Etiketler

“Süryaniler İçin Seyfo’lar Bitmiyor”


Beyza Kural/  beyza@bianet.org
İHD’nin hazırladığı “1915 Öncesi Osmanlı’da Süryani Yaşamı” sergisini Seyfo’dan sonra Suriye’ye göç etmek zorunda kalmış yüz yıl sonra da Suriye’deki iç savaş nedeniyle yine göçe zorlanan Süryanilerle geziyoruz.

Türkiye ‘Ermeni soykırımını’ tanırsa ne olur?

Cenap Çakmak / Doç. Dr. Osmangazi Üniversitesi 
Türkiye ne yaparsa bu talebi kabul etmiş olur? Açık bir tanıma, özür vb. ifadeler de dâhil olmak üzere Türkiye'nin devlet olarak 1915 olaylarının soykırım olduğunu ima eder herhangi bir tutumu devlet sorumluluğunu da beraberinde getirebilir. Bir devletin tek taraflı kararları ve hatta açıklamaları kendisini bağlayabilir, yani hukuki sonuçlar doğurabilir. Yine mesela üst düzey bir devlet görevlisinin bir konuşması bile böylesine bir sonuca gidecek yolun ilk adımları olabilir. Herkes dilediğince özür dileyebilir; ama devlet adamları böylesi tercihi yaparken devleti sorumluluk altına sokacak bir süreci başlatabilirler.

2015 - Ermenilerle Helalleşme’/ Biraz Şairce Cahit Koytak:‘

Bir avuç yezit İttihatçının,
bir cinayet çetesinin torunları olduğumuzu kabul edip de,
onlar adına mı özür ve helalleşme dileyeceğiz?
Yoksa, peygamber ahlakına, yaratılış hukukuna, tevhit
inancına bağlı müminler, hanif seciye sahipleri olarak bizler,
bu canilerle; bu, zulüm ve kıyım sürecinin hiçbir döneminde
aynı yerde ve aynı safta olmadığımız, olmak istemediğimiz hâlde,
aradan hemen hemen bir yüzyıl geçmesine,
suçun büyüklüğünü, korkunçluğunu görmemize
ve suçluları tanımamıza rağmen, işlenen bir suç
ve suçun tescilli failleri yokmuş gibi davrandığımız,
yahut öyle davrananlara ses çıkarmadığımız,
suçluların yargılanması ve ihkak-ı hak için
kılımızı kıpırdatmadığımız için mi helallik isteyeceğiz?

24 Nisan’ı Paylaşmak

Defne Gürsoy
Bir 24 Nisan’da daha Taksim’deyim. Her yıl elimden geldiğince de burada olmaya gayret edeceğim. Çünkü Ermeni Soykırımını anmak için olunacak en anlamlı yer burası. Ve bir kez daha Fransa’dan can dostlarım bana, bize eşlik ediyor. Bu kez daha da kalabalıklar. Kendi ülkelerindeki anmalar yerine tarihimizin belki de en kara lekesini reddetmekten utanç duyan bir avuç Türkiyeli ile yan yana İstanbul’da durmayı tercih edenlerin sayısı giderek artıyor.

Yüzleşmeyi başarabiliriz

Serkan Ayazoğlu / Bülent Onur Şahin / Taraf
Doksan sekiz yıl önce, yaklaşık 1.5 milyon Anadolu Ermenisi katledildi, asırlık yurtlarından sürgün edildi. Aradan geçen zaman acıları dindirmedi. Soykırıma uğrayan Ermenilerin torunları, atalarının acısını hâlâ yüreğinde, belleğinde taşıyor. Aydınlar, sanatçılar ve gazeteciler, Ermeni Soykırımı’nın 98’inci yıldönümü dolayısıyla Taraf ’a acıları paylaşmak ve karşılıklı helalleşmek hakkında konuşmaya devam ediyor.

