İpek İzci
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1082127&CategoryID=77
Yönetmen Elvan Kıvılcım, 'Ermenistanlı Kaçak İşçiler'
belgeseliyle bir ayakta kalma mücadelesini ekrana taşıyor. Sınırsız Haber
Türkiye programı için çekilen belgesel, bugün 11.25 ve 22.25'te TRT Türk'te.
İPEK İZCİArşivi
Kişi başı aylık gelirin 48 dolar olduğu Ermenistan’dan
para kazanma umuduyla Türkiye’ye gelen, geçim derdi ile memleket özlemi
arasında sıkışmış kaçak Ermenistanlı işçilerin hikâyesi bu... Yönetmen Elvan
Kıvılcım, beş yıl önce Kumkapı’da kaçak çalışan bir Ermenistanlıyla tanışınca,
İstanbul’da, Türkçe bilmeyen, kaçak bir Ermenistanlı olmanın nasıl bir çile
olduğu üzerine düşündü ve ‘Ermenistanlı Kaçak İşçiler’ belgeselini hazırladı...
Kaçak Ermenistanlıları konuşmaya ikna etmek zor
olmuştur...
Samimi bir belgesel hazırlayabilmem için korku ve
güvensizlik duvarını aşıp bana hayatlarını açmaları gerekiyordu. İletişim aracı
kamera olan biz belgeselcilerin işi yazılı basından zordur. Yanına oturup
sohbet ettiğinizde size her şeyi anlatabilecek biri kamera gördüğünde,
özellikle kaçak işçiyse, hemen susar. Görüşmek istediğim kişilerle nasıl bir
belgesel hazırlamak istediğimizi paylaştım. Ekip olarak özgürlük, eşitlik ve
kardeşlik odaklı dünya görüşümüz ve onların kültürlerine, kimliklerine olan
saygımızla birçoğunun güvenini kazandık.
Çekimler için, Ermeni kilisesine, Ermenistanlı
çocuklarının eğitim aldığı okula gittiniz.
Evet, örneğin bekâr evinde görüştüğümüz bir Ermenistanlı
çekim bitince, orada geçirdiğimiz birkaç saat boyunca bizi baştan sona web
kamerası ile kayda aldığını gösterdiğinde yalnızca güldüm ve “Ne iyi fikir!”
dedim. Kilisede ayin sırasında onlarla birlikte ayağa kalktım, onlarla oturdum,
onlar ağlarken gözlerim doldu.
Türkiye’de kaçak çalışan kaç Ermenistanlı olduğu
biliniyor mu? Ağırlıklı olarak ne iş yapıyorlar?
Telaffuz edilen en düşük rakam 15 bin, en yükseği 100
bin. Birçoğu Ermenistan’dayken öğretmen, muhasebeci olarak çalışan insanlar.
Buradaysa kadınlar çoğunlukla temizlikçi ve çocuk bakıcısı, erkekler ise
derici, ayakkabıcı, kuyumcularda vasıflı/vasıfsız işçi olarak çalışıyor. Kimi
zaman yalnız başlarına kimi zaman da aileleri ile geliyorlar buraya. Çekimler
sırasında hep şu hissi yaşadım: Ermenistanlılar bizim Almanyalı Türklerimiz
gibi olmuş.
Bir ülkede yasadışı olarak yaşamanın ve kaçak çalışmanın
bedelini nasıl özetlersiniz?
Kimliksiz, sağlık sigortasız, güvencesiz olmak,
çocukların da eğitimsiz kalması şeklinde...
Ermenistan ile diplomatik ilişki olmadığı için burada bir
Ermenistan konsolosluğunun onlara sağlayacağı korumadan da mahrumlar.
Evet, paraları yoksa ilaç alamıyor, hastaneye
gidemiyorlar. Uzun yıllar boyunca çocukların eğitim alabileceği tek yer bir
kilisenin zemin katında faaliyet gösteren okuldu. Kısa süre önce Türkiye
hükümeti Ermenistan vatandaşı çocukların Türkiye’deki Ermenistan cemaati
okullarında eğitim alabilmesine olanak veren bir yasal düzenleme yaptı. Ancak,
yine de ailelerin birçoğu çocuklarını kilisedeki gayri resmi okula göndermeyi
tercih ediyor.
Neden diplomatik ilişkilerin her daim buz gibi olduğu
Türkiye’yi tercih ediyorlar peki?
Coğrafi yakınlık ve Türkiye ekonomisinin canlılığı gibi
nedenlerle... Tabii bir de burada bir Ermeni cemaatin olması da onları tüm
zorluklara rağmen Türkiye’ye çekiyor.
Nasıl bir ruh hali içindeler?
Gözlerindeki hüzün, yüzlerindeki ifade ve ses tonları
anlatıyor memleket özlemi, ihtiyaç ve her türlü maddi ve manevi sıkıntıyla dolu
karmaşık gerçeği. Türkiye, onların burada kaçak çalışmasına göz yumuyor ve bu
nedenle özellikle hükümete karşı şükran duygusu içindeler. Öte yandaysa, onlar
Ermenilerin ulus devleti olan bir yerden geldikleri için iki ülke arasında
yaşanan en ufak bir sorunun onların hayatlarına doğrudan yansımaları oluyor ve
haklı olarak da her an bunun tedirginliğini yaşıyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.