Nuh Gönültaş / ngonultas@bugun.com.tr
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) 1994 yılında
"Demokrasiden dönüş yok" sloganıyla her kesimden aydın, gazeteci,
bilim adamı ve sanatçılarla birlikte yola çıktı.Vakfın o günden bu yana ülkemize çok büyük hizmetleri
oldu. Bütün faaliyetlerini burada saymam mümkün değil. Fakat özellikle
ülkemizdeki azınlıklar ile başlattığı diyalog ve hoşgörü hareketi ile Abant
Platformu aracılığı ile ülke sorunlarının çözümüne yaptığı katkı unutulamaz… Gazeteci Yazar Ali Bulaç da Ruhban
Okulu'nun açılması gerektiğini, Patrik'in ekümenik vasfının kabul edilmesinin
ülkemize ve bize hiçbir zarar vermeyeceğini söyledi ve Medine Vesikası'na
atıfta bulundu!
*********
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) 1994 yılında
"Demokrasiden dönüş yok" sloganıyla her kesimden aydın, gazeteci,
bilim adamı ve sanatçılarla birlikte yola çıktı.
Vakfın o günden bu yana ülkemize çok büyük hizmetleri
oldu. Bütün faaliyetlerini burada saymam mümkün değil. Fakat özellikle
ülkemizdeki azınlıklar ile başlattığı diyalog ve hoşgörü hareketi ile Abant
Platformu aracılığı ile ülke sorunlarının çözümüne yaptığı katkı unutulamaz.
GYV kuruluşundan beri kendileri ile beraber yürüyen yol
arkadaşları için önceki akşam bir vefa yemeği verdi. Önemli isimler vardı
yemekte.
Türkiye'deki azınlıkların ruhani temsilcileri de dini
kıyafetleriyle oradaydı. Yemek boyunca yapılan konuşmalarda her cemaat
temsilcisi yemek vesilