Platform bu yıl biri nisan ayında Uluslararası İstanbul Film Festivali'ne paralel olarak İstanbul'da, diğeri Altın Kayısı Uluslararası Film Festivali'ne paralel olarak temmuzda Erivan'da iki toplantı gerçekleştirecek.Başvurular arasından seçilecek on proje İstanbul'da, on proje Erivan'daki toplantıda değerlendirilecek. Bu toplantılarda uluslararası jürinin değerlendirmesi sonucu seçilecek birer filme onar bin dolar destek sağlanacak. Başvurular 19 Mart 2012'ye kadar yapılabilecek.
Sorumlu kamu görevlileri için yeni dilekçe
Dink Ailesi'nin avukatları, savcılığa ek bir dilekçe vererek, Hrant Dink cinayetinde sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında bir kez daha şikayetçi oldu. Dilekçede, kamu görevlilerinin "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçunun işlendiği belirtildi.
Hrant Dink’in unutulmuş bir jesti ve hatırasına karşı sorumluluğumuz
Ahmet Turan Alkan / a.alkan@aksiyon.com.tr
Hrant Dink’in hâtırasını soldurmamak, bu toprakların emzirdiği her “Yerli”nin boynuna borçtur.Başbaşa sohbetlerinde Hrant Dink, Basri Doğan’a şunları anlatmış: “Basri Bey, sen Anadolu’nun Sivas şehrinde doğmuş Türk kökenli birisin. Allah seni böyle yaratmış. Aynı Anadolu toprağında ise beni Malatyalı Ermeni kökenli aileden olarak… Sen Türk kökenli Anadolulusun, ben ise Ermeni kökenli Anadoluluyum. Sen ve ben aynı yerin evlatlarıyız.Yediğimiz tarhana çorbası, içtiğimiz su aynı. Tek farkımız milliyetimiz. Benimle senin aranda bir sorun yok. Aslında bizi birbirimize düşüren bu kendini bilmez lağım çukurları (Batılı çıkar babaları). Tarihçilerin aydınlatacağı bu sorunlardan bizler mesul değiliz. Hollanda’yı, Türk kökenli adayları Ermeni soykırım iddialarını tanımadıkları için listeden çıkarmalarını Lahey’den kınıyorum.
Etnik arındırma ve sonrası
Herkül Millas
Zaman'da yayımlanan, Etyen Mahçupyan ve Şener Aktürk'ün yazdığı dört yazı (8,15,15 Ocak ve 1 Şubat) Balkanlar ve Kafkasya göçleri, kırımları ve bunları yaşamış olan halkların belleği ve algısı konusundaydı… Otokton olmak/olmamak, imtiyazlı olmak/olmamak tartışması ve genellemeleri milli tarihçilikte esastır. Ama evinden sürülen bir insanın, işini, dostlarını, aile mezarını, kilisesini veya camiini, diktiği ağaçları, kedisiyle köpeğini geride bırakanın acısı öylesine büyüktür ki, ecdadım iki kuşak mı yoksa iki yüz kuşak mı yerliydi hesabı yapmaz. Bu sorunsal aklına gelmez. Biz tarihi inceleyip, "otokton olmaması gerekiyor" hükmünü verdiğimiz gariban, memleketinden olurken "yerliler" kadar acı çeker; sürülürken de "hak ettim" demez. Böyle diyenini hiç duymadık. Böyle de hissetmez; ettiğine inanıyorsak, bu durum, bizim onunla ilgili imajımızdır, algımızdır.
Ermeni Sosyalist Sayat Tekir: Etyen Mahçupyan AKP'yi Meşrulaştırıyor!
Mahçupyan, liberal, sağcı bir yazar. Ben durduğum yerden baktığımda sağcı bir yazarın yazdıkları beni niye etkilesin diye düşünüyorum. Niye bu kadar önemseyeyim. Zannediyorum ki, Mahçupyan zeki bir insandır. Kendisini nasıl okutturacağını bilen bir insandır. Böyle bir yazıyı solcuların okuyacağını bilir ve onlara okutmanın yolunu da bulur. Görüşlerine saygı duyarım ancak işi yaftalamak ya da hakaret etmek boyutuna vardırdığı için insan tepki vermeden duramıyor. Ece de, Ahmet de, Nedim de sahipsiz değil… Bizim bence Mahçupyan’ın yazılarını okumaktan daha önemli uğraşlarımız olmalı. Mahçupyan’ın yazılarıyla uğraşmaktansa solu nasıl bir araya getireceğiz bunun üzerinde dursak daha iyi ederiz. Hava durumunu okumak bile Mahçupyan’ı okumaktan daha faydalı olur. En azından havanın ne olacağını öğreniriz. Mahçupyan’dan öğreneceğimiz pek bir şey yok.
Dyarnentarac: Garegin II. ilahiler eşliğinde yeni evli çiftleri kutsadı
Ermeni Apostolik Kilisesi bugün 14 Şubat’ta Mesih’in Kutsal Doğumundan 40 gün sonra çocuk İsa’nın mabede sunumu Rab’in Sunuluş Yortusu (Dyarnentarac) yortusunu kutlamakta. Yortu 13 Şubat gecesi muştulandı.
Ermeni yetimlere bürokrasi engeli
Okul binası 12 yıl boyunca boş kaldı. Kalfayan Vakfı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne başvurarak Altunzade'de bulunan arazilerini okul alanından çıkarmak istediklerini dile getirdiler. Satıp geliriyle Ermeni yetimlerin eğitimlerini sürdürmelerini sağlamak isteyen vakfın başvurusu üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettiş görevlendirip rapor hazırlattı. Ancak müfettişler 'Dışişleri Bakanlığı'nın okulu kapatması gerekir' diye görüş verdi. Bakanlık da 'bir azınlık okulunu kapatmak ülke imajını zedeler' deyip reddetti. (Neresini düzeltmeli bu haberin? Arsa satışına izin istenmesi neden okul kapatma nedeni oluyor. Daha komiği rapor neden Dışişleri Bakanlığına gidiyor ve neden Dışişleri bu konuda karar veriyor? Hiç bir şey değişmemiş gibi. HYETERT)
Gayrimüslimlere de 3 çocuk çağrısı
Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, "Başbakan 3 çocuk derken, sadece Müslümanlar için söylemiyor. Türkiye'nin bütün zenginlikleriyle iri ve diri kalmasını istiyor" dedi.
Azınlıklar devlette görev alabilsin
TBMM Anayasa Komisyonu, son dakikada bir değişiklik olmazsa 20 Şubat’ta Fener Rum Patriği Bartholomeos’u dinleyecek. Yeni anayasa konusunda azınlıkların sorunlarını dile getirecek olan Bartholomeos’un, azınlık okullarına destek verilmesi ve Ruhban Okulu’nun açılması talebinde bulunacağı öğrenildi. Ders kitaplarından Ermeni ve Rumlar için, “arkadan vurdular” gibi nefret suçlarına yol açan ifadelerin ayıklanmasını isteyecek olan Bartholomeos’un, azınlık cemaatlerine Diyanet bütçesinden pay aktarılması görüşünü seslendirmesi bekleniyor.
ABD Ermenistan musluğunu kısıyor!
ABD, Ermenistan'a ekonomik yardımı yaklaşık beşte bir oranında azaltma kararı aldı. ABD, 2013 yılı bütçesinde Güney Kafkasya ülkelerine yapacağı ekonomik yardım oranlarını açıkladı. Bu kapsamda Ermenistan'a 32,543 milyon dolar, Azerbaycan'a 15,526 milyon dolar, Gürcistan'a ise 70,860 milyon dolar ekonomik yardımda bulunulacak.
Bağış: 'Avrupa Birliği'nin ülkelerini değil, ilkelerini önemsiyoruz'
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, farklı inanç grubu temsilcilerine seslenerek, "Birlikteliğimizi kimse bozamaz." dedi. Bağış, Fransa'daki soykırım yasasına da değinerek 'Avrupa Birliği'nin ülkelerini değil, ilkelerini önemsiyoruz.' dedi.The Marmara Otel'de gerçekleşen '5. Sivil Toplumla Diyalog Toplantısı'na Egemen Bağış'ın yanı sıra farklı inanç temsilcileri, gazeteciler, sanatçılar katıldı.
Spielberg 'Ermeni Soykırımı'na el attı
Oscar ödüllü yönetmen Steven Spielberg, 1915 Ermeni iddialarını konu alan bir film için Ermeni Ulusal Sinema Merkezi'yle masaya oturdu. "Schindler'in Listesi" ekibi, yönetmen Steven Spielberg ve senarist Steven Zaillian, bu kez "1915 soykırımı" için bir arada.
Askerde ölen Sevag Balıkçı davasında 19 korucu dinlenecek
Askerliğini yaparken er Kıvanç Ağaoğlu'nun silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ermeni asıllı jandarma er Sevag Şahin Balıkçı davasının 4. duruşması gerçekleştirildi. Batman'ın Kozluk İlçesi Gümüşörgü Jandarma Karakolu'nda vatani görevini yaparken er Kıvanç Ağaoğlu'nun silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren er Sevag Şahin Balıkçı davasında, mahkeme 1 yüzbaşı ve 1 adli tıp uzmanını bilirkişi olarak atadı. Mahkeme ayrıca, olay sırasında bölgede bulunan ve Balıkçı'yı hastaneye götürenlerin de aralarında bulunduğu 19 korucunun talimatla ifadesinin alınmasına karar verdi.
St. Sarkis Church of Dallas Marks 20 Years
By Mary Mukhtarian
The 20th anniversary of the consecration of the St. Sarkis Armenian Church of Dallas, TX, was marked on Saturday, February 4, with a banquet at the Hilton Lincoln Centre Ballroom. Diocesan Primate Archbishop Khajag Barsamian presided over the festivities honoring the Armenian community of Dallas-Fort Worth.
Ağaoğlu Yine Tutuklanmadı
Ekin Karaca / ekin@bianet.org
Sevag Balıkçı'nın Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'da Kıvanç Ağaoğlu'nun silahından çıkan kurşunla şüpheli şekilde ölümüyle ilgili görülen davada, tutuksuz sanık Ağaoğlu yine tutuklanmadı... Tutuksuz yargılanan Ağaoğlu'nun tutuklanması talebi yine reddedilirken, mahkeme heyeti, geçen duruşmada verilen ara kararların sonuçlarının yerine gelmesi için duruşmayı 6 Nisan 2012'ye erteledi.
Sevag Balıkçı'nın Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'da Kıvanç Ağaoğlu'nun silahından çıkan kurşunla şüpheli şekilde ölümüyle ilgili görülen davada, tutuksuz sanık Ağaoğlu yine tutuklanmadı...
Mazlum-der'den Ermeni Asker Sevag İçin Açıklama
Mazlum-Der Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahim Ay, Batman'da devre arkadaşı tarafından kasten öldürüldüğünü ve askerde ilk şüpheli ölümün olmadığını ileri sürerek, "Sevag Şahin Balıkçı'nın ölümü, askerde ilk şüpheli ölüm değildir. Ancak Sevag'ın Ermeni olması, daha önce meydana gelen benzer olayların kurbanlarının çoğunun Kürt olması ve olayların kaza olmadığının ortaya çıkmış olması, dikkatleri vahim bir gerçeğe çevirmiştir. Bu vahim gerçek şudur: insanlar bu ülke için zorunlu bir görevi ifa ederken dahi mensup oldukları ırk ve dinleri nedeniyle ayırımcılığa uğramakta, yaşam hakları ihlal edilmek suretiyle infaz edilmektedir. Bu vahim tablonun bir adım ötesinde ve daha vahim olanı ise şudur: Benzer olaylarda infazlar, kamuoyuna öncelikle askerin intiharı ya da bir kaza olarak lanse edilmekte soruşturma bu minval üzere yürüyüp, kapatılmakta, olayın takipçisi olunması halinde ise ya görgü tanıklarına ya ailelerine baskı kurma girişimleri yaşanmaktadır.
Süryani derneğine saldırı
Şırnak'ın İdil İlçesi Hükümet Caddesi'nde bulunan Süryani Derneği'ne, kimliği belirsiz kişiler tarafından taş ve havai fişeklerle saldırı düzenlendi. Süryani Derneği Başkanı Robert Tutuş, "İdil Süryani Derneğine yapılan saldırılar derin bir aczin ifadesidir" dedi. Dernek binalarına yönelik yapılan saldırıları kınadıklarını belirten Tutuş, bu tür saldırıları hiçbir zaman kabullenmeyeceklerini söyledi.
Ermeniler, 'Esad' sonrasından endişeli
Suriye'deki Ermeni toplumu, Esad rejiminin devrilmesinden endişe duyuyor.Ermenistan basınında yer alan haberlere göre, Suriye'de yaşayan 80 bin civarındaki Ermeni, muhaliflerin yönetimi ele geçirmesi halinde tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalabilir.Uzmanlara göre, muhaliflerin kontrolü ele geçirmeleri halinde Ermenileri tedirgin olmaya iten iki temel neden var: Suriye Ulusal Konseyi'nin Türkiye'de ilan edilmiş olması ve Ermenilerin şu ana kadar Esad rejimini desteklemeleri.
Malatya'daki tarihi Ermeni kiliseleri restore edilecek
Eşref Akgün
Çavuşoğlu Mahallesi'ndeki Taşhoron Kilisesi ile merkeze bağlı Venk köyündeki Venk Kilisesi'nin restorasyonu için girişimler başlatıldığını ifade eden Saran, bir yılı aşkın süredir yürütülen çalışmalar neticesinde kiliselerin yenileme projelerinin tamamlanarak, Sivas Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun onayına sunulduğunu anlattı.
"Fransa Minsk üçlüsünden çıkmalı"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasının öngören yasa tasarısın Fransa senatosu tarafından kabul edilmesinden sonra Fransa'nın açıkça taraf olduğunu ispatladığını ifade ederek, "Minsk üçlüsü içerinde bu vesile ile Fransa'nın artık çıkması lazım" dedi.
Unutulan sanık beraat etti!
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 19 sanığın yargılandığı davada hakkında hüküm kurulmayan ve bu nedenle dosyası ayrılan tutuksuz sanık Coşkun İğci'nin beraatına karar verdi.
Amerikalı Misyonerlerin Hakkari Günlüğü Yayınlandı
Adıyamanlı yazar Murat Gökhan Dalyan'ın 3. kitabı olan '19.Yüzyılda Amerikalı Misyonerlerin Hakkari Günlüğü' adlı kitabı okuyucularıyla buluştu… Öncü Kitap tarafından yayınlanan kitapta 1830-1870 yılları arasında Hakkari Bölgesi'nde yürütülen misyonerlik faaliyetleri ve yaşananlar anlatılıyor. İlk olarak 'Başlangıcından 1857 Yılına Adıyaman Tarihi' kitabını çıkaran Dalyan, daha sonra '19. Yüzyılda Gelenekten Batı Kültürüne Ermeni Yaşamı' adlı kitabını piyasaya sürmüştü...
İki Mustafa
Mustafa Elveren (Em.Öğrt.)
Ünlü yazarlarımızdan Aziz Nesin’in oğlu Sayın Ahmet Nesin’in “İki Mustafasız Bir Türkiye İstiyorum!..” başlıklı makalesinde; “… Türkiye’de bütün siyasi tartışma iki Mustafa arasında gidip geliyor. Birisi tamamıyla dindar bir nesil istiyor ve 1400 yıl önce yazılan Kur’an’ın yeterli olduğunu söylüyor, diğeri de sadece Kemalist bir nesil istiyor.
Hrant'ın etrafındaki sol abluka kalkmalı
Fatih Vural
Mahçupyan, "5 yıldan beri yürütülmekte olan kampanyamsı bir çaba var. Hrant'ın üzerinden giden, ama nihayetinde AK Parti karşıtlığında cisimleşen bir çaba... Darbelere karşı olduğunu söyleyen, Ergenekonvari olaylara karşı olduklarını söyleyen insanlar, bugün Hrant'ı kullanarak, aynı Ergenekon'un yaptığı gibi AK Parti karşıtlığı gibi bir strateji sürdürüyorlar. Bunu yaparken kendi kimliklerini de yeniden konsolide ediyorlar. Bu biraz sol, laik ve sosyalist bir kimlik. Burada bir mikro siyaset var. Kendi kimliğini ayakta tutmak… Çok marjinal hale gelmiş insanlar, birden kamusallaşıyor, Hrant sayesinde. Onların istediği bu. Hrant da onlar için bir araç. Çünkü gayrimüslim. Sahibi yok. İslami kesim sahiplenmiyor. Hükümet sahiplenmiyor. Sahiplenmeyi hak eden birisi. Bunu sahipleniyorsunuz, kamusallaşıyorsunuz. Orada kolay elde edilen bir araçsallaştırma var.” Mahçupyan, "Hrant İçin Adalet İçin diye bağırmak ahlaki değildir. Hükümet bir şey yapıyor, birdenbire siz kendinizi kahramanlaştıracak bir söyleme kayıyorsunuz, bu çok ucuz bir davranış. Ahlaki değil.
Öteki Tarih - 1
Cihan Keyif
"Türklerin tarihle ilgilenmeleri genel olarak iyi, ama çoğu resmî tarih tezlerini sağlamlaştırmak için tarihle ilgileniyor." Yazarımız Ayşe Hür'ün kitabı çıktı: Öteki Tarih - 1. Kendisiyle bu kitap ile ilgili Taraf gazetesinde Cihan Keyif bir söyleşi yaptı. Resmi tarihi tek bakış açısı olarak kabullenmiş kuşaklar için yararlı bilgiler içeren söyleşiyi sunuyoruz. … İkinci kitap I. Dünya Savaşı’nın bittiği ve İttihatçı liderlerin ülkeden kaçtığı 1918’den Mustafa Kemal’in İttihatçılarla hesaplaşma adı altında kendisine muhalefet eden tüm siyasî kadroları tasfiye ettiği 1926 İzmir Suikastı Davası’na kadarki döneme ait yazılardan oluşacak… Üçüncü kitapta ise, Türk Tarih Tezi, Güneş Dil Teorisi, 1932 Bursa Olayı ve Nutku, 1934 İskân Kanunu, giyim-kuşam, mimari, resim, heykel, müzik, eğlence alanındaki ‘devrimler’ gibi Kemalist modernleşme projesinin çeşitli pratiklerine dair yazıları toplayacağım.
