Etiketler

Türkiye’de Ermeni Nüfusu ve Müslüman Ermeniler

Merhaba, Türkiye’de Ermeni Nüfusu ve Müslüman Ermenilerle ilgili yazınızı okudum ve şaşırdığım için bu maili yazmak durumunda kaldım. Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben bir dönme ailenin kızıyım. Fakat ailem ben ve kardeşlerimden hiçbir zaman kökenimizi saklamadı ayrıca benim ailemin dönmesi 4 kuşağa da dayanmıyor… kendi kararlarımı alabilecek yaşa gelince patrikhanemize başvurup gerekli formaliteleri yapıp da vaftiz oldum ve şu anda daha mutlu yaşıyorum… özellikle de okul çevremde Ermeniler bu kadar yanlış tanınırken ve sevilmezken, böyle bir duruma kalkışmam bence alkışa değerdir, ne dersiniz? (Elbette sizi alkışlarız. Sizin ben farklı değilim, ben pozitif hak istemiyorum diyenlerden daha da fazla Ermeni olduğunuzu hissettiğinizden de kuşkumuz yok. HYETERT)


Murat Bey Merhaba, Türkiye’de Ermeni Nüfusu ve Müslüman Ermenilerle ilgili yazınızı okudum ve şaşırdığım için bu maili yazmak durumunda kaldım. Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben bir dönme ailenin kızıyım. Fakat ailem ben ve kardeşlerimden hiçbir zaman kökenimizi saklamadı ayrıca benim ailemin dönmesi 4 kuşağa da dayanmıyor. Onların bizden ermeni olduğumuzu saklamamalarının altında kökenimizi unutmamamızın dışında hiçbir sebep yok. Bunu söylemeleri aksine benim açımdan daha iyi oldu çünkü bende kendi kararlarımı alabilecek yaşa gelince patrikhanemize başvurup gerekli formaliteleri yapıp da vaftiz oldum ve şu anda daha mutlu yaşıyorum.  Dönme Ermeniler hakkında bilginiz olsun diye yazıyorum benim kökenime, asıl kimliğime dönmemin sebebi damarlarımda bu kanı taşımam ve hissetmemdir… Belki de yüzyıllardır kimliklerine sahip çıkmış ve asla değiştirmemiş insanlardan daha fazla hissediyorumdur Ermeni olduğumu. Evet, Türkiye de Ermenilerden nefret ediliyor işte ben buna rağmen kökenime sahip çıktım, çünkü ben kendi kendime defalarca sordum Türkiye de Ermenilerden bu kadar çok nefret edilirken ben neden kendi kökenime uzak yaşıyorum neden sahip çıkmıyorum da bir yabancı gibi yaşıyorum diye. ben ve ailem asla moda olsun diye veya yazınızda söz ettiğiniz Ermenileri zengin sandığımızdan dolayı kimliğimizin arkasında değiliz. Ben ailemin asimile olmamasını,  kendi dilime, kültürüme uzak kalmamayı, kendi okullarımda okumayı çok isterdim inanın ama şimdiye kadar bir yanlış yapıldıysa benimde cesaret edip bu yanlışı düzeltmem, kimliğimin arkasında durmam bu kadar garipsenmemeli ve altında başka sebepler aranmamalı. Yazınıza inanın çok üzüldüm ve şaşırdım, ben bir üniversite öğrencisiyim özellikle de okul çevremde Ermeniler bu kadar yanlış tanınırken ve sevilmezken, böyle bir duruma kalkışmam bence alkışa değerdir ne dersiniz?
Mehtap 

8 yorum:

