Azmettirici olarak yargılanan sanıklardan Erhan Tuncel Mc Donalds davasından 10 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Ancak Tuncel için tahliye kararı çıktı. Tuncel tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi'nden salıverilecek… Dink ailesi adına açıklama yapan avukat Fethiye Çetin, şunları söyledi: Arat Dink ne demişti, bizimle dalga geçtiler demişti. Meğer dalganın en büyüğünü en sona saklamışlar. Meğer örgüt yokmuş, Hrant Dink cinayeti, Pelitli'deki birkaç kendini bilmez tarafından işlenmiş. Bu kadarını beklemiyorduk.
El Cezire’den Skandal Belgesel!
Uluslararası El Cezire kanalında skandal bir belgesel yayınlandı. Son olarak Fransa ile "soykırım gerilimi" yaşayan Türkiye'ye bir "darbe" de uluslararası haber kanalı El Cezire tarafından vuruldu. Bir Ermeni tarafından hazırlanan ve bir hafta boyunca yayınlanacak olan bir belgeselde Türkler "soykırımcı" ve "gaddar" olarak gösterildi. Suzanne Khardalian’ın yönettiği, 2011 İsveç yapımı ‘Grandma’s Tattoos’ (Büyükannemin Dövmeleri) adlı belgesel, İngilizce El Cezire televizyonunda, 11-18 Ocak tarihleri arasında, sekiz gün boyunca prime-time’da yayınlanmaya başladı. ‘Büyükannemin Dövmeleri’ne, El Cezire Televizyonu’nda yayınlanan ‘Witness’ (Tanık) adlı programda yer veriliyor.
Ermeni öğrencilerin 'bakan ödevi' hazır
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in önceki hafta kabul ettiği Özel Pangaltı Ermeni İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri, İstanbul'daki diğer Ermeni okullarındaki arkadaşlarıyla hazırladıkları, ders kitaplarında Ermenilere yönelik olumsuz ifadelerin çıkarılmasına yönelik dosya çalışması, yarı yıl tatilinden önce teslim edilecek… Okul Müdürü Karekin Barsamyan, Türkiye'nin her yerinde aynı kitapların okutulduğuna işaret ederek, ''Bu kitaplarda bin yıllık Türk-Ermeni ilişkilerinde büyük bir çoğunluğu taşıyan dostluk konularına da yer verilmesi hepimizi sevindirecektir. Amacımız dost olan, birbiriyle kardeş olan nesiller yetiştirmek'' diye konuştu.
Oomen-Ruijten: 'Fransa'daki soykırım yasası AB - Türkiye ilişkilerini etkilemez'
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Türkiye'nin AB sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin AB üyeliği yolunda Kopenhag kriterlerinin yanı sıra AB mevzuatına da uyum sağlaması gerektiğini kaydeden raportör, Türkiye'de yeni anayasa süreci ve ekonomik büyümeden övgüyle söz etti; basın özgürlüğü, yargılama süreçleri ve kadın hakları konusunda ise eleştiriler getirdi. Oomen-Ruijten, AB ile Türkiye arasında terörle mücadele ve enerji konularında daha fazla işbirliğinin önemine dikkat çekerken, Fransa'da gündeme gelen 'soykırım' yasasının Türkiye - AB ilişkilerini etkilemeyeceğini söyledi.
Aliyev o karara Fransız kaldı!
Fransa'da kabul edilen 'inkar yasası'na Bakü'nün tepkisiz kalması kardeşliğe gölge düşürdü.Ankara, Ermenistan'la ilişkileri normalleştiren protokolü Azerbaycan'ın tepkisi üzerine, ABD ve AB'yi karşısına alma pahasına çöpe attı, ancak aynı 'kardeş tavrı' İlham Aliyev'den göremedi. Fransa'da kabul edilen 'inkar yasası'na Bakü'nün tepkisiz kalması ve First Lady Mihriban Aliyev'in Fransa Dostluk Grubu Başkanlığı'nı sürdürmesi 'kardeşliğe' gölge düşürdü.
Mor Loozor Manastırı talan edildi
Süryaniler, Kürtler, Mıhellemiler ve Türklerin yüzyıllarca kardeşçe yaşadığı Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Mercimekli Köyü'nde bulunan 3 bin yıllık tarihi Mor Loozor (Der Qayım) Manastırı define avcıları ve tarihi eser yağmacıları tarafından talan edildi.
Dink davasında karar çıktı
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin bugün görülecek 25. duruşmada karar çıktı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal, adam öldürtmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Tuncel ve Hayal, "örgüt üyeliği'" suçundan ise beraat etti. Kararın açıklanmasının ardından mahkeme salonunda arbede çıktı.