Hey gidi Sanasaryan Han!
Ragıp Zarakolu
Sene 2012, dün kar yağdı Kandıra’ya. Ben yine geçmişe daldım ve S. Ali’nin hâlâ yanıtlanmamış o dilekçesini düşündüm. Bakalım 90 küsur yıl sonra adalet tecelli edecek mi?... Önce, troleybüs Fatihten, Sirkeci, oradan ver elini Sanasaryan Han!..Kapıda "çift ay" var iç içe bakan, Emniyet Amirliği’nin en gizemli, en korkulan kapısı: Siyasi Şube!O kapıdan girerken, "vay be, gerçekten varmış böyle bir yer" diyorum, ürpererek.Babamın öğretmen arkadaşı Hasan Basri Alp 1945 yılında burada ölmüş işkencede ve sonra "kaçarken damdan düştü" denilmiş...Son bir not: Sıvas Kongresi’nin yapıldığı bina da Sanasaryanların mıydı?
Milliyetçilik ve toprak parçası
Serdar KAYA/Taraf GAZETESİ
Her insanın, doğup büyüdüğü (ya da bir tarihten sonra yaşamaya başladığı) memleketi ile arasında çeşitli sosyal, kültürel, psikolojik ve ekonomik bağlar vardır. Milliyetçilik, kişiye bütün bu bağlarını ikinci plana atmasını ve her şeyi öncelikle etnik ve siyasi bir çerçeve içinde anlamlandırmasını telkin eder. Bu tasavvura göre, dünya, farklı parçalara bölünmüş olan, sınırları belli topraklardan ibarettir. Ulus-devletlerin hâkimiyetindeki bu toprak parçalarının her biri üzerinde farklı bir etnik grup yaşamaktadır. Bizi biz yapan şey (yani kimliğimiz) ise, herşeyden önce, bu etnik aidiyet üzerinden anlam kazanır. Bu yaklaşım, halkları milletlere, memleketleri vatanlara, azınlıkları ise yabancılara dönüştürür,,,Milliyetçilik Türkiye’ye Batı’ya nazaran biraz daha geç geldiği gibi, haddinden uzun da kaldı. Batı’da artık insanlık suçu olarak kabul edilen uygulamaların Türkiye’de halen normal addediliyor olması, bunun bir sonucu. Bu insanlık suçlarından biri de, bir topluluğu (sırf hasbelkader taşıdığı bir kimlikten ötürü) güdülecek bir hayvan sürüsü gibi görmek ve gerekli görüldüğünde bir yerden diğerine nakletmeye kalkmak.
Çiçek: Bizim tarihimizde soykırım yoktur
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, "Buradan tüm dünyaya sesleniyorum. bizim tarihimizde baskı yoktur, zulüm yoktur, işgal yoktur, soykırım yoktur, alçaklık hiç yoktur" dedi.
Yahudi Soykırımı Oscar’ların favorisi
Yahudi Soykırımı Oscar’ların favorisi
Tüm dünyada “Holokost (Yahudi Soykırımı) Günü” olarak anılan Auschwitz toplama kampındaki mahkumların özgür kaldığı 27 Ocak’ı işleyen filmler, Oscar’dan eli boş dönmüyor…Sinema Eleştirmeni Alin Taşçıyan ise Holokost temalı filmlerin hemen tamamının özgün bir üslupla ele alındığını ayrıca kalifiye yapımlar olduğunu belirtiyor. Bu konuda başarılı filmlere atıfta bulunan Taşçıyan, şunları kaydediyor: “Ne kadar acıdır ki sinema tarihinin birçok başyapıtı insanoğlunun acımasızlığının kanıtlarından biri olan Holokost hakkındadır. Bugüne dek beyazperdede vicdanımız sızlayarak izlediğimiz, Holokost temasına dair filmlerin neredeyse hepsi prodüksiyon değerleri ve sinematografik yaratıcılıkları bakımından olağanüstü niteliklere sahiptir.
Bu senaryo Türk sinemasına armağanım olsun
A. Turan Alkan
Bizim "Âsi, şişman, mütayit ve Ermeni" Sevan Nişanyan'ın yaramazlıkları bitmiyor, bakınız yine neler yapmış?... Hikâye şöyle başlıyor: Ali Nesin'le birlikte ayağa kaldırdıkları Şirince'deki Matematik Köyü'nü şenlendirmek için bir anıt yapmayı düşünüyorlar. Daha önce yörede benzerlerine raslayıp hayran olduğu kaya mezarlardan birini, köyün kayalık yamacına sıfırdan inşa etmek geliyor aklına. Ünlü bir heykeltraşa soruyor, trilyona varan bir rakam telaffuz edilince, "Gayret dayıya düştü." diyerek işe sıvanıyor… Son zamanlarda yerli sinemamızda, özellikle mahalli renkleri dile getiren, rahat seyredilir bir mizahi akım gelişiyor; buna dair çok başarılı örnekler seyrettik. Nişanyan'ın başına gelenler ve onun ilginç muhalefet ve mücadele tarzı çok güzel bir film olurdu. Senaryo yazmaya bile gerek yok; Nişanyan'ın yaşadığı komiklikleri sıraya koyup Nasreddin Hoca fıkraları gibi ucucuna eklemek kâfi.
Fransa paraşütleri ‘Ermeni yasası’na takıldı
Türk Hava Kurumu (THK) Başkanı Osman Yıldırım, THK’nın paraşüt alımı için açtığı ihaleyi Fransız firmasının kazanması nedeniyle ihaleyi iptal ettiklerini bildirdi.Yıldırım, bir süre önce 150 paraşüt alımı için ihale açtıklarını belirterek, ‘’İhaleyi Fransız firması kazandı. Biz de, sözde Ermeni soykırımı iddialarının reddini suç sayan yasa tasarısının Fransız Senatosunda kabul edilmesinin ardından, ihaleyi askıya aldık’’ diye konuştu.
Surp Haç Tıbrevank Sevgi Yemeği
Surp Haç Tıbrevank'ın 59.yılı münasebetiyle düzenlenen geleneksel Şükran Ayini ve Sevgi Yemeği 12 Şubat 2012 Pazar günü (Bu gün) Kumkapı Meryem Ana Kilisesi ve Amira Bezciyan salonunda.
Yıldırım: Ermenileri azdıran ve şımartan dış güçler var
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 1. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında da bugün olduğu gibi ''Ermenileri azdıran ve şımartan dış güçler'' olduğunu belirterek, ''Aynı zihniyet bugün de boş durmuyor. Fransa'da, İsviçre'de ve daha nicelerinde, maalesef yeni baştan bu Ermeni işgal zihniyeti, faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor'' dedi. (Sayın Bakan, azdırmak ve şımartmak ne demek sorun yoksa kim kimi şımartıp, azdırabilir? Ermeni işgal zihniyeti sanırız yeni bir buluş. Kim nereyi işgal etmek istiyor? Hyetert)
Dersim'in Kayıp Kızları'nı kaçırmayın
Türkiye tarihinin acı dolu bir dönemine titiz bir çalışmayla ışık tutan İki Tutam Saç: Dersim'in Kayıp Kızları 12-19 Şubat arasında, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi ile Balık Arts'da... "Gala Gösterimi: 19:00 Pazar, 12 Şubat 2012, gösterimi takiben yönetmen Kazım Gündoğan ile söyleşi gerçekleştirilecek. Söyleşi University of East Anglia'da Film ve Medya Çalışmaları Bölümü öğretim üyesi Dr Eylem Atakav tarafından yönetilecek. (Biletler £ 10 - İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi'nden temin edilebilir - 0 207 241 6950 )
İsrail ile Ermenistan arasında soykırım kavgası
İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın, “Holokost tabiri başka trajediler için kullanılamaz. Başka olayların ya da kıyımların Holokost olarak nitelendirilmesini kabul etmiyoruz” sözlerine Erivan’dan tepki geldi… Nalbandyan, “Holokost” tabirinin hiçbir zaman “Ermeni soykırımı” için kullanılmadığını belirterek, “Raphael Lemkin, ‘soykırım’ sözcüğünü ilk kullandığında Medz Yeghern’e gönderme yapıyordu. Bu terim daha sonra uluslararası kurumlar tarafından kullanılmaya başlandı” dedi.
'Ermeni olduğumu ifşa etmem provokasyondu'
Ermeni olduğunu 40 yaşında öğrenen müzisyen Yaşar Kurt, Ermeni olduğunu açıklamasının ardından ailesinden gelen tepkileri anlattı.“40 yaşımda Ermeni olduğumu öğrenince kafam karıştı, niye bu böyle, niye ben bilemedim, kafam karıştı ve öfkelendim. Daha sonra önemli olan insan olma fikri kendini sağlam bir biçimde kendini gerçekleştirdi. Arada bir buçuk sene bocaladım. İfşa etmeme eski kuşaklardan hiç tepki gelmedi, hiçbir kötü tepki olmadı. Genç kuşaklar benim gibi biraz bocaladılar. Kimileri milliyetçiydi ve bir anda ‘ne oldu’ dediler. Kendi köklerinde de böyle bir şey olduğunu öğrenip sıkıştılar. ‘Ben sonradan Müslüman mıyım’ diye soranlar oldu. Akrabalarımdan genç tayfadan bu örnekler. Bazı travmalar iyidir. Bu travmanın gerekli olduğunu düşündüğüm için paylaştım, ırkçı milliyetçi köşelere gitmeden nasıl yaşamamız gerektiğini bulmak için. Kız kardeşim ‘Benim çocuğum okula gidiyor, orada eskiden benim dayım Yaşar Kurt diyordu, şimdi benim dayım Yaşar Kurt demekten kaçınacak’ dedi. Bu konuda kat edecek çok yolumuz var. O zaman Ermenistan’a gitsin diyenler de oldu, yaptığım provokasyondu, çünkü insanları gerçek tepkilerini ortaya koymalarını ve bu tepki üzerinden kendilerini yargılamalarına yol açtım.”
Ermeniler de dahil herkes hayal kırıklığı yaşayacak
Fransa Anayasa Konseyi eski Başkanı Badinter, Sarkozy hükümetinin hazırladığı ve iptal istemiyle Konsey’in önüne gelen soykırım yasasının herkese hayal kırıklığı yaşatacağını söyledi.Anayasa Konseyi’nin 9 yıl süreyle başkanlığını yapan ve bir dönem Fransa’da adalet bakanlığı görevinde bulunan Badinter, ulusal parlamentoların, tarihi konularda herkes tarafından tanınan uluslararası yargılama yetkisi olan kurumların yerine kendisini koyamayacağını söyledi. 1915 olaylarıyla ilgili uluslararası bir mahkemenin kararı olmadığına dikkat çeken Badinter, Fransız parlamentosunun, bu konuda yetkisi olmadığının bir kez daha altını çizdi.
ABD Kongresi Türk lobisine geçiyor!
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Washington'da Türk gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çok memnuniyet verici bir gelişmeyi de ifade etmek istiyorum. Türk-Amerikan Dostluk Grubu Kongre'de 133 sayısına ulaştı. Yani bu Kongre'de ciddi bir rakamdır ve şu an itibarıyla ikinci veya üçüncü büyük gruptur. İnşallah 5 üye daha katılırsa en büyük grup haline dönüşecek. Bunun getirdiği büyük bir memnuniyet oldu.''
'Kürtler, Türkiye'nin bir sonraki soykırım kurbanı'
Armenian Weekly, Türkiye'nin "soykırım" sonrası değil "soykırım" öncesi bir devlet olduğunu iddia ederek, "Türkiye, aradığı bir sonraki hedefi buldu gibi görünüyor. Türkiye'nin bitmemiş son soykırım işini hatırlatan Ermeniler bu listenin en tepesinde, tabii ki Kürtler de Türkiye'nin bir sonraki en olası kurbanı" görüşünü öne sürdü.
'Er Sevag'ın üstü yalanlarla örtülmesin'
Beyoğlu'ndaki Cezayir Restoran'da gerçekleştirilen toplantıda konuşan eski milletvekili Ufuk Uras, Sevag Şahin Balıkçı davasının, 13 Şubat Pazartesi günü Diyarbakır'daki askeri mahkemede devam edeceğini hatırlattı. ''Irkçı cinayetlere, ırkçı nefrete karşı kamuoyu duyarlılığını yükseltmek için bir araya geldiklerini'' ifade eden Uras, tek isteklerinin adalet ve gerçeklerin üstünün örtülmemesi olduğunu belirtti.
Prolific Young Scholar on Armenian Genocide in Holland Ugur Üngör
By Aram Arkun
Ugur Ümit Üngör is one of a new generation of scholars emerging from Turkey who deal forthrightly with the Armenian Genocide. Assistant professor at the Department of History at Utrecht University in the Netherlands and researcher at the Center for Holocaust and Genocide Studies in Amsterdam, his main interest is the historical sociology of mass violence and nationalism. He has recently published three books dealing with the Armenian Genocide and related issues.
Ugur Ümit Üngör is one of a new generation of scholars emerging from Turkey who deal forthrightly with the Armenian Genocide. Assistant professor at the Department of History at Utrecht University in the Netherlands and researcher at the Center for Holocaust and Genocide Studies in Amsterdam, his main interest is the historical sociology of mass violence and nationalism. He has recently published three books dealing with the Armenian Genocide and related issues.
Memurun sözleri yanına kâr kalmayacak
Ermeni gazeteci Cevat Sinet, engelli kimliğini almak için gittiği Batman Valiliği’nde ‘Kimliğinde Hıristiyan yazıyor. Sen Batman Ermenisi misin? Seninle mi uğraşacağız? Bu özürlülerle kim uğraşacak’ sözlerini işitince hukuka başvurdu. Sonuç alamayınca şikâyetini AİHM’e taşıdı.
eNewsletter of the Eastern Diocese: The Feast of the Presentation of the Lord to the Temple
On February 14 each year, the Armenian Church celebrates Dyarnuntarach, literally "the bringing forward of the Lord." The Feast of the Presentation of Our Lord to the Temple is always 40 days after Armenian Christmas. Other names for the feast include Derendas (possibly a contraction of Dyarnuntarach) and Candlemas.
Sarkozy Fransız Yahudilerinden İnkar Yasasına Destek İstedi
"Bir gün Yahudi soykırımı da reddedilebilir." Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’daki yahudi toplumundan, kendi desteğiyle Meclis’ten geçen ancak Anayasa Mahkemesi’ne götürülen Ermeni soykırımını inkar edenlere para ve hapis cezası öngören yasaya destek vermelerini istedi. Sarkozy, "Eğer bugün bu soykırım reddedilirse, yarın Shoah (Yahudi soykırımı) da reddedilebilir," dedi.
eNewsletter of the Eastern Diocese: St. Leontius (Ghevont) and his Clergy Companions
The Feast of St. Leontius honors the sacrifices made by a group of martyred priests, known collectively as the Levontian (or Ghevontian) Fathers, who gave their lives for their faith and their nation. They included Catholicos Hovesp; the bishops Sahag and Tatig; and the priests Arshen, Manuel, Abraham, Khoren, and their heroic leader, St. Leontius.
İşte MİT'in takip ettiği gazeteciler
MİT'in sadece Baransu'yu değil başka Taraf yazarlarını da takip ettiği ortaya çıktı. Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Amberin Zaman, Mehmet Altan ve Markar Esayan’ın sahte isim ve kod adlarıyla telefonlarının dinlendiği belgelendi. MİT istediği dinlemeleri yasal kılıfa uydurmak için ise 5 ayrı mahkeme kararı aldırmış!
‘İlk görevim bütün dünyada Hıristiyanları korumak olacak’
Rusya Başbakanı Vladimir Putin, başkanlık seçimlerinin ardından göreve geldiğinde önceliğinin tüm dünyada Hıristiyanları kollamak olacağını açıkladı
NYT: Türkiye'de kilise camiye dönüştürüldü
New York Times, İznik Ayasofya Müzesi’nin Ekim ayında restorasyon için kapatıldığına ancak Kasım’da yeniden açıldığında camiye dönüştürüldüğüne dikkat çekti.İznik (St.Sophia) Ayasofya Müzesi’nin camiye dönüştürülmesi ABD basınında yer aldı. Haberde, çevre sakinlerinin bu konuda çok hevesli olmadığı ve öğle namazı için sadece 18 erkeğin Ayasofya Camii'ne gittiği savunularak, yerel bir çiftçinin, “Bu tamamen gereksiz. Burada çok camimiz var. Bizim turiste ihtiyacımız var ancak artık gelmeyecekler” dediği kaydedildi.
Noam Chomsky Discusses Turkey with David Barsamian
Posted by David Barsamian
David Barsamian, the director of Colorado-based Alternative Radio, conducted the following interview with Noam Chomsky on Jan. 20 at MIT in Cambridge, Mass.
Asıl sorun dindarlık değil, milliyetçilik
Levent Köker
Milliyetçilik, burada kullandığım anlamıyla, türdeş bir kültürel yapı olarak görülen "millet" ile "devlet"in birliğini amaçlayan bir siyasî ideoloji. Millet ve devlet birliği târihi olarak eşzamanlı bir oluşum hâlinde gerçekleşmiyor. Türkiye özelinde devletin Cumhuriyet ile birlikte bir "millet oluşturma" sürecine girdiğini görüyoruz. Bu sürecin en önemli politika alanlarından birini kuşkusuz kültür oluşturuyor ve burada Türkiye, târihî bir ikilemle yüz yüze geliyor: Ermeni "Büyük Felâket"i ve "Nüfus Mübadelesi" sonrasında çok büyük çoğunluğu Müslüman olan Anadolu'da yeni millî kimliğin asıl unsuru dine dayanmak durumunda kalıyor. Nitekim Lozan'da azınlıkların "gayrimüslim" olarak nitelendirilmesi de bunun bir sonucu. 1924'te Hilâfet'in ve Şeyhülislamlığın kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması ve Tevhid-i Tedrisat ile aynı yıl kabûl edilen Anayasa'da milletin "Türk" olarak niteleneceği benimsenirken, gayrimüslimlerin "vatandaşlık" dışında Türk sayılamayacakları da kayıt altına alınıyor… Kemalist dönem, "Diyanet İşleri Reisliği" aracılığıyla halkın "itikadat, ibadat ve ahlak" alanlarını kontrol etmek suretiyle uygun bir millî kimlik oluşturulması gerektiği hedefine yönelirken, Kemalist dönemi eleştirel yaklaşan muhafazakâr milliyetçi kesim, İslâm'ı biraz daha öne çıkaran bir "sentez" fikrini geliştiriyor.
A people killed twice
Julia Pascal
It is the forgotten 20th-century catastrophe. In 1915, under cover of world war, Ottoman Turks wiped out a third of the Armenian population. To this day, Turkey denies blame - and, behind it, Britain stands firm among a dwindling band of nations that fail to acknowledge the massacres were genocide.
Ermeniler gerçek kimliğine dönüyor
Melik Duvaklı
Yıllarca kimliğini saklayan Ermeniler, son dönemde yaşanan iyileşmenin etkisiyle özlerine dönmeye başladı. Ermeni Diasporası, dünyanın her yerinde Türkiye aleyhine karalama kampanyaları düzenlerken ülkemizde yaşayan Ermeni asıllı vatandaşlar birer birer özüne dönmeye başladı. Türkiye’nin değiştiğine dikkat çeken “Kripto Ermeni” olarak bilinen vatandaşlar, artık kendilerini gizleme gereği de duymuyor. Kilisede vaftiz olup gerçek isimlerini alıyor. Ermeni cemaatinde de tartışma konusu haline gelen Kripto Ermenilerden asıl kimliklerine dönenler yaklaşık iki yıldır bir dernek çatısı altında faaliyet gösteriyor. İsmini değiştirip, kilisede vaftiz olarak Ermeni kimliğine dönenlerin kurduğu Dersimli Ermeniler İnanç ve Sosyal Yardımlaşma Derneğinin geçtiğimiz ay İstanbul’da düzenlediği yemekli davete yaklaşık 550 kişi katıldı.
Sarkozy: 'Türkiye, tarihiyle yüzleşmeli'
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy 'Ermeni soykırımı' tartışmaları konusunda Türkiye'yi bir kez daha 'tarihiyle yüzleşmeye' çağırdı. Ortadoğu'daki gelişmeleri de değerlendiren Sarkozy, İran'ın nükleer silah edinmesine karşı olmakla birlikte çözümün askeri değil, siyasi olduğunu belirtti. Fransa Cumhurbaşkanı, Filistin sorununda da 'çözümün iki devlet kurmaktan değil, iki ulus-devlet kurmaktan geçtiğini' kaydetti.
Kilisenin Tapusu Onda
Tuğba Yardımcı Mısır
Trabzon'da 1424'te yapılmış harabe durumdaki Kaymaklı Ermeni Kilisesi ile yanındaki şapel ve manastırın tapusu 78 yaşındaki Haşim Kantekin'e ait.
Halklar Söyleşileri Süryaniler
Anadoluyu Anadolu yapan şeylerin başında , bu coğrafyada tarihten bugüne yaşayan Halkların kültürel zenginliği geliyor hiç kuşkusuz.. Halklar Söyleşileri serisinde bu defa Anadolu’nun kadim halklarından olan Süryanileri daha yakından tanıyacağız. Tarih: 25 Şubat Cumartesi, Saat: 17:00, Yer: Aka-DER Kızılay Şube Kültür Merkezi -Ankara
1915 soykırımdır
Ergun Babahan /ebabahan@stargazete.com
İsviçre, Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın “Soykırım yoktur’’ sözüne soruşturma açtı ya, birden herkes düşünce ve fikir özgürlüğü yanlısı kesildi. Hrant Dink, Orhan Pamuk yargılanırken, mahkeme salonlarında Ergenekoncular’ın saldırılarına uğrarken arazi olanlar şimdi ortada.Batı’ya özgürlük ve insan hakkı dersi veriyorlar. Versinler.. Bakalım, bizim ülke bu konuda nasıl? Ben de 1915’in soykırım olduğunu savunuyorum.İttihatçı çete, merkezi olarak böyle bir tehcir kararı almış, Batılılar’ın doğrudan gözünün önünde olmayan bölgelerden yüz binlerce insanı ölüm yolculuğuna çıkarmıştır. Bu kıyıma sahip çıkmak, Naziliğe sahip çıkmakla eşdeğerdir. (Yapamayın bizim düşünce ve fikir özgürlüğü kahramanı Ermeni aydınlarımız(!) alınacak şimdi HYETERT)
‘Hrant’ın parazitleri’
Ahmet KEKEÇ / akekec@stargazete.com
Bu başlık, Etyen Mahçupyan gibi benim de başımı derde sokar mı? Hangi “ilkeyi” temellük ettiği belirsiz güruhun saldırısına maruz kalır mıyım? Hiç umurumda değil... Birazdan, “basın özgürlükçüsüymüş gibi” yapanların ipliğini pazara çıkaracağım... Etyen üzerinden “gösteri” yapacaklarına, kendi durumlarına açıklık getirsinler. Bizi ikna etsinler...Ki, “Hah işte... Bunları söyleme hakkına sahipsiniz... Devam!” diyebilelim. Etyen Mahçupyan, Today’s Zaman gazetesinde yayımlanan “Hrant’ın parazitleri” başlıklı yazısında, Hrant üzerinden “Ergenekon’u aklama çalışması” yapanları deşifre edince, yemediği küfür kalmadı.
Ufuk: İşte öyle bir adam...
Fatih Polat/ fpolat@evrensel.net /
Mahçupyan, 2 Şubat günü kaleme aldığı “Hrant’ın arkadaşları” ve 5 Şubat günü “Hrant’ın parazitleri” başlığı ile devam ettirdiği yazılarla yine o uğursuz misyonunu oynadı.“Hrant’ın parazitleri” başlıklı yazısında şunları söylüyor örneğin: “Sol adına yapılan bu Hrant araçsallaştırması, bir parazit kolonisinin saygı ve dinginliği hak eden bir acının üzerine çullanmasından, onu didikleyerek beslenmesinden başka bir şey değil. Bunun son örneklerinden birini geçenlerde Ece Temelkuran’ın kaleminden okuduk.”Mahçupyan, başkalarını Hrant Dink’i ‘sol’ adına yeniden kurgulamakla suçlarken, kendisi onu tam da kendi durduğu yerden yeniden kurmaktan geri durmuyor ve şöyle diyor: “Daha sonraki yıllarda Hrant demokratlığı bu bellek inşasının meşru zemini olarak gördü ve o noktadan itibaren de sosyalizm onun için nostaljik bir gençlik romantizmi anısına dönüştü.”Bunlar hayli iddialı sözler. Peki varsayalım ki öyle, o zaman neden sol içinden de geniş bir kesim “Hrant’ın arkadaşları” ile birlikte davasının takipçisi olmaktan geri durmuyor da, ama aynı çevrelerin Etyen Mahçupyan’a içi hiç ısınmıyor?...
Patrikhane politikasının geleceği
Emrah Usta- Süleyman Şah Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi
Dünden bugüne maalesef 'aramızdaki hainler' sloganlarıyla anılan bu cemaatler, dünya siyaset arenasında birçok dinî grubu bir arada tutabildiği gibi, Türkiye'nin küresel vizyonuna da katkı sağlayabilirler. .. Özellikle mevcut Patrik sonrasında Türkiye'yi derinden bekleyen bir kriz vardır. Ruhban Okulu'nun kapalı olmasıyla yeni patrik konusunda ciddi sıkıntılar yaşayacak Türkiye'nin, Patrikhane konusundaki politikalarını yeni anayasal çerçevede çizebilmesi bekleniyor. Küresel vizyonun yapı taşlarından olacak Patrikhane etkisini Türkiye iyi kontrol edebilmeli, bu küresel gücü Fatih Kaymakamlığı gibi bir makama bağlamak yerine Başbakanlık gibi bir kurum altında sınıflandırabilmelidir. Nitekim dışarıdan bakıldığında görülen "ikinci sınıf vatandaş" algısını, bu şekilde ortadan kaldırabilir. Öte yandan Heybeliada Ruhban Okulu, zaman kaybedilmeden Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi çatısı altında açılabilir. Sadece Rumlar için değil, kapalı olan birçok Süryani, Şii ve Ermeni dini okullar da benzer bir uygulamaya tabi tutulabilir. Yeni anayasada gayrimüslim sınıfa tabi ruhanî liderlerin hukukî pozisyonları yeniden tanımlanmalıdır. Kilise, havra ve sinagoglara daha çok maddî destek sağlanmalı, cumhurbaşkanı gibi üst düzey yetkililerin özel günlerde buralara ziyareti planlanmalıdır. Bunu başarabilen Türkiye, aynı zamanda, AB'nin din ve vicdan özgürlüğü eleştirisinin önüne geçecektir.
Հայկական Օրեր Միւնիխի Մէջ
Երեք տարի է արդէն Միւնիխի մէջ գեղեցիկ սովորութիւն եղած է հայկական օրերուն կազմակերպումը։ Այս տարի անոնք տեղի ունեցան Յունուար 31էն Փետրուար 3, Միւնիխի Լուտվիկ Մաքսիմիլիան համալսարանի Մերձաւոր եւ Միջին Արեւելքի հիմնարկէն ներս։ Այս մասին յատուկ Tert.am-ին կը տեղեկացնէ պատմաբան Վահէ Թաշճեան, Պերլինէն։
Ermeni Lisesi'nde de tablet eğitim
‘Tablet’li eğitimde 52 ‘pilot’ arasına Ermeni Lisesi de girdi. Hürriyet'ten Nuran Çakmakçı'nın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ikinci yarı yılda başlattığı Fatih Projesi’nin pilot uygulamasında şimdilik 52 okul var.Bunların arasındaki tek azınlık okulu ise Özel Eseyan Ermeni Lisesi. Türkiye'de tabletine kavuşan tek azınlık okulunun öğrencileri de öğretmenleri de mutlu.