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Mehtap Hanım,
Elbette sizi yürekten alkışlıyorum. Önce hemen şunu söyleyeyim ciddi bir yanlış anlama var. Ben vaftiz olup ben Ermeni’yim diyeni kucaklayacağımızı yazmıştım. Demek ki derdimi iyi anlatmamışım özür dilerim. Ben şöyle yazmıştım “Doğrusu ben Müslüman olan Ermenilerin sayısı konusunda da milyonluk rakamlardan söz etmenin sadece spekülasyon olduğunu düşünüyorum. Modaya uyup benim dedem de, ninem de Ermeniymiş diyenlerin çoğalması Müslüman Ermenilerin çoğalması anlamına gelmez. Kanımca gerçekten kendini Ermeni kabul edip gizlenen ve ilk fırsatta dönmeyi düşünen dönme sayısı birkaç bini geçmez. Bunlar da kilisemize gelip vaftiz olur ve çocuklarını okullarımızda okutmak isterlerse memnuniyetle kabul edilirler.” Benim itirazım hem Müslüman kalıp hem de Ermeni’yim ve Ermeni varlığında payım vardır diyenlere. Yoksa bu kadar olumsuzluğa karşı vaftiz olup Ermeni’yim diyene büyük saygı duyarım ve onları sevgi ile kucaklarım. Okulumuzda okumanız, Ermenice bilmeniz hiçbiri sizi dışlama nedenimiz olamaz. İstanbul’da yaşayan Ermeniler arasında da bir kelime Ermenice bilmeyen, okulumuzda okumamış pek çok Anadolu kökenli insan var. Son olarak şunu söyleyeyim, hangi nedenle ve hangi niyetle olursa olsun vaftiz olup ben Ermeni’yim diyeni yargılamaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Ne ben ne bir başkası ben Ermeni’yim diyene Ermeni değilsin diyemez. Kimsenin kanına, DNA’sına bakarak milletini belirleyemeyiz. Ancak hem Müslüman kalıp hem Ermeni’yim derse bu durumda kesin olarak bir art niyet ararım. Benim dedem de Ermeniymiş, ninem de Ermeniymiş diyenlerin Ermenilikle ilgisi yoktur, olsa olsa Ermeni asıllı olurlar. Birçoğumuzdan da fazla Ermeni olduğunuzu hissetmeniz de doğrudur.
Sevgiler.
Murat Bebiroğlu

Nigohos Beranian dedi ki...

Sayin Mehtap Hanimin kendi ozverileri iceriginde yapmis oldugu secimden dolayi ozune hosgeldin demenin mutlulugunu sahsen yasamamdir. Nedenine gelince cogu donme denilen olaylarin olum kalim ve katliamlarin gozler onune koydugu korkunc olaylarin sonucundan kaynaklanmis oldugundandir ki hayatta kalmayi basarmis olan Sayin Mehtab milyon ustunde katliamlara kurban olmus nesli temsil etmektedir. Mehtabin (Ay isigi)Ermenice Lusin olarak esgeyerdeki anlam guzelliginin yani sira kurban olanlarin anisina Lusin olarak adlandirilmasi da sahsi arzularimin icindedir.
Mehtab hanim, Happy Marry Christmas to you and to your love one's.

Arda Nisan dedi ki...