Dersim'iz Ermeni Tehciri

Şeyma Kısakürek Sönmezocak /Haber 7
Osmanlı İdaresince bu kadar titizlikle ve hak yenmeden yapılmasına dikkat edilen tehcirin nasıl bir katliama dönüştüğü de açıkça tahmin edilebilinir. Bilmeyenler için yeniden, ve bilenler için tekrar tekrar okunarak yer etmesi için tüylerimi diken diken eden bu müthiş diyaloğu tekrar paylaşıyorum. Büyükelçi Morgenthau'nun günlüğünden alınan, Talat Paşa arasındaki diyalog şöyledir. Talat Paşa ; "Üç Ermeni havalisini tahliye ettik bile; Bitlis, Van ve Erzurum'da hiç kimse kalmadı. Türklerle Ermeniler arasındaki nefret o kadar ziyade ki, irtibatı tamamen kestik …" der ve ekler; "Anadolu'nun hiçbir yerinde Ermeniler kalmayacak, onlar sadece çöllerde yaşayabilirler." "Büyük bir hata yapıyorsun." Dedim. "Evet hata olabilir, lakin pişman olacağımızı zannetmiyorum." Diye cevap verdi.

Bir Ermeni Ailesinin Yitik Geçmişine Tanıklıklar


Fotoğrafçı kardeşler Tsolag Dildilian ile Aram Dildilian'ın objektifinden koskoca bir ailenin soykırıma ve tehcire karşı hayatta kalma mücadelesi Tütün Deposu'ndaki sergide ziyaretçilerle buluşuyor... “Dildilian Kardeşlerin Objektifi’nden Bir Ermeni Ailesinin Yitik Geçmişine Tanıklıklar” Sergisi 26 Nisan - 8 Haziran arasında Karaköy Tütün Deposu'ndaki Depo'da gezilebilir.

"Soykırım, gerçeği tespit çalışması değil artık"


Bu tartışmayı tarihçilere bırakıp geleceğin nasıl kurulacağına odaklanmak gerektiğini savunan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, "Birileri sonsuza kadar soykırım diyecektir. Bu onları bağlar, biz de soykırım olmadığını söyleyeceğiz. Burada hesaplaşmaya dönüştürülmesinden kastettiğim, bunun bütün Ermeni diasporasının ve Ermeni kimliğinin resmi politikası haline getirilip, başka ülkelerin parlamentolarından karar çıkarmanın sürdürülmesi ve bunun uluslararası alanda Türkiye'nin köşeye sıkıştırılması anlamında bir manivela olarak kullanılması; problem orada ortaya çıkıyor. Yoksa, birilerinin ebediyen soykırım demesine yapacağımız bir şey yok, biz de soykırım olmadığını söylüyoruz. Ermeniler içinde de, Türkler içinde de farklı düşünceler olması gayet doğal...

TCA’dan Obama’nın 24 Nisan Açıklamasına Tepki

İbrahim H. Aydoğan – Turkishny.com
Amerika Türk Koalisyonu (TCA), ABD Başkanı Barack Obama’nın her yıl 24 Nisan’da yaptığı “taraflı ve tarihi açıdan yanlış” açıklamanın tekrarlanmasından hayal kırıklığı duyduğunu açıkladı.

İnanç Özgürlüğü Girişimi ve Norveç Helsinki Komitesi (NHC) işbirliği

İnanç Özgürlüğü Girişimi Mart 2013 itibariyle çalışmalarına Norveç Helsinki Komitesi  (NHC) işbirliğiyle devam etmektedir. Türkiye’de herkes için düşünce, din veya inanç özgürlüğünün korunmasının iyileştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla yeni bir izleme ve raporlama projesine başladık. NHC:İÖG Düşünce, Din veya İnanç Özgürlüğünü İzleme Projesi bir insan hakları projesidir ve çalışmaları izleme, belgeleme, raporlama ve çözüm önerilerinin sunulması üzerine yoğunlaşacaktır. İlk raporumuzu Eylül 2013 tarihinde yayınlamayı planlıyoruz.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi, Ermeni Soykırımının tanınması çağrısında bulundu

Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (AK PA) bir dizi üyesi yayımladıkları bildiriyle Ermeni Soykırımının tanınması çağrısında bulundular, bunun Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine katkıda bulunacağını kaydettiler. AK PA üyelerinin bildirisinde özellikle «Soykırımın tanınması bir akittir, bu insan onuruna saygı ve insanlığa yönelik suçların engellenmesine katkıda bulunmaktadır.

