Etiketler

'Alevileri devlet değil sol örgütler asimile etti'

BugünTV de yayınlanan Erkam Tufan ile Analiz programına katılan Cafer Solgun, Kemalizm bir devlet ideolojisi olarak Alevilerin doksanlı yıllara kadar asimile olmasında pek etkili olmamıştır. Ama radikal sol örgütler devrim, sosyalizm, özgürlük, savaşın sömürünün olmadığı dünya Ankara İstanbul'a okumaya gelen alevi gençleri son derece etkileyen sloganlarla bu potansiyeli kendi yanlara çektikleri için bilmem kendi bünyelerinde işte din Afyondur, din gericiliktir Alevilik daha da gericiliktir daha marjinal bir inanç grup olduğu için. Böyle ideolojik bir eğitimden geçirildikleri için bu devrimci örgütlerin aleviler üzerindeki asimilasyoncu etkisi devletinkinden daha fazla olmuştur. (Bu fikre katılmamak mümkün değil.Bu örgütlerin biz Ermeniler ve diğer azınlıklar üzerindeki benzer etkileri de incelemeye değer. HYETERT).

Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Gazeteciler özgürlük istiyor


11 basın meslek örgütünden oluşan G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’yle ilgili açıklama yaparak “kısmen değil, tam özgür bir ülkenin gazetecileri olmak istiyoruz” dediler.  G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu Dünya Basın Günü'nde Türkiye'nin Freedom House'un Dünya Basın Özgürlüğü Raporu'nda 120. sıraya gerilediğini hatırlatarak 'kısmen değil, tamamen özgür' bir ülke istediklerini söylediler.

Papa Türkleri ‘soykırımcı' ilan etti

Yeni Papa seçilen Mario Jorge Bergoglio, 2010'da yazdığı yeni çıkan kitabında Türkler için ‘soykırımcı' diyor. Şubat ayında sağlık sorunlarını gerekçe göstererek koltuğunu bırakan 16. Benedikt'in yerine seçilen Papa Fransuva, 3 yıl önce yazdığı bir kitapta Türkleri Nazilere benzetmiş. Papa seçilmeden önce Jorge Mario Bergoglio adını kullanan Arjantinli kardinalin, 2010 yılında Arjantinli Haham Abraham Skorka ile birlikte kaleme aldığı “Cennette ve Yeryüzünde” (Sobre el Cielo y la Tierra) adlı kitabı, geçtiğimiz günlerde gözden geçirilerek bir kez daha yayınlandı.

Asimder'den Ermeni Patriği Ateşyan'a Tepki

Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Başkanı Göksel Gülbey, "O şehirde yaşayan Türk, Kürt ve Zazaları da yok saymaktır. Ayrıca o şehirde yaşayan Ermeni vatandaşlarımızı da orada yaşayan halkla karşı karşıya getirip çeşitli gerginliklere sebebiyet verebilir. İnsanların ibadetgahlarını bile ırk ayrımına sokan kafatasçı zihniyet, her Hıristiyan'ın Ermeni kilisesine kayıt olamayacağını, ancak Ermeni ise olabileceğini söyleyerek dini inançta bile ne kadar ırkçı bir zihniyete hakim olduklarını göstermektedirler. Osmanlıyı ırkçılıkla suçlayan bu zihniyet hiç kendi yaptıkları işlere veya kararları göz önünde bulundurdular mı acaba. ASİMDER olarak iftiracı ve faşist düşünceye sahip olan bu yönde çalışma yapan Ermeni Patrikhanesi Genel Vekili Aram Ateşyan'ı şiddetle kınıyoruz. Devlet yetkililerimizi bu patriğin çalışmalarını incelemeye ve kontrol altına alınmasını istiyoruz" diye konuştu.

''İlk Taşı Günahsız Olanınız Atsın''

Anjel Dikme
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Baydemir’in ‘hayırlı olsun’ temennisinin yerinde bir dilek olmadığını vurgulayarak, “Burada kul hakkına girilmiştir. Hayırlı bir iş yapılmamıştır” dedi. Müslümanların, rızaları olmadan Hıristiyanların paraları ile kendilerine ibadethane kurmalarının söz konusu olmadığını belirten Yalman, Ermeni cemaatine de çağrı yaparak, bu 1 trilyon parayı Belediye’ye iade etmesini tavsiye etti." Okuduğum bu haberde ana soru: Müslüman vergisi Hıristiyan’a helal mi? Peki simdi ben soruyorum; Hıristiyan’ın vergisi Müslüman’a helal midir? Yüz yıldır Hıristiyan inancına mensup bireylerin, ödedikleri vergilerden; kendi kiliseleri, okulları, hastaneleri için tek bir kuruş alma hakkına sahip ol(a)mama halleri Müslüman inancının, nefsinin neresine sığıyor?

Israel: The Politics Behind The Armenian Genocide


By: Akiva Eldar for Al-Monitor Israel Pulse .
People in the Armenian Church in Jerusalem's Old City light candles during a special prayer on April 24, 2012, marking the anniversary of the mass killings of Armenians in the Ottoman Empire in 1915. 

Dersim Tertelesi Adalet Arayışında Yüzegelen Bir Iceberg’in Su Yüzünde Görünen Parçasıdır !


Sarkis Hatspanian
Ermeni Soykırımı sırasında tarihte ‘erken Dersimliler’ adlandırılan ve 'proto-Ermeni' olarak tanımlanan Dersimli Kırmanc Alevi Zaza aşiretlerden bazılarının soydaşları Dersim Ermenilerini Osmanlı hükümetine teslim etmeyi reddetmiş olduklarıyla, Ermeni kaynaklarına göre 20.000 ile 36.000 arası insanımızı vahşi katliamlardan kurtardıkları bilinen bir gerçektir.

‘Çankaya Köşkü’nün gerçek sahibi Kasapyan ailesidir’

Cumhurbaşkanlığı Köşkü içerisinde bulunan Müze Köşk’ü ‘Ankaralılar Atatürk’e hediye etti’ ifadesine, ‘Gerçek sahibi Kasapyan ailesidir’ diyen okurlardan itiraz var. Türkiye’nin kendi tarihiyle yüzleşmesi üzerine son birkaç yıldır düzenlenen toplantılarda tarihçiler genellikle iki konuya dikkat çekmekte: Birincisi her ülke kendi tarihinin hafızasını oluşturur. İkincisi milli kimliklerimizin oluşmasında bu tarihin rolü büyüktür. Dolayısıyla geçmişe ait birbiriyle çelişkili, zıt hafızaları ortak toplumsal bir bilince dönüştürme çabası yüzündendir ki; bugün gerçek, inandırıcı, objektif çalışmalara olan ihtiyacımız giderek artıyor.

ABD'den 'Ruhban Okulu' çağrısı

ABD Temsilciler Meclisi'nde, Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması çağrısını içeren bir karar tasarısı sunuldu.Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'ne sunulan 188 numaralı tasarı, "Türk hükümetine, Heybeliada Ruhban Okulu'nun koşulsuz olarak ve gecikmeksizin yeniden açılmasını kolaylaştırması çağrısı" başlığını taşıyor. Meclis'deki Elen Grubu'nun Eşbaşkanlarından Cumhuriyetçi Parti Florida Milletvekili Gus Bilirakis tarafından sunulan tasarıya, 12 milletvekili de ortak imzacı oldu. Haberin Devamı: http://www.zaman.com.tr/dunya_abdden-ruhban-okulu-cagrisi_2085444.html

«Soykırm Bilimi» master programı başlıyor


Erivan Devlet Üniversitesi (ECÜ), Ermenistan Ulusal Bilimler Akademisiyle (EUBA) işbirliği içinde «Soykırım Bilimi» master programının başladığını duyurdu. Ermeni Soykırımına yönelik her geçen gün artan ilgi konuya hakim uzman ihtiyacını artırmakta. Ermeni Soykırımının 100. Yılı yaklaşırken konu özellikle Ermeni eğitim kuruları açısından önem arz etmekte. Öyle ki bütün bunları dikkate alan EDÜ ve EUBA Soykırım Müze-Enstitüsü insiyatifiyle «Soykırım Bilimi» master programı başlamış bulunmakta.

The Turkish Parliament and the Denial of the Armenian Genocide

 
On 28 April 2005, after months of preparation, the Turkish Grand National Assembly launched a new initiative to deny the Armenian Genocide thesis, with an attack on the 1916 British Parliamentary Blue Book, The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire, 1915-17. The Turkish effort soon turned into a debacle, raising questions about the judgment of Turkish Parliamentarians when dealing with Armenian issues.

28. Sevan Gölü savaşı


II. Aşot, 921 yılında küçük bir birlikle Sevan adasında mevzilenir. Arap orduları komutanı Beşir adayı işgal etmeyi dener, fakat II. Aşot sisli bir günde, en iyi savaşçılarını kayıklara yerleştirir ve daha kıyıya varmadan Arapları aniden güçlü bir şekilde ok atışına tutar. Ermeni veliahdının bu ani ve cesur ameliyesi sonucunda Araplar paniğe kapılır. Prens Gevorg’un birliği, panik halinde kaçan düşmana saldırarak imha eder. Prens Gevorg’un bu cesur adımı, yazar Muratsan’ın “Gevorg Marzpetuni” eserinde yer bulmuştur.

“Ermenistan’ın Ekonomisi Güçten Düşüyor”

TurkishNY.com - ″Çok Uluslu Gürcistan″ Partisi Genel Başkanı Arnold Stepanyan gazetecilere yaptığı bir açıklamada, Dağlık-Karabağ sorununa dair konuştu. APA’nın haberine göre Dağlık-Karabağ sorununun er ya da geç çözüleceğini belirten Stepanyan, “Ermenistan’ın ekonomisi gittikçe güçten düşüyor. Ekonomisi güçten düşen bir devletin geleceği nasıl olabilir? Dağlık-Karabağ sorunundan dolayı Ermenistan, Güney Kafkasya’da yürütülen en büyük uluslararası projelerin dışında kaldı. İş eksikliği ve zayıf ekonomi, özellikle gençler olmak üzere, nüfusun göç etmesine neden oldu. Ermenistan’daki göç, şimdiden rekor bir seviyeye ulaştı. Dolayısıyla, Dağlık-Karabağ sorununun en kısa sürede çözüme kavuşturulması Ermenistan için yararlı olabilir” şeklinde konuştu.

Richard Hovannisian and Elie Wiesel in Conversation on Genocide and the Obligation to Remember


by Jano Boghossian
Orange, CA – On April 17, Professor Richard Hovannisian, First Holder of the AEF Chair in Modern History at UCLA and Distinguished Visiting Scholar at Chapman University and the University of California, Irvine, engaged in “Conversation” with Dr. Elie Wiesel, Nobel Laureate and Holocaust survivor, regarding the moral obligation of mankind to honor and preserve the memory of the victims of the Armenian Genocide and the Holocaust by documenting and preserving witness and survivor testimonials, advocating for recognition, and promoting education.

Ermeni tarihçiden Türkiye'ye övgü


Ermeni asıllı İngiliz tarihçi Türkiye'de yaşadıklarını bir devrim olarak niteledi. 24 Nisan sözde Ermeni soykırımı seremonisi için İstanbul'a gelen Ermeni asıllı İngiliz tarihçi Ara Sarafian İstanbul'da yaşadıklarını bir devrim olarak niteledi.Çok memnun bir şekilde yaşadıklarını dile getiren tarihçi Sarafian bir Ermeni mezarlığında yaptığı konuşmayı tarihi bir olay olarak niteledi ve "Serbest bir şekilde konuşabiliyordum, istediğimi söyleyebiliyordum ve bana kimse karışmıyordu" dedi.

Cemaatlerin hukuki statüsü masaya yatırılıyor

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi gayrimüslim cemaatlerin hukuki sorunlarını masaya yatırıyor. Konu, 13 Mayıs Pazartesi günü T.C. Cemaat Vakıfları’nın işbirliği ile ‘Gayrimüslim Cemaatler ve Cemaat Vakıflarının Hukuki Statüsü ve Tüzel Kişilik Sorunu’ başlığı altında konuşulacak. Saat 10.30’da başlayacak konferansın açılış konuşmasını Cemaat Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas yapacak. (AB tarafından din ve vicdan özgürlüğü kapsamında ele alınan, Venedik Komisyonu kararlarıyla da desteklenen, Müslüman olmayan  cemaatlerinin tüzel kişiliğinin tanınması ve örgütlenmesine izin verilmesi hayati önemdedir. Umarız bizim pozitivist, laikçi güçlü lobiye rağmen gerçekleşir.HYETERT)

"Soykırım Sadece Benim Değil, Türkiye Toplumunun da Meselesi"

Elif Akgül elif@bianet.org
Türkiye ve Ermenistan arasında ortak projeler yürüten sivil toplum örgütü Civilitas'ın Direktörü Salpi Ghazarian bianet’e Civilitas’ı ve toplumların değişim için neler yapılabileceğini anlattı. Civilitas 2008’de kurulan Yerevan merkezli bir sivil toplum örgütü. Güçlü bir demokrasi için sivil toplumu güçlendirmeyi amaçlayan Civilitas bunun için raporlar üreten, halka açık forumlar düzenleyen ve kamuoyunu tartıştıran bir örgüt. bianet’e konuşan Civilitas Direktörü Salpi Ghazarian “Önemli olanın topumun konuşmaya, söylem üretmeye başlamasıdır” diyor.

Azınlıkların Luys Gazetesi çıktı

30 Nisan'da Piyasaya çıkan Luys gazetesi, Ermeni, Yahudi, Rum ve Süryani toplumlarının cemiyet hayatını renkli karelerle okuyucusuyla buluşturacak. Cemiyet hayatı, kültür sanat, spor ve sağlık haberlerinin yer alacağı gazete, artık Ermeni, Yahudi, Süryani ve Rum toplumlarında gerçekleşen etkinliklerin magazinini yapacak. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Şahnur Kazancı, yarın bayilerde yer alacak gazete için “Hayatın gülen yüzüne odaklanacağız” diyor.

Türkiye'nin 2015 stratejisi: “Soykırım” kelimesinden mutlak şekilde kaçınmak

By : Orhan Kemal Cengiz for Al-Monitor Turkey Pulse
Bir tarafta, uzun yıllara dayanan bir tabuyu yıkmış, daha önce hiç olmadığı kadar özgür bir şekilde 1915’de neler olduğunu tartışan bir Türkiye var: Sadece 24 Nisan günü yapılan anma törenlerinde değil, yazılı ve görsel medyada da 1915’den “soykırım” olarak bahseden insanlar özgürce görüşlerini ifade edebiliyorlar. Ama diğer yandan Türk Hükumeti’nin resmi düzeyde verdiği reaksiyonlara bakınca, en küçük bir değişikliğin bile olmadığı görülüyor. Peki neden? Türkiye nasıl oluyor da kendi içinde özgürce tartışılmasına izin verdiği bir sorunu, hala dünyanın tartışmasına izin vermemeye çalışıyor? Neden başkan Obama’nın sözleri, içinde soykırım ibaresi geçmemesine rağmen, bu denli sert bir reaksiyonla karşılaşıyor? Türkiye, Kürt meselesi gibi büyük sorunları çözmek için ciddi adımlar atarken nasıl oluyor da hala, Ermeni sorunu konusunda yüz yıllık katı kalıplarını tekrar edip duruyor?

Avustralya Parlamentosu Süryani soykırımını tanıdı

Murat Kuseyri - Stockholm
İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ta Avustralya Parlamentosu tarihi bir karar alarak Süryani ve Rumlara soykırımı yapıldığını oy birliğiyle kabul etti. Böylelikle Avustralya, İsveç’ten sonra Asuri-Süryani ve Rum soykırımını tanıyan ikinci ülke oldu. İsveç Parlamentosu 11 Mart 2010 tarihinde Ermeni, Rum ve Asuri-Süryanilere soykırım yapıldığını kabul etmişti.