Paris Avukatlarından Hovhannes Şahnazar’ın Sansaryan davası ile ilgili Raporu
Sansaryan Vasiyeti Davası. "Kaybolan Ne? 1920’den beri her yıl sürekli en az 20-25 bin lira. Kaybeden kim? Eğitim ve mesleğe muhtaç fakir Ermeni çocukları. Hangi yasal yolla bu sürekli gelir kurtarılabilir?" Aslı Ermenice olan araştırma, Sayın Şake Büyüksimkeşyan tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.
Senato önünde 23 Ocak’ta Ermeniler de olacak
Fransa'da Ermeni soykırımı iddialarının reddini suç sayan yasa tasarısının 22 Aralık'ta Milli Meclis'te görüşülmesi sırasında protesto gösterisi düzenleyen Türkler, bunu Senato önünde de tekrarlamayı planlıyor. Senato'da 23 Ocak'ta yapılacak oylama sırasında tasarı aleyhine eylem yapacak olan Türkler, bu kez yalnız olmayacak. Fransa'daki Ermeniler de aynı gün gösteri yapmak için hazırlıklara başladı.
Ermenistan Dışişleri Bakanı Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan devlet başkanları buluşmasını teyit etti
Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan; Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan devlet başkanları buluşmasını ilişkin haberi teyit etti. Açıklama bugün 16 Ocak’ta düzenlenen basın toplantısı esnasında geldi. Resmi olmayan verilere göre; üç ülke devlet başkanlar 23-24 Ocak’ta buluşacaklar.
Sabina Fraser: Ermeni-Türk protokollerinin onaylanması iki komşu ülke arasındaki ilişkileri iyileştirir
Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Avrupa Programları başkanı Sabina Fraser, ″Ben Ermeni-Türk protokollerini olumlu olarak değerlendiriyorum. Bunların onaylanması iki komşu ülke arasındaki ilişkileri iyileştirir, bölgede istikrarın tesisine katkıda bulunur. Protokoller onaylanmazsa, Ermeni ve Türk toplumlarında büyük hayal kırıklığı yaratarak, Ermenistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin komplikeleşeceğini tahmin ediyorum.″ dedi.
Mecliste azınlık araştırması
TBMM, AB ülkeleri, ABD ve Türkiye Cumhuriyeti anayasalarında azınlıklarla ilgili düzenlemeleri araştırdı. Çalışmaya göre, ele alınan 29 devletten 15’inin anayasasında Almanya, ABD, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere (Birleşik Krallık), İrlanda, İspanya, Kıbrıs Rum Yönetimi, Lüksemburg, Malta,Portekiz, Yunanistan ve Türkiye’de azınlıklara ilişkin düzenlemenin yapılmadığı ortaya çıktı.
F.Bahçe Saraçoğlu'nun adını staddan kaldırmalı!
Kütahyalı, Lefter'in ailesi ve akrabalarının gayrimüslim oldukları için eziyet çektiklerini ve buna sebep olan kişinin ise stada ismi verilen Şükrü Saraçoğlu olduğunu ifade ederek bir çağrıda bulundu. Kütahyalı'ya göre, Lefter ve ailesine bunca ayıcı yaşatan kişi Şükrü Saraçoğlu'ndan başkası değil… Kütahyalı'nın bu çağrısına Ahmet Çakar'dan da destek geldi. Çakar, Fenerbahçe'nin Lefter'in adını stadyuma vererek dünyada ses getirecek bir harekete imza atacağını ifade etti.
Vakıflar Genel Müdürü Sansaryan Han Konusunu Çarpıtıyor.
Sanasaryan Han, 1881 yılında Erzurum'da kurulan Sanasaryan Okuluna gelir getirmesi için vakfedilmiş ve idaresi de İstanbul Ermeni Patrikliğine verilmiştir. Yönetim kurulu başkanı Maghakia Ormanian Badriark (Patrik) olarak görülür ve diğer üyeleri de A. Unciyan, K. Noradungyan, K. Aslanyan, K. Gümüşgerdan, B. Gülbenkyan, V. Esayan, A. Karagözyan ve H. Asadur'dur. Erzurum’daki küçük yönetim kurulunun reisi de Zaven Dz. Vartabed (Kıdemli Rahip) Der Yeğyayan olmuştur.
