“Acıları acımızdır” diyen Uçma, sınırı açarak
Ermenistan’da yaşayan Ermenileri “rahata ve huzura” kavuşturmak gerektiğini
ifade etti.
Tehcirden, diyasporaya, tazminat talebinden Sabiha
Gökçen’e kadar pek çok konuda ‘ezber bozan’ bir yaklaşım sergileyen Uçma,
Radikal’in sorularını özetle şöyle yanıtladı.
Ermenilere ‘soy sürgün’ yapıldı: 1915’te bu milletin bin
yıllık tarihinde, medeniyet kodlarında, inançlarında olmayan ‘anormal bir
durum’ oldu. Tarihçiler, bütün belgeleri ortaya koymalı. Envanter, tek havuzda
toplanmalı ve elde edilen bu verileri siyaset değerlendirmeli. Ardından
uluslararası camiada durumun tespitine yönelik bir karara varılmalıdır. Benim
kişisel önerim bu.
Ben Ermeni vatandaşlarımıza, Ermeni dostlarımıza reva
görülen şeyin, ‘soykırım’ değil, ‘soy sürgün’ olduğunu düşünüyorum. Soykırım
yapılmak istenseydi, İspanyolların ve Portekizlilerin Güney Amerika
yerlilerine, Amerikalıların Kızılderililere, Almanların Yahudilere karşı
kullandığı imha metotları uygulanırdı.
Acıyı ittihat ve terakki çektirdi: O dönemde, Türklere,
Ermenilere ve bütün yurttaşlara acı çektiren İttihat ve Terakki Cemiyeti’dir.
Kabul edilebilir bir yanı yoktur. Eğer bir ulus devlet yaratmaya çalışırsanız
insanları da birbirine düşürürsünüz.
Özür: Bütün bu yaşananların sorumlusu biz değiliz,
İttihat ve Terakki’dir. Ama ‘Biz sizden geçmişimize yaşanan bazı olaylardan
dolayı özür diliyoruz’ sözünü söyleyebilmemiz gerekiyor. Bu özrü ben şahsen
‘soy sürgün’ için de söylerim.
Tehcirde ne oldu?: Eğer PKK’ya mücadeleyi, ‘halkla
mücadeleyle’ karıştırırsanız çok trajik bir durum ortaya çıkar. İzah
edemezsiniz. Ermeni çetelerinin diğer ülkelerle işbirliğiyle gerçekleştirdiği
katliamlar ayrı, sürülen Ermeni vatandaşlarımız ayrı değerlendirilmelidir.
Çetecilerle masum Ermeni vatandaşlarımız İttihat ve Terakki tarafından
birbirine karıştırıldı. Bedeli, bütün Ermenilere ödettirildi. Tarihte tehcirin
başka örnekleri de vardır. Ancak tehcir edilecek insanlar bir yerden bir yere
gönderilirken burnu bile kanamadan gönderilmelidir. Ermeni tehcirinde böyle mi
olmuştur? Hayır… Diyasporaya farklı bakış: Diyaspora, tıpkı Türkiye’deki gibi
ırkçılığı gererek nemalanmaya çalışıyor. Diyasporanın bütün Ermenileri temsil
ettiğini düşünmüyorum. Ama şu var; 1915’te Ermenilerin başına bu olaylar
gelmeseydi diyaspora da oluşmayacaktı.
Tazminat konusu: Ermeni meselesi toprak meselesine
dönüşürse, bu sürecin sonunun nerede duracağı belli olmaz. Osmanlı devletinin
büyüklüğünü ve daha sonra bu topraklarda kurulan devletleri düşünün. Böyle bir
şey mümkün mü? Ancak hiçbir insan ötekinin evi, yurdu üzerinde oturmamalıdır.
Ben bunu yapmam. Şimdi gayrimüslimlere ait vakıf malları iade ediliyor. Bunun
iyi görülmesi gerekir. Ermeni milleti ve Türk milleti el ele versinler, bu
sorunu çözerler.
Allah bile kendisini tartışmaya açıyor: Allah, Kur’an,
peygamberler kendisini tartışmaya açıyor. Allah, “Birden fazla ilah olsaydı
aralarında fesat, kargaşa olurdu” diyor. Ama biz birtakım tabuları tartışamıyoruz.
Konuştuğumuzda şu ya da bu elden gidiyor diye kıyametler kopuyor. Bunların
aşılması gerekiyor. İsteyen istediği gibi inanacak ve yaşayacak. Kimse kimseye
kendi inancını, yaşam tarzını dayatmayacak. Bütün mesele bu.
“Sabiha Gökçen Bursalı Ermeni bir yetimdir” Sabiha gökçen
öyle yetiştirildi ki…: Sabiha Gökçen, Bursalı Ermeni bir yetimdir. Mustafa
Kemal’in manevi evladıdır. Siz o çocuğu aldınız, büyüttünüz, yetiştirdiniz ve
pilot yaptınız. Ama Sabiha Gökçen öyle yetiştirildi ki daha sonra Dersim’e
bomba yağdırdı.
Acıları acımızdır: Ermeni halkını, Türk halkından ayırmam
mümkün değil. Acıları acımızdır. Yeryüzüne gönderilen insanlardan hiçbiri
diğerine göre ‘daha insan’ değildir. Hiç kimse imtiyazlı değil. Eleştiriye açık
olmamız gerekiyor. O dönemde taraf olundu, ırkçı tavırlarla hareket edildi.
Bunların tartışılması gerekiyor.
Ermenistan’ın rahata kavuşturulması lazım: Türkiye,
Ermenistan’ın Azerbaycan’da işgal ettiği toprakların durumu müzakere edilirken
Ermenistan sınırı açılmalıdır. Bizimle birlikte yaşamış, aynı duyguları
paylaşmış, aynı edebiyat dilini kullanmış bu insanların rahata ve huzura
kavuşturulması lazım. Bunlar siyasetin gerilimine alet edilmemeli.
İKİ LİDER, AYNI SÖZ
Fransa'nın başkenti Paris'te dün akşam sözde "Ermeni
soykırımının" yıl dönümü olarak kabul edilen 24 Nisan dolayısıyla bir anma
töreni düzenlendi. Törende Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Sosyalist Parti
lideri François Hollande da hazır bulundu.
Her iki siyasetçi de törene ayrı ayrı katıldı.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kalan Sarkozy ve Hollande,
yaptıkları konuşmalarda, Anayasa Konseyi tarafından reddedilen 1915 olaylarıyla
ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasayı tekrar Fransa
Parlamentosu'na getirme sözü verdi.
Paris'in merkezinde Ermeni müzisyen Komitas'ın anısına
dikilen anıtın önündeki törenlere ilk olarak Hollande geldi. Anadolu Ajansı'nın
haberine göre, yaklaşık 15 dakikalık bir konuşma yapan Hollande, 1915
olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını destekleyen konuşmasında, Türkiye'nin bu
iddiaları kabul etmesi gerektiğini ileri sürdü.
TÜRKİYE'YE "TANIMA" ÇAĞRISI
Hollande'ın ayrılmasından kısa bir süre sonra törene bu
kez Sarkozy geldi ve Ermeni iddialarının kabul edilmesi gerektiğini iddia eden
bir konuşma yaptı.
Sadece seçimler kapsamında aday olarak değil
cumhurbaşkanı sıfatıyla da bu törene katıldığını ifade eden Sarkozy, yeniden
göreve seçilmesi halinde Anayasa Konseyi tarafından reddedilen yasayı hemen bir
kez daha parlamento gündeme getirme sözü verdi.
Sarkozy, “Bir ülkenin büyüklüğü nüfusuyla değil,
geçmişine bakma cesaretiyle ölçülür” ifadesini kullandı.
Ermeni azınlığın en fazla nüfusa sahip olduğu Avrupa
ülkesi olan Fransa’da düzenlenen törene cumhuriyet muhafızlarıyla gelen
Sarkozy, ayrıca anıta çelenk koydu. Böylece Fransa cumhuriyet tarihinde ilk
defa bir cumhurbaşkanı, bu tür bir anma törenine katılmış oldu.
