik 1915’te yaşanan süreci “soykırım” değil, “soy sürgün” olarak tarif etmeyi daha uygun buluyorum” yargısında bulunmuştu. Neresinden bakarsanız bakın tam anlamı ile bilgi ve yargı hataları ile dolu ve siyaseten sorumsuz bir açıklamadır bu açıklama… AK Parti Ankara Milletvekili Prof. Dr. Seyit Sertçelik, TBMM tarafından yayınlanan ’Rus ve Ermeni Kaynakları Işığında Ermeni Sorununun Ortaya Çıkış Süreci’isimli eserini hazırlamıştır.  Prof. Dr. Sertçelik, ‘Ermeni Belleteni’ dergisinin 1916’da yayınladığı başyazıda, ‘Şimdi yavaş yavaş yok olanların büyük bölümü ortaya çıkıyor. Ancak, devasa boyutlarda olduğu söylenen felâket ne mutlu ki gerçekleşmedi’ denildiğini; Ermeni yayıncılarından Arsak Çobanyan’ın da ‘Türkiye’de Ermenilerin yok edildiği gerçek değildir’ dediğini belgeleriyle anlatan Sertçelik, tehciri, ulusal ve uluslararası hukuk bakımından meşruiyeti ve hukukîliği bulunan bir devlet tasarrufu olduğunu söylüyor. .. Bu iki yaklaşım birbirlerinden o kadar farklıdır ki, ayni siyasi partide bulunması normal şartlarda mümkün değildir

KCK davasında Kürtçe savunma talebine mahkeme Lozan Anlaşması'nı örnek gösterdi

Mahkeme de aldığı kararda Lozan Antlaşması'na atıf yaparak 39. maddede yer alan "Devletin resmi dili bulunmasına rağmen Türkçe'den başka bir dil konuşan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakımından uygun kolaylıklar sağlanacaktır" hükmünü hatırlattı. Bu hükmün Türkiye'deki Müslüman olmayan azınlıkların haklarına ilişkin olduğunu vurgulayan mahkeme, "Antlaşmanın müzakere edildiği ve imzalandığı dönemin koşulları ve dağılan Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde Müslüman olsun veya olmasın Türkçe'den başka dillerde konuşan çok sayıda milletler yer almaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu unsurları arasında yer alan Kürtleri azınlık statüsüne almaya ilişkin bir kısım itilaf devletleri tarafından getirilen teklif ve çalışmalar kabul edilmemiştir. Asli kurucu vatandaş olan Kürtlerin azınlık statüsüne alınmamaları ve Lozan Antlaşmasındaki koruma önlemlerinin yalnızca Müslüman olmayan azınlıklarla sınırlı tutulması göz önüne alındığında, bu düzenlemeyle Müslüman olmayan azınlıkların haklarının korunması amaçlanmaktadır. Bu nedenle söz konusu hükmün, somut olayımıza uygulanamayacağı anlaşılmaktadır." Dedi

Sarkozy 'inkar yasası' için 'holokost' kozunu oynuyor

Ermeni iddialarını inkarı suç sayan yasanın Anayasa Konseyi'ne gitmesi üzerine Sarkozy yeni kozunu ortaya sürdü: Bu yasa tartışılırsa 'Yahudi soykırımı'na (Holokost) da şüphe düşer.

Tunceli'de 30 bin "Siyasal Ermeni!.."

Serdar Arseven / sarseven@hotmail.com
Hatırlarsınız; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ndeki o meşhur "Ergenekoncu" yapılanmayı araştırırken karşımıza "Haç"lar çıkmıştı!.. Üniversite'yi yöneten, o inancın bulabildiği bütün "simgelerini" bir araya getirmiş ve Üniversite'yi tam manasıyla bir "misyoner üssü"ne dönüştürmüştü... Misyonerliğin "mezhebi" yönü de ilginçti; Ortodoks-Ermeni ağırlıklı bir manzaraydı karşımızdaki... (Van malûm; Ermenistan'ın "Hayali" sınırları içinde!..) Sonra baktık; Ergenekon'un en Kemalist, En Ulusalcı oluşumlarının başındakiler, bir yerlerden "Ortodoks Hıristiyanlığa" bulaşık!.. Hani Hrant davasına yönelik tepkilerin dile getirildiği gösterilerden, "Bir adam hem Hrantçı hem de Ergenekoncu olabilir!" sonucu çıkmıştı ya...

Komitas kimdir?

Geçenlerde Kalan Müzik, Komitas'ın bütün piyano eserlerini toplayan bir CD çıkardı. Peki Komitas kim? Komitas (ya da Gomidas) dünya müzik tarihi açısından önemli bir Osmanlı Ermeni'si... 1869'da Kütahya'da doğuyor. Küçük yaşta öksüz kalıyor. Sesinin güzelliği kilisenin dikkatini çekiyor. Aldığı eğitim sonucunda papaz oluyor. Öğrenciliği döneminden itibaren köyleri dolaşarak Ermeni halk müziğini kayda geçiriyor.
Komitas daha sonra Berlin'deki Keiser F.Wilhelm Üniversitesi'nde okuyor. 1899'da müzikoloji alanında doktorasını tamamlıyor.Avrupa ve Ortadoğu'yu gezerek Ermeni hak müziklerini kayda geçirmeye devam ediyor. Müzik alanında konferanslar veriyor. 1910'da İstanbul'a yerleşiyor. 300 kişilik bir koro kuruyor. Besteler yapıyor.Derken malum gün gelip çatıyor: Komitas, diğer Ermeni aydınlarıyla birlikte tehcir ediliyor. Tarih: 24 Nisan 1915. 

Sarkozy uslanmıyor, yeni hamle yolda!

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, Anayasa Konseyi'nin 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarının suç sayılmasını öngören yasayı bozması halinde hemen tekrar bu yönde bir yasa tasarısı hazırlanmasını isteyeceği bildirildi. Fransız Haber Ajansı, iki bakana atıfta bulunarak verdiği haberde, bugün yapılan bakanlar kurulu toplantısında, Sarkozy'nin hükümet üyelerine, Anayasa Mahkemesi'nin bu yasayı bozması halinde yeni bir tasarı sunmak istediğini duyurdu.

Misyonerlik, azınlıklar ve Ergenekon

Nazlı Ilıcak
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 2001'de, misyonerliği "tehdit" olarak Milli Güvenlik Siyaset belgesine koydu. MGK Genel Sekreterleri (Tuncer Kılınç ve Şükrü Sarıışık) konunun takibini yaptılar. Bir yandan "azınlıkların misyonerlikte öncü rol üstlendiği" işlendi, bir yandan da dinlerarası diyalog (dolayısıyla Fethullah Gülen) misyonerliğin yolunu açan bir unsur olarak kitlelere takdim edildi. Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Genelkurmay himayesinde Trabzon da dahil birçok ilde misyonerliğin tehlikesini anlatan konferanslar verdi.

“Anayasa çalışmalarına etnik gruplar dahil edilsin” / “Ethnic groups should be included in the Constitution making process”

Alevi Kültür Derneği Bursa Şubesi tarafından düzenlenen ‘Anayasa Çalışmaları Öncesi Alevi-Bektaşi Talepleri ve Alevi Örgütlenmesi Paneli’ne katılan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel, Alevi Çalıştayı’ndan umduklarını alamadıklarını anlattı. Anayasa ile ilgili sadece aleviler için taleplerinin söz konusu olmadığını ifade eden Özel, “Türkiye’de yaşayan tüm azınlıklar, etnik gruplar dahil edilerek anayasa çalışması yapılsın istiyoruz. Bu konuda samimiyiz” diye konuştu.

Vicdan sahibi erler konuşsun

Mustafa Küçük / Hürriyet
 24 Nisan’da asker arkadaşının silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Sevag Şahin Balıkçı’nın annesi Ani Balıkçı: “Vicdan sahibi bir asker arkadaşı çıkıp gerçeği anlatsın.”

Tasarı Fransa'nın ana gündemi oldu: Sarkozy tedirgin

Le Monde, Anayasa Konseyi'ne yapılan başvurundan Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin tedirgin olduğunu belirtirken Sarkozy'nin, iktidardaki partinin parlamenterlerine tasarının Konsey tarafından iptal edilmesi halinde Holokost'un inkarının da cezalandırılmasına ilişkin bir başvurunun da yapılması riskinin olacağı uyarısında bulunduğuna dikkat çekti… Le Figaro, Türkiye'nin bu başvuru sayesinde Fransa ile ilişkilerin yumuşayacağı sözünü verdiğini yazdı. Tasarının nedeniyle Fransa ile Türkiye arasında şiddetli bir polemiğin patlak verdiğini belirten gazete, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, başvuruyu olumlu karşıladığını kaydetti… Anayasa Konseyi'ne başvurulduğuna dikkat çeken Liberation da "Bu başvuru Fransız-Türk ilişkilerini yumuşatabilir" yorumunu da yaptı… Le Parisien ise, "Ermeni Soykırımı: metin, parlamenterler tarafından yapılan başvuru ile bloke edildi" dediği haberinde Ankara'nın bu adımı alkışladığına da vurgu yaptı.

Şişli Spor Kulübünden Haberler

 Şişli A erkek Basketbol takımı son maçında Trakya Ergene  takımını 79-60 mağlup ederek ligi 2. sırada tamamladı… A bayan voleybol takımı Türkiye deplasmanlı 2. liginde karşılaştığı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi takımını 3-1 mağlup ederek 12 takımlı ligde 6. sıradaki yerini korudu.

Dink cinayetinde örgüt varsa, onun adı Ergenekon'dur

'Dink'in Arkadaşları Platformu' geçtiğimiz günlerde sonuçlanan dava ve soruşturma süreciyle ilgili basın toplantısı düzenledi.Cinayette 'örgüt' iddialarıyla ilgili bir soru üzerine platform sözcüsü yazar Ümit Kıvanç, "Bu olayda bizim görebildiğimiz ortadaki örgüt neredeyse devlet. Kaldı ki, bu konuyla ilgili bir şey söyleyebilmek için elimizde delil olması lazım. Bu olayla ilgili biraz irtibat kurulabilecekse, bu Ergenekon terör örgütüdür." ifadelerini kullandı.

