Her iki adayın Ermeni görüşlerini desteklemesi Ermeni
oylarının ikisi arasında paylaşılması sonucunu vermiştir. Diğer bir deyimle
ortada ayrıca kazanılması gereken Ermeni oyu kalmamıştır. Hal böyle iken her
iki adayın da 24 Nisan günü Paris’te Ermeni anıtını, alışılmışın dışında bir
jestle, ziyaret etmeleri açıklanması gereken bir durum yaratmaktadır… Ermeniler
lehine yapılan her hareket, Ermeni olmayanların da takdiri toplamakta ve bir
kısmının oylarını etkilemektedir. İkinci bir olgu olarak Fransa’da gitgide
yayılan İslam korkusunu (islamofobi) ve bunun bir parçası olan ve Türkiye’nin
AB üyesi olması ihtimalinden kaynaklanan bir tür Türk korkusunu dikkate almamız
gerekmektedir.
**********
Türk kamuoyunda ve basınında Fransız Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin ikinci turuna kalan Nicolas Sarkozy ve François Hollande’ın Ermeni
görüşlerini desteklemelerinin nedeninin bu seçimler sırasında Ermeni oylarını
almak olduğu yolunda bir kanı vardır. Konuya yakından bakıldığında Fransa’da
sayıları 450.000 kadar olan Ermenilerin, çocuk ve yaşlılar çıkarıldıktan ve oy
kullanmayanlar da dikkate alındıktan sonra, en fazla 350.000 kişilik bir seçmen
grubu oluşturdukları görülmektedir. Bu sayı hayli azdır ve Cumhurbaşkanlığı
gibi bölgesel oylara ihtiyaç olmayan bir seçim için neredeyse önemsizdir. Diğer
yandan, yukarıda da değindiğimiz gibi, her iki adayın Ermeni görüşlerini
desteklemesi Ermeni oylarının ikisi arasında paylaşılması sonucunu vermiştir.
Diğer bir deyimle ortada ayrıca kazanılması gereken Ermeni oyu kalmamıştır.
Hal böyle iken her iki adayın da 24 Nisan günü Paris’te
Ermeni anıtını, alışılmışın dışında bir jestle, ziyaret etmeleri açıklanması
gereken bir durum yaratmaktadır.
Fransız Millet Meclisinin 2001 yılında Ermeni soykırım
iddialarını tanımasından sonra, Ermenilerin de ısrarlı çabalarıyla Fransız
kamuoyu Ermeni soykırım savına daha da inanmış ve Ermenileri savunmaları
gereken mazlum bir toplum olarak algılamaya başlamıştır. Bu nedenle, Ermeniler
lehine yapılan her hareket, Ermeni olmayanların da takdiri toplamakta ve bir
kısmının oylarını etkilemektedir.
İkinci bir olgu olarak Fransa’da gitgide yayılan İslam
korkusunu (islamofobi) ve bunun bir parçası olan ve Türkiye’nin AB üyesi olması
ihtimalinden kaynaklanan bir tür Türk korkusunu dikkate almamız gerekmektedir.
Bu çerçevede Ermeni konusunda veya başka bir konuda Türkiye’yi eleştirmek veya
Türk girişimlerine karşı çıkmak, özellikle aşırı sağcı çevrelerde takdir
toplamaktadır. Unutulmamalıdır ki aşırı sağ parti Milli Cephe’nin Cumhurbaşkanı
seçimlerinde almış olduğu % 17’den fazla oyun büyük bir kısmı seçimlerin ikinci
turunda da kullanılacaktır.
Başkan Sarkozy 24 Nisan’da Paris’te Ermeni anıtını
ziyaret ederek ve burada, ölçülü ifadelerle de olsa Türkiye’yi eleştirerek
Ermeniler kadar Ermeni olmayan birçok Fransızın takdirini toplamayı
başarmıştır. Durumu önceden haber alan Sosyalist Partisi adayı François
Hollande da aynı gün bu ziyareti yapmak ve konuşmak durumunda kalmıştır.
Nicolas Sarkozy konuşmasında Ermenilere övgüler yağdırmış
ve genel olarak Ermeni görüşlerini desteklemiştir. Bu arada, büyük bir ülke
olmak için kendi tarihine cesaretle bakmanın gereğine değinmiş ve Türkiye’nin,
Fransa’nın yaptığı gibi, tarihiyle yüzleşmesini istemiş, bunun bir zayıflık
olarak görmemesi gerektiğini söylemiş, hata yapıldığı kabul edilmediği sürece
bu hatanın af edilmeyeceğini ifadeyle “Türkiye gibi büyük bir milletten”
hatasını kabul etmesini talep etmiştir. Hata ile kastettiği Ermeni soykırım
iddiasıdır.
Sarkozy ayrıca soykırımı inkâr edenlerin cezalandırılması
üzerinde durmuş ve bu konudaki Fransız Anayasa Konseyince geçen Şubat ayı
sonunda iptal edilen kanunun yeniden hazırlanarak Haziran ayında Millet
Meclisine gönderileceğini söylemiştir.
François Hollande’ın aynı yerde fakat ayrı bir saatte
yaptığı konuşmasında benzer konulara değinmiştir.
Türk Dışişleri Başkan adaylarının bu konuşmalarına sert
tepki göstermiştir. Bu konuda yapılan açıklamada ihtilaflı tarihi konuların
siyasi hesaplara malzeme yapıldığı,
peşin hükümlü ve ayırımcı tavırların ne adalete ne de
tarihin doğru anlaşılmasına hizmet ettiği, Fransız siyasetçilerinden nefreti
körüklemek değil, devlet adamı sorumluluğuyla hareket ederek Türklerle
Ermenilerin bir adil hafızaya ulaşmalarını desteklemeleri gerektiği, ülkeler
arasındaki anlaşmazlıklarda dışarıdan yapılan yapay dayatmalarla sonuç alınmasının
mümkün olmadığı bu tür açıklamaların bölgede barışı ve huzurun kurulması
gayretlerine sekte vurduğu belirtilmiştir.
Fransız Başbakan adaylarının Ermeni görüşlerini
çekincesiz desteklemesi buna karşı Türkiye’nin, bu görüşler eleştirmenin
yanında, kendi tutumunda bir değişiklik olmayacağını işaretini vermesi, Fransa
ile Türkiye arasında bir süredir yatışmış olduğu görülen anlaşmazlığın önümüzdeki
aylarda yeniden alevleneceğini göstermektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.