AB Bakanımız Avrupa’ya gidemeyebilir
Can Ataklı - catakli@gazetevatan.com
İşte Egemen Bağış da, bu saçma sapan yasayı eleştirmek için Davos’ta kişisel bir eylem yaptı. Zürih Devlet Savcısı Christine Braunschweig Egemen Bağış’la ilgili soruşturma başlatmış.Uluslararası hukukun sağladığı diplomatik dokunulmazlık nedeniyle Bağış hakkında dava açılması çok zor olabilir.Ama diplomatik dokunulmazlığın da bir sınırı var. Bağış’ın bakanlığı bırakması ve parlamenterliğinin de sona ermesi halinde dava açılır mı onu bilmiyorum. Bu durumda Egemen Bağış’ın ifadesinin alınması gerekecektir. Yani Egemen Bağış, İsviçre AB üyesi olmasa da Shengen kapsamında olduğu için, AB üyesi herhangi bir ülkeye girdiği an İsviçre’de çıkarılmış “difüzyon” kararı nedeniyle gözaltına alınmak ve Zürih’e gönderilmek durumunda kalabilir.
Zarakolu ve Belge Yayınları
"İsveçli parlamenterler, tutuklu gazeteci, yayıncı, yazar ve insan hakları savunucusu Ragıp Zarakolu'nu Nobel Barış Ödülü adaylığı için önerdi."İç karartıcı gündem içinde okuduğum en güzel haber buydu. Elbette bu haberin de dramatik bir tarafı var. Zarakolu'nun dramı, yalnızca şimdiki tutukluluğu değil. Sistem uzun süreden beri Zarakolu'nu çeşitli ceza yöntemleriyle susturmaya çalışıyor. Onun ve ölen eşinin demokrasi mücadelesine katkılarına duyduğum şükranı, kurdukları yayınevi üzerinden dile getirmeye çalışacağım.
Ermeniler Sarkozy'ye tepkili
Ermeni diasporası ise gelinen bu durumdan Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi sorumlu tutmaya başladı. Fransa Ermeni Teşkilatları Koordinasyon Konseyi (CCAF) Güney Fransa sorumlusu Julien Harunyan “UMP içinde büyük uyuşmazlık yaşandı. Sarkozy adamlarını kontrol edemedi” dedi. CCAF Ulusal Sekreteri Pascal Chamassian ise “Yasanın onaylanmasının gecikmesi anayasaya aykırılık için başvuruyu sağladı. Bu da bizde garip bir his yaratıyor. Zaferimizi çaldılar. Hoşnut değiliz, öfkeliyiz. Bu iş bir hukuk işi değil, siyasi bir iş. Anayasa Konseyi seçilmişlerin kararına saygı duymalı” diye konuştu .
'Soykırım yasası iptal edilecek'
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin partisinin üst düzey ismi Gaudin "Eminim Anayasa Konseyi, Ermeni soykırımının inkarı suç sayan tasarısını reddedecek. Hatta soykırımı tanıyan yasa bile iptal edilebilir" dedi.
Soykırım Konusu Bağış Ve Schulz Arasında Soğuk Rüzgarlar Estirdi
Fransa'nın da benzer yasaları oluşturmak için girişimde bulunduğu hatırlatılarak, bunun Avrupa'da ifade özgürlüğünü tehlikeye atıp atmadığı sorusu üzerine, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, şunları söyledi:"Avrupa'da ifade özgürlüğünün tehlike altında olduğunu düşünmüyorum. Eğer durum böyle olsaydı bununla mücadele etmek için her şeyi yapardım. İfade özgürlüğü AB'deki en temel haklardandır… Bağış'ın ardından tekrar söz alan Schulz, AP'nin 1987, 2000, 2002 ve 2005'de aldığı soykırımı tanıyan kararlara atıf yaparak, "Ben soykırım meselesi ile ilgili olarak son derece net bir pozisyona sahip bir kurumun başkanıyım ve bunun altını çizmek zorundayım ki alınan kararları savunmakla yükümlüyüm ve savunuyorum. Benim pozisyonum son derece net ve bu pozisyonun yanlış anlaşılmaması için tekrarlamak zorundayım bunları. Çok uluslu bir parlamentonun Alman başkanı olarak her gün kendi tarihimle yaşamak zorundayım...”
Vakıflar Galata Rum İlkokulu binasını iade etti
Vakfın ibraz ettiği, Galata'daki Rum İlkokulunun kendilerine ait olduğunu gösteren belgeleri inceleyen Vakıflar Meclisi, Vakıflar Kanunu'na 28 Ağustos 2011'de eklenen geçici 11. madde çerçevesinde kararını verdi. Vakıflar Meclisi, okul binasının vakfa iadesinin yapılabileceğini kararlaştırdı.
Egemen Bağış'a AP'den destek mesajı
Oomen-Ruijten, “Herkes düşüncelerini özgürce ifade edebilmelidir” dedi. 1915 olaylarıyla ilgili Türkiye'nin arşivlerinin açılarak ortak tarih komisyonunca incelenmesi önerisine destek veren Raportör Oomen-Ruijten, “İsviçre'de olsun, Fransa'da olsun Avrupa'da ve Türkiye'de herkes düşündüğünü hiçbir kısıtlama olmadan söyleyebilmelidir” dedi. Türkiye'de de ifade özgürlüğü noktasında bazı sorunlar bulunduğunu savunan Oomen-Ruijten, AP Dış İlişkiler Komitesi'nin gündeminde bulunan son Türkiye taslak raporu bunlara da dikkat çektiğini dile getirdi.
"Hrant Dink'i vurdu, kötü mü yaptı?"
Samsun'da 2 ayda bir çıkan "Statüko" dergisinin Genel Koordinatörü Okan Baş imzasıyla çıkan köşe yazısında, "Ogün Samast gibi gürbüz bir genç, işi 'Türk'ün kanı pistir' demeye getiren Hrant denen herifi vurduğu için ağır bir cezayla karşı karşıya kaldı. Kötü mü yaptı yani?" diye yazdı.
Prof. Dr. Yalçınkaya’dan Ermeni İddialarına Karşı 100 Yıllık Program
Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya, Ermeni iddialarına karşı önümüzdeki 100 yıllık süreçte yapılması gerekenleri şu şekilde değerlendirdi: “Bugün Avrupa ve Amerika’da üniversitelerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dahil birçok kurumların kütüphanelerinde bir gerçek var. Hukuk, siyaset, uluslararası ilişkiler, sosyoloji gibi alanlarda raflardaki bazen 10 -20 kitaptan biri soykırım iddiaları hakkında. Gayet kaliteli baskı ve cilde sahip, tuğla kalınlığındalar. Hangisinin muhtevasına bakarsanız baştan sona zincirleme, uydurma kaynaklar veya tehcir masallarına dayanır. Bugün diyaspora sektörü ve Ermenistan bu iddialardan vazgeçse dahi kütüphane gerçeğine karşı yapmamız gerekenler var. Buna karşın yerli ve yabancı arşivler ile uluslararası hukuk gerçekleri ışığında yapacağımız araştırma ve yayınlar yeni bir dinamizm ile gelecek nesiller açısından güven sebebi olacaktır.”
Şişli’den Haberler:
Şişli A bayan Voleybol takımı Türkiye deplasmanlı 2. liginde deplasmanda Altınoluk Belediye takımın 3-0 mağlup ederek 30 puana yükseldi ve 6. sıradaki yerini korudu… Şişli A erkek basketbol takımı Türkiye deplasmanlı 3. ligindeki ilk maçında Ankara Anadolu Basket takımına 83-81 mağlup oldu.
Bağış sözünün arkasında; İsviçre yasanın arkasında durabilecek mi?
Mustafa Kartoğlu-Star
‘Tarafsız’ bir ülkede başlatılması sembolikti. Ardından AB’nin kendini ‘liderlik’ makamında gören üyesi Fransa’da gündeme geldi. Almanya, tarihin ilk ‘soykırım suçlusu’ ülke olarak buna cesaret edemese de, Başbakan Angela Merkel’in ‘soykırım yasası’nın mucidi Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi ekonomik ve siyasi bakımdan kanatları altına alması, yasanın arkasında olduğunu gösteriyor. Eğer Fransız anayasa yargısı yasayı iptal etmezse sırada Avusturya gibi Almanya eksenindeki AB ülkeleri olacak. Bakan Bağış’ın İsviçre’deki resti ve İsviçre’nin ön soruşturma başlatması, uygulanamayacak, ancak ‘siyasi kirlilik’ yaratma amaçlı bir yasanın erken kadük olması için fırsat sayılabilir.
Halaçoğlu'ndan Bağış'a destek geldi
MHP’li Halaçoğlu, İsviçre’de hakkında ön soruşturma açılan Bakan Bağış’a destek verdi… Yusuf Halaçoğlu “Bir bakan hakkında dava açmaya kalkışırlarsa, diyecek tek bir şey var; artık batı ırkçılık içinde yüzen devletler topluluğudur” sözleriyle tepki gösterdi… Egemen Bağış, dokunulmazlığı olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, eğer Bakan Bağış hakkında soruşturma açılırsa Türkiye’nin Avrupa’nın artık özgür devletler ülkesi olmadığını, fikre gem vuran onu sınırlandıran orta çağ Avrupa’sına dönmüş geri zihniyette olan bir Avrupa olduğunu açık bir şekilde ifade etmesi gerektiğini söyledi… “Türkiye’nin AB'ye girme meselesinden çekiliyoruz demesi lazım” dedi. (Sayın Bakan, aman kılavuza dikkat. Böyle desteği olanın kösteğe ihtiyacı olmaz. HYETERT)
Fransa'da bir ilk: Müslüman mezarlığı
Fransa'nın doğusundaki Strasbourg'daki Sosyalist belediye, ilk defa bir Müslüman mezarlığını hizmete soktu. Fransa İslam Konseyi Başkanı Muhammet Mussavi, belediye tarafından bir Müslüman mezarlığı açılmasını "tarihi bir adım" olarak gördüklerini ve büyük bir memnunlukla karşıladıklarını belirterek, bu uygulamanın Fransa'nın diğer bölgelerine de örnek teşkil etmesini arzu ettiklerini ifade etti.
Bağış: 'Gider yine soykırım yok derim, Türkiye'nin bakanını tutuklayamazlar'
28 Ocak’ta, “İsviçre sözde soykırımı reddetmenin suç olduğu bir ülke. Bugün İsviçre’deyim ve ben diyorum ki, 1915 olayları soykırım değildir” diyen AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış için Zürih Savcılığı ön soruşturma başlattı. Neue Zürcher Zeitung gazetesinin haberine göre, soruşturma İsviçre Ermeni topluluğunun şikayeti üzerine açıldı. Bakan Bağış, ön soruşturma açılmasıyla ilgili ''Bu tür girişimler bizim için yok hükmündedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin herhangi bir bakanını tutuklayacak bir güç tanımıyorum. Gerekirse Davos'a gider, aynısını yine söyleriz'' dedi.
Diaspora Anayasa Konseyi’nden umutsuz
Fransa'da soykırımın inkarının cezalandırılmasına ilişkin yasanın Anayasa Konseyi'nde iptal edileceği tahmin ediliyor. Bazı siyasetçiler "Ermeni Soykırımı"nı kabul eden yasanın da iptal edilebileceğini öne sürüyor.
Üniversiteden heykel söküldü mü?
CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e, Dumlupınar Üniversitesi yerleşkesinin girişinde bulunan mermer bloktan yontulmuş "Aslan ve Kartal" heykelinin "Ermenistan’ın devlet arması" olduğunu ileri süren bir kişinin "ihbar" mektubu üzerine yerinden sökülerek depoya atılıp atılmadığını sordu.
Rahip Santoro anıldı
Trabzon'da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Santa Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santoro için anma töreni düzenlendi. Trabzon’da 5 Şubat 2006 tarihinde, Santa Maria Katolik Kilisesi’nde 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin’in silahlı saldırısı sonucu öldürülen Rahip Andrea Santoro, anıldı. Santoro’nun öldürüldüğü sıraya çiçek konuldu ve mum yakıldı.
Gaziantep’te unutulan Yahudi mirası / Forgotten Jewish heritage in Gaziantep
1979 yılında tüm Yahudilerin şehri terk etmesinin ardından bakımsızlıktan yıkılan Gaziantep Sinagogu, restore ediliyor. Sık sık şehri ziyaret ederek bu restorasyonda etkin rol almaya çalışan Gaziantep Yahudi'si Özkul Arkadaş, bu süreçte neler yapıldığını ve Gaziantep’in Yahudi tarihini anlatıyor.
Bağış'a Soruşturma Dışişleri'ni Harekete Geçirdi
Bakan Bağış'a "soykırım yok" soruşturması başlatan Zürih savcısına hükümetten sert tepki geldi. İsviçre Büyükelçisi, Dışişlerine çağırıldı… Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "İsviçre fazla özgürlüklere tahammülü olmayan bir ülke. Ama onlar da öğrenecekler" derken; Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik " Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanına soruşturma açmak Zürih Savcı'sının haddine düşmez " dedi.
Nişanyan'a 'kaya mezar'dan 5 ay hapis
İzmir’in Şirince ilçesinde kaya mezar yaptıran turizmci Sevan Nişanyan 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Bağış'a şok soruşturma
Selma Güven
Dünya Ekonomik Formu sonrası Zürih kentinde yaptığı açıklama nedeniyle İsviçre savcılığı soykırımı inkardan Egemen Bağış hakkında ön soruşturma başlattı… Zürih devlet savcısı Christine Braunschweig, "Geçen hafta savcılığımıza bu konu ile ilgili bir dilekçe ulaştı. Dilekçede Sayın Bağış’ın İsviçre Ceza Kanunu'nun 261. maddesinde ırkçılık başlığı ile yer alan kanuna muhalefet edildiği bildiriliyordu. Savcılığımız iddiayı ciddi bularak ön soruşturma başlattı. Şimdi Egemen Bağış’ın dilekçede konu edilen Ermeni soykırımını inkar sözlerini söyleyip söylemediğini araştıracağız. Kendisinin diplomatik dokunulmazlığı olup olmadığına bakacağız. Bunların sonucunda yasaya aykırı bir durum var ve diplomatik dokunulmazlığı yok ise hakkında dava açacağız" dedi.
Diasporalı Ermeni eğitmenler Yıllık Eğitim Programı başlıyor
Ermenistan Eğitim ve Bilim Bakanlığı yabancı ülkelerde faaliyet gösteren Ermeni okulları, anaokulları, günlük ve diğer tip eğitim kurumlarında Ermenice ve ilgili konularda ders veren öğretmen, müdür, eğitim bölümü sorumlularının 2012 yılı Yıllık Eğitim Programı ön hazırlık çalışmaları başladı.Bir aylık eğitim semineri 8 Temmuz-7 Ağustos tarihlerinde Ermenistan Eğitim ve Bilkim Bakanlığı tarafından onaylanan şu programla gerçekleştirilecektir:
Amerika Ermeni Asamblesi, Obama’ya sözünü tutması ve Ermeni Soykırımını tanıması yönünde tekrar çağrıda bulunuyor
Daha önce Robert Dold ve Adam Schiff, Kongre üyesi çalışma arkadaşlarına, Hillary Clinton’a Ermeni Soykırımına ilişkin sözlerini geri çekmesi çağrısında bulunan mektubu imzalamaları çağrısında bulundular. Hillary Clinton’un sözleri vesilesiyle şaşkınlık ve hayal kırıklığı ifade eden Asamble, başkan Obama’ya bir mektup yollayarak ivedilikle bazı adımlar atılmasını talep ettiler: mektupta «Sayın Başkan, Sizin seçim sözünü yerine getirmeniz ve Ermeni Soykırımını tanımanızın zamanıdır» denmekte.
Rahip Santoro Cinayeti'ndeki "Sessizlik"
Ekin Karaca / ekin@bianet.org
Altı yıl önce gerçekleşen Rahip Santoro cinayeti hakkında görüştüğümüz hukukçu yazar Orhan Kemal Cengiz, olayın Dink cinayeti ve Zirve Yayınevi katliamı ile birlikte ele alınması gerektiği ve üç olayda da hem polisin hem askerin parmağı olduğu görüşünde.
Patriğin 'yol çilesine' 5 milyon TL'lik yatırım
Özgür Özdemir
Bakanlık, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Trabzon'daki Vazelon ve Kuştul manastırlarını ağaçlık ve dikenli bir patikadan yürüyüp ziyaret etmek zorunda kalması üzerine yol yapımı ve restorasyon için ödenek çıkarttı.
"Nefret Duygu Değil, Tutumdur"
Işıl Cinmen
Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) katılımcısı 56 ülkeden 34'ünde nefret suçlarına ilişkin yasal düzenleme olduğunu ancak Türkiye'de nefret suçu yaygın olmasına rağmen yasal düzenleme olmadığını belirtti ve Nefret Suçları Yasası'nın öncelikli olduğunu söyledi… Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ise nefret söylemini tanımlayarak başladı: "Irkçılık, yabancı düşmanlığı, Yahudi aleyhtarlığı, azınlıklara/göçmenlere, kadınlara karşı ayrımcılık, dini hoşgörüsüzlük, homofobi, önyargıyı içeren, aşağılayan, hedef gösteren ya da simgeleştiren her türlü yazılı ve sözlü ifade." İnceoğlu, nefret suçunu ise "Bir kişiye, gruba ya da mülke, sırf ırk, din, etnik köken, cinsiyet kimliği sebebiyle zarar vermek" olarak anlattı. Nefretin bir duygu olarak algılanmaması gerektiğini de vurgulayan İnceoğlu, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) bu suçlara "önyargı suçu" ya da "mesaj suçu" denildiğini söyledi... Nefret Suçları Yasası Kampanyası'na destek vermek için imza kampanyasına "imza.nefretme.org" adresinden katılabilirsiniz.