‘Soykırımı Tanıma’ Kararı da İptal Yolunda

Türk-Fransız ilişkilerinin tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) uzmanı Maxime Gauin Anayasa Konseyi’nin yasayı iptal edeceğine kesin gözüyle bakıyor. Gauin,  “Senatonun kabul ettiği yasa, 2001 tarihinde kabul edilen ‘1915 olaylarının soykırım olduğunu’ tanıyan yasayı reddedenlerin cezalandırılmasını öngörüyor. Anayasa Konseyi bunu incelemeye başladığında doğal olarak 2001 kararını da inceleyecek. 1915 olaylarını ’soykırım’ olarak tanımlayan o kararın da hukuki meşruiyeti yok. Çünkü bu yönde ne Fransız ne de uluslararası mahkemelerde verilmiş karar yok. Ayrıca olaylar 1948 Uluslararası Soykırım Sözleşmesi’nin kapsama alanına da girmiyor. O nedenle 2001 kararı çok büyük ihtimalle iptal edilecek.”

Özel okullara yeni düzenleme

Mahmut Lıcalı
Özel okullar yönetmeliği Atatürk'le ilgili düzenlemelere yeni kurallar getiriyor… Özel okulların amaçları arasında yer alan “Öğrencileri Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir” ifadesi çıkarıldı… Atatürk köşesine by-pass Özel okullardaki Atatürk köşesinin ayrıntılı olararak düzenlenmesine ilişkin hükümlerin tamamı çıkarılırken, Atatürk köşesinin kurumların girişinde temiz, düzenli ve kolayca görülebilecek en uygun yerde oluşturulması öngörüldü… Gençliğe Hitabe kalkıyor Özel ortaöğretim okullarındaki Atatürk köşelerinden Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin kaldırılmasını öngörüyor.

'Nicolas Sarkozy'nin siyasi hesabı tutmadı'

Fehim Taştekin
Fransızlar yüzlerine bulaştırdı. Mayıs 2011’de aynı senatoda aynı gerekçelerle oylamaya alınmamış olan metnin bir benzerini zorla gündeme getirdiler. Muhtemelen konsey tasarıyı anayasaya aykırı bularak reddedecek. İfade özgürlüğünden ziyade kanıtlanmamış veya uluslararası mahkemece verilmiş bir karar olmaması temel gerekçe. .. Neden ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmiyor? O zaman bu mesele (Yahudi soykırımının inkârını cezalandıran) Gayssot Yasası’na kadar gider ve tabii ki kıyamet kopar.

Diyarbakır 1915: Kötülüğün arkeolojisi

Ayhan Aktar/Taraf 
Yakın zamana kadar cezaevi olarak kullanılan eski hapishane binasının Diyarbakır’ın yaşadığı katliamların tarihinde özel bir yeri vardır. 1915’teki Ermeni katliamında şehrin Ermeni eşrafı bu hapishaneye doldurulmuş ve daha sonra da katledilmiştir… "Cezaevinin yapılış tarihi 1880. Bulunan kemikler o tarihten sonraya ait. Mezarlık düzeni içinde tespit edilmiş değil. Üst üste atılmış cesetler. Ama dışarıdan baktığınız zaman kemikler çok eski döneme ait gibi görünüyor. Cesetlerin üzerinde elbise yok. 90'lı yıllara ait olsa, genelde elbiseleriyle gömüyorlardı... 1910-25 arası benim şahsi tahminim. İstiklal Mahkemeleri'nde binlerce insan sorgulanmadan yargılanmadan idam edilmiş."

Eski Diyarbakır'da Kültürel Çeşitlilik

Bu sergide Diyarbakır'ın kaybolan halklarının hikâyesini bulacaksınız

Diplomatik Muhakeme “Soykırım" iddialarından kurtulmanın yolu

Prof. Dr. Çağrı Erhan / cagrierhan@yahoo.com
Ankara’nın hiç vakit kaybetmeden, bugüne kadar hiçbir sonuç doğurmayan reaksiyoner politikasından vazgeçip, proaktif bir stratejiyi uygulamaya sokması gerekiyor. Fransa’da son anda bir “harikulâde”lik yaşansa ve yasanın yürürlüğe sokulması engellense bile, gelecekteki benzeri durumları peşinen önlemek için Türkiye artık “yumurta kapıya dayanmadan” girişimde bulunmalıdır. Bunun için Türkiye’nin temel dayanağı 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme’dir. Söz konusu Sözleşme’nin sekizinci maddesi aşağıdaki gibidir:  “Sözleşmeci Devletler arasında bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesi ve ayrıca soykırım fillerinden veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerin [soykırım sayılan fiiller] herhangi birinden Devletin sorumluluğu ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklar, uyuşmazlığın taraflarından birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı önüne götürülür.” 

Doğan Akhanlı Basın Toplantısı

Tutuklu yazar-yayıncı, insan hakları aktivisti Ragıp Zarakolu  ve tutuklu bulunan diğer gazeteci-yazarlarla dayanışma ve destek amacıyla, yazar Doğan Akhanlı, “Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü, özel yargılama mahkemeleri ve son gelişmeler”  ile  ilgili olarak, Türkiye Gazeteciler  Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Sınır Tanımayan Gazeteciler  ve Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun da katılımıyla  düzenlenecek  basın toplantısında görüşlerini paylaşacaktır… Yer :Gazeteciler Cemiyeti lokali Cağaloğlu. Tarih: 2 Şubat 2012 Saat:11.00

Tarihçiler arşivler açılırsa konuşur

Mesut Çevikalp
Doç. Dr. Şakir Batmaz, “Başbakanımızın özrü gibi genelkurmay başkanımızın Dersim arşivini açma kararı da tarihî önemde. Umarım dersim arşivlerinin ardından diğer konularla ilgili belgeler de tasnif edilir ve araştırmacılara açılır. Askerin bu tutumu Emniyet, MİT ve Dışişleri Bakanlığı’na da örnek olmalı. Zira her biri yüz binlerce, milyonlarca belgeye sahip bu kurumların arşivleri de tasnif edilmemiş veya tasnif edildiği hâlde araştırmacılara kapalı. Tasnifi illa kendileri yapacak diye bir konu da yok. İsterlerse Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nden personel ve bilgi desteği alabilirler. Zaten orta ve uzun vadede bu arşivlerin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde toplanması daha sağlıklı olacak. Eğer Türkiye, Ermeni meselesini ortak tarih komisyonu ve tarih araştırmaları üzerinden tartışmada samimi ise kapalı tutulan askerî ve sivil arşivlerini araştırmacılara açmalı…  Ermenistan’da maalesef bu tür bir ortam yok. İşin doğrusu Ermenistan ‘gelin, arşivlerimizde çalışın’ dese elimizde Ermenice bilen tarihçimiz, uzmanımız yok.”

İnkâr yasasıyla nasıl bir tuzağa çekiliyoruz?

Mesut Çevikalp
Bu noktada Ankara’nın dünyaya, Fransa’nın kendi çıkarları doğrultusunda Ermeni meselesini kullandığını yansıtması gerekiyor. Zira kabul edilen yasa Ermeni meselesinin çözümünden çok çözümsüzlüğüne hizmet ediyor. Buna paralel olarak Ermeni meselesiyle ilgili lobicilik faaliyetlerine hız verip farklı ülke arşivlerinden kendi tezini destekleyen yeni belgeleri dolaşıma koyması gerekiyor. Son aşamada da Erivan ile donan barış protokollerini yeniden işletip sorunu iki taraf arasında çözmesi gerekiyor. Zira sorunun sürmesi Türkiye karşıtı üçüncü ülkelerin işine yarıyor.

Fransız yazarları da yasaklansın!

Metin Boran / metin.boran@hotmail.com
Fransa hükümetinin kendi ülkesinde ‘Ermeni Soykırımı’nı inkarı suç sayan yasayı senatodan geçirmesinden sonra Türkiye de bazı aklı evveller (10 yıl önce olduğu gibi) milliyetçi ve şoven duyguları bir kez daha ateşleyerek eylem hazırlığındalar. Bu odaklar hükümetin diplomasideki beceriksizliğini ve tutarsızlığını halkı kin ve nefret duyguları ile sokağa dökerek Fransız mallarının boykot edilmesini öğütlüyor ve örgütlüyorlar…

Astsubay Zirve’ye giden yolu anlattı

Zirve Katliamı soruşturmasında, Başçavuş Murat Göktürk’ün sorgusu sırasında 107 soruya verdiği 21 sayfalık cevaplarda Zirve Katliamına doğru ilerleyen süreci adım adım anlattığı iddia edildi. Jandarmanın katliamdan bir yıl önce Malatya’da misyonerlik faliyetlerini takibe başladığını belirten Göktürk, kendisine de Zirve Yayınevi çalışanlarına ilişkin bilgi toplatıldığını söyledi. O dönemde, 2. Ordu Karargahı’nda da her hafta misyonerlik toplantısı yapıldığını belirten Göktürk, katliam günü Ergenekon davası sanığı Hurşit Tolon’un da Malatya’da olduğunu iddia etti.

Avrupa Konseyi, sözde Ermeni soykırımını tarihçilere bıraktı

AK Parti Kayseri Milletvekili Pelin Gündeş Bakır, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu'na sözde Ermeni soykırımı ile ilgili önerge verdi. Önerge, genel kurulda oy çokluğu ile kabul edildi… "Önerimde yer alan ifadeler şöyle; Bir tehcir olayının varlığı ve sonuçları ile ilgili olarak eğer iki ülke arasında anlaşmazlık varsa, ilgili ülkeler arşivlerini açacak. Her iki ülkenin akademisyenlerinden ve tarih profesörlerinden oluşan bir komisyon kuracaklardır. Eğer ihtiyaç olursa üçüncü ülkelerin arşivlerine de tam erişim sağlanacak. Bu husus ilmi bir biçimde incelenecektir. Politikacılar tarafından değil, tarihçiler tarafından en objektif bir biçimde bir ortak görüşe ulaşacaktır. Tarihin siyasi istismarı hiçbir surette kabul edilemez." (Soru şu, Dünyada objektif hukukun suç saydığı insanlığa karşı bir suç konusunda tarihçilerin karar verdiği bir örnek var mı ve olabilir mi? HYETERT.)

Obama, 24 Nisan'da "soykırım" diyecek mi?

Büyükelçi, "24 Nisan'da Başkan Obama'nın, yaklaşan seçimleri de düşünerek, "soykırım" kelimesini kullanacağını düşünüyor musunuz?" sorusuna ise şöyle yanıt verdi: "Elbette Başkan Obama'nın Nisan'da ne söyleyeceğini tam olarak bilemem. Ama Başkan Obama'nın daha önce dediği gibi, Ermeni ve Türk halkları geçmişin gerçeklerini ele almalı ve ileriye doğru devam etmelidir. Geçmişin hayaletleriyle yüzleşmeliyiz derken bunu kast etmiştim. İletişim gerek. İki taraftan tarihçiler bir araya gelmeli."

Andımızdaki Türk kim?

Mümtaz'er Türköne / Zaman
Bir Kürt'e, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' dedirtmekten daha kötüsü, aynı sözü bir Türk'e söyletmek. Zira bir Kürt bu lâfı ne kadar tekrarlarsa tekrarlasın Türk olamaz. Ama bir Türk'ün zihninde ve ruhunda meydana gelen hasarı kim düzeltecek?... Andımız kimsenin etnik aidiyetini değiştiremedi. Ama bu anlamsız sözleri her sabah toplu halde tekrarlayarak 'yükselmek ve ileri gitmek'ten vazgeçmiş olmadık mı? Türk milliyetçileri için tekrarlayalım: Andımızdaki 'Türk' bir milletin adı değil, yönetme ayrıcalığını sürdürmek isteyen zorbaların kendilerine meşruiyet kazandırmak için kullanılan bir bahaneden ibaret. Çünkü andımız Türk'ü yüceltmiyor; andımızdaki Türk, hiyerarşi ve disiplinle var olan diktacılığı kutsuyor. Tıpkı, vatandaşlığı tanımlayan Anayasa'nın 66. maddesindeki 'Türk'ün, gerçekte bir milletin adıyla bir ilgisinin olmaması gibi.

Ermeni Kanunu Ve Fransız Anayasa Mahkemesi

Ömer Engin Lütem
Bu gün (31 Ocak 2012) kanun iptali için 65 milletvekili ve 77 senatör Anayasa Mahkemesine başvurdu. Bu beklenmeyen olay ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve günümüzü değil geçmişi konu alan bu kanunun zannedildiğinden çok daha fazla tepki çekmiş olduğunu göstermektedir.Şimdi ne olacaktır? Anayasa Mahkemesi bir ay içinde bu kanunun Anayasaya uygunluğu hakkında karar verecektir. Hükümet isterse bu kararını 8 gün içinde vermesi gerekecektir. Ancak hükümetin bunu isteyeceği zannedilmemektedir. Anayasa Mahkemesinin kararının ne olacağını şimdiden kestirmek mümkün olmamakla beraber, normal koşullarda, kamuoyunda tepki toplamış olan ve ifade özgürlüğünü açık bir şekilde ihlâl eden bu kanunun iptal edilmesi beklenmektedir.

“Dönme Ermeniler de kardeşimiz”

Merkezi İstanbul’daki Sason Emeniler Derneği Başkanı Aziz Dağcı, konuştu. Sason ve Doğu-Güneydoğu illeri Ermeniler Derneği Başkanı Aziz Dağcı, sonradan Müslüman olan ve adlarına ‘Dönme’ diyen Ermenilerin de kardeşlerinin olduğunu belirterek, “Sasonlusu da Sivaslısı da Doğulusu da dönme Ermeni’si de hepsi kardeştir” dedi… Sonradan Müslüman olan ve adlarına ‘dönme’ denilen Ermenilerle hiçbir zaman farklı düşünmediklerini söyleyen Dağcı, şöyle devam etti; “Sasonlusu da Sivaslısı da Adıyamanlısı da Doğulusu da Türkiye’deki tüm Ermenilerle kardeşiz. ( Ne diyebiliriz, Onlar sana kardeşim diyor mu? Üç nesilden beri Müslüman olarak yaşayan kişilerle aynı düşüncedeyseniz buna ne diyeceğiz? HYETERT)

Kars’ta Gayrimüslim Mezarlarının Akibeti Ne Olacak?

Tacettin Durmuş
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Resmi Gazetenin 13 Mayıs 2010 tarihli, 27580 Sayılı ve 2010/13 No’lu Başbakanlık genelgesine göre; “Anayasamızın eşitlik ilkesi çerçevesinde; ülkemizde yaşayan gayrimüslim azınlıklara mensup Türk vatandaşları, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi, ayrılmaz parçası oldukları ulusal kültür ve kimlik yanında, kendi kimlik ve kültürlerini yaşama ve yaşatma imkanına sahip bulunmaktadırlar.” denilmektedir. Kars'ta yeni kurulan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, kolları sıvayarak Çakmak Köyü’nde Molakanlar’a ait mezarlık ve bazı evleri sit alanı ilan ederek koruma altına aldı. Oysa Kars ve çevresinde geçmiş bin yıllarda yaşamış sayısız gayrimüslim mezarlıkları bulunuyor. Son yüzyılda Kars’ta yaşamış Ermeni, Alman, Rus, Eston ve Molokanlara ait mezarlıklar korunmayı bekliyor.( Lozan Antlaşması devlete, Belediyeler Kanunu ile Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanun da belediyelere hiçbir ayırım yapmadan mezarlıkları koruma görevi vermektedir. HYETERT)

Invitation to the EURO Armenian games in Sofia, Bulgaria,

On behalf of the organization committee of the EURO-Armenian Games which  will take place in Sofia, Bulgaria, from 6-9 April 2012, I am writing to  you to inquire about contact information on Armenian sport clubs, youth  organizations etc which might have interest to take part in this huge event in the Armenian youth calender in Europe. http://xa.yimg.com/kq/groups/23149154/243965594/name/Euro-Armenian%20Games%202012%20LETTER.pdf

TÜBİTAK'ta fişleme skandalı

Türkiye’nin en büyük askeri casusluk soruşturması, TÜBİTAK’ta çalışan 5 bin personelin nasıl andıçlandığını da ortaya çıkardı. Gizlilik dereceli projeleri yürüten ülkenin kozmik kuruluşlarından TÜBİTAK’ta çalışan 1048 personel “ideolojik solcu, alevi, dinci, Ermeni, Yahudi, ülkücü” diyerek fişlenmiş.

Ermeni Tasarısının İptal Başvurusu Bugün Yapılıyor

Fransa'da 1915 olaylarına dair Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasanın iptali için bugün Anayasa Konseyi'ne başvuru yapılacak. Fransız Senatör Jacques Mezard'ın öncülüğüyle başlayan girişim sonuç verdi, gerekli imzalar toplandı. Geçen hafta son olarak Fransa Senatosu'nun onayladığı yasanın iptali için bugün Fransa Anayasa Konseyi'ne başvuru yapılacak.

Alevis look to European Court of Human Rights for cemevi recognition

Today’s Zaman
In a bid to gain official governmental recognition for Alevi houses of worship, a prominent Alevi civil group has petitioned the European Court of Human Rights to help end what it defines as “decades of official discrimination” against the 6-12 million strong minority community.

Ermenistan'da siyaset ısınıyor

Ermenistan eski dışişleri bakanı Vartan Oskanyan, siyasete dönüş sinyali verdi.Ermenistan basınında çıkan haberlere göre, 1998-2008 yılları arasında dışişleri bakanlığı görevi yapmış olan Vartan Oskanyan, tekrar siyasete dönemeye hazırlanıyor.

Müzik Dinletisi

Kürtçe, Türkçe ve Ermenice ezgileriyle yaşayan kültürlerin sesi olmaya çalışan ve 'Sanat sokakta' sözünü kendine şiar edinen Grup Simurg'u AkaDer Kadiköy Şube de ağırlıyoruz.  Müzik Dinletisi : Grup Simurg: Tarih: 3 Şubat 2012 Cuma Saat: 20:00; Yer: Aka-Der Kadıköy Şube

Ermeni Asıllı Er Balıkçı Davasında Sanığın Tutuklanma Talebi Kabul Edilmedi

Kozluk'un Gümüşörgü Jandarma Karakolu'nda vatani görevini yaparken er Kıvanç Ağaoğlu'nun silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ermeni asıllı er Sevag Şahin Balıkçı'nın Diyarbakır 2'inci Hava Kuvvet Komutanlığı'nda bugün yapılan duruşma 5.5 saat sürdü ... Mahkeme, Ağaoğlu'nun tutuklu yargılanması talibeni oy çokluğu ile reddetti. Farklı raporlar tutan olay yeri inceleme ekibinden 2 kişinin dinlenmesine, olay bölgesinde görev yapan korucuların kimliklerinin tespitine karar veren mahkeme heyeti, Halil Ekşi'ye açıldığı söylenen telefonların tespiti için telefon kayıtlarının istenmesine karar verdi. Ayrıca, Halil Ekşi'ye ifade imzalattığı söylenen Bülent Kaya'nın dinlenmesine, olay bölgesindeki güvenlik sorunu ile ilgili Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan bir uzmanın istenip dinlenmesine, Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'ndan kurşunun vücuda giriş-çıkış yaptığı yerler ile ilgili bir uzmanın dinlenmesine karar vererek duruşmayı 13 Şubat tarihine erteledi. (Sevag Ermeni asıllı değil Ermeni'ydi. HYETERT)

İstanbul’da bulunan Gayri Müslim mezarlıkları

Esra Elmalı
İşte Türkiye’deki Rum, Ermeni, Gregoryen, Ortodoks, Katolik, Süryani, Musevi gibi değişik etnik köken ve mezheplerin ilginç mezarlıkları...Türk mezarlıklarından biraz daha farklı, biraz daha görkemli, biraz daha mistik ve gotik olan, içeriye izinsiz girmenin yasak olduğu bu mekanların büyülü atmosferini ve insanlarının dini dünyasını daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Şili’de «Ermenistan» Meydanı” Açıldı

Şili’nin sathında bulunan Güney Amerika kıtasının en güneyinde bulunan ″Antarktika’nın başkenti″ olarak da adlandırılan sadece 2500 kişinin yaşadığı Puerto Williams’da 29 Ocak’ta «Ermenistan» adını taşıyan meydanın açılışı törenle gerçekleştirildi ve meydana Ermenistan’dan getirilen haçkar yerleştirildi.

TC Vizesi Kalkınca Ne Olacak?

