Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.
1936 Beyannamesi yerine padişah fermanı!
Sedat Gülmez
Azınlık vakıfları iadesinde süreç 1936 Beyannamesi’nde kilitleniyor. Oysa vakıfların kuruluş senedi Osmanlı’da… Bir de beyannamenin asıl hedefi var tabii. Sanılanın aksine gayrimüslim değil, Müslüman vakıfları! Hülya Benlisoy hâlihazırda 22 Rum azınlık vakfının avukatlığını yürütüyor. El konulan vakıf gayrimenkullerinin iadesiyle ilgili takip ettiği dava sayısı şimdilik 110. Ancak birkaç ay içinde 200’e yaklaşacak. Yani mesaisi artacak. Peki, 2008’den bu yana uğraştığı süreç nereye varacak? En son Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ağustostaki “azınlık vakıf mallarının geri verileceği”ne dönük açıklamasıyla hazırlanan kanun hükmünde kararnameyle yol almaya çalışıyor. Bugüne kadar atılan adımları küçümsemiyor. Lakin “Yapılacak daha çok iş var!” vurgusunu yinelemeden edemiyor. Ona göre teknik problemleri iyi niyetle aşmak mümkün. Yeter ki hukukî düzenlemeler kuşatıcı olsun. “Sonuncusu öyle mi?” sorusuna cevabı net: “Belirli noktalarda. Yine de çözüm bekleyen birçok konu var.” 1936 Beyannamesi vakıfların o gün tasarrufundaki gayrimenkulün listesi. Bunların vakıf senedi kabul edilmesi ise Benlisoy’a göre makul değil. “İlle de vakıf senedi aranıyorsa…” diyor, “Olabilecek belge bunlara verilen padişah fermanlarıdır.” Yani 1936 Beyannamesi yerine fermanları temel alan modern vakıf senedi yapılmasına imkân sağlanmalı. Çünkü bunların tamamı Cumhuriyet öncesi kurulmuş. Yargı da bir seçenek ama tarafların bir masa etrafında anlaşmaya çalışması daha sağlıklı bir seçenek. Ya diğer hususlar? Onlar için de söyleyecekleri var tabii…
Gökçek'ten Fransa'ya karşı hamle
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Meclis Başkanvekili Ali İhsan Ölmez başkanlığında toplandı.Toplantıda, konuya ilişkin teklifler birleştirilerek, "Fransa'nın Cezayir'e uyguladığı soykırımın milletin hafızasında olduğunu ve Ankara halkının kardeşlerinin 20. yüzyılda yaşadıkları vahşetten duydukları acıyı paylaştığını göstermek amacıyla Fransa Büyükelçiliği'nin bulunduğu Paris Caddesi'nin isminin Cezayir Caddesi olarak değiştirilmesi, Degol Caddesi'ne Cezayirli milli kahramanlardan birinin isminin verilmesi ve Fransa Büyükelçiliğinin bulunduğu yerde uygun bir alana Cezayir soykırım anıtının yaptırılarak, dikilmesini" içeren önerge sunuldu. Önerge kabul edilerek, konu İsimlendirme Komisyonu'na havale edildi.
"İRAN ERMENİ İŞGALİNİ DESTEKLİYOR"
Azerbaycan'ın Bakü merkezli Apa Haber Ajansı, İran'ın, Azerbaycan'daki Ermeni işgalini desteklediğine dair bir habere yer verdi. The Washington Times'a dayandırılan haberde İran'ın, çıkarları gereği Ermenistan'ın Azerbaycan'da yaptığı işgali desteklediği iddia edildi. Haberde İran'ın Bakü'nün, İran topraklarında yaşayan Azerileri kışkırtarak ülkeden koparmaya çalışabileceği endişesini yaşadığı aktarıldı. İran'ın, ülkenin kuzeyindeki Azerbaycan'a sınır bölgede yaşayan Azeriler konusunda ciddi kaygı duyduğu kaydedildi. İran'ın böyle bir durumda sağlam bir Azerbaycan'dan ise yaralı bir Azerbaycan'ı tercih ettiği ve bu yüzden Ermeni işgalini el altından desteklediği öne sürüldü.
Hayal: Devlet benim heyecanımı kullandı!
Hrant Dink cinayeti zanlısı Yasin Hayal 'Beni bu işlerin içine çeken, gençliğimi, heyecanımı kullanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir" dedi… Hrant Dink’in “soykırım" kelimesinin kullanılmasına bile izin vermediğini ifade eden Savcı Usta, “Hrant Dink, Ermeni olduğu için öldürülmemiştir. O’nun Ermeni olup olmadığını bir önemi de yoktur. O, terör örgütünün hedefine ulaşmak için seçtiği bir kişidir. Hrant Dink cinayeti de Zirve cinayetindeki planın aynısıdır. Burada eksik olan Zirve cinayetindeki Deniz Uygar gibi tanığın ortaya çıkmamasıdır" dedi.
