Beş insan hakları örgütü Meclis'e sevk edilen Türkiye
İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı'nı eleştirdi. Sivil toplumun katkısı
olmadan oluşturulan, devlet güdümlü bir kurumun anlamsızlığını vurguladı. Helsinki
Yurttaşlar Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Dayanışma Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Uluslararası Af Örgütü
Türkiye Şubesi ortak bir açıklama yaparak Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHK)
Kanunu Tasarısı'nı eleştirdi. Bir önceki parlamento döneminde de gündeme gelen tasarıda
ısrar etmenin hiçbir meşruiyeti olmadığını söyleyen insan hakları örgütleri
tasarının tekrar Meclis gündemine alınmasının "büyük bir şaşkınlık, hayal
kırıklığı ve öfkeye" yol açtığını dile getirdi.
Ortak açıklamada, konuyla ilgili olarak geçmiş dönemlerde
ulusal ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının defalarca anlatılan
eleştiri ve itirazları da hatırlatıldı.
Devletler insan haklarını ihlal eder
Paris İlkeleri çerçevesinde bir ulusal insan hakları
kurumunun oluşturulmasının zaten bir yükümlülük olduğuna da dikkat çekilen
açıklamada, bu kurumun niteliği de anlatıldı.
Ulusal insan hakları kurumlarının diğer devlet
kuruluşlarından ve siyasal iktidardan özerk olmasının zorunluluğu vurgulandı.
"Ulusal insan hakları kurumlarının oluşturulma
süreçlerinin kurulması ihtiyacı basit bir çelişkiden doğmaktadır; 'Olası
ihlalcinin aynı zamanda koruyucu olmasının mümkün olmadığı gerçeğidir.'
Evrensel bir gerçeklik olarak biliyoruz ki insan haklarının en büyük ihlalcisi
devletler ve hükümetlerdir. Dolayısıyla ihlalleri önlemeye, hakları korumaya
yönelik olarak oluşturulacak bir kurumda mutlak surette yönetim hiyerarşisinden
bağımsız, onu dışarıdan gözlemleyebilen ve denetleyebilen bir örgütlenme
modeline sahip olmak zorundadır."
Ulusal insan hakları kurumunun oluşturulması sürecinin
ülkede insan haklarının geliştirilmesi ve korunması için varolan sivil toplum
kuruluşlarının katılımına açık olmasının gerekliliği de açıklamada da altı
çizilen bir başka nokta.
Devlet merkezli yaklaşım
Ortak açıklama yapan insan hakları örgütleri Türkiye
İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı'nın mevcut haliyle neden kabul edilemez
nitelikte olduğunu da birkaç başlıkta ortaya koydu:
* Tasarı uluslararası kriterlere aykırı olarak katılımcılık,
kapsayıcılık ve şeffaflık ilkeleri dikkate alınmaksızın hazırlanmıştır.
* Tasarıda birey/yurttaş merkezli olarak değil, devlet
merkezli bir yaklaşım egemendir.
* Kanun tasarısı ile öngörülen Türkiye İnsan Hakları
Kurumu, var olan diğer insan hakları kurumları gibi bir hükümet kurumu olarak
tasarlanmıştır.
* Türkiye İnsan Hakları Kurumu, diğer önceki tüm insan
hakları kurumları gibi bir başkanlık mekanizması olarak tasarlanmıştır.
Başkanın istememesi durumunda kurumun çalışma imkânı neredeyse yoktur.
* Üyelerin atanması herhangi bir nitelik aranmaksızın
hükümetin inisiyatifindedir.
* Tasarıda kurum üyelerinin tarafsızlık ve bağımsızlığı,
bilhassa da kurumun mali bağımsızlığı yeterince güvence altına alınmamaktadır.
Kurumunun bağımsızlığını koruyabilmesi için kendi bütçesini kendisinin
oluşturması, bütçenin önemli bir kısmının Meclis onayıyla genel bütçeden
ayrılması gereklidir.
* Tasarıda personel yapı ve sayısının 190 sayılı Genel
Kadro ve Usulü Hakkında Kanuna tabi kılınmasının kurumun bağımsızlığını olumsuz
yönde etkileyecektir.
* Kurul üyelerinin çoğulculuğu ve katılımcılığı güvence
altına alınmamıştır.
Açıklamada, TBMM'ye sevk edilen tasarının sonucunda
oluşturulacak "Türkiye İnsan Hakları Kurumu"nun mevcut "sorunlu
ve işlevsiz resmi insan hakları kurul ve kurumları"ndan hiçbir farkı
olmayacağı söylendi. (YY)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.