Murat Bey,
Ermeni tarihini biraz inceleyecek olursanız, Hristiyanlık öncesi, Pagan inancındaki Ermeni'lerin, Hristiyanlığı kabul etmelerinden önce çok daha parlak dönemler yaşamış olduklarını göreceksiniz. Ermeni ırkı, Hristiyanlık öncesinde var olduğu gibi, dünya tarih mirasına bu dönemde sayısız eserler bırakmışlardır. Hristiyanlık öncesi, Pagan Ermeni toplumu yok sayılamaz. Aynı şekilde Hristiyan olmayan Ermenilerin, Ermeni olup olmadığına dair bir tartışma yapılması ve bunun altında art niyet aramak abestir. Bu konu çok uzun tartışmalara gebedir. Eminim, siz bendenizden daha iyi bilirsiniz ki; Ermenilik bir ırk, Hristiyanlık veya Müslümanlık bir dindir. Gerek Ermeni'likte, gerek Hristiyanlıkta birbirini zorunlu kılan bir gelenek veya zorlama yoktur. Yahudilik ve Musevilikte olduğu gibi, din ve ırk birbirine karışmamıştır, birbirinin tamamlayıcısı değildir. Yani bir Ermeni'nin, Ermeni sayılması için Hristiyan olması gerekmez. Bunu ölçen bir makam da yoktur. Hristiyanlık ve Ermenilik arasındaki bu serbestlik o kadar belirgindir ki, günümüz Hristiyan Ermenilerin dini ayinlerinin bazılarında, Hristiyanlık öncesi Pagan törenlerinden etkileşimler görülmektedir. Hatta başka hiçbir Hristiyan mezhebinde görülmeyen ve kökü Pagan ayinlerine dayanan üzümün kutsanması, bağ bozumu ayinlerinden alınmıştır. Kısaca, bir Ermeninin, Gregoryan, Katolik, Protestan olması ne kadar doğalsa; Müslüman, Budist, Pagan veya Ateist olması da o kadar doğaldır. Hristiyanlık öncesi Ermeni toplumları da, zorla veya istiyerek başka bir dini seçmiş olan Ermenileri de sadece Hristiyan olmadıkları için Ermeni saymamak, veya Ermeni olduklarını açıkladıklarında art niyet aramak, çok büyük bir yanlış olacaktır. Çeşitli baskılar veya hayati tehlikelerden dolayı Müslümanlığa yönelmiş insanları, köklerini aramaları ve onları anmalarında art niyet aramak ve onları "modaya uymak" terimiyle genellemek yanlıştır. "modaya uymak" sözünüz, bana 1980den sonraki yıllarda, eskicilerden buldukları paşa resimlerini duvarlarına asıp, işte benim paşa dedem diye tanıtan sonradan görmeleri anımsattı. Elbette içlerinde sizin yazdığınız gibi "modaya uyanlar" olabilir ama geneleme yapmanın doğru olmadığı kanaatindeyim.
Mehtap hanımın söylediği, Türkiye'de Ermeni'lerden nefret edilirken, kendisinin kökenini açıklaması; çoğu Ermeni'nin adlarını değiştirip ötekiliğini sakladığı bu dönemde, alkışlanacak bir durumdur. Modaya uyup, Ermeni zenginlerinden çıkar sağlamak istediğini düşünmek, akla getirilmesi gereken en son şey olması gerekir. Eğer gerçekten böyle bir durum varsa bu, bunları yapanların ayıbıdır.
"Hangi nedenle ve hangi niyetle olursa olsun vaftiz olup ben Ermeni’yim diyeni yargılamaya hiç kimsenin hakkı yoktur". Aynı şekilde hiç kimse, çeşitli sebeplerden dolayı dinini değiştirmiş bir kimsenin etnik kimliğini açıklamasını da yargılayamaz. Yazdığınız gibi, insanların DNA larına bakıp etnik kimliğini belirlememeliyiz. Çünkü bunu yapmak en büyük insanlık ayıbıdır!

