Etiketler

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

Hyetert ve Hyelist yahoo grup adın yeni Yılınızı kutluyor, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyoruz.HYETERT

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

'Türkiye üzerinden istismar siyasetine müsaade etmeyiz'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yılın son Ulusa Sesleniş konuşmasında Ermeni iddialarına ilişkin yasa tasarısı çıkaran Fransa’yı eleştirdi. Hiç kimsenin, seçim kazanma uğruna, popülizm amaçlı olarak Türkiye üzerinden istismar siyasetine girişmesini kabul etmeyeceklerini kaydeden Erdoğan, Fransa’nın Ruanda ve Cezayir’de yaptıklarını deşifre edeceklerini belirtti.

35 sivil için tazminat yolda

Güneydoğu sınırındaki bombardımanda yaşamını yitiren 35 kişi için tazminat ödenmesi seçeneğinin de gündeme geleceği öğrenildi.Sınırda 35 kişinin bombardımanda hayatını kaybetmesiyle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.Genelkurmay Başkanlığı ve hükumetten başsağlığı mesajları gelirken, ölenlerin yakınlarına tazminat ödenebileceği belirtiliyor.

Fransa'ya isyan, lüks ve romantizme yenik düştü

Fransa Ulusal Meclisi'nden geçen soykırım inkarını suç sayan yasaya tepkiler "sözde" kaldı. Türkiye'den Paris uçakları boş koltuksuz kalkarken, lüks semtler ve alışveriş merkezlerindeki Fransız markalarının önünde ise Noel kuyrukları oluştu

Türk-Ermeni sorunu Gülen Kolejinde masaya yatırıldı

"Geleceğin başarılı idarecileri geçmişte yaşanan acıları bugüne taşıyanlar değil; Türk ve Ermenileri tekrar barıştıranlar olacaktır." Hatay’ın İskenderun ilçesinde faaliyet gösteren Gülen Koleji tarihi belgeler ışığında Türk –Ermeni sorunu hakkında öğrencileri bilgilendiriyor.

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / MUTLU YILLAR

Happy New Year
by Divan of the Diocese
 Where do we search the New Year? Do we look into a specific timeframe? We need to make the search for it in our own spiritual being. The New Year is visible when we are renewed inwardly and spiritually. Thus the New Year is conditioned with the transformation of our inner self, when we are able to create the New Self, the New Year, the New Person within us, the New History.

Azınlıklar Bize Emanet

Recep Öğütçü
Osmanlının son döneminde Ermeni, Rum ve Yahudi azınlıklara güven verebilse idik, ticaretten kazandıkları paraları Türkiye’de tutabilseydik, sanayi yatırımlarını teşvik edebilseydik, onların göçünü durdurabilseydik, bugün daha gelişmiş, daha renkli bir ülke olurduk. Kültürlere, inançlara müdahale etmek, azınlıkları ve diğer etnik unsurları dışlamak ve yabancı muamelesi yapmak yanlıştı, bugün bu yanlışımızı daha iyi anlıyoruz. Bu vatan herkesi doyuracak kadar geniş. Yeter ki birbirimizi anlayalım ve farklılıklarımızı kabullenelim.Sanırım aramızda bir milyon civarında gayrimüslim vatandaşımız var. Nasıl Avrupa’daki işçilerimiz onlara emanet ise, içimizdeki gayrimüslimler de bize emanet.

Bourse: 'Soykırım tartışması Türkiye'de yıllarca engellendi, şimdi Fransa da engelliyor'

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde de bir dönem dersler veren “kültürlerarası iletişim” uzmanı Nantes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Michel Bourse, “Fransızların çoğu bir Ermeni sorunu olduğunun bilincinde değil,” dedi. “Melezliğe Övgü” adlı kitabı Türkiye’de de Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Bourse, yasanın Ermeni sorunun tartışılmasını engellediğini kaydederek, bu çabanın yıllar boyu Türkiye’de de engellenmiş olduğunu belirtti.

Yalnız bir kadının gizli imzası

Ertuğrul Özkök /eozkok@bolgeselhaber.com
Kurtuluş’ta oturuyordu. Yalnız yaşıyordu. Hiç evlenmemişti. Çalıştığı yer Galatasaray’daydı… Adı Maryam Şahinyan...1911 yılında Sivas’ta doğmuş. Bir Ermeni’yseniz ve Anadolu’da yaşıyorsanız; dünyaya gelmek için en şanssız yıllar. Babası farklı bir Ermeni. 1915’teki o büyük insanlık trajedisi başladığında, çoğu Ermeni başka ülkelere kaçarken, o İstanbul’a geliyor.Kader, babasını İstanbul’da, benim babama benzer biriyle karşılaştırıyor. Balkan Savaşı’nın büyük insanlık trajedisinden kaçan bir göçmen Türk’ten, kaçarken getirdiği körüklü ahşap fotoğraf makinesini satın alıyor.  Sonra Galatasaray’da bir fotoğraf stüdyosu açıyor.O ölünce, yerini kızı Maryam alıyor.

Ermeni yasasının zararı rakamlarla ölçülemez

TÜRK-FRANSIZ Ticaret Derneği, Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımını cezalandıran yasa tasarısı sonrası bozulan ilişkileri düzeltmek için kolları sıvadı. Dernek Başkanı Zeynep Necipoğlu ve ve Başkan Yardımcısı Yves-Marie Laouenan bu konuda kararlı şekilde çalışma yürütüleceğini söylerken, Laouenan tasarı sonrası iki ülke dostluğunun zarar göreceğini, bunun da rakamlarla ölçülmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Soykırım tasarısına karşı imza kampanyası

Soykırım inkarını cezalandıran tasarının Fransız Meclisi'nden geçmesi Türkiye ile Fransa arasındaki ipleri epey gerdi. Fransız mallarına boykot tartışmaları ise en çok Türkiye'deki Fransız şirketlerini endişelendiriyor. Türk-Fransız Ticaret Derneği, tasarının yasalaşmaması için ellerinden geleni yapacaklarını açıkladı, herkese sağduyu çağrısı yaptı.

Ermeniler Abhazya’da sayıca üçüncü etnik unsur

Ermeniler Abhazya’da; Abhaz ve Gürcülerden sonra üçüncü etnik unsuru oluşturmakta… Şubat 2011’de gerçekleştirilen Nüfus Sayımına göre; ülkede Abhazlar 122.069 kişi, Gürcüler 43.166, Ermeniler 41.864, Ruslar 22.077, Megrelle 3201 kişi, Yunanlılar 1380 kişi. Abhazya’nın toplam nüfusu 240.705 kişi.

İHD Türklerden Tehdit Alan Fransız Kadın Milletvekiline Dayanışma Mektubu Gönderdi

Sayın Valérie Boyer,
Son günlerde, Fransız Parlamentosu’na sunduğunuz, Ermeni soykırımının inkarının cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı nedeniyle, ırkçı-milliyetçi Türkler tarafından web sitenize yapılan saldırıyı ve şahsınıza ağır tehdit ve hakaretler yağdırıldığını çok büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. İnsan Hakları Derneği,  İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak size yapılan bu ırkçı, cinsiyetçi şiddet gösterisini ve nefret suçunu tüm dünya kamuoyu önünde protesto ediyor ve kınıyoruz.Bizler milliyetçilik ve ırkçılığın cinsiyetçilikle nasıl iç içe geçtiğini, nasıl birbirini doğurduğuna tanıklık eden bir coğrafyanın insan hakları savunucularıyız; bu yüzden size karşı işlenen bu suçu yakından tanıyor, size yapılanı kendimize yapılmış gibi kabul ediyor ve insan hakları ihlallerinin en ağırlarından biri olarak görüyoruz.  Soykırım gibi insanlık suçlarının inkarının bu suçlara ortaklık anlamına geldiğine inanan kişiler olarak, sunduğunuz yasa tasarısı nedeniyle maruz kaldığınız bu şiddet karşısında, tüm isyan duygularımızla yanınızda olduğumuzu, öfkenizi derinden paylaştığımızı bilmenizi isteriz.Saygılarımızla, ( Mektubun Fransızca ve İngilizcesi aşağıdadır. HYETERT)

Vortvots Vorodman Kilisesi Kültür Merkezi Açıldı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Türk-Ermeni ilişkisini sadece 1915 olaylarının tek taraflı ve suçlayıcı yorumuna dayandırmanın bin yıllık dostluğa, tarihe, kader birliği yapmış bu iki millete ihanet olduğunu belirterek, ``Fransa gibi üçüncü ülkelerin, küçük hesaplar ve siyasi çıkar sağlamak amacıyla bu sürece müdahil olması yanlıştır`` dedi. Yazıcı, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında restorasyonu yapılan Ermeni Vortvots Vorodman Kilisesi Patrik Mesrob II Kültür Merkezinin açılışını yaptı.

