Güney Kafkasya ziyareti çerçevesinde Ermenistan'ın başkenti Erivan'ı ziyaret eden Avrupa Birliği'nin (AB)Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan ile görüştü. Ermeni Armenpress ajansının haberine göre, ikili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Ashton, AB'nin doğu ortakları ile ilişkilerini geliştirmeye gayret gösterdiğini belirterek, AB-Ermenistan ilişkilerinden de memnun olduklarını söyledi.
************
AB Temsilcisi Ashton, Ermenistan'ın başkenti Erivan'ı ziyaret etti.
Güney Kafkasya ziyareti çerçevesinde Ermenistan'ın başkenti Erivan'ı ziyaret eden Avrupa Birliği'nin (AB)Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan ile görüştü.
Ermeni Armenpress ajansının haberine göre, ikili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Ashton, AB'nin doğu ortakları ile ilişkilerini geliştirmeye gayret gösterdiğini belirterek, AB-Ermenistan ilişkilerinden de memnun olduklarını söyledi.
Ashton, Ermenistan ile olan ilişkilerine büyük önem verdiklerini ve bu ilişkilerin her taraflı gelişmesi için çaba gösterdiklerini belirterek, ülkenin kalkınması ve çeşitli reformlar gerçekleştirmesi için Ermenistan'ı teşvik etmeye devam edeceklerini kaydetti.
AB-Ermenistan ilişkilerinden söz eden Ashton, AB ile Ermenistan arasında vize rejiminin basitleştirilmesi konusunda yakın gelecekte önemli ilerlemeler olacağını belirterek, ''Çok fazla teknik meseleler var. Teknik kısım tamamlandıktan sonra müzakereler süreci hız kazanacaktır'' dedi.
Küresel kriz nedeniyle AB'nin ''Doğu Ortaklık Projesi" gibi programlara ayırdığı bütçeyi azaltıp azaltmayacağı yönündeki bir soruya ise Ashton, krizin, Doğu ortakları ile olan ilişkilerini hiç bir şekilde etkileyemeyeceğini ifade ederek, AB ülkelerinde ilişkilerin gevşemesinden değil, daha çok pekişmesi üzerinde durulduğu cevabını verdi.
Catherine Ashton, krizin herkes üzerinde etkili olduğunu, ancak Avrupa'nın sözünü tutma ve gelişim temposunu koruma arzusunda olduğunu ifade etti ve ilişkilerin sadece finansal meselelere dayanmadığını, işbirliğinin ortak bir çalışma olduğunu söyledi.
Edvard Nalbandyan ise, AB ile olan ilişkilerini anlattı ve bu ilişkilerinin son dönemde hızlı bir şekilde geliştiğini ve bundan memnuniyet duyduklarını kaydetti.
Temasları kapsamında Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Başbakan Tigran Sarksyan ile de bir araya gelen Ashton, görüşmelerde AB-Ermeni ilişkilerini, bölgesel gelişmeleri ve işgal altındaki Yukarı Karabağ ile ilgili konuları ele aldı.
A.A.
2 yorum:
Avrupa Birliği, dünyadaki en önemli ittifak projelerinden biri. Öncesinde İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında yaşanan paylaşım savaşlarından sonra, birlik ve beraberliğin sağlanarak kaynakların ortak kullanılması adına, başlangıçta iyi düşünülmüş bir siyasal ve ekonomik proje. Avrupa Birliğinin son günlerde karşı karşıya kaldığı genel ekonomik kriz ile, birliğin kuruluş amaçlarının sararmaya yüz tuttuğunu görmek, başta Avrupa halkları olmak üzere herkes için bir hayal kırıklığı oldu. Özellikle ekonomi yönetimindeki başarısızlıklarla, bir anlamda durma noktasına gelen AB treni, yine de daha özgür, daha uygar, daha kaliteli ve demokrasinin gereklerine, kurumlarına daha çok inanmış bir dünya için, bir umut ışığı ve ilgi odağı olmaya devam edecektir. AB liderlerine baktığımızda görünen o ki, birliğin ‘devam etmesi’ konusundaki iradede gevşeme hiç arzu edilen bir şey değil. Yapısal, kurumsal sorunlar yanı sıra, mevcut kurumların tek tek, ülke ülke işleyişlerinde aksaklıklar var. AB her şeyden öte, Afrika’dan Ortadoğu’ya ve Kafkasya’ya kadar dünyanın muhtelif yerlerinde çok çeşitli irili ufaklı projeleri desteklemek gibi bir misyon yüklenmiş durumda. Bunun devamı herkesin yararına olacaktır.