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Arada Bey,
Öncelikle iki yanlışı düzelteyim. Ben Ermenilerin geçmişinden değil, bu gününden söz ediyorum. Hıristiyanlık öncesi parlak dönemleri olmadığı gibi bir iddiam da yok. Kaldı ki bence hem bunun konuyla ilgisi de yok, hem de dünyada geçmişinde parlak dönemi olmayan millet yoktur. Ermeni Apostolik Kilisesinin devleti olmayan Ermeni halkı için devlet görevini de yüklendiği ve Türkiye’de en önemli varlık nedeni olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Apostolik kilise tarihte de bir çok girişime rağmen Bizans ya da Ruslara karışarak yok olmamızı önlemiştir. İkinci olarak ben sadece Türkiye Ermenilerinden söz ettim. Ermenistan’da nasıl olur ya da diasporada çeşitli ülkelerde nasıl olur bilmem ama bu topraklarda Müslüman Ermeni olmaz. Muhtemelen bir bildiğiniz vardır, herhalde bir yerlerde Müslüman Ermeniler tanımışsınızdır. Zaten dediğim gibi bunu ne Türk toplumu ne de Ermeni toplumunun en azından kilise ve patriklik karşıtı olmayan büyük bir bölümü kabul eder. Diğer taraftan Türkiye Ermenileri Lozan’a göre dini azınlık (cemaattir). Türkiye’de Hıristiyan olduğunu kanıtlayamayan bir kişi Ermeni’yim de derse çocuğunu okulumuza gönderemez, kilise yönetimi seçiminde seçmen de aday da olamayacağı gibi patrik seçiminde de oy kullanamaz. Türkiye’de Ermenilik Yahudilik gibidir ve Müslüman olan bir Ermeni, Ermeni sayılmaz. Tabi kimsenin düşüncelerini değiştiremeyiz. Müslüman Ermeniler de bence Ermenidir derseniz bir şey diyemem. Benim gözümde her şeye rağmen kilisemizde vaftiz olup tekrar Ermeniliğe dönen kişiler değerli ve önemlidir. Müslüman Ermeni’yim diyeni yargılamamıza gerek yok, hem yasalar onları Ermeni saymaz hem de toplum. Bu vesile ile bir başka konuyu da burada belirteyim. Sosyalist ve ateist olduğunu söyleyenlerin bir bölümü kilisemizin ve patrikliğimizin Türkiye’de var olmamızın en önemli nedenlerinden biri olduğunun bilinicinde olarak kiliseye, din adamlarımıza ve patrikliğe saygıda kusur etmez vaftiz olmaktan, kilisede evlenmekten de kaçınmazlar. Onlara kimsenin bir diyeceği olamaz. Ancak bir yandan ben devrimciyim, ateistim deyip patriğe ve din adamlarına hakaret edip, patrik bizi temsil edemez deyip diğer taraftan patrik seçiminde taraf olmak, kilise yönetimlerini ele geçirmeye kalkışmak tam bir sahtekarlıktır. Elbette bu kişilerin Müslüman Ermenilerle işbirliği yapması ya da ortak hareket etmesine kimsenin itirazı olmaz. Yeter ki kiliselerimizden patriklikten uzak durusnlar.Tekrar edeyim söz konusu olan Türkiye ve Türkiye Ermenileridir. Murat Bebiroğlu

Arda Nisan dedi ki...

Murat Bey,
Ermeni tarihini kısaca bahsetmemin nedeni, Ermeni'lerin sadece Hristiyanlıkla anılmadığını hatırlatmaktır. Bence konuyla ilgisi budur. Max Weber “Tarihten alınacak en büyük ders, ondan ders almamaktır” der.
Mesele benim Müslüman Ermeni tanıyıp tanımamam değil, sizin Hristiyan olmayan Ermenilerin, Ermeni sayılmayacağını iddia etmenizdir. Bence, bırakalım insanlar kendilerini ne hissediyorlarsa, o olsunlar.
Pişmaniye tatlısını eminim ki bilirsiniz. Mucidi, İzmit Bardezag(şimdiki Bahçecik) kasabasından şekerci Agop Dolmaciyan dir. İzmit Bardezag, zamanında önemli sayıda Ermeni nufusuna sahip bir kasabadır. Bugün Bahçecik'te veya İzmit'te bir tek Ermeni bulamazsınız. Ama sayısız atölye veya pastanelerde pişmaniye üretilmektedir. Şimdi, sizce tarihe mal olmuş bu tatlı Ermeni tatlısı mıdır, yoksa Türk veya Osmanlı tatlısı mı?
Türkiye hariç, dünyanın hiç bir ülkesinde, vatandaşların kimlik belgelerinde din hanesi yoktur. Hangi dine inandıkları belirtilmez. Bu din hanesinin yazılması, insanları ötekileştirmek amacıyla yapılmıştır. Aynı, Tanzimat Fermanı öncesi her din mensubunun giyinmesi zorunlu olan renkleri gibi. Bu yolla insanların etnik kimliği kolayca tespit edilir. Diğer ülkelerde, isteyen istediği okula gider. İstediği dili öğrenir. Örneğin Lübnan Hizbullahının lideri Fadallah, Beyrut'taki bir Ermeni okulunda okumuştur ve çok iyi Ermenice okur, yazar. Aslında Türkiye'deki kimliklerde bu hanenin olması, Türkiyede yaşayan Müslüman olmayan kişilerin asimile olmasını engelleyen de bir sistemdir. Bu açıdan bakıldığında faydalı olduğu da söylenebilir.
Konudan fazla uzaklaşmadan bitirmek istiyorum. Patrikhanenin Ermeni milletini temsil edip edemeyeceği başka bir tartışma konusudur. Gerekirse tartışılır. Burda sözkonusu olan, 1. Dünya Savaşı sonrasında, öksüz ve yetim kalmış, çevredeki Müslüman ailelere evlatlık verilmiş, köle pazarlarında satılmış, zorla veya çaresizlikten evlenmiş Ermeni çocukların kökenini hatılayabilecek kadar büyük olanlarının ve onların çocuklarının torunlarının hazin öyküsüdür. Karabekir'in topluca sünnet ettirdiği bazı kaynaklara göre 30.000, bazılarına göre de 90.000 erkek çocuk kimlerdir? Bunlar beni hep düşündürür. Mimar Sinan'ın Ermeni olduğunun konuşulması gururumuzu okşar da, neden bu çocukların torunlarının kendilerini Ermeni hissetmelerini sahtekarlık olarak adlandırırız? Asıl kendisini Ateist hisseden veya Ateist olduğunu söyleyen bir kimsenin, vaftiz olup, kilisede evlenmesi sahtekarlıktır.
Bu arada adım Arada değil, Arda dır.
Saygılarımla.