"Bilimsel" Ulusalcılık"

O halde ulusal solun ideologlarından Güler’in “bilimsel” tezlerine yakından bakalım. Birkaç hafta önce Habertürk’te Belkıs Kılıçkaya’nın sorularını yanıtlayan Güler’e göre sorun anayasa sorunu (tırnak içindeki tüm alıntılar Güler’e ait). “Ulusal devlet istiyor muyuz, istemiyor muyuz?” Nedir ulusal devlet? “Bir ulusal resmi dil üzerinden bütün siyasi, idari yaşamını kuran devlet”. Peki anayasal vatandaşlık? “Anayasal vatandaşlık ulusal devleti kırar” çünkü farklılıkları öne çıkaran bir siyasi sistem kurar. “Eğer kimliğimi yaşamak benim için siyasi hak … diyorsanız ulusal devleti reddettiniz demektir.” Bunun bizi götüreceği yer parçalanmadır, bölünmedir, Yugoslavya’daki gibi bir “mezhepler mezbahasıdır”.

Türkmenistan-Ermenistan'ın şaşırtan yakınlaşması

Türkmenistan lideri, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ı ülkesine davet etti.

Türkleri görünce ağlayacaktım

Tuğba Tekerek – Taraf  
82 yaşındaki Anahit Fransa’dan gelmiş. Neredeyse hiç durmaksızın anlatıyor: Soykırımı, kaybolan akrabalarını, geçmişini... Soyadını vermek istemiyor, küçüklükten beri bir korkuyla büyütülmüş, annesi “Ermeni olduğunu belli etme, Ermenice konuşma. Pencereden itiverirler, sonra da ‘düştü’ derler” diye tembihlermiş onu çocukken. Türkiye’ye iki haftalığına ziyarete geldiği Ermeni arkadaşı 24 Nisan anmasına gelmeye çekinmiş. “Ama Türkler nasıl bu kadar risk alıp da gelmişler” diye şaşkınlık içinde. Kütahya Mutasarrıfı Faik Ali Ozansoy’un mezarı başındaki anma için “Orada Türkleri görünce neredeyse ağlayacaktım” diyor... Fransa’dan gelen Ermeni Seta Papazian ise duygularını sorduğumda “Karışık ve yoğun, hem umutluyum hem üzgün” diyor ama bu duygu faslını kısa kesmek istiyor. “Biz siyasi amaçla buradayız” diyor ve anlatmaya başlıyor: “Burası bizim de vatanımız, Burada 1.5 milyon Ermeni öldü, biz kaybolan bir dünyayı anmaya geldik 21. yüzyılda Talat Paşa okulu olamaz, Talat Paşa Sokağı olamaz. Siz katilleri nasıl kahraman olarak sunabilirsiniz. Sizin kahramanınız mesela Faik Ali Bey olmalı.”

Kaçırılan Hıristiyan Din Adamlarından Haber Yok

Yaklaşık 1,5 aydır Hatay'da bulunan Suriye Halep Süryani Ortodoks Metropoliti Mor Grigoriyos Yuhanun İbrahim ile Rum Ortodoks Metropoliti Mor Grigoriyos Paulus Yazıcı, pazartesi günü sabah saatlerinde İskenderun'dan özel şoförleriyle Lübnan'a gitmek için Suriye'nin İdlip kentine doğru yola çıktı. İki din adamının yolu Suriye'de kimliği henüz belirlenemeyen kişi yada kişiler tarafından kesildi. Şoförü öldüren saldırganlar, 2 din adamını kaçırdı. İskenderun Hıristiyan Ortodoks Kilisesi Papazı Dimitri Yıldırım, dün Suriye'de silahlı kişilerce kaçırılan 2 din adamının serbest kaldığına dair haberlerin Şam'daki patrikhane tarafından doğrulanmadığını söyledi.

Çağrı: "Süreç", inkarcılığı Soykırım'ın 100. Yıldönümü'nden önce gömmelidir

Türkiye aylardır adı, hedefleri, perspektiferi ve uygulama biçimleri sık sık değişikliğe uğrayan bir "süreç" yaşıyor... Ancak, barış ve demokratikleşme hamlesinin "islam kardeşliği" temelinde yürütülmesi, Türk-İslam fütuhatı öncesi bu topraklarda uygarlıklar kurmuş ama Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde sürekli baskı, dışlanma ve aşağılanmaya maruz bırakılmış olan farklı kökenlerden ve inançlardan halklarımızın yine  dışlanmasından ve aşağılanmasından başka bir anlam taşımayacaktır. Bunun içindir ki, "süreç"in başlıca tarafları, yarın 98. yıldönümünü idrak edeceğimiz 1915 Ermeni ve Asuri Soykırımı'nı resmen tanıdıklarını, sayısı 1,5 milyonu bulan soykırım ve sürgün kurbanlarının ve ülkemizi terketmek zorunda kalan milyonlarca insanımızın gaspedilen tüm haklarının iade edilmesini taahhüt ettiklerini resmen açıklamalıdır,

