(DHA) -- 30 sayfalık itiraz dilekçesi hazırlayan savcı
Hikmet Usta, sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in Trabzon merkezli olarak
faaliyet gösteren örgütün yöneticisi oldukları belirtildi.
Dilekçede, Tuncel ve Hayal’in, Trabzon’daki Mc Donalds’ın
bombalanma eylemini gerçekleştirdiği ve Hrant Dink suikastını azmettirdikleri
kaydedildi.
Olay tarihinde yaşı küçük olan Ogün Samast’ın da bu
örgütün üyesi olduğu ve örgüt yöneticilerinin talimatıyla Dink’i öldürerek tetikçilik
rolünü üstlendiği ifade edildi.
Sanıklar ne ile suçlanıyor?
Sanıklar Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk,
Zeynel Abidin Yavuz ve Tuncay Uzundal’ın örgüt üyesi oldukları ve yöneticilerin
talimatı ile Dink suikastının gerçekleştirilmesine katıldıkları vurgulandı.
Sanık Salih Hacısalihoğlu’nun örgüte üye olmamakla
beraber Dink suikastında kullanılan mermileri temin etmek suretiyle örgüte
bilerek ve isteyerek yardım ettiği anlatıldı.
Sanıklar Alper Esirgemez, İrfan Özkan, Osman Alpay, Erbil
Susaman, Numan Şişman, Şenol Akduman ve Veysel Toprak’ın örgüte üye olmamakla
beraber Mc Donalds eyleminden sonra Hayal’i evlerinde sakladıkları ve olay
sonrası İstanbul’a kaçması için maddi yardımda bulundukları, suçu
bildirmedikleri kaydedildi.
Sanıklar Yaşar Cihan ve Halis Egemen’in örgüt üyesi
olmamakla beraber Mc Donalds eylemi ve Dink suikastı öncesinde ve sonrasında
maddi ve manevi destek vaadinde bulunmak suretiyle örgüte bilerek yardım
ettikleri belirtildi.
"Ergenekon'la aynı DNA'ya sahip"
Dilekçenin “Ergenekon terör örgütü irtibatıö başlıklı
bölümde, Savcı Usta, “Sanıkların, Ergenekon davası sanıkları ile eylem ve amaç
birliği içinde bulundukları, ana yapı Ergenekon ile Trabzon’daki hücresel
yapının aynı suç işleme DNA ve gen özelliklerine sahip oldukları
anlaşılmaktadır" değerlendirmesi yaptı.
Bu durumun tespiti için cinayet öncesinde sanıklarla
ilgili Trabzon Emniyeti’nde istihbari dinlemelere başlanılmasına rağmen her
nedense adli dinlemeye geçilmediğini ifade eden Usta, Trabzon Jandarması’ndaki
durumun daha da vahim olduğuna dikkat çekti.
Jandarmanın olaydan önce takip ettiği, hatta emniyetten
çok daha fazla bilgiye sahip olduğu örgüt hakkında adli ve istihbari hiçbir
iletişimin tespitine ve fiziki takibe geçilmediğini vurgulayan Usta, “Alınan
bilgilerin tutanağa geçirilmesine dahi tenezzül edilmemiştir" dedi.
Savcı, Trabzon hücresinin faaliyetleri ile Ergenekon’un
genel eylem prensipleri arasında fark olmadığına vurgu yaptı.
"Erhan, kendini örgütten soyutluyor"
Ergenekon soruşturmasında elde edilen bir belgede
‘amaçsız ve işsiz gençlerin eğitilerek Kemalist ideolojiye kazandırılması’
şeklinde bir hedef olduğu hatırlatılan dilekçede, Ergenekon örgütünün Trabzon
ayağında da bu yapıda gençleri hedef seçtiği ve örgüte dahil ettiğinin görüldüğü
kaydedildi.
Sanık Erhan Tuncel’in tahliye olduktan sonraki “Cinayeti
Ergenekon işledi" şeklindeki açıklamalarına yer veren Savcı, Tuncel’in
kendi rolünü soyutlayarak genel bilgiler verdiğini, somut bilgi vermekten
kaçındığını ifade etti.