AİHM'den tarihi Karabağ kararı
Azerbaycan ve Ermenistan'dan yapılan başvurular incelemeye alınacak. Strasbourg Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin büyük dairesi, Yukarı Karabağ sorunuyla ilgili iki başvurunun incelenmeye alınmasına karar verdi.
New York’s St. Vartan Cathedral Resounds With the “Good News” Of Christmas On Jan. 6, 2012
In more than one way, Friday, January 6, 2012 turned out to be a beautiful day in New York City. Outside, it was clear and unseasonably mild. Inside St. Vartan Armenian Cathedral, His Eminence Archbishop Khajag Barsamian celebrated the Divine Liturgy on the Feast of the Nativity and Theophany, before a large crowd that had gathered to celebrate the birth of Jesus Christ.
Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas
Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.
Komitas olmasaydı Ermeni müziği bambaşka olurdu
Müge Akgün / Radikal
Piyanist Şahan Arzruni'nin Ermeni müziğinin önemli ismi Komitas'ın eserlerinden esinlenen albümü Kalan Müzik'ten çıktı. Arzruni "Komitas, Ermeni halk müziğini çok iyi anladı" diyor.Eserlerden bazılarını belki 500 kere çalmışımdır. Bunlar o kadar iyi yapıtlar ki her seferİnde başka bİr şekilde çalıyorum. 1964’ten beri Amerika’da yaşayan piyanist Şahan Arzruni ünlü besteci ve derlemeci Komitas’ın piyano eserlerini bir araya getirdiği bir albüm yaptı.
AB çapında inkar yasası
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Fransız Senatosu’na sunulan “soykırımı inkâr” tasarısının tüm AB ülkelerinde uygulanması için düğmeye bastı. Tasarı yasalaşırsa, “Ermeni soykırımını inkar edenlerin” AB genelinde 1 ile 3 yıl hapis cezasına çarptırılmasının yolu açılacak... Çerçeve Kararı, Avrupa Birliği Adalet ve İçişleri Konseyi’nin 19 Nisan 2007’de kabul ettiği, “Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığıyla Mücadele” amacıyla alınmış ve üye devletlerin ırkçılıkla mücadeleyi ve Yahudi Soykırımı’nı inkarın cezalandırılmasını kapsayan düzenlemeler çıkarmasını şart koşmuştu.
Hrant'ın lisesine iade yolu
Üsküdar Ermeni Tibrevank Lisesi’nin tüzelkişiliğinin tanınması için yapılan başvuru bu ay Vakıflar Meclisi’nde ele alınacak.Cemaatlerin mallarının iadesiyle ilgili olarak yaz aylarında çıkarılan kararname için şimdiye kadar 11 başvuru olmuştu. Eksik belgeler nedeniyle bekletilen başvurular Ankara’ya istendi. Şimdi başvurular Vakıflar Meclisi’nde ele alınacak. Öte yandan cemaatlerin sorunlu mallarına ilişkin kararnameden bağımsız olarak bazı işlemlerin de yürütüldüğü , bunlardan birisinin Üsküdar Ermeni Tibrevank Lisesi’yle ilgili olduğu öğrenildi. Okulun cemaate iadesiyle ilgili çalışmaların son aşamaya geldiği ve bu ay sonuç alınmasının hedeflendiği öğrenildi.
Yenilenen kilise açıldı!
Emre Öztürk / Vatan
Şişli Belediyesi’nin restorasyonunu yaptığı Surp Krikor Lusavoric Ermeni Kilisesi’nin açılışı yapıldı. 1391 yılında inşa edilen ve İstanbul’daki en eski Ermeni kilisesi olan Surp Lusavoriç Ermeni Kilisesi yaklaşık 6 ayı bulan restorasyon çalışmalarının ardından dün yeniden hizmete açıldı. Açılışa restorasyon çalışmalarının tamamını karşılayan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Münih Belediye Başkanı ve Bavyera Eyaleti Başbakan adayı Christian Ude, Ermeni Patrik Vekili Episkopos Aram Ateşyan ila çok sayıda Ermeni cemaatine mensup vatandaş katıldı.
Cezayir'den Türkiye'yi zora sokacak çıkış
Başbakan Ahmed Uyahya, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki dostlarının Cezayir’in kolonileştirilmesinin ticaretini yapmaktan vazgeçmesini” istedi. Uyahya, “Hiç kimsenin Cezayirlilerin kanından faydalanmaya hakkı yoktur” dedi.