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Arda Bey,
Sanırım tartışma sağırlar diyaloguna dönüştü. Konunun pişmaniye ile sünnet ile ilişkisi yok. Tarihi matematik gibi tek doğrulu bir bilim sanmak zaman dışı kalmış bir masaldır.Ben yüz defa yazdım ben Ermeni’yim diyene kimsenin Ermeni değilsin diyemez, derse anlamı olmaz. Türkiye’de ben Müslüman Ermeni’yim diyen kimse yok. Yok, çünkü öncelikle toplum bunu kabul etmez, ikinci olarak Müslüman ülkede durup dururken Müslümanlıktan çıkmak dinen katli vacip bir suçtur Müslüman Ermeni sözü , Türkiye Ermenileri Yeni Anayasa ve Lozan başlıklı yazıda (http://hyetert.blogspot.com/2011/12/turkiye-ermenileri-yeni-anayasa-ve.html )söz ettiğim din ve patriklik karşıtı grubun din ve kiliseyi dışlamak üzere uydurduğu bir şey. Bir azınlığı büyük toplumdan ayıran en önemli özellik bazen dil bazen dindir, bazen her ikisi birden öne çıkar. Siyah, sarı, beyaz ırk gibi ırk özellikler yoksa ayıran özellikler ağırlıkla dil ve dindir. Türkiye’de Müslüman azınlıkların dil farkını koruyamayan gruplarının tümü Laz, Ubıh, Karatay, Abaza ve benzeri Kafkas halkı ve diğer bütün gruplar tamamen asimile olmuşlardır. Sadece dilini koruyan Kürtler en azından tümüyle asimile olmaktan kurtulmuşlardır. Büyük toplumdan mezhebi ile ayrılan Alevilerin sadece mezhebini koruyan bölümü varlığını sürdürmüş, bizim aslan solcular gibi din ve mezhep önemli değildir diyen gönüllü asimilasyon yandaşları asimile olmuşlardır. Türkiye Ermenilerinin önemli bir bölümü çeşitli nedenlerle ve baskılarla uzun zaman dilini kaybetmiştir. Kayseri, Malatya ve çok şehir uzun zamandan beri dilini yitirmiştir. Ancak bunların hiçbiri dinini kaybetmediği için asimile olmamış Ermeniliğini korumuştur. Diğer yandan Hemşinliler Ermenice konuştuğu halde Ermeni olmayı kabul etmez. Doksanlı yıllarda bir doğu Anadolu köyünden gelen 80-90 kişi bir kelime Türkçe ve Ermenice bilmediği halde Nüfus cüzdanlarında Gregoryan Ermeni (Gregoryen bir galatı meşhurdur, böyle bir Rrmeni dini ve mezhebi yoktur Apostolik kiliseye Krikor Lusavoriç nedeniyle bu yakıştırma yapılmış ve sürdürülmüştür.) yazısını göstererek vaftiz olmak istemiş ve tercüman aracılığı ile vaftiz edilmişlerdi. Buna şahit olan yakın arkadaşlarım var. Vaftizi onaylayan ve uygulatan da o zaman Patrik yardımcısı olan Mesrob Badriarktır. Kısacası Müslüman Ermeni de olabilir sözü bence kilisenin ve patrikliğin gücünü küçümsemek amaçlı patrik ve kilise karşıtlarının uydurmasıdır. Din ayracını ortadan kaldırırsak Türkiye Ermenilerinin asimile olmasına hiçbir engel kalmaz. Geçen gün bir yazar gidorum, gelorum diyen Ermeni kalmadı, Ermeni gençleri benden iyi Türkçe konuşuyor diyordu. Sonuç olarak Müslüman Ermeni de olur diyenler bence ben farklı olmak istemiyorum diyen, ben pozitif hak istemiyorum diyenler gibi bilinçli ya da bilinçsiz olarak gönüllü asimilasyon yandaşlarıdır. Bu arada hem cemaatten geçinip hem de din ve kilise karşıtlığı adına bilerek ya da bilmeden gönüllü asimilasyona destek verenler er geç kurşunu ayaklarına sıktıklarını göreceklerdir.
Murat Bebiroğlu