Rumeli göçmenleri
Etyen Mahçupyan
Geçen pazar yazdığım 'Rumeli'nin sürülmüş çocukları' başlıklı yazı bugüne kadar en yoğun ve en düzeyli mesajları almama vesile oldu...Bu bağlamda iki nokta önemli gözüküyor... Birincisi eski kültürel kimliğin bugün hâlâ 'siyaseten anlamlı' olup olmamasıdır. Örneğin Ermeniler açısından bugünkü Ermenilik ile yüz yıl öncesi arasında hiçbir fark yok. Kültürel kimlikle siyasi kimlik arasındaki bağlantı değişmeden sürüyor. Oysa Kafkas ve Rumeli Müslümanları için söz konusu bağ kopmuş durumda. Geçmişin kültürel kimliğinden bugün için anlamlı bir siyasî kimlik üretemeyeceğiniz gibi, bugünün kültürel kimliği de geçmiş siyasî kimliğe yabancılaşmış durumda. Söz konusu göçmenleri Anadolu'ya bağlayan hiçbir otantik hafıza zinciri bulunmuyor… İkinci nokta, mağdurun kadim geçmişi hatırladığında kendi gözünde kendi hayalini pürüzsüz bırakabilmesi veya bunu yapamamasıdır. Örneğin Ermeniler azınlık ve ikinci sınıf olmanın getirdiği bir mazlumiyet zemini üzerinde geçmişi hatırlıyorlar. Kendilerini haklı olarak devlet karşısında sürekli ezilen ve hak arayan bir halk olarak görüyorlar. Bu durumda Ermeni çetelerinin yaptıklarını 'anlamak' daha kolaylaşıyor, çünkü sorunun gerçek sorumlusu, mukayesesiz bir güce sahip olan devletin kendisi. Buna karşılık Rumeli Müslümanları azınlık ama birinci sınıf vatandaşlardı.
Selanik'e dönüş: Müslümanlar, Museviler ve Rumeli'den sürgün
Şener Aktürk
Etyen Mahçupyan'ın 8 Ocak 2012 tarihli "Rumeli'nin sürülmüş çocukları" başlıklı yazısı, bir yandan bende hayal kırıklığı yarattı, bir yandan da Rumeli sürgünleri konusunu gündeme getirdiği için sevindirdi… Mahçupyan, "Ermeni soykırımının karşısına çıkarılan örnek esas olarak Rumeli'dir." dedikten sonra, "Müslümanlar niçin bu olayı (Rumeli'deki katliam ve sürgünleri) bu denli kolayca unutmaya eğilimliler?" diye soruyor ve cevaben üç sebep öneriyor. Bunlardan ilk ikisi yanlış tespit ve varsayımlara dayanıyor. Üçüncüsüyse doğru, fakat tek başına yetersiz. Mahçupyan, ilk olarak, Ermeniler ve Rumelili Müslümanlar arasında bir 'otoktonluk (yerlilik)' farkı olduğunu iddia ederek, Ermenilerin "en az üç bin yıldır" Anadolu'da yaşamasına karşın Müslümanların "Rumeli'ye son üç yüz yıl içinde girdiğini" belirtiyor… Rumeli'deki felaketleri unutmanın ikinci sebebi "Müslümanlığın bir imtiyaz alanı olarak kullanılmasıdır." demiş Mahçupyan. Bu iddia ürkütücü çağrışımlar yapıyor. Katliama uğrayan nice halklara karşı katilleri, "çünkü siz haksız imtiyaz sahibisiniz."… Ermenilerin göç ettikleri ülkelere yabancı kaldıklarını, Rumelililerin ise Türkiye'ye entegre olduğunu da söylüyor Mahçupyan. Bu kısmen doğrudur, fakat 'unutma'nın sebeplerinden sadece birisi olabilir.
Lefter son yolculuğuna uğurlandı
Vefat eden Türk futbolunun ve Fenerbahçe'nin efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis, Büyükada'da düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi. Lefter'in cenazesi, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda düzenlenen törenin ardından, motorla Büyükada'ya getirildi.Efsanenin naaşı omuzlarda adaya çıkarılıp, tören için Aya Dimitri Kilisesi'ne götürüldü.
