Orhan Kemal Cengiz /Radikal Dürüst olsaydık, kendimize, geçmişimize ilişkin sahici bir bilgiye sahip olsaydık, dürüstlük ve farkındalığın bileyeceği zekâlarımız, herkese hak ettiği yeri vermemize neden olurdu. Mesela, medeni bir ülkede hiçbir şekilde yer bulamayacak olan Yılmaz Özdil, ırkçı ve şövenist yazıları nedeniyle ‘Türk filozofu’ muamelesi görmezdi. Dün tesadüfen zat-ı muhteremin ‘Benim neslim’ başlıklı yazısını Facebook’ta okuyunca bütün bu düşünceler hızla geçti kafamdan. Masum bebeklerden Özdil’ler yaratan, onları star yapan ülkemin sürekli yanlış ölçen terazisinin, gayrimüslimler kovulduğu gün bozulduğunu düşünüyorum ben. ‘Two size’ları, ‘adaletin tokmağı’, ‘tükürerek gönderme’ gibi şiddete methiyeleriyle tanıdığımız Özdil, yine bu ülkenin yüz akı insanlarına “Neslimin liboşları ‘Atalarımız soykırım yaptı, özür diliyoruz’ diye imza kampanyaları açtılar” diyerek saydırmış. Kalleş bir cinayetin ardından ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye yürüyen vicdanlı insanlara saldırmış. Kendi çapında haklı. Bu ülke vicdanına tam olarak kavuştuğu gün, onun pazarladığı bayağı milliyetçiliğin alıcısı kalmayacak. Sofistike bir kadını sever gibi sevdiğimiz gün bu ülkeyi, ne ‘1453’ten beri İstanbul’ pankartı asılacak ne de Özdil’ler star olacak!