Arda Nisan dedi ki...

Murat Bey,
Pişmaniyeyi anlatmamın sebebi, bu tatlının tarifini vermek değil, kökenini hatırlatmaktır. Bu konu gerçekten gereğinden fazla uzadı. Benim anlatmak istediğim şey, çeşitli baskılar sonucu veya isteyerek Müslüman olmuş olan bu Ermenilerin soyundan gelen insanların köklerini hatırlaması, ve bazı gerçeklerin bir kez daha hatırlanmasıdır. Bu insanların samimiyetini sorgulamak hiç kimsenin haddi değildir. Evet, insan bu, içlerinde çıkar sağlamak amacıyla bu açıklamaları yapanlar olmuştur ve olacaktır. Ama içindeki bir tek çürük elma için, sepetteki tüm elmaları atmak yanlış olacaktır.
Maalesef asimilasyon hakkındaki görüşlerinize de katılamıyorum. Zaten yirminci yüzyılın başından beri dünyanın pek çok bölgesine göç ede ede, 40.000-50.000 e düşmüş olan Ermeni nüfusu, asimile olmamış da ne olmuştur. Türkiye'deki Ermeni nüfusunun göç yoluyla azalması, bence hızlı bir asimilasyondur. Kelime anlamı olarak göç etmekle, asimile olmak farklı şeylerdir ama sonuç aynıdır. (O anlamda "asimile" kelimesini kullandım.) O yazarın söylediği, gidiorum, geliorum şeklinde konuşan Ermeniler, günlük hayatlarının büyük kısmını Ermenice konuşan, okuyan, yazan, düşünen, günlük alışveriş notlarını bile Ermenice yazan kişilerdi. Bugün 50.000 kişi olduğu varsayılan Ermeni nüfusunun içinde, böyle yaşayan 500 kişi bulamazsınız. Buda ayrı bir tartışma konusudur.
Yorumlarıma son verirken, başarılarınızın devamını ve mutluluklar dilerim.

Adsız dedi ki...

Mehtap Hanım,

Bahsettiğiniz konu benim hakkında bilgi sahibi olmak için araştırdığım bir mevzu. Bunun için sizin gibi bu konuda açık yüreklilikle konuşacak insanlar benim için çok önemli. Benimle bağlantıya geçmeniz beni çok mutlu edecektir.

Saygılarımla,

Betül
e-mail:tnslbtl@yahoo.com.tr

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.