Işıl Cinmen
"Kayıtlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık numarası ya da oturum belgesiyle yapılabiliyor. Veli kaçaksa kaydolmak mümkün değil. Yapılan değişiklik, bunu mümkün kılmıyor. Yeni bir yapılandırma yapılmadan bu değişikliğin gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayacaktır"… "Kaçak çalışanların tümünün Türkiye'de yaşaması engellenmeye çalışılıyor. Bu durumda hayatını tamamıyla değiştirmek zorunda kalacak çok fazla insan var. Es kaza burada kalabilmiş bir insan gidip kendini e-okula kaydettirir mi? Hayır. Zaten çok korkuyorlar. Şu anda gönderenler de çocuklarını okuldan alacaklardır"

Hüzünlü azınlıklar ülkesi,

Deniz Ertuğ / ertug_deniz@yahoo.es
Azınlık olmak her ülkede bir parça hüzünlüdür. Ancak bu hüznün ölçüsü bulunulan ülkenin demokratikliği ile ters orantılı oluyor genelde… Azınlık olmanın kendisi rastlantısal ama Türkiye’de fevkalade yanlış bir “seçim”dir. İşte bu nedenle pek hüzünlüsünüz azınlıklarımız ülkemizde. Sahip olduğunuz seçenek üçtür:  1) “Anavatanınıza” dönmek. (“Sahi siz nereden gelmiştiniz?”), 2) Asimile olmak. (“Siz de Türksünüz canım”, “Abi, Müslüman olmayı düşündün mü hiç?”), 3) Azınlık olmak, azınlık kalmak.  (“Bu azınlıklar da çok oluyor canım”, “Zaten burası onların ülkesi değil ki”.). Tercih sizindir. 

Nalbandyan: "Türkiye uzak dursun"

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, "Türkiye eğer gerçekten Karabağ sürecine yardımcı olmak istiyorsa, o zaman mümkün olduğunca bu süreçten uzak durmalıdır" dedi.

İsviçre davasına Dink’le çıkacak

Zeynel LÜLE
İsviçre’deki bir konferansta “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” dediği için İsviçre mahkemelerince “ırkçı ayrımcılık”tan tazminat ödemeye mahkûm edilen Doğu Perinçek’in imdadına, hayattayken Türklüğü aşağıladığı gerekçesiyle tepki gösterdiği Hrant Dink yetişti. Perinçek’in AİHM’ye taşıdığı davada Dink’in Türkiye’ye karşı açtığı dava ‘örnek’ gösterildi.

Turkey, Syriacs talk to host Patriarchate

Hürriyet Daily News
Turkish diplomatic sources express an invitation for dialogue to all religions and sectarian groups as the Syriac community leaders confirm that Turkey’s Foreign Ministry has been engaged in efforts to relocate the Patriarchate back to Turkey. Still, the idea of moving back bring different responses from Syriac groups.

Pandeli, Tom Amca ve Hoşgörülü Riyakârlık

Foti Benlisoy
Devlete ve millete sadık gayrimüslim "Tom Amca" tiplemesi yerlere göklere çıkartılır. Yılmaz Özdil gibi bir milliyetçi dahi İstiklal Marşı'nın orkestrasyonunu Edgar Manas adlı bir Ermeni müzisyeninin yapmasından Türklüğe övünç çıkartır. "Bizim" gayrimüslimler, yani yerli ahali-i gayrimüslime, muhtelif diyasporalar gibi fitne fücur yuvası değildir, onlar ailemizin, soframızın sadık birer parçasıdır… Hasılı, uysal ve sempatik, itaatkâr ve "haddini" bilir oldukları, zararsız ve keyif verici oldukları müddetçe, "Tom Amca" gibi davrandıkları sürece bilumum gavur "Türkiye'ye lazımdır".

Başkan'dan Ermeni Kilisesi'ne Ziyaret

Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu bugün Düğmeciler Mahallesi'nde bulunan Ermeni Kilisesi'ni ziyaret etti. Eyüp Sultan'da yüzyıllardır birlik, beraberlik, hoşgörü ve dayanışma duyguları içerisinde binlerce kişinin birlikte yaşadığını belirten Başkan İsmail Kavuncu, "Eyüp Sultan Hazretleri'nin manevi huzurunda dinlerin kardeşliği, barış ve sevgiyle hareket eden vatandaşlarımız laik demokratik Türk Cumhuriyeti'ne yakışan davranışlarıyla dikkat çekmiştir. 

Avrupa'da baş tehdit genç müslüman azınlık

Prof. Dr. İskender Öksüz / Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Bizim ‘seçim yatırımı’ diye değerlendirdiğimiz ‘soykırımı inkar yasası’ AB’nin hâkim üyelerinin, Fransa ve Almanya’nın, Türklerin AB üyeliğini def etme stratejisidir. Bu, Avrupa değerlerinin saldırısıdır. Duyduklarınız ve sizin, “Canım, Sarkozy’nin seçim yatırımıdır” dediğiniz şey, saldırı sabahındaki top sesleridir. Önümüzdeki günlerde, ay ve yıllarda bu ‘değerler’in dalga dalga üstümüze geldiğini izlemeye hazır olun. Metot değişebilir. Fikir yasaklamak ve fikir dikte etmek Avrupa değerinin Fransız tarzıdır. Diğerleri başka yöntemler kullanabilir ama hedef aynıdır.

Sevag İçin Adalet

Sevag Şahin Balıkçı davasının üçüncü duruşması 30 Ocak 2012, Pazartesi günü 11:00'de Diyarbakır Askeri Mahkemesi'nde görülecek.

"Hepimiz Ermeni değiliz" dedi ve ekledi...

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Hrant Dink davasında geniş dindar kitlelerin "Hepimiz Ermeniyiz" sloganları atıldığı için meseleden uzaklaştırılmaya çalışıldığını savunarak, "Hepimiz Ermeni falan değiliz. Çok şükür hepimiz Müslümanız. Hrant Dink meselesine tam da bunun için sahip çıkmalıyız" dedi.

Diasporadan Obama’ya tepki

ABD’deki Ermeni diasporası, Başkan Barack Obama’yı “inkârcılık”la suçladı. Sertlik yanlısı Ermeni kuruluşu ANCA, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın son açıklamasını, “Türkiye’nin inkârcılığıyla işbirliği” olarak niteledi ve Obama yönetiminin giderek kendisi için daha derin bir çukur kazdığını savundu.

Fransa’da Kabul Edilen İnkâr Yasasından Kimler Kazançlı ?

Muhalefetin desteği ile hükümet tarafından parlamentoya sunulan, İnsanlığa karşı işlenen suçların İnkârının Cezalandırma yasa tasarısı önce Fransa Millet Meclisi, daha sonra Senatoda kabul edildi. Yasa önümüzdeki haftalar Cumhurbaşkanı Sarkozy tarafından imzalanıp yürürlüğe girecek veya 60 parlamenterin itirazı halinde Fransa Anayasa mahkemesine gidecek: Yasa, İnsanlığa karşı işlenen suçların Fransa sınırları içinde inkârının ve bu inkârı kamu ortamında alenen paylaşmayı, suçun övgüsünü, propagandasını yapmayı cezalandırılmasını, soykırımı kabul eden Fransız vatandaşlarını, kabul etmeyenlerin hakaretlerinden, tacizlerinden korumayı ve aynı zamanda suça maruz kalanlarının yakınlarının acılarına saygılı olmayı öngörüyor.

Sevag'ın annesi: Bak neler çıktı

Pınar Öğünç / Rardikal
Batman Kozluk’ta Gümüşörgü Jandarma Karakolu’nda askerliğini bitirmeye 23 gün kala ölen Ermeni Sevag Balıkçı davasının gidişatı, tanık erin itiraflarıyla değişti. Anne Ani Balıkçı, "Kasıt var diyenlere kızıyordum, bak neler çıktı..." dedi… Daha önce yazılı ifade veren Halil Ekşi’nin, aile avukatının itirazı üzerine yeniden alınan ifadesindeki itirafları, dünkü Sabah gazetesinde Bilge Eser’in haberinde yer alıyordu. Kendisini sanığın dayısı Bülent Kaya olarak tanıtan bir şahıs “Kıvanç lehine ifade versen daha iyi olur” demiş, hatta vermesi gereken ifadeyi elleriyle yazmıştı. Ekşi’nin Kıvanç Ağaoğlu’nun silahını dolduruşa alıp Sevag’a doğrultarak ateş ettiğini itirafıyla davanın gidişatı değişti.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan (MEB) azınlık okulu açılımı. Azınlık okullarına TC vizesi kalkıyor

Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğini yenileme sürecinde olan MEB'in hazırladığı taslak önemli değişiklikler içeriyor. Taslak metinde, mevcut yönetmeliğin 53. maddesinde yer alan 'Bu okullarda, yalnız kendi azınlığına mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çocukları okuyabilir' şeklindeki düzenlemeye yer verilmedi. Bu durumda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadıkları halde Türkiye'de kaçak yaşayan azınlıkların çocuklarına da azınlık okullarına gitme yolu açılacak. (Yönetmelik değişikliği yetmez kanunun da değişmesi gerekiyor. HYETERT)

Bartholomeos TBMM’ye gelerek bizzat anlatacak

Anayasa için şubat başında davet alan Patrik Bartholomeos, “Anayasa konusundaki görüşlerimizi bizzat anlatmak isterim. Şubatın ikinci yarısı olursa memnun olurum” dedi. Komisyon, şubat içinde Hıristiyan, Musevi, Süryani azınlık cemaatlerini de dinlemeye hazırlanıyor. Şubat başında görüşme için davet yapılan Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, “Anayasa konusundaki görüşlerimizi bizzat anlatmak isterim. Şubat‘ın 15’ine kadar programım oldukça yoğun, o nedenle şubatın ikinci yarısında görüşme olanağı yaratılırsa memnuniyet duyarım” mesajını iletti. Komisyon diğer azınlık cemaatleriyle de temas halinde.

Bugünü kaybettik, geleceği kazanalım

Nuriye Akman
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı, emekli büyükelçi Özdem Sanberk, Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasanın gerginleştirdiği Türkiye-Fransa ilişkilerini değerlendirirken özetle bugünü kaybettiğimizi, sorunu bizden sonraki kuşaklara miras bıraktığımızı, yapılacak en akıllıca işin, ifade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılarak Ermeni meselesini korkmadan tartışmak olduğunu söylüyor.