Türkiye için önemli karar
İtalya’daki mahkemelerde, Almanya’nın 2. Dünya Savaşı döneminde işlediği suçlar nedeniyle açılan davalar Birleşmiş Milletler’in yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’ndan döndü. Almanya’nın, bir ülkenin yaptığı eylemlerden dolayı, bir başka ülke mahkemesinde dava açılmasının “yargı bağışıklığı” ilkesine aykırı olduğu yönündeki itirazı, Adalet Divanı tarafından kabul edildi… Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Kerem Altıparmak, Ermenilerin 1915’te uğradıkları zararlar nedeniyle farklı ülkelerde dava açma olasılığı nedeniyle Türkiye açısından ayrıca önemli olduğunu vurguladı. Altıparmak, Türkiye’nin, farklı ülkelerde açılacak olası davalara karşı kararı emsal göstererek Divan’a başvuru yapabileceğini kaydetti. Altıparmak, “Karar, Fransa’daki Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa nedeniyle açılacak davalarla ilgili değil. Çünkü onlar kendi ülkelerindeki bir eylemi yargılamayı tartışıyorlar.Ancak, Ermenilerin 1915’te uğradıkları zararlara karşı başka ülkelerde Türkiye aleyhine dava açmalarının önlenmesi açısından karar büyük önem taşıyor” dedi.
Hrant'ın parazitleri
Etyen Mahçupyan / e.mahcupyan@zaman.com.tr
Hrant'ın öldürülmesi, onu kendisi olmaktan çıkararak kullanılabilir bir malzeme haline getirdi. Bu dönüştürme eyleminin ilk adımı, Hrant'ın toplumla kurmuş olduğu duygusal bağı anlamsızlaştıracak ölçüde bir 'laik solcu' olarak sunulması. Böylece Hrant neredeyse toplum üstü, ama aynı zamanda toplum dışı bir kahraman olarak yeniden çiziliyor. İkinci aşamada ise devlet, bugünkü hükümetle yer değiştiriyor ve özgürlük mücadelesinin ekseni AKP karşıtlığı olarak kurgulanırken, devlet de Ergenekon davalarının itibarsızlaştırılması sayesinde ihya edilmeye çalışılıyor. Ancak 'ideolojik ahlaksızlık' olarak adlandırılabilecek olan bu tutum, Hrant'ı fırsatçılık ve faydacılıktan nasibini almış, basmakalıp ve içi boş bir ruhsuz hayalete dönüştürüyor.Sol adına yapılan bu Hrant araçsallaştırması, bir parazit kolonisinin saygı ve dinginliği hak eden bir acının üzerine çullanmasından, onu didikleyerek beslenmesinden başka bir şey değil.
TARİH DEFTERİ: Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe
Ayşe Hür / hurayse@hotmail.com
Yılda ortalama 160 öğrenim günü olduğunu varsayarsak, bir çocuk, ister Kürt, ister Ermeni, ister Rum, ister Laz, ister Çerkes, ister Fransız kökenli olsun çocuk sekiz yıllık temel eğitimi boyunca 1280 kere ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım...” demek zorunda. Bunun ideolojik bir beyin yıkama olduğunu söylemeye herhalde gerek yok.,, Sonuç olarak kim yazarsa yazsın, Gençliğe Hitabe, okunduğu günden beri Kemalist düşünce setinin kutsal metinlerinden biri oldu. Rejimin kendini tehlikede hissettiği dönemlerde, (mezarlıktan geçerken ıslık çalmak gibi) Gençliğe Hitabe yüksek sesle okunarak korkular savuşturuldu. Saflar sıklaştırıldı, iman tazelendi. Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik’in “Gençliğe Hitabe ve Andımız ayet mi” diye sorması aslında tersten durum tesbiti sayılabilir.
Türk mahkemelerinde hesap versinler
Gaziantepli Ahmet Karadağ’ın Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa, Fransa’daki Ermeni Diasporası ve Türkiye’de 4 Ermeni Vakfı hakkında işgal nedeniyle açtığı tazminat davasının Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirilmeye alınması, binlerce Gaziantepliye de mahkemeye başvurma yolunu açtı.Fransız işgali döneminde atalarını kaybeden, malları gasp ve işgal edilen tüm vatandaşlar, aşağıda örneğini yayınladığımız dava dilekçesi ile işgalci Fransızlar ve işbirlikçi Ermeni çetelerinden davacı olabilecek. (Dava vakıflarımıza açıldığına göre, Ermeni çeteleri tabi bizim cemaat vakıfları oluyor. Allah akıl fikir versin. HYETERT)
Fransa, Ermeni Meselesi ve Burası
Ragıp Duran
Yeni tez ‘Arşivleri açalım, ortak tarih komisyonu kuralım, tarihçiler karar versin’ şeklinde özetlenebilir. Bu konuda bazı girişimler de oldu ama sonuçsuz kaldı. Türk devleti (Ve Saz Arkadaşları Türk medyası ve Türk kamuoyunun önemli bir kesimi) son olarak Fransız Ulusal Meclisi ve Senatosu’nun 1915 olaylarını Soykırım olarak niteleme girişimleri karşısında ‘Siyasal kurumlar/makamlar tarihi yargılayamaz’ tezini ön plana çıkardı. Bugün hala bu tez, bu savunma gündemde. Oysa ki Fransız Hükümetinin Parlamento ile İlişkilerden Sorumlu Bakanı Patrick Ollier, Senato’daki tartışmalar sırasında, İnkara Yaptırım Yasasının savunucusu kimliği ile bu konuya değinirken mealen şöyle konuştu: ‘’Bu konuyu tarihçilere bırakalım deniyor. Neden ? Tarih, siyaset dışı, siyaset üstü bir konu mu ki? Tarihçilerden kastedilen kimler? Bugün Ermeni sorunu ile ilgilenen tarihçilerin yüzde 90’u 1915’i zaten Soykırım olarak nitelendiriyor. Evet ‘Soykırım değildir’ diyen tarihçiler de var. Biz o zaman hangi tarihçilerin kararına bakacağız? Bu ve diğer konularda hükümet, Meclis ve Senato gibi siyasi karar organları var. Bu kararı siz senatörler vereceksiniz, tarihçiler değil. Tarihçiler, ancak sizin karar verebilmeniz için gerekli bilgi, belge, fikir ve yorumları sunabilirler. Kararı tarihçi veremez. Siz vereceksiniz’’.
Fransa'ya tokat gibi dava
Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Ahmet Karadağ adlı vatandaş, 1919 ve 1920 yıllarında Antep, Maraş ve Urfa’da Fransız ordularının haksız işgali, Türk halkına soykırımında Ermenilerin yardımı gerekçesiyle Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa Devleti, Fransa’daki Ermeni Diasporası ve Türkiye’de bulunan 4 Ermeni vakfı aleyhine 50 bin Avro tazminat davası açtı. Mahkeme Heyeti, 2012/59 sayılı kararla dava konusunu kabul etti.
Haç tutulması...
Güneri Cıvaoğlu / ngunericivaoglu@gmail.com
Prof. Huntington’un “Medeniyetler Çatışması 21. Yüzyıl’da dinler arası Hıristiyanlarla Müslümanlar) savaşlarla olacak” öngörüsünü hatırlayalım. Bu öngörüyle Ermeni sorununun arasında bir ilişki var mı? Uluç Gürkan bu olasılığın yüksekliğine işaret ediyor. Huntington şu mesajları vermişti:“21’inci Yüzyıl’da savaşın tarafları ‘hilal’ ve ‘haç’ olacaktır. İslam’ın sınırları kanlıdır. Bir uygarlık olarak Hıristiyanlığın tarihi düşmanıdır. Türkiye’yle Ermenistan’ın Kafkaslar’daki ilişkileri de bu düşmanlığın ve İslam’ın sınırlarının kanlı olmasının kanıtıdır.” Bitmedi... Huntington’dan satırlara devam:“Çok uluslu bir imparatorluk fikrini reddeden Kemal (Mustafa Kemal Atatürk) homojen bir ulus devlet meydana getirmeyi amaçlamış, bu süreçte Yunanlıları ve Ermenileri ülkeden zorla kovmuş ve öldürmüştür.” Çirkin bir çarpıtma... “Soykırım” iddiasının bir sonraki adımının Türkiye Cumhuriyeti dönemini hedef alacağı görünmekte.
Sesini Kaybeden Şehir: Böyle Bir Kars
Sait Çetinoğlu
Bırakıp ardımda yuvamı / Nehir kıyısındaki harap evimi / Bırakıp Kars kentini / Bahçelerini ve derin mavi göklerini, /… /Gezinip dururum şimdi hep başka şehirlerde / anayurdum gözlerimin önünde. Yeghishe Charents... Böyle Bir Kars[1] adıyla yayımladığı incelemesinde Ludmila Denisenko, her ayrıntısının ve her nesnesinin dikkatle ve önemle çizildiği naif bir Kars tablosu çizer. Kars’ın hiçbir köşesini ve hiçbir nesnesini unutmadan nerdeyse her santimetrekaresini özenle çizip okuyucusuyla paylaştığı eseri bir etnografik inceleme olduğu kadar Kars’ın, bir şehrin sesini kaybetmesinin de tarihidir aynı zamanda.















