Etiketler

Ben de o gün Ahtamar’daydım

Bir suredir Ahtamar’daki Surp Haç kilisesinin haçı ve kilisenin onarımı, ibadete açılması tartışma konusu oldu. Neden haç yokmuş, bu TC propagandasıymış…
Değerli Dostlar 

Bir suredir Ahtamar’daki Surp Haç kilisesinin haçı ve kilisenin onarımı, ibadete açılması tartışma konusu oldu. Neden haç yokmuş, bu TC propagandasıymış… 

Benim vaftizim Anadolu’nun kilisesi olmayan bir ilçesinde evimizin bir odasında 10-12 kişiyle beraber yapıldı. Cenazelerimiz de kilisesiz ve haçsız kalkardı. Senede bir gelen din adamlarımızın badarak yapmak için ilçedeki cemaatle toplandığı yer bir evin büyük odası olurdu. Haç konusu hiç sorun olmazdı. Cemaatin bulunduğu yerlerde bu halen böyle devam ediyor. Çok değil 10 yıl önce Van’da bu kilisenin açılacağını Türkiye’den, Ermenistan’dan; İran, Suriye, Lübnan’dan ve dünyanın birçok ülkesinden akın akın Ermeni’si, Müslim’i, gayrimüslimi 5-6 bin kişinin bir araya geleceğini, Van’da ve çevre şehirlerde otellerin dolduğunu, üniversite dâhil kamu kurumlarının konaklama yerlerini Ermenilere açtığını, Van’daki STK’larin çok sayıda Ermeni’yi konuk ettiğini, Yerel gazetenin Ermenice başlıkla ve Ermenice ekiyle çıktığını, sevgi ve dostluk sloganları içeren pankartlarla karşılanacağımızı rüyamızda görsek hayra yormazdık. Ama bunlar gerçek oldu. 

Ben de o gün Ahtamar’daydım. 
Grubumuzun Van ziyareti Kars’tan başladı. Kars’ta kaldığımız otelde 420 kişiydik. Ermenistan’dan Gürcistan’ı dolaşarak gelenler de vardı. Otelin önünde şarkılar söyleyerek, oynayarak düğün bayram havasında geliyorlardı Van’a. Onlar Van kökenliydi. Onlar Gevaşlıydı, Ercişliydi. Bitlisliydi… Oralardan gelen büyüklerinden hep işitmişlerdi Ahtamar Adasını Surp Haç kilisesini. Sevinçleri neşeleri ondandı. Keşke yayaları, dedeleri de ölmeden bir kere daha görebilselerdi doğdukları toprakları. Orada onlar için mum yakacaklardı dua edeceklerdi.. 

Haç konusunu çok önemli sayan arkadaşlarımın da orada olmalarını o havayı teneffüs etmelerini ora insanlarıyla, adaya gelenlerle konuşmalarını dilerdim. Bu bir süreç. Geri adım atılması beklenmeyen bir süreç. Bu surecin geldiği noktadan ben memnunum. Dileğim Anadolu’da hala ayakta kalabilen kiliselerin de (mesela Ani Harabeleri’nin de) bu sürece dâhil edilmesi. 

Birkaç ay evvel doğduğum topraklara gittim. Ermeni kilisesinin üzerinde “Merzifon Ermeni Kilisesi, Diyanet Vakfı Kültür Merkezi Restorasyonu” diye yazıyordu. Yıllarca Sinemayken simdi cemaat evi oluyordu. Çanakkale’de hala sapasağlam duran ama kültür evi yapılan, Kars’ın merkezinde minare ilave edilmeyen içi değiştirilmeyen ama öğle vakitleri cami olarak kullanılan, birçok yerde hala ayakta duran diğer kiliselerimizin de devlet tarafından onarılıp isim günlerinde senede bir bile olsa ibadete açılmasını neden istemeyelim. Onların tarafımızca onarılması ve sürekli bakımı mümkün mü? Onların tahrip olup yok olması, cami, sineme, buğday ambarı, işyeri, depo olarak kullanılması daha mı iyi. 

