"Sivil şehit" olmaz. Bu konudaki itirazlarında
Bahçeli baştan sona haklı. "Şehitlik makamı"nı kanunla veremezsiniz.Vermeye
kalkarsanız karşınıza çözümü olmayan bir yığın sorun çıkar. En başta, bu tabir
ve makam, dinî bir muhtevaya sahip. "Seküler şehitlik" olamaz mı?
Olamaz. Çünkü kavram, etimolojik kökeninden soyutlanamaz. Kavram doğrudan dinî
bir hükmü üstünde taşıyor. "Allah yolunda ölenler..." Allah'ın
nimetlerine "şahit" oldukları, kıyamet günü Peygamber'in yanında
münkirler aleyhine "şahitlik" yaptıkları için "şehit"
unvanını alıyorlar. "Sivil şehit" tabiri yerine aynı anlama gelen
"sivil tanık" tabirini yerleştirdiğiniz zaman durumun garabeti daha
kolay anlaşılıyor.Meclis, dinî bir referansa dayanan kanun çıkartamaz.
Çıkartırsa, laiklik prensibini çiğnemiş olur… Cihan Harbi'nde, Millî
Mücadele'de hayatını feda eden gayrimüslimler? İslâm itikadınca onlar şehittir.
Sevag Balıkçı'da öyle. Çünkü söz konusu olan vatanın müdafaasıdır. Doğrusunu
Allah bilir.
********
"Sivil şehit" olmaz. Bu konudaki itirazlarında
Bahçeli baştan sona haklı. "Şehitlik makamı"nı kanunla veremezsiniz.Vermeye
kalkarsanız karşınıza çözümü olmayan bir yığın sorun çıkar. En başta, bu tabir
ve makam, dinî bir muhtevaya sahip. "Seküler şehitlik" olamaz mı?
Olamaz. Çünkü kavram, etimolojik kökeninden soyutlanamaz. Kavram doğrudan dinî
bir hükmü üstünde taşıyor. "Allah yolunda ölenler..." Allah'ın
nimetlerine "şahit" oldukları, kıyamet günü Peygamber'in yanında
münkirler aleyhine "şahitlik" yaptıkları için "şehit"
unvanını alıyorlar. "Sivil şehit" tabiri yerine aynı anlama gelen
"sivil tanık" tabirini yerleştirdiğiniz zaman durumun garabeti daha
kolay anlaşılıyor.Meclis, dinî bir referansa dayanan kanun çıkartamaz.
Çıkartırsa, laiklik prensibini çiğnemiş olur.
Laiklik prensibinin en açık şekilde yorumlanabileceği
somut bir durum: Meclis yasa çıkartıp kimseye dinî niteliği olan bir unvan
veremez. Tek yetkili makam fetva makamıdır. Otorite Din İşleri Yüksek Kurulu
veya Diyanet İşleri Başkanı'dır. Din İşleri Yüksek Kurulu "Terör
mağdurlarına şehit denebilir mi?" sorusuna cevap verebilecek yegâne
mercidir.
Genç kalemlerden Abdurrahim Boynukalın, Taraf gazetesinde
bir süre önce TSK ile PKK arasında "şehitlik" üzerinden yürütülen
mücadeleyi konu alan ilginç bir makale kaleme almıştı. Şehitliğin içine dinî
olmayan bir muhteva yerleştirmek çok zor. "Vatan için... bayrak için"
hayatını feda edenler de, Müslüman toprağını savunmak "farz-ı ayn"
olduğu için şehit olmuş sayılıyor.
"Bütün dinlerin şehidi vardır" itirazı da doğru
değil. "Şahitlik" yani "tanıklık" üzerinden tasavvur edilen
"şehitlik" makamı sadece İslâmiyet'e özgü. Yabancı dillerde
kullanılan "martyr" kelimesi, "şahitlik" yerine acı ve
ızdırap çekmeyi yani "mazlum" olmayı öne çıkartıyor. Hıristiyanlığın
yasaklı olduğu ilk üç asırdan kalma bu tabir, büyük işkencelere maruz kalan
Hıristiyanları yüceltmek için ortaya çıkmış.
Cihan Harbi'nde, Millî Mücadele'de hayatını feda eden gayrimüslimler?
İslâm itikadınca onlar şehittir. Sevag Balıkçı'da öyle. Çünkü söz konusu olan
vatanın müdafaasıdır. Doğrusunu Allah bilir.
Hayatı kutsamak insanî bir çaba. Acı bir kaybı kutsallık
halesi içinde saklamak da öyle. Kutsallık söz konusu olunca hemen müesses
dinlerin kutsallık kodlarının devreye girmesini de doğal karşılamak lâzım.
Acılarımızı kutsayarak hafifletmek ve yüceltmek için müesses dinlerin
kültürümüze yerleştirdiği kavramlar hemen imdadımıza yetişiyor. Ancak üzerinde
sakin bir şekilde düşününce kavramlarla elimizde tuttuklarımızın birbirine
uymadığı ortaya çıkıyor. Şehitlik kavramı ile terör mağdurlarına verilecek
"sivil şehit" unvanında durum tam olarak böyle.
Hrant Dink üzerinde yoğunlaşan "şehitlik"
tartışmasını, onun hatırasına saygısızlık olarak görüyorum. Onun bıraktığı iz,
bu tartışmada zarar görüyor. Hrant Dink, Türkiyenin karanlıktan aydınlığa
geçişini simgeleyen çok değerli bir figür. Farklı olana karşı önyargılar onun
mazlum duruşu ile kırıldı. Türkiye bugün daha demokratik bir ülke haline
geldiyse, devlet içindeki çetelerin işlediği cinayetlerin sonunu getirdiyse bir
mazlum olarak bu işte Hrant'ın büyük katkısı var. Rahat bir nefes aldığımız
yakın tarihi onun trajik hikâyesine yer vermeden yazmamız da imkânsız. Hrant
Dink bir terör mağduru. Öyle büyük bir mağduriyet ki, devlet terörü bu ağır
yükün altından kalkamayıp çöktü. Hepimizin vicdanı kanamaya devam ediyor. Hatta
onun sayesinde birçok insan vicdan denilen bir hazineye sahip olduğunu
keşfetti.
Radikal'de Eyüp Can ve Cüneyt Özdemir'in Bahçeli'ye
itirazlarını yeniden gözden geçirmeleri lâzım.
Hrant Dink bizden "şehitlik" unvanı mı
beklerdi? Şehitliği tartışmamak, Hrant'ı da yattığı yerde muazzep etmemek için
bu mevzuyu sona erdirmek lâzım. Bana kalırsa Hrant'ın hatırasına
"aziz" unvanı daha çok yakışıyor.
m.turkone@zaman.com.tr
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.