Rumeli'nin sürülmüş çocukları
Etyen Mahçupyan
Ermeni soykırımı tartışması ne zaman gündeme gelse Türkiye kamuoyu bir anda Rumeli'den ve Kafkaslar'dan zorla göç ettirilmiş ve kıyıma uğratılmış olan Müslümanları hatırlar.Bunlar zihinlerde kolayca Türkleştirilirler ve Ermenilere yapılmış olanın karşısına psikolojik bir denge unsuru olarak çıkarılırlar. Öte yandan böylece meselenin bir Hıristiyan/Müslüman çatışması olduğu izlenimi de yaratılarak, yaşanmış bütün 'kötülükler' son kertede Batı emperyalizminin hanesine yazılır. Neredeyse bir tür 'kaçış' olarak değerlendirilebilecek olan bu tutumu, Türklüğe atfedilen epeyce popüler alicenaplık hasletine bağlayarak, yani Türklerin aslında 'unutmayı' tercih ettiklerini söyleyerek açıklayabilirsiniz. Ama tarihsel soru bu unutmanın 'nedeninin' ne olduğudur ve yanıt da esoterik bir kimlik niteliği üzerinden verilemez.
Ermeni öğrencilerin tarih şuurlarına aferin!
Yavuz Bülent Bâkiler / yavuzbulent.bakiler@tg.com.tr
Geçenlerde, Milli Eğitim Bakanımızı ziyaret eden Ermeni asıllı öğrenciler, şikayette bulundular: “Tarih kitaplarımızda, Ermenilerle ilgili bazı cümleler, bizi çok üzüyor. O cümlelerin kitaplarımızdan çıkarılmasını istiyoruz!” dediler. Ermeni asıllı lise öğrencilerine, bakanlık yetkilileri bir yol gösterdiler: “Sizi üzen cümleleri yazarak bize bildirin” dediler. Sizi bilmem ama ben, o Ermeni asıllı öğrencilerin millet ve tarih şuurları karşısında derin bir takdir duygusuyla dolup taştım. Onlara imrendim ve kendi kendime: Ah dedim; keşke bizim üniversite mezunu çocuklarımızda da bu şuurun teşekkül ettiğini görebilseydim!”
Antoin Sevruguin: 'Antoin Han'
Nazan Bekiroğlu
Rus asıllı bir Ermeni olan İranlı fotoğrafçı Antoin Sevruguin, Tahran'da doğmuştu. İran, Orta Asya ve Kafkasya fotoğraflarıyla meşhur Ermakov ile tanıştığında kararını verdi. O da sevgili İran'ının fotoğraflarını çekecekti… 1883'te Tahran'da stüdyosunu kurduğu zaman kaderi ve becerileri onu Kaçar hanedanından Nasreddin Şah'ın huzuruna kadar çıkardı. Çünkü Nasreddin Şah da geleceğe bir görüntü bırakmak istemişti her hükümdar gibi.
Tayyip Bey teklif ederse Türk vatandaşı olurum
Prof. Dr. Heath Lowry, ABD’li bir Osmanlı tarihçisi. Aynı zamanda bir Türkiye aşığı… 1980’de Washington’a gittik, 1983’te bir enstitü kurduk. Finansmanın büyük bir kısmı Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Asıl amacımız Türkiye üzerine çalışan bilim adamları ve talebelere mali imkan sağlamak. Tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde Türk ismini gören, ne kadar Türkiye’yi sevmeyen varsa ABD aleyhine çalıştığımızı zannetti. Öyle tehditler aldık ki... Kendi başkentimizde beş sene tabancayla dolaştım. Halbuki Washington’da tabancayla dolaşmak büyük bir suç, kongre üyeleri bile ruhsat alamıyor. Ben nehrin karşısında, Virginia’da oturuyordum, oradan ruhsat almıştım. 1993’te Princeton Üniversitesi’ne geçtiğimde orada bir Türk Kürsüsü açıldı. Kürsünün başına ben geçince kıyamet koptu, ‘Bu adam Türk ajanı’ diye. Beni işten attırmaya çalıştılar. Ama bir şey olmadı tabii. Rahmetli Özal ile yakın ilişkilerimiz vardı. Birkaç kez Türk vatandaşı olmamı istedi ama kabul etmedim. Çünkü geleceği ABD’de görüyordum. Ama şimdi Tayyip Bey ya da Abdullah Gül’den teklif gelirse kabul ederim.
Lokantacı, büfeci ve pastacı esnafından Fransa boykotu!
İstanbul Lokantacılar Odası Başkanı Sait Karabağlı ve yönetimi tarafından tarihi Tophane'deki tarihi bina olan Fasuli Restorantta yapılan basın açıklamasında yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu… Lokantacılar Odası Başkanı Sait Karabağlı, "2011 yılı sonu itibari ile işlem hacmi 2. milyar dolar olan yemek kartlarının oluşturmuş olduğu pastadan yüzde 90 pay alan Fransız şirketlerine karşı 13 bin 500 üyemiz ile artık yeter kararı aldık… Fransa'da koltuk uğruna Türkiye ismini karalamak isteyenlere en güzel cevap olarak topyekûn boykot uygulayacağız. Esnafımızı adeta sömüren bu yemek kartları rezaletine de bir son verilmesini istiyoruz" diye konuştu.