Yahudi Yazar Hedi Fried’den Türk Hükümetine çağrı: ”Soykırımı kabul edin, politik tutsakları serbest bırakın”
Hedi Fried kızkardeşi dışında tüm akrabaları Hitler’in gaz odalarında katledilen Macar asıllı Yahudi Yazar ve Psikolog. Yaşamının bir kaç yılını Auchwitz toplama kampında geçiren Fried 88 yaşında olmasına rağmen hala konferanslara, panellere, televizyon programlarındaki tartışmalara katılarak yaşadıklarını, soykırımını anlatıyor. Irkçılık ve faşizm tehlikesine karşı kitleleri uyarıyor… Fried, Zarakolu’na yolladığı kitabı imzalarken şunları söyledi: ”İsveç soykırım konferansını düzenlendiğinde Türk devleti adına konferansa katılan bir yetkiliyle görüşme imkanım oldu. Soykırımı kabul edin dediğimde bunun asla mümkün olamayacağını söyledi. Kendisine katledilenlerin çocuklarının gerçekler kabul edilene ve özür dilenene kadar acılarıyla yaşamalarının güçlüklerini anlattım. Almanya Yahudilere soykırım uyguladığını kabul etti. Neden Türkiye kabul etmiyor? Almanya soykırımı kabul edince rahatladık. Benim annem, babam ve tüm akrabalarımı öldürdüler. Ama Almanya olanları kabul edince rahatladım. Yaşamı sürdürmek çok daha kolay oldu. Türkiye soykırımı inkar etmekle bu sorunu daha da ağırlaştırıyor. Akrabaları soykırımda katledilen pek çok Ermeni arkadaşım var. Bana biz toprak, tazminat gibi şeyler istemiyoruz. Sadece gerçeklerin kabul edilmesini ve özür dilenmesini istiyoruz diyorlar. Türk hükümetine çağrım yapılanları kabul edip bu insanlardan özür dilemesidir.”
İstanbul'da 'Azınlık' konulu yuvarlak masa toplantısı
Prof. Dr. Samim Akgönül yeni çıkan kitabı 'Azınlık' için düzenlenen tanıtım toplantısında öğrenciler ve ünlü akademisyenlerle bir araya geldi.Strasbourg Üniversitesi öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Samim Akgönül'ün 'Azınlık : Türk bağlamında azınlık kavramına çapraz bakışlar' isimli kitabı kısa bir süre evvel piyasaya sürüldü… İlay Örs Romain: "... Kitaptan çıkarttığım en önemli noktalardan biri de azınlıklar kendi içlerinde 'asimile mi olsak yoksa benliğimize mi sarılsak' şeklinde bir kamplaşmaya giriyorlar." dedi. (Bilerek ya da bilmeden asimilasyon yanlısı olup biz farklı değiliz diyen azınlıkların varlığının büyük toplum tarafından fark edilecek boyuta gelmesi çok dikkat çekici. HYETERT)
Halide Edip Ve Ermeni Yetimleri
Ayşe Hür / Taraf
Halide Edip, Rahibe Fischer’e Cemal Paşa’yı savunmuştu ancak, İstanbul’da kurulan yeni kabinede Maliye Nazırı olan dostu Cavid Bey’e yazdığı şu mektuba bakılırsa trajedinin farkındaydı: “... Esasen bu memleket bugünlerde hep insanı ağlatacak gibi. Eleminde o kadar derin ve ezilmiş bir şey var. Bilhassa Ermeniler, Cemal Paşa’nın aziz başına Allah’la beraber yemin eden, sırf burada yaşamak hakkını bulan bir sürü bedbaht Ermeni var. Mektebe bağlı bir binada birçok var. Çöllerde ot yiyerek karınları şiştikten sonra kimi anasını, kimi babasını, birçokları da çocuklarını kaybettikten sonra buraya düşmüşler. Daha doğrusu, Cemal Paşa getirtmiş (...) Dışarıda anası açlıktan ölen, babası yanında öldürülen, on iki yaşında bir Ermeni kızı geldi, iltica etti. Mahzun, büyük gözleriyle etrafımda dolaşıyor, lüzumlu lüzumsuz elimi öpüp ağlıyor. Bahçede bir facia daha var. Oğlunu yanında öldürürlerken birdenbire dilini kaybeden bir bedbaht, öteki oğlunu ve ailesini nereye attıklarını bilmiyor. Ayakları çıplak, gözleri elem içinde, mütemadiyen işaretle felaketini haykırıyor. Bazen geceleri çocuğu ölen bir kadın gibi, başı elleri içinde döğünüyor, döğünüyor. Gündüzleri yazımı yazarken bazen hıçkırdığını işitiyorum. Pencereye koşuyorum, aşağıda bahçede ellerini sallıyor, oğlunun kalbinden kurşun geçerken çıkan sesi göklere uluyor, söylüyor. Bunlardan binlerce, yüzlerce var. Yetimhaneler hayatta bir şeyin telafi edemeyeceği şeyi kaybetmiş yarı aç bedbaht çocuklarla dolu...”Halide Edip, mektubunu “Yeni kabine bu emsalsiz zulüm ve cinayetin hiç olmazsa sonuçlarını hafifletemez mi? Şimdi bugün yaşayanlara insan hakkı veremez mi? Ben kendi hayatımla bu fena ve çirkin şeyi ödeyebilsem öderdim. Fakat benim hayatım nedir? Hiç hem de pek gülünç ve küçük bir hiç!” diye bitirmişti.