Ermeniler'den Özür Dilemeliyiz

Hakan Albayrak
Binlerce veya on binlerce veya yüz binlerce masum Ermeni'nin hangi sebepten olursa olsun Müslümanlar tarafından hunharca katledilmiş olmasını katiyen mazur göremeyiz ve içimize sindiremeyiz. Mazur görememeliyiz ve içimize sindirememeliyiz. Yakışmaz, Rahmet Peygamberi'nin ümmetine... Başbakanımız veya cumhurbaşkanımız çıkıp diyecek ki...  1915'te masum Ermenilere yapılan soykırım derecesindeki fenalıklar için özür diliyoruz ve Ermenilere tazminat ödemeye hazır olduğumuzu ilan ediyoruz. Bu tazminatı tam olarak kimlere ve nasıl ödeyeceğimizi Ermeni milletinin temsilcileriyle beraber belirlemeye hazırız. İşgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi kaydıyla Ermenistan Cumhuriyeti'ne de ödeyebiliriz."... 6-7 Eylül olaylarında barbar Kemalist kitlelerin derin devlet kaynaklı terörü yüzünden İstanbul'u terk etmek zorunda kalan Rumlardan -ve öldürülen Rumların çocuklarından, torunlarından- da özür dileyelim, onlara da tazminat ödeyelim. Tabii, varlık vergisi terörünün kurbanlarını da unutmamalıyız.

Ermeni katolikosları, Türkiye’de müsadere edilen Ermeni kilise ve mülklerinin iadesini talep ettiler


Dünya Ermeni Katolikosu Garegin II ve Kilikya Katolikosu Aram I, Türkiye’ye Ermeni Soykırımını tanıması ve müsadere edilen Ermeni kiliseleri ve kiliselere ait mülklerin iadesi çağrısında bulundukları ortak bir duyuruda  bulundular... Sonuç olarak Türkiye devletine çağrıda bulunmakta ve şunları talep etmekteyiz:
1.Ermeni Soykırımının tanınması,
2.Ermeni halkının kayıpları, insani ve ulusal ihlal edilen haklarının tazmin edilmesi,
3. Ermeni kiliseleri, manastırları, kilise mülkleri ve manevi-kültürel değerlerin, hukuki sahibi olarak Ermeni halkına gecikmeksizin iade edilmesi.

Ermeniler Brüksel’de bir yürüyüş düzenlediler; etkinliğe Belçikalı bakanlar da katıldı

24 Nisan’da Brüksel Surp Mariam Magdaghenatsi Kilisesinde Ermeni Soykırımının 98. yılı vesilesiyle bir dini ayin gerçekleştirildi. Ayin sonrasında kitle Brüksel’in merkezi meydanlarından birinde bulunan Ermeni Soykırımı kurbanlarının anısını ebedileştiren haçkar yönünde yürüyüşe geçtiler. Ruhaniler haçkar yakınında bir ayin gerçekleştirdiler, bunu Belçika Ermeni Toplumu Komitesi Bşk. Michel Mamuryan ve Ermenistan’ın NATO misyonu nezdinde daimi temsilcisi, elçi Armen Yedigaryan’ın konuşmaları izledi.

24 Nisan 1915: Türkiye’nin karanlık ve kirli geçmişinin adı

Gözaltına alınan Ermenilerin, Haydarpaşa’dan Anadolu’nun içlerine ve oradan da ölüme gönderilmeden önce tutuklandıkları gün olan 24 Nisan 1915’in yıldönümünde İzmir’de 1915 olaylarının adının konulması çağrısı yapıldı. İzmir Dersimliler Derneği, Ege 78’liler Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De Girişimi, İzmir Süryani Dostluk Platformu, İzmir Kadın yazarlar Derneği, İnsan Hakları Derneği (İHD), Mazlum-Der, Yüzleşme Atölyesi, Felsefi Muhalefet, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve ÖSP’nin çağrısıyla 1922 yangını öncesinde İzmir’deki Ermenilerin yaşadığı Haynots mahallesinin bulunduğu yer olan Basmane’de bir araya gelenler, 1915 olayları ve devamında yaşanan kırımda yaşamını kaybedenleri andılar.