Ya Türkiye Minsk'e katılır ya da Fransa ayrılır

'Ermeni soykırımını inkâr yasası sebebiyle Fransa ile kriz yaşayan Ankara'dan 'Minsk' çıkışı geldi. Fransa,Yukarı Karabağ sorununun çözülmesi için kurulan AGİT Minsk Grubu'na Rusya ve ABD ile birlikte eşbaşkanlık yapıyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, önceki gün CNN Türk'e yaptığı açıklamada, Fransa'nın açıkça Ermenistan lehine tavır aldığına dikkat çekerek, "Ya Türkiye de bu grupta olmalı ya da Fransa o masada olmamalı." çıkışında bulundu. 

AKPM Türk Grubu Üyesi Gündeş: Elimizde kapı gibi karar var!

AK Parti Kayseri Milletvekili Prof. Dr. Pelin Gündeş Bakır, "Avrupa Konseyi'nin, 'Bir İnsan Hakları İhlali Olarak Zoraki Tehcir' başlıklı kararına bir değişiklik önergesi verdiğini belirtti. 'Bir tehcir olayının varlığı ve sonuçları ile ilgili olarak eğer iki ülke arasında anlaşmazlık varsa ilgili ülkeler arşivlerini açacak, her iki ülkenin akademisyenlerinden ve tarih profesörlerinden oluşan bir komisyon kuracaklardır. Eğer ihtiyaç varsa üçüncü ülkenin arşivlerine de tam erişim sağlanacaktır. Bu husus ilmi bir biçimde incelenecektir. Politikacılar tarafından değil, tarihçiler tarafından en objektif bir biçimde bir ortak görüşe ulaşılacaktır. Tarihin siyasi istismarı hiçbir surette kabul edilemez" şeklinde bir önerge verdiğini kaydeden Bakır, konseyde kararın oy çokluğu ile kabul edildiğini ifade etti.

Resmî tarih yalanlarından kurtulmalıyız

Şimdi bu Batılı ülkelerin yasaları sayesinde kahraman ecdadımızın üzerine atılmış iftiralardan kurtulma şansına sahibiz artık. Zira tarihimizin uzmanlar tarafından yeniden ele alınıp tarafsızca değerlendirilmesi gerekiyor. Hükümetimiz üzerinde çok önemli bir görev var. Arşivlerimizin ve de özellikle Genelkurmay’daki askerî tarih kayıtlarının örtüsünün kaldırılması şart oldu. Merak etmesinler devletimize bir şey olmaz. Eğer suçlu varsa bunun sorumlusu kişiler ortaya çıkar ve problem bire indirilerek küçülür. Halihazırda bütün millet olarak üzerimize kalıyor. Böylece memleketimiz de haksız ve yersiz iftiralardan kurtulur. Zaten aradan 100 yıl geçmiş, olaylardan mesul tutulan kişiler şimdi toprak altında hesap gününü bekliyor.  Yok, eğer “Ben bu arşivleri açmam, devletimin kuruluş yıllarında yaşadığı sırları kimseyle paylaşmam” diyorsanız işte o zaman canımız daha çok yanacaktır. Tarihçilerin ve araştırmacıların “Bak adamın suçu var ki gizlemeye çalışıyor” ithamlarına maruz kalırız.

Sevag, Fransa, Müslümanlar

Er Sevag, Batman'da askerliğini yaparken öldürüldü. Öldürüldüğü tarih, şüpheleri artırmakta idi. 24 Nisan. Arkadaşları, öldüren lehine ifade verdi. "Şakalaşıyorlardı, silah ateş aldı, öyle vuruldu". Tabii bu ifadeye kimse inanmadı.Elden ne gelir.Aile perişan, evlatlarının yitimi ile dünyaları karardı. Anne ve abla bir vicdan çağrısı yaptılar. Tanıklardan biri, ifadesini değiştirdi. "Sevag, arkadaşı tarafından kasten hedef alındı" Ortada kaza falan yoktu. Kasıtlı bir cinayet vardı. Meğer katilin yakınları, tanıklarla konuşup yalan ifade verdirmişler. Yalan, kasıt, cinayet, ırkçılık iç içe karışmış bir dava daha.

Ermeni Lisesi’ne anlamlı jest

Kenan Butakın
Milli Eğitim Bakanlığı, tablet bilgisayarların ve akıllı tahtaların verileceği 52 devlet okulu arasına bir de özel okul aldı. MEB, anlamlı bir jestle Esayan Ermeni İlköğretim Okulu ve Lisesi’ni listeye aldı… Esayan Ermeni İlköğretim Okulu ve Lisesi Müdür başyardımcısı Armağan Güven de, 6 Şubat’ta başlayacak ikinci yarıyılda okullarına 40 tablet bilgisayar gönderileceğini belirterek,”Lise bölümümüzde 150 öğrenci var. Ama tabletler 9.sınıflarımıza verilecek. 9.sınıflarımızda 40 öğrenci var ve iki şube halinde olduğu için iki de akıllı tahta gelecek.” dedi.

Azınlık okullarının yolu açılıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de yaşayan ama Türk vatandaşı olmayan Ermeni, Rum ve Musevi çocukların eğitimi için harekete geçti. Özel okullar yönetmeliğinde yapılmaya hazırlanılan değişiklikle bu çocuklara azınlık okullarının yolu açılıyor. Özel okullara ilişkin mevcut yönetmelik, azınlık okullarından sadece Türk vatandaşı olan azınlıkların çocuklarının yararlanmasına izin veriyordu. (Bu konuda yönetmelik değişikliği yetmez.Özel okullar Kanununun (5.c.1) da değişmesi gerekir. Bakınız: http://hyetert.blogspot.com/2010/06/lozan-aznlk-okullar-ve-ruhban-okulu.html HYETERT) 

Hedef: Ermenistanlı emekçiler (mi)?..

Özgür Muftüoğlu / ozmuftuoglu@gmail.com
Başbakanın yaklaşık iki yıl önce soykırım tasarılarına karşı (Dinçer’in tabiriyle) “koz” olarak kullandığı Ermenistanlı emekçileri sınır dışı etme tehdidi Fransa’da Ermeni Soykırımını inkar yasasının çıkartıldığı bugünlerde yürürlüğe girecek bir düzenlemeyle yaşama geçirilmektedir. 1 Şubat 2012’de yürürlüğe girecek olan “5683 Sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun”da yapılan değişiklikle birlikte Türkiye’de ‘izinsiz’ çalışan 100 bine yakın Ermenistan vatandaşı ile Gürcistan, Ukrayna, Moldovya, Endonezya gibi ülkelerden gelerek çeşitli işlerde çalışan emekçiler işlerini kaybetme ve sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır… Söz konusu yasa değişikliği Türkiye’de “kaçak” konumuna düşürülmüş tüm yabancı işçileri kapsamaktadır. Ancak özellikle hedef gösterilmeleri zaten diğer yabancı göçmenlere göre daha da dışlanmış olan Ermenistanlı emekçilere yönelik ayrımcılığı ve baskıları daha da arttıracaktır. Maalesef şimdiye kadar ne demokrasi ve insan hakları savunucuları ne de sendikalar bu konuda kayda değer hiçbir tepkide bulunmamışlardır. Oysa ortada insani sonuçları belki de 6-7 Eylül olaylarına benzeyebilecek bir tehlike vardır.

1915 OLAYLARI VE URUGUAY

BBC Latin Amerika Bölümü
1915 tehciri 20 ülkede "soykırım" olarak kabul ediliyor. Bu ülkelerin başını, yaklaşık yarım yüzyıl önce Uruguay çekmişti… Çoğu Batılı ülke bu konuda sessiz kalırken, Uruguay 1965 yılında çıkarılan yasayla, 1915'te yaşananları kınayıp bir emsal oluşturdu… Federico Waneskahyan, "Yaşananların tanınması için buldukları hukuki çerçeve buydu." diyor ve "Yas tutan ikinci kuşak Ermenilerin bu kadar acılı bir dönem hakkında konuşabilmeye başlamaları için, 50 yıl geçmesi gerekiyordu." diye ekliyor…  Temsilciler Meclisi 2000 yılından bu yana soykırımın anılmasını resmileştirdi. Geçen yıl da Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica her yıl Montevideo'daki Ermeni Meydanı'nda yapılan anma törenlerine katıldı.

Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’ (3)

Alper Görmüş /Taraf GAZETESİ
Etyen Majçupyan’ın  saydığı üç temel nedenden daha açıklayıcı bulduğum ikisini burada dikkatinize sunuyorum: “Birincisi Ermeniler ve Rumelili Müslümanlar arasında bir ‘otoktonluk’ farkı var: Ermeniler bilinen tarihle en az üç bin yıldır bu topraklardalar… Cumhuriyet tarihi boyunca yürütülen inkâr kampanyasının bence en başarılı olduğu yanlardan biri de, Ermenilerin bu toprakların otokton (yerli) halkı olduğu gerçeğinin zihinlerden silinmiş olması keyfiyetidir. Öyle olmasaydı, otokton bir halkın yâd ellere sürülmesinin yarattığı travma çok daha iyi anlaşılabilirdi…  ikinci neden “Kültürünün anavatanına göç ve anavatanının kültüründen kopuş” farkı… “Üçüncü olarak, Ermeniler yığınlar halinde yâd ellere, dilleri ve mezhepleri onlarla uyuşmayan ülkelere gitmek zorunda kaldılar ve hiçbir zaman ‘oralı’ olamadılar.

2015 stratejisi ve taktikler

Deniz Ülke Arıboğan
1- Ermeni meselesinde yıllardır değiştirip durduğumuz tezlerimizin hangisinde karar kıldığımızı açıklığa kavuşturmalıyız…  Yeni Türkiye'ye yakışan insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı net ve asil bir duruş sergilemek...2- Türkiye açısından en önemli dezavantajlardan bir tanesi de Genocide tanımının hangi kapsamda ele alınacağına bağlı olarak çerçevenin değişmesi. Zira eskiden daha dar bir çerçevede tanımlanan soykırım suçu giderek, çatışmalarda ortaya çıkan hemen her sivil dramla özdeşleşir hale gelmiş bulunuyor… 3- Soykırımcı statüsünün Türkiye açısından en önemli boyutlarından bir tanesi de geçmişten bugüne aktarılan bu lekenin, Türkiye'nin kimliğiyle örtüştürülmesi ve önce Pontus, Rum sonra da Kürt meselesiyle de ilişkilendirilmesi. Soykırımcı statüsüne yerleştirilen bir ülkenin her türlü iç ve dış müdahalesinde kendisine bu gözlükle bakılmasını sağlayacak bir faktör bu.