Mahkemenin kararına eleştiri
Savcı Usta, dilekçesinde mahkemenin gerekçeli kararını da
sert bir dille eleştirdi.
Savcı, “Mahkeme, kamu adına açılan davalarda kendi şüphe
sebeplerini yenerken davanın taraflarının ve toplumun da dava hakkındaki
şüphelerini yenmeli ve gidermelidir. Aksi takdirde verilen kararın kamunun
tepkisini çekmesi ve tartışmaların çıkması anormal karşılanmamalıdır"
dedi. Gerekçeli karardaki “Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir ilkesi
gereğince yasak delillerden uzak durulmalıdır. Dosyamızda zehirli denebilecek
delil dahi yoktur" ifadelerine karşın Savcı şu değerlendirme yaptı:
“Mahkeme kararında, zehirli ağaçtan önce tatlı olan
ağaçların meyvelerini hasat etmeli, arada zehirli bir bitki gördüğü takdirde
bunları ayıklamalıdır. Daha sonra ulaştığı sonuca göre bir karar
vermelidir."
"Eylemi basitleştiriyor"
Zirve Yayınevi katliamına değinen Savcı, Ergenekon ile
Malatya hücre yapılanması arasındaki bağın çözüldüğünü ancak Trabzon hücre
yapılanmasının çözülemediğine dikkat çekti.
Savcı dilekçesine şöyle devam etti:“Örgüt konusunda
mahkeme, tüm eylemleri bölmek ve birbirinden ayrı düşünmek suretiyle ciddi bir
hataya düşmektedir. Böylece eylemler belli bir paradigma etrafında
değerlendirilememekte ve basitleşmektedir. Bir kolyenin ipinin koparıldığında
boncukların dağıldığı gibi örgüt ipi koparıldığında da tüm eylemler anlamını ve
özelliklerini yitirmektedir."
Dilekçenin Dink cinayeti başlığı altında mahkemenin
örgütten bahsederken “Tahmin edilenden daha büyük bir terör örgüt’ tabirini
kullandığını ifade eden Savcı, “Mahkemenin tahmin ettiği örgüt yapısını neye
dayandırdığını bilemiyoruz. Ancak burada farazi ve fantastik örgüt yapısından
bahsedileceğine mütalaamızda bir kısım delillerle irtibatlarını gösterdiğimiz
Ergenekon terör örgütü ile Dink cinayeti dosyasındaki irtibat olup olmadığını
değerlendirmesi gerekirdi. Ancak mahkeme yargılama sürecinde olduğu gibi
gerekçeli kararında Ergenekon terör örgütü yapısına değinmemeye, adını bile
anmamaya özen göstermektedir" dedi.
"Suikastlar bıçak gibi kesildi"
Azınlıklara yönelik cinayetlerin 2006-2007 yıllarında
yaşandığını ifade eden Savcı, Ergenekon soruşturmalarının 2008 yılında
başlamasıyla kaos planları ve suikast eylemlerinin bıçak gibi kesildiğini
vurguladı. Savcı, “Hrant Dink cinayeti kusursuz bir Ergenekon eylemidir"
dedi.
"Mahkeme delil toplayabilirdi"
Mahkemenin Ergenekon’a bakan İstanbul 13. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin örgüte dair kararını beklemesi gerektiğine değinen Savcı,
“Mahkeme ‘Örgütün var delilin yok’ olduğunu düşünüyorsa, delil toplamaya devam
etmeli ve savcılığa soruşturma yapılması konusunda yazı yazmalıydı" dedi.
İtiraz dilekçesinin “Sonuç ve kanaat başlıklı bölümünde
Savcı, örgüt suçundan verilen beraat kararının yasaya aykırı olduğunu
vurguladı. Soruşturma ve kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin
reddedilmesi, Ergenekon dosyalarının incelenmemesi ve mevcut sanıklarla
birlikte yargılanmaları gereken kişilerin davaya dahil edilmemesi suretiyle
eksik soruşturma ile hüküm kurulduğu ifade edildi.
Coşkun İğci hakkında ayrı bir karar verilmesinin yasaya
uygun olmadığını da belirten Savcı, sanıklar hakkında verilen beraat
kararlarının bozulmasını talep etti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.