Gülen Cemaati, ‘Tehcir’ edilen Ermenilere ev ve mülk iadesi mi istiyor?

Habertürk’te pazartesi günü Balçiçek İlter’in “Söz Sende” programına katılan Fethullah Gülen cemaati sözcüsü Cemal Uşşak çok ilginç bir konuşma yaptı. Gülen Cemaati’ne bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı 2. Başkanı Cemal Uşşak, Ermeni soykırımının tartışıldığı programda, “Tehcir” kararına gönderme yaparak, tehcir edilen Ermenilere gittikleri yerde (Suriye) evleri gibi ev, arsa ve mülk vaadi yapıldığını öne sürdü. Uşşak, Osmanlı borçlarını ödeyen ve şimdi azınlık vakıf mallarını iade eden Türkiye’nin tehcir edilen Ermeniler konusunda da, zamanında uygulanmayan bu “ev, mal, mülk” iadesinin yapılabileceğini belirtti. Erdoğan’ın “Soykırım” konusundaki “sert milli politikası”ndan çok farklı ve ılımlı bir tutum alan Gülen Cemaati “Ermenilere mal iadesi ve tazminatı mı gündeme getiriyor” sorusunu ortaya çıkardı.

Sosyal medya yıkılıyor

Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri'nin, "Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi" sözleri sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "günün geyiği" oldu. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Yeniçeri hakkında inceleme başlatması da esprilere konu oldu: - mezutt: Birkaç yıl önce Beyazıt'ta şişme Noel Baba'yı bıçaklayan gençlerle Keşan müftüsü arasında bir bağ olabilir mi acaba?

MGK'dan 'Fransa'ya direniş' kararı çıktı

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) bildirisinde, Fransa Parlamentosunda kabul edilen yasa teklifinin toplantıda tüm boyutlarıyla ele alındığı belirtilerek, “Tarihin parlamentoların alacakları yanlı kararlarla yeniden yazılmasının yanlışlığı bu kanun tasarısıyla daha vahim bir şekilde görülebilmiştir. Fransa'da, aklı selimin hakim olması ve bu hatalı adımdan geri dönülmesi yönündeki beklentimiz sürmekle birlikte, tasarının kanunlaşması durumunda bu haksız tasarrufa her şekilde karşı çıkılması kararlaştırılmıştır” denildi.

Kilisede dövüşen papazları polis ayırdı

Hz. İsa'nın doğduğu yer olduğuna inanılan Beytüllahim'deki kilisede Rum ve Ermeni papazlar birbirine girdi. Hıristiyanlar için en kutsal mekanlardan biri olan Beytüllahim'daki Milad Kilisesi'nde Noel temizliği yapan farklı mezheplerden papazlar kavgaya tutuşunca, polis duruma müdahale etmek zorunda kaldı.

İstemesek de şeffafız!

Etyen Mahçupyan / e.mahcupyan@zaman.com.tr 
Türkiye'nin niçin 'soykırım' kelimesinden bu denli rahatsız olduğunu anlamak hiç de zor değil. Böyle bir tarihsel yükle hesaplaşmak, o olayın yaşandığı dönemi belirleyen ideolojik çerçeve ile mesafe almayı, onu mahkûm etmeyi gerektiriyor. Almanya'da Nazi dönemi bir bütün olarak mahkûm edilmemiş olsaydı, Yahudilere yapılanların da böylesine açık yüreklilikle kabulü mümkün olmazdı. Ancak Türkiye henüz İttihatçılıkla bağını koparmış değil. Dolayısıyla tarihe serinkanlı bakmak psikolojik dirençle karşılaşıyor ve 'Türk' kimliğini taşıyanların doğal refleksi yaşananları anlamak değil, yaşananların 'soykırım' olmadığını kanıtlamak için delil toplamak şeklinde oluyor.Bu açıdan bakıldığında 'Türk' kimliği üzerinden tarihe bakanlarla, Ermeni diasporasının siyasallaşmış kanadı arasında neredeyse bire bir paralellik var. Her ikisinin de derdi milliyetçi bir tarihsel anlatının siyasal arenada egemen olması. Her ikisi de yaşanmışlığı bu biçimlendirilmiş tarihsel anlatıların içine sokmaya çalışıyor ve bu uğurda gerçekliğin bir bölümünü görmemeyi tercih edebiliyorlar.