Türkiye'nin 2015 stratejisine ihtiyacı var

Mehmet Fatih ÖZTARSU, Erivan Avrupa Bölgesel Akademisi 
Türkiye'nin kısa vadede 2015 stratejisi oluşturup, şimdiye kadarki rutin politikalar ve günü geçirme odaklı yaklaşımları terk etmesi gerekir. Bu strateji diasporanın adımlarını taklit etmek değil, var olan sorunları ele alma ve Ermenistan'la normalleşme sürecini tamamlama amacı taşımalıdır. Tarihî olaylarla ilgili aleyhteki binlerce kitaba onlarca kitapla karşılık vermenin herhangi bir etki oluşturmayacağını bilip, kamu diplomasisine yönelmek ateşin düşürülmesini sağlayabilir. Kısa sürede yetkin kadrolar ve "soykırım uzmanları" yetiştirilemeyeceğine göre, sivil diplomasi ve ekonomik ilişkilerin tesisine yönelmek doğru olacaktır. Türkiye'de Ermenistan'la bire bir çalışmalar yapan kurumların desteklenerek ortak köprünün oluşturulması gerekir. Bu konu; eğitim, ekonomik, kültürel ve siyasî ilişkilerin alt alta dizildiği bir kapsamda ele alınmalıdır. İkili eğitim işbirliği çerçevesinde Ermenistan'daki Türkoloji Bölümü öğrencileri ve sayısız Türkçe bilen Ermeni gençlerin dâhil edildiği programlar gerçekleştirilebilir.

AKP'NİN RUM AÇILIMI!

Aslan Akbult
Fener Rum Patriği Bartholomeos, 2004 yılı Kasım ayında İstanbul Rum Cemiyeti üyelerini ve Yunanistan’ın başkenti Atina yakınlarındaki Rafina ilçesinden gelen 35 kişiyi alıp “kardeş belediye” olan Mudanya ilçesine bağlı Zeytinbağı beldesine giderek buradaki Faruk Çelik Kültür Merkezi adlı tarihi binada ayin yaptı. Bina 1878 yılında yani Osmanlı devletinin Ermeni ve Rum açılımı yaptığı bir dönemde kilise olarak inşa edilmişti… Aradan 8 yıl geçti. Resmi Gazete’de bir karar yayınlandı. Karar Mudanya ilçesine bağlı Zeytinbağı Beldesi’nin Belediye Meclisi’ne aitti ve beldenin adı Trilye olarak değiştirilmiş, İçişleri Bakanlığı tarafından onaylanmıştı!... Alman yazar, şöyle demişti:“Erdoğan geçen yaz, adadaki Ortodoks manastırını ziyaret ederek Patriğe yardım sözü verdi ve Hıristiyanların Türkiye’den kovulmalarının ’faşistçe’bir uygulama olduğunu söyledi. Rahip Dositheos, ’Hıristiyanlar için böylesine girişimde bulunan bir Başbakan görmedim’ diyor.”

Sevag'ın ölümündeki sisi dağıtan pişmanlık

Daha önce olayı görmediğini söyleyen tanık asker ifadesini değiştirerek, "Kıvanç silahı Sevag'a doğrulttu ve tetiğe bastı. Ailesi, Kıvanç lehine ifade vermemi istemişti" dedi… 27 Aralık 2011'de bu kez Aydın 1'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde beklenmedik bir olay yaşandı. Ekşi ifadesini alan hakime, kendisinin katil zanlısının bir yakını tarafından yönlendirildiğini "Bana sanık Kıvanç ve ailesi özellikle Kıvanç'ın dayısı, Kıvanç'ın lehine ifade vermemi söyledi" sözleriyle itiraf ederek olayı şöyle anlattı: "Olay günü biz komutanlarımızın verdiği emir üzerine tel örgü çekiyorduk. Çalışırken bir ara Kıvanç Ağaoğlu silahını dolduruşa alıp diğer arkadaşımız Sevag Şahin'e doğru doğrulttu. Ve silahla ateş etti. Bu şekilde Sevag Şahin yaralandı. Ben Kıvanç'ın Sevag'a neden ateş ettiğini bilmiyorum."

Onlar bizim katilimiz

Programın geçen oturumunda yaşanan Perinçek kavgası dün akşam da devam ederken yayına Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink de bağlandı… Orhan Dink, Altan Öymen'in Doğu Perinçek'i hatırlatmasına ve Talat Paşa komisyonu tartışmasına sitem ederek "katillerimizi konuşuyorsunuz" dedi. "Altan Abi'ye gerçekten saygı duyuyorum. Talat Paşa komisyonu ve Perinçek için düşünce özgürlüğü üstüne söyledikleri canımızı acıttı gerçekten. Ne diyebilirim ki... Katillerimizin adlarının orada anılmasınını üzüntüyle karşılıyorum" dedi. Dink'in Perinçek konusundaki tepkisi Öymen'i şoke etti. Nagehan Alçı'nın Ergenekon davası üzerine söylediklerine 'bir kaç konu' dışında katıldığını belirten Orhan Dink, 'Nedim ve Ahmet'in bu davaya neden karıştığını hala anlamış değiliz' dedi.

Şimdi sıra Washington’da

Tolga TANIŞ / Hürriyet
Fransa Senatosu tarafından kabul edilen İnkâr Yasası, ABD’deki Ermeni diasporasına kaldıraç oldu. Soykırım iddiasını kongre gündemine aldırmak için çalışan diaspora, mücadelenin Paris’ten Washington’a taşınacağını açıkladı.FRANSA’da kabul edilen İnkâr Yasası, ABD’deki Ermeni diasporası için fırsata dönüştü. 37 yıldır ABD Kongresi’nden bir soykırım yasası geçirmeye çalışan, ancak şimdiye kadar başarılı olamayan diaspora, Fransa’nın kararının ardından harekete geçti. Soykırım tasarılarının en ateşli savunucusu Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), ülke genelinde etkinlikler organize etti. ANCA Direktörü Aram Hamparian da Paris’ten çıkan kararı kullanacaklarını açıkladı. 

Hrant Dink rantçıları

Önce şunu belirtmeliyim. Kim olursa olsun mazlumun dini, milleti, mezhebi, meşrebi, mektebi ve rengi sorulmaz bizim dünyamızda. Kim olursa olsun mazlumun kimsesi biziz ve kendimiz gibi onu sahipleniriz… Türkiye’de işlenen birçok faili meçhul cinayetlerde parmak izi olan derin devlet ve onun uzantısı olan Ergenekon Terör Örgütü üyeleri mezar soyguncuları gibi öldürdükleri insanların cesetleri üzerinden yıllarca siyasi rant elde etmeye çalışmışlardır. Bu gün ‘’Hepimiz Hrantız’’ diye sokaklarda cam, çerçeve indiren, masum halkın otomobillerini yakan, güvenlik güçleriyle çatışmak için adeta kaşınan bir avuç Komünist, Kemalist figüran yıllar önce de Uğur Mumcu cinayetinden sonra Ankara sokaklarına dökülüp ‘’Kahrolsun Şeriat’’ diye yırtınmışlar, yürüyüşleri sırasında okunan ikindi ezanını da yuhlamışlardı.

Ne Türk milliyetçiliği ne de Fransız ırkçılığı

Deniz Uztopal
Bu yasa tasarısının gündeme gelmesi ve etrafında yürütülen tartışmalar, aslında milliyetçiliğin ne kadar zararlı bir şey olduğunu gösterdi. Fransa’da yaşayan Türkiye kökenli emekçiler, Fransız milliyetçiliğinin hortlamasının, yabancı ve Müslüman düşmanlığının bir devlet politikası haline gelmesinin zararlarını yaşayarak görüyorlar. Bu yüzden, örneğin, Türk milliyetçiliğinden etkilenmiş azımsanmayacak bir kesimin, eğer oy kullanıyorsa, seçimlerde ya sosyalistlere ya da komünistlere oy verdiği biliniyor. Diğer yandan Türk milliyetçiliğinin, emekçileri bölerek Sarkozy’yi güçlendirdiğinin farkında değiller. Eğer değişik uluslardan emekçilerin birbirlerine karşı ön yargıları kırılabilse, birlikleri güçlense elbette Sarkozy’nin gerici politikaları da boşa çıkar. Aynı durum Türkiye için de geçerli. Örneğin, Türkiye kendi tarihiyle yüzleşse, Ermeni ve diğer uluslara karşı baskıdan vazgeçse, Türkiye’deki halkların arasında tam bir eşitlik sağlansa, Sarkozy gibilerin eline böyle düşülür mü?

Prayers for the Health of Patriarch Torkom Manoogian

eNewsletter of the Eastern Diocese 
Staff members and clergy gathered in New York's St. Vartan Armenian Cathedral on Wednesday, January 25, for a brief service, to pray for the health and recovery of His Beatitude Archbishop Torkom Manoogian, the Armenian Patriarch of Jerusalem.

20 Steps Turkey Could Take to Worsen Relations with France After Genocide Vote

By Harut Sassounian Publisher, The California Courier 
Turkey’s leaders have been threatening France for months with various reprisals should the French government pass a law making it illegal to deny the Armenian Genocide.  Ignoring Turkish threats and blackmail, the French Parliament adopted a bill on December 22, 2011, criminalizing denial of the Armenian Genocide. The Senate followed suit on January 23, 2012, with a vote of 127-86, after a 7-hour debate. The new law, to be signed soon by Pres. Sarkozy, carries a one year jail term and a fine of $60,000 for anyone denying the Armenian Genocide. Every single member of the French legislature, even those voting against the bill, stated that they had no doubt whatsoever about the facts of the Armenian Genocide. 

Clinton'dan Fransa'nın kararına yorum

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Fransa Senatosunda kabul edilen Ermeni yasasıyla ilgili olarak, ''Biz, ifadelerin suç sayıldığı bir yoldan asla yürümeyeceğiz. Ne kadar korkunç bir olay olursa olsun, ne kadar yüksek derecede hassasiyetleri temsil ederse etsin, tarihsel konuları çözmek için hükümet gücünü kullanmaya çalışmak, bana göre çok tehlikeli bir kapıyı açar'' dedi.

A Time to Act: What Will Become of Varak Monastery After the Recent Earthquake in Van?