Lütfen Haç konusunu tartışırken bu sürece ve yapılanlara karşı olan malum çevrelerle ayni çizgide buluştuğumuzu unutmayalım. Kaldı ki kiliseye haçın takılması konusundaki Patrikhanemizin talepleri dikkate alınarak haç İstanbul’dan adaya getirilmişti. (Haçın ağırlığı dikkate alınarak rüzgârın da etkisiyle kiliseye, çatısına zarar verebileceği düşüncesiyle nereye, nasıl yerleştirileceği konusunun netleşmesi için yani teknik nedenlerle, aceleyle takılmadığı ifade edildi.) Şimdilik Kilise dışında cemaatin töreni izlediği alanın karşısına yerleştirmişlerdi. 

Hiç kuşkusuz kilisenin onarılması ve senede bir gün ibadete açılması konusu Mesrob Badriark’in fikriydi. 5 yıl önce bu konuyla ilgili olarak Vana gidisinde 15-16 kişi içerisinde ben de vardım. Van çevresinde Varak Dağı’ndaki 7 kiliseyi, Van gölündeki diğer ada (yarımadayken suların yükselmesiyle adacık olmuş) Çarpanak adasındaki kiliseyi manastırı, çok sayıda benzer yerleri bizlere anlatarak gezdirmişti. Ama onun için Ahtamar ve Surp Haç kilisesi önem sırasının başındaydı. 

Bizlere kiliseyi, Ermeni tarihinde bu kilisenin önemini, düşüncelerini uzun uzun anlatmıştı.. Kilisenin onarılmasını ve senede bir gün ibadete açılmasını, bunun gelenek haline gelmesini çok arzuluyordu. Gerçekleşmesi halinde çok şeylerin değişeceğine inanıyordu. Çok çaba harcadı. Engellere rağmen gerekli yerlerden “evet” sözünü aldı. Sonunda amacına ulaştı. Mutluydu. Onarımı bizzat en ince ayrıntısına kadar takip etti. Yurt içinden yurt dışından konunun uzmanı danışmanları bizzat kendisi görevlendirdi. Müteahhitle, teknik heyetle hep görüşerek onarımın ve adadaki düzenlemenin gönlünce devamını sağladı. Ne yazık ki yakalandığı hastalık ona bu günü, kimi çevrelerin engellemelerine boykotlarına rağmen bu görkemli ve tarihi günü görmesine engel oldu. 

Ada’da töreni izlerken, dolaşırken, adayı dolduran binlerce insani izlerken, adadan yükselen ilahi seslerini işitirken, Maral Müzik ve Dans Topluluğunun adadaki gösterisini izlerken, ayin sonrasında bile karsıdan gelen motorların adaya hala insan taşıdığını görürken, Mesrob Badriark’ın 5 yıl önce anlattıkları geldi aklıma. Hani “içim sızladı”, deriz ya işte o duyguları tattım. Onu saygıyla hatırladım, şifalar diledim. 

Özellikle yurt dışından ve Ermenistan’dan bu onarımı, bu açılışı TC propaganda amacıyla yaptı, şeklinde değerlendirenler var. Böyle düşünenlerin konuyu bilmeden o değerli Badriark’imizin çabalarına gölge düşürdüklerini, onun çabalarını inkâr ettiklerini bilmelerini isterim. Lütfen olaya siyasetin ve ideolojik bakışın dar açısından bakmayalım. Kısaca, Surp Haç kilisemizin onarılmasını, senede bir gün ibadete açılmasını isteyen biziz. Bu isteğimizi olumlu karşılayan devlete/iktidara da teşekkür etmek görevimizdir. 

Lütfen bunca çabayla gerçekleşen bu olaya TC propagandası diyerek, kilisenin haçını bahane ederek gölge düşürmeyelim bu sürecin devam etmesi için elimizden geleni yapalım derim. 
Sevgiler. 
Yervant Özuzun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.