UFUKTA SEÇİM VAR
Sarkozy'nin bu hamleyi, seçimlerin ikinci turunda
Ermenilerin oylarını alabilmek için yaptığı şeklinde yorumlar yapılıyor.
Fransa'nın yanısıra 23 Nisan akşamı ve dün, Ermenistan'da
da anma törenleri düzenlendi.
Binlerce Ermeni, ellerindeki bayrak ve pankartlarla
gösteri yaparak, Türkiye’yi “soykırım”ı tanımaya çağırdı.
WASHINGTON'DA ELÇİLİK NÖBETİ
ABD'nin başkenti Washington'da ise çok sayıda Türk
öğrenci 24 Nisan'da, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nin önünde
"nöbet tuttu".
Ermeniler, her yıl 1915 yılı olaylarının yıl dönümü kabul
ettikleri 24 Nisan'da Türk Büyükelçiliği'nin önüne gelerek eylem yapıyor. Ancak
özellikle son yıllarda iyi örgütlenen Türk gençler, büyükelçilik binası
önündeki kaldırımı Ermeni gruba kaptırmıyor.
TÜRKİYE'DEN JET TEPKİ
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Sarkozy ve Hollande’ın
açıklamalarından sonra yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada iki liderin
Fransa'daki seçimlerde tarihi ve siyasi malzeme olarak kullanıldığı belirtildi.
İşte o açıklama:
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Cumhurbaşkanı
adayı François Hollande’ın 24 Nisan günü Paris’te katıldıkları anma töreni vesilesiyle
yaptıkları ve ülkedeki seçim kaygılarını da yansıttığı anlaşılan açıklamalar,
ihtilaflı tarihi konuların siyasi hesaplara malzeme yapılarak istismarının yeni
bir örneğini teşkil etmiştir.
Tarihin farklı emeller ışığında siyasileştirilmesi talihsizdir.
Peşin hükümlü ve ayrımcı tavırlarla ne adalete ne tarihin doğru anlaşılmasına
hizmet edilebilir. Önde gelen Fransız siyasetçilerinden beklenen, nefreti
körüklemek değil, bilgi temelinde ve devlet adamı sorumluluğu ile hareket
ederek Türklerle Ermenilerin birlikte adil hafızaya ulaşmalarını destekleyici
mesajlar vermeleridir.
İlgili ülkeler arasında çözüme kavuşturulması gereken bir
konuda dışarıdan yapılan suni dayatmalarla sonuç alınması mümkün değildir. Bu
nitelikte açıklamalar bölgede barış ve huzurun tesisi gayretlerine de sekte
vurmaktadır.
Türkiye'den Jet Tepki
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Sarkozy ve Hollande’ın
açıklamalarından sonra yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada iki liderin
Fransa'daki seçimlerde tarihi ve siyasi malzeme olarak kullanıldığı belirtildi.
İşte o açıklama:
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Cumhurbaşkanı
adayı François Hollande’ın 24 Nisan günü Paris’te katıldıkları anma töreni vesilesiyle
yaptıkları ve ülkedeki seçim kaygılarını da yansıttığı anlaşılan açıklamalar,
ihtilaflı tarihi konuların siyasi hesaplara malzeme yapılarak istismarının yeni
bir örneğini teşkil etmiştir.
Tarihin farklı emeller ışığında siyasileştirilmesi talihsizdir.
Peşin hükümlü ve ayrımcı tavırlarla ne adalete ne tarihin doğru anlaşılmasına
hizmet edilebilir. Önde gelen Fransız siyasetçilerinden beklenen, nefreti
körüklemek değil, bilgi temelinde ve devlet adamı sorumluluğu ile hareket
ederek Türklerle Ermenilerin birlikte adil hafızaya ulaşmalarını destekleyici
mesajlar vermeleridir.
İlgili ülkeler arasında çözüme kavuşturulması gereken bir
konuda dışarıdan yapılan suni dayatmalarla sonuç alınması mümkün değildir. Bu
nitelikte açıklamalar bölgede barış ve huzurun tesisi gayretlerine de sekte
vurmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.