By Ara Sarafian
Varak Monastery, near Van, was one of the great monastic centres of the Armenian church. Its main structure was built at the end of the 10th century. Much of the monastery was destroyed in 1915, a significant part was destroyed in the 1960s, while good sections have just barely survived until our days. In recent years, busloads of tourists have visited Varak as a place of historic interest. Many have been Armenian, but also Germans, Japanese, Italians and Americans.

German MP: Germany Must Recognize its Responsibility in the Armenian Genocide

Annette Groth, German MP and head of the Left Group (Die Linke) at the German Bundestag’s (Parliament) Committee for Human Rights and Humanitarian Aid, gave comments to Armenian News-NEWS.am concerning France’s bill that criminalizes the denial of genocides, including the Armenian Genocide.  “Die Linke is trying in every way to contribute to the democratization of Turkish policy and the reconciliation between Armenia and Turkey. The Group criticizes the Turkish government’s demeanor with respect to the Armenian Genocide in the Ottoman Empire. Reconciliation between the two countries will be difficult without justice. It is important for Die Linke that the German Bundestag likewise recognize the German Empire’s responsibility in the Armenian Genocide issue. We believe Germany must apologize for the assistance in, and the deliberate permission for, the Genocide.

Gelin geçmişimizle kendimiz hesaplaşalım…

Mehmet Ali Birand / mabirand@e-kolay.net
2015 yılı, Ermeniler için çok önemli. “Soykırım” iddialarının bütün dünya tarafından kabul edilmesi ve Türkiye'nin cezalandırılması için hedef aldıkları tarihtir. Bu hedefe varabilmek için de ellerinden geleni yapacaklardır. Biz ne yapacağız? Tehditler ederek, elçileri çekerek, ambargolar koyarak, bağırıp çağırarak, başkalarını korkutmanın çok güç olduğunu artık anladık… Her şeyden önce ne olduğunu öğrenelim yeter. O zaman çok daha sağlam bir zeminde durabiliriz. Bugüne kadar sadece HAYIR dedik. Üstelik neler yaşandığı konusunda bilgimiz olmadan, resmi yetkililerin dediklerini dinlemekle yetinip bir fikir sahibi olmaya çalıştık. İktidarlar da hep aynı çizgide yürüdüler. HAYIR  demenin ötesine geçmediler. Başka hiçbir yaklaşım denemediler. Sadece  HAYIR diyerek işte bu günlere geldik. Bu şekilde kendi kendimizi mahkum ettirdiğimizin farkında değiliz. “Soykırım” tuzağına düşmemize çok az kaldı. İşte bundan dolayı, gelin geçmişimizle hesaplaşalım diyorum.

Sarkozy’nin panzehiri

Kadri Gürsel / kgursel@milliyet.com.tr
“Ermeni Soykırımı”nın inkârını cezalandıran yasa tasarısının Fransa Senatosu’nda da kabul edilmesiyle Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy maalesef bir taşla iki kuş vurdu; üçüncüyü de vurmak üzere... Birincisi iç politikadaki başarısı... Ne yaptı etti, 2007’de seçilmeden önce verdiği “soykırımın inkârını cezalandırma sözü”nü tuttu… İkincisi, acı ama gerçektir ki Sarkozy “soykırım yasası”yla Türkiye’yi küçük düşürerek güç gösterisi yaptı… Ve nihayet en çok müteyakkız olunması gereken üçüncüsü... Bu yasayla Türkiye’ye damardan öyle bir “stratejik zehir” şırınga ediyor ki Sarkozy, toksik etkisinin Türkiye’de neden olacağı reaksiyon, Fransa ile ikili ilişkilerde meydana gelebilecek kısmi felcin çok ötesinde, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini daha beter hasta edebilir… Ama önce tabii 60 Fransız senatör bir araya gelip soykırım yasasını aykırılık iddiasıyla Anayasa Konseyi’ne götürmeyecek, bu olsa bile Konsey yasayı uygun bulacak... Bizi asıl ilgilendiren, Türkiye’nin zehre tepkisi... Fevri, alıngan ve yaralı Türkiye’nin reaksiyonu, Fransa’ya her tarafta diplomatik, siyasi ve ticari yaptırımlar savaşı açmak, onunla bir cinnet hali içinde her alanda didişmek olursa... Türkiye tuzağa düşer.

Ermenistan'da İran krizi korkusu

Ermenistan'da İran'la Batı ülkeleri arasında nükleer anlaşmazlığa ilişkin endişe giderek büyüyor. Tahran'a karşı sertleştirilen yaptırımlardan huzursuz olan Ermenistan, bölgede askeri bir operasyon düzenlenmesi halinde bundan en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Olası bir operasyon, Ermenistan açısından öncelikle hayatî önem taşıyan enerji ve ulaşım projelerini etkileyecek.Böyle bir durumda Ermenistan üzerinden Basra Körfezi'ne ulaşacak demiryolu hattının hayata geçirilmesinin tehlikeye gireceği tahmin ediliyor. Ayrıca Ermenistan'ın enerji sıkıntısını gidermek için sınırda Aras Nehri üzerindeki iki hidroelektrik santrali ile İran - Ermenistan petrol boru hattının da askerî bir operasyon durumunda gerçekleşmesi mümkün olmayacak.

Akcam to Talk on Armenian Genocide Trials at NAASR

BELMONT, Mass.—On Thurs., Feb. 16, Dr. Taner Akcam, the Robert Aram and Marianne Kaloosdian and Stephen and Marian Mugar Professor of Modern Armenian History and Armenian Genocide Studies at Clark University, will give a lecture entitled “Judgment at Istanbul: The Armenian Genocide Trials,” at 8 p.m., at the National Association for Armenian Studies and Research (NAASR) Center, 395 Concord Ave., Belmont. The lecture is co-sponsored by the Zoryan Institute for Contemporary Armenian Research and Documentation, the Mashtots Chair in Armenian Studies at Harvard University, and NAASR.

Bakan Dinçer'den ders kitapları ile ilgili açıklama

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Süryani kökenli BDP Mardin milletvekili Erol Dora’nın soru önergesini yanıtladı… Dinçer, yönetmeliğe göre ders kitaplarının insan haklarına aykırılık, cinsiyet, ırk, dil, din, renk, siyasi düşünce, felsefi görüş ve benzeri ayrımcılık içeremeyeceğini belirterek "Hele ki, vatan hainliği gibi bilimsel yaklaşımdan uzak bir ifadenin ders kitaplarında kullanılması pedagojik açıdan da son derece sakıncalı bir durumdur" dedi… Ders kitaplarında Süryani, Ermeni ve diğer halklarla ilgili nefret uyandıracak ifadelere yer verilmediğini kaydeden Bakan Dinçer, "Hatta Süryani, Ermeni ve diğer halkların kültürel özellikleri ders kitaplarında tanıtılarak Anadolu’da yaşayan ve nüfusları ne olursa olsun farklı millet ve dinlerin varlıklarından öğrencileri haberdar etmek ve onlara birlikte yaşama duygusunu kazandırmak amacıyla ayrıntılı bir şekilde bilimsel ve kültürel bililere yer verilmiştir" dedi.

Rusya Ermenileri Türkiye’de Ermeni Soykırımı ve Faşizm suçlarının inkarını cezalandıran bir yasa tasarısının hazırlanmasını öneriyor

Türkiye’de 1915-1922 yılları Ermeni Soykırımı ve Faşizm suçlarının inkarını cezalandıran bir yasa tasarısının hazırlanması ve kabul edilmesi yönünde RF Devlet Dumasına başvurulması amacıyla yurttaş inisiyatifi imza kampanyası devam ediyor.Rusya Ermenileri «Yerkramas» gazetesi Enformasyon Merkezinin verdiği habere göre; halihazırda Rusya’nın 28 bölgesinde ve Rusya dışındaki 2 ülkede imza kampanyası devam ediyor.

TOBB, Ermeni İddialarıyla İlgili Lobi Firmasıyla Çalışıyor Şimdi Bir de Enstitü kuruyor

Ermeni diasporasının soykırım iddialarının 100. yılı olan 2015'e hazırlandığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, 'Lobi faaliyetleri burada daha büyük önem taşıyor. Bütün kamu kurum ve kuruluşları olarak 2015 senaryosuna dış siyaset olarak hazır olmamız gerekiyor. Sağlam tezlerle, ortaya çıkmalıyız. Bu kapsamda TOBB-ETÜ'de bir araştırma merkezi kuruyoruz. Yurtdışında, çalışma, araştırma yapan yabancı tarihçi ve uzmanlara burs verilecek. Akademik olarak insanların elinde materyal oluşturulmasını amaçlıyoruz. Enstitü, sadece Ermeni meselesini içermeyecek. Tüm Osmanlı dönemine ilişkin arşiv ve materyallerin oluşmasını sağlayacak' dedi.

Fransız Kanununun Kabulü Ve Sonrası

Ömer Engin LÜTEM
Olaya Türkiye açısından bakıldığında, kanun kabul edilmiş olduğuna göre, bundan sonra Fransa’ya önlem uygulamak kanunun iptal edilmesi gibi bir sonuç doğurmayacaktır. Ancak kanımızca, Türkiye’nin, 2001 yılında kaybettiği inandırıcılığı geri almak ve bazı AB ülkelerinin de, Fransa’nın yolunu izleyerek, benzer kanunlar çıkarmasını önlemek amacıyla Fransa’ya karşı önlemleri, aşağıda açıklayacağımız hukuk yolu başarısız olursa, devreye sokması gerekmektedir… Fransız senatörler arasında Anayasa Mahkemesine gitmek isteyenler vardır. Tek sorun 60 sayısına ulaşılıp ulaşılmayacağıdır. 2001 yılında da bu yola başvurulması düşünülmüş ancak istenilen sayıya ulaşılamayacağı görülmüştü… söz konusu kanuna göre hapis ve para cezasına çarptırılmış kişilerin, Temyiz Mahkemesinin mahkûmiyet kararını onaylamasından sonra, ifade özgürlüklerinin ihlâl edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmaları mümkündür… Bu kanunun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesini ihlal ettiğini belirterek Türkiye Fransa aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açabilir… Bunların haricinde, Avrupa Adalet Divanına da başvurulması düşünülebilir. Ancak Türkiye’nin AB üyesi olmaması bu yoldan yararlanılmasını güçleştirmektedir.

Hermon Variş Tiyatro Grubunun Yeni oyunu Bir Salak Buldum

Hermon Variş Tiyatro Grubunun bu sezon sahnelemeye başladığı 2 perdelik komedisi Bir Salak Buldum, 23 Ocak Pazartesi günü gerçekleştirilen Gala ile, Feriköy ERTHO''da tiyatro severlerle buluştu. Oyun Günleri: 27 Ocak Cuma; 30 Ocak Pazertesi ; 3 Şubat Cuma ; 6 Şubat Pazartesi ; 10 Şubat Cuma.

Ermeni meselesine ilişkin iki soru

Kürşat Bumin / kbumin@yenisafak.com.tr
Yasanın Fransız meclisinden geçtiği günlerde yayımlanan bir köşe yazısında Prof. Vahit Bıçak'ın "soykırım" konusuna ilişkin bir değerlendirmesi aktarılıyordu. Prof. Bıçak, biliyorsunuz, Türk Ceza Kanunu'nun yenilenmesi (2005) sürecinde görev alan akademisyenlerin başında geliyordu. Köşe yazısında tırnak içinde aktarılan bu açıklama şöyleydi: "TCK 76/c, 'Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması'nı da soykırım olarak nitelendiriyor. Yarın birileri çıkıp, 'Meseleyi gel senin yasalarınla çözelim, TCK'nın 76/c bendini esas alalım' dese ne olur?" Prof. Bıçak'ın sorusunu –sizin adınıza değil tabii ki- ben şöyle cevaplarım: Meselenin adı 76. maddenin sadece "c" değil, onunla birlikte "a", "b", "d" ve "e" bendleri uyarınca da "soykırım" olarak konur...İsterseniz bu bendleri ve öncesinde yer alan soykırım suçu tarifini hatırlamadan geçmeyelim: "(1) Bir plânın icrası suretiyle, milli, etnik, ırkî veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur: a) Kasten öldürme. b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme. c) (....) d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması. E) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi."

Nefret Suçları Yasa Kampanyası

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) göre nefret suçu: Mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur… Kampanyanın temel hedefi, Türkiye’de nefret suçlarına ilişkin yasal düzenlemenin gereğinin kamuoyu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirilmesidir. Bu doğrultuda bir taslak yasa metni hazırlanarak, ilgili kamu kurumlarına ve paydaşlara sunulacaktır.

Türkiye kendini aldatıyor

Etyen Mahçupyan
Her şeyden önce bu yasanın Ermeni oylarını almaya yaradığı savının bir temeli yok. Çünkü sosyalistler de aynı yasayı savundular ve Fransa'daki Ermeniler zaten büyük oranda sosyalistlere oy veriyorlar… Türkiye'nin Fransa'ya karşı öne sürdüğü tezler ise maalesef her tarafından dökülen cinsten... Birincisi, Fransa'nın kendi değerlerine uygun davranmaya davet edilmesi fazlasıyla abes. Çünkü hem insanlığın çağlar boyunca yaratmış olduğu değerlerin bir ülkeye mal edilmesi anlaşılır gibi değil, hem de Fransa'nın halihazırdaki değerlerinin sadece özgürlük olduğunu ileri sürmek de garip. Nitekim yasayı savunanlar adaletin de bir Fransa değeri olduğunu, Yahudi soykırımını cezalandırırken Ermeni soykırımını cezalandırmamanın ise adaletsizlik anlamına geleceğini savundular… İkincisi, yasanın Fransız Anayasa'sına karşı olduğunu söylemek de herhalde Türkiye'ye düşmez… Üçüncüsü, soykırım inkârının cezalandırılmasının ifade özgürlüğüne karşı olma hali, her ne kadar kuramsal açıdan en sağlam argüman olsa da, Türkiye'nin dilinde hayli sırıtan bir söylem.
Dördüncüsü, tarihin tarihçilere bırakılması söylemi de son derece yavan ve samimiyetsiz bir yaklaşımı ima ediyor.

Fransız Sokağı Esnafı İsminden Rahatsız

Sözde Ermeni soykırımının inkarına ceza öngören yasa teklifini onaylayan Fransa'ya tepkiler sürüyor… Karara bir tepki de İstanbul'da Fransız Sokağı esnafından geldi. Esnaf artık bu isimle anılmak istemiyor.

Siyaset uzmanı: Ermeni Soykırımının tanınması treni yerinden hareket etti

Fransa Senatosu’nun kararı en azından Avrupa düzeyinde bir olaydır. Görüş bugün 25 Ocak’ta düzenlenen Erivan-Moskova video-konferansı esnasında, Soykırımların inkarını cezalandıran yasanın kabulünü yorumlayan Kafkasya Enstitüsü direktörü Aleksandr İskandaryan’dan geldi. İskandaryan ″Ermeni Soykırımının tanınması treni bu şekilde yerinden hareket etti, ve bunu durdurmak mümkün değil″ ifadesini kullandı.

ESP: İki itirazımız var

Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Birinci itirazımız, Ermenilere yönelik 1915 katliamını amasız-fakatsız kabul etmeyen; alacağı cezayı hafifletmeye çalışan bir suçlu gibi 'katlettik ama az katlettik', 'onlar da bizi katletti' bahaneleriyle oyalanan Türk burjuvazisinin, halklarımızı aldatmasınadır. Türk egemen burjuvazisi, Ermeni soykırımının politik bir malzeme olarak kullanılmasına tepki göstermeden önce kendi durumu ile yüzleşmelidir. Osmanlı'dan devraldığı katliamcı mirası kıskançlıkla koruyan ve sürdüren Türk burjuvazisi, cumhuriyet tarihi boyunca bu katliamlara yenilerini eklemiştir. Ermeni Soykırımı 'ilk halka'dır. Onu inkar etmekle, Dersim'in, 6-7 Eylül'ün, Maraş'ın, Sivas'ın, Roboski'nin vb. hesabını da açılmadan kapatıyorlar... İkinci itirazımız ise, Ermeni halkımızın acısını, bu topraklara ait bir acıyı kendi emperyalist çıkar hesaplarının aracı yapan Fransa'yadır. Hiçbir emperyalist devletin halkların acılarına dair söyleyecek sözü yoktur. Çünkü bizzat kendileri başka halkların katilleridir. Ucu kendilerine dokunmayan katliamlarda 'mazlumların bekçisi' pozunu takınırlar.

Uluslararası Af Örgütü'nden Sarkozy'e sert uyarı!

Açıklamada Uluslararası Af Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Nicola Duckwort’den geldi… İnsanların her yerde düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğini söyleyen Duckworth, "Bu yasada söz konusu olan asıl şey, 1915 yılında Ermenilerin geniş çapta öldürülmesi ve de yerlerinden edilmelerin soykırım olup olmadığı değil, Fransız yetkililerin bu tarihi tartışmayı ifade özgürlüğünü kısıtlama girişimine dönüştürmesidir. Fransa, uluslararası insan hakları konusundaki yükümlüklerini yerine getirmede başarısız olmaktadır." diye konuştu.

"Türkiye Fransa'ya kızamaz"

Daily Telegraph gazetesi 'Pamuk'u yargılayan Türkiye'nin Fransa'ya kızma hakkı yok' yorumunu yaptı... Gazeteye göre Türkiye çift standartlı bir politika güdüyor... "Türkiye'nin görüşlerine sempatiyle bakıyoruz. Ne kadar nahoş olursa olsun bir fikrin dile getirilmesinin yasaklanması ifade özgürlüğüne aykırıdır. Ama bu konuda Türkiye de aynı derecede kusurludur. Türkiye, katliamlardan bahsettiği için Nobel ödüllü Orhan Pamuk'u Türklüğe hakaretten yargılamıştır. Bu yüzden aynı şeyi yaptığı için Fransa'yı kınayamaz

Fransa cephesinde zorlu bir hukuk savaşı başlıyor

Sedat Ergin-Hürriyet
Dün Ankara ve Paris’ten aldığımız izlenimler ışığında Türkiye’nin önünde üç seçenekli bir yol haritasının şekillendiğini söyleyebiliriz. Birinci yol, Başbakan’ın belirttiği gibi, Senato’dan 60 temsilci ya da Ulusal Meclis’ten 60 milletvekilinin bu yasanın Fransız Anayasası’na aykırı olduğunu öne sürerek bir itiraz dilekçesiyle Anayasa Konseyi’ne başvurmalarıdır…  Bu çaba sonuçsuz kalırsa ne olur? Anayasa Konseyi’nin yetkisinin kullanılabileceği bir seçenek daha var. Fransa’da 2008 yılında yapılan bir anayasa değişikliğiyle vatandaşlara yargılama sürecinde Anayasa’ya aykırı bir durumla karşılaştıkları gerekçesiyle Anayasa Konseyi’ne başvurma hakkı tanındı… Varsayalım ki bu yoldan da geçildi, ancak Anayasa Konseyi ilgili vatandaşın başvurusuna olumsuz karşılık verdi. Bütün yollar yine de kapanmış değil. Bu takdirde gidilebilecek bir yol daha var. Bu yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanıp birinci derece mahkemesinde mahkûm olan bir kişi, Fransa’daki temyiz organlarına gidip, buradan da sonuç alamadığı takdirde Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) şikâyette bulunabilir.

'Soykırım yasası Türkiye’nin AB sürecini etkilemez'

AB Komisyonu, Fransa’da kabul edilen soykırımı inkar yasasının, Türkiye’nin AB sürecinde yeni bir kriter getirmeyeceğini açıkladı. Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu ise AB’yi ‘ikiyüzlü davranmakla’ suçladı.

Davutoğlu'ndan Avrupa'ya Ermeni konusunda çok sert çıkış: AB ikiyüzlü!

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ankara’dan Moskova’ya uçarken Fransa’ya olduğu kadar Avrupa Birliği ülkelerine ve tüm Avrupa’ya da tepkiliydi. Milliyet'ten Fikret Bila'nın yazısına göre Davutoğlu, Fransa’nın, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasayı kabul etmesini zaten akla ziyan bir durum olarak görüyordu ancak Avrupa Birliği’nin sessizliğini de çok yadırgamıştı.

Knesset başkanı: Bizim Ermeni Soykırımını görmezden gelmeye hakkımız yok

İsrail’in Ermeni Soykırımı meselesi yanısıra diğer halkların kitlesel kırımlarını görmezden gelmeye hakkı yok. Açıklama 24 Ocak’ta, Fransa ve Türkiye arasında Soykırımların inkarını cezalandıran yasa tasarısı sonrasında gelişen skandalı yorumlayan İsrail Meclisi Knesset başkanı Reuven Rivlin’den geldi.