Bölgesel entegrasyonların barışa ve istikrara katkıları göz ardı edilemeyecek kadar önemli. Kafkasya bölgesi de, zengin doğal gaz ve enerji kaynakları ile, ekonomik olarak birlikte hareket etmeyi teşvik eder bir konumda. Kafkasya bölgesi, 1990’lı yılların başından itibaren bugüne kadar devam eden siyasal ve ekonomik dönüşümleri yaşıyor. Birer birer bağımsızlıklarını ilan eden, Kafkasya’nın eski Sovyet cumhuriyetleri, siyasal olarak daha demokratik sistemlere, ekonomik olarak daha çok batı ile entegrasyona itibar eder görünmekteler. ABD’nin askeri konulardaki katılımları da kabul görmektedir. Bu bölgedeki hareketlilik, Rusya ile ABD ve Avrupa Birliği arasında bir liderlik paylaşımının konusu olmuş durumda. Bir taraftan Rusya, kendisinden ayrılan eski Sovyet cumhuriyetleri ile ilişkilerini karşılıklı bağımlılık esasları üzerinden devam ettirmek istemektedir. Özellikle Ermenistan ile arasındaki mevcut siyasal ve ekonomik ilişkiler güçlüdür. Buna ‘eşitlerin birliği’ demek mümkün müdür? Doğrusu hayır. Bir tarafta finansal ve ekonomik sıkıntılarla yüzyüze olan Ermenistan, diğer tarafta ise alacaklarına karşılık Ermenistan’ın stratejik kurumlarının işletme ve yönetme hakkını elinde tutan Rusya vardır. Bu konumdaki Ermenistan, ekonomik yoksunluk ve komşuları ile olan güvenlik endişeleri nedeni ile bir yandan Rusya ile ittifakını korumaya çalışırken, diğer yandan da AB ve ABD ile ilişkilerini artırmak istemektedir. Bölgede Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında yürütülmekte olan ortak enerji projeleri vardır. ABD ve AB’nin de istemesine ve desteğine rağmen, Ermenistan’ın, bu üç ülke arasında yürütülmekte olan ortak enerji projelerine katılımında beklenilen noktada değiliz.
Neden? (devamı var)
(yukarıdaki yorumun devamı) Nedenlerden bazıları politik nedenler. Bunlar herhangi bir konuda işbirliği başlatılmasının ön koşulu haline gelmiş durumda. Türkiye’nin kaygıları, Ermenistan’ın Anayasası ve bağımsızlık bildirgesinde yer alan ifadelere odaklanmış durumda. Ve tabi bir de Azerbaycan’ın Ermenistan’la olan uyuşmazlıkları ve Karabağ sorunu var. Türkiye, iki ülke ve daha sonra Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında yapılan antlaşmalarla çizilen sınırların kabul edilmesini ve sınırların silah zoru ile değiştirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getiriyor. Bu kaygıları devam ettiği sürece Ermenistan ile diplomatik ilişkilere başlanamayacağını belirtiyor. Ermenistan ise, Azerbaycan ile Karabağ anlaşmazlıklarının yalnızca bu iki ülke arasında bir sorun olduğunu, Türkiye’yi ilgilendirmediğini ifade ediyor. Ayrıca Türkiye’nin kaygılarına konu olan, Ermenistan anayasası ve kuruluş bildirgesindeki ifadelerde bir değişiklik, gündeminde bile değil. Böyle bir konumda, politik uyuşmazlıkları bir yana bırakıp, belki yalnızca ekonomik çıkarların gözetildiği ve dahası öncelikli olduğu bir yaklaşımı benimsemek daha akılcı olacaktır. Bir güven bunalımı uzun zamandır var. Buna rağmen, yürütülecek ortak yatırım projeleri ve ekonomik ilişkilerin karşılıklı irtibat ve bağımlılıkları artırıcı etkisi ile bölgede barışın, kalkınmanın, alt yapı imarının ve güven istikrarının yükselişe geçmesi mümkün.
Belki dünyada daha önce benzeri görülmemiş yeni bir başarı modeli denenebilir. Politik nedenlerin ayırdığı, böldüğü birbirinden farklı dinamikleri ile var olan uluslar, ekonomik nedenlerle birlikte hareket etmeyi başarabilirler. ‘Yokoluşların’ ve ‘varoluşların’ dinamikleri, tarihsel seyirleri iyi analiz edilmeli. Bu iki uç noktaya giden yolda, halkların bir ulus, bir hanedanlık, bir devlet, bir imparatorluk olarak varoluşlarını ya da yokoluşlarını belirleyen faktörler alt alta dizilmeli ve iyi gözlenmeli. Dönüm noktaları ve kırılma noktaları iyi takip edilmeli. Aslında kendi halinde başı boş akıp giden tarihin yönünü değiştirmek için, hiç kimse doğadan ‘torpil’li değil. Biraz zaman; doğru zamanda, doğru yerde, doğru bir adım. Ve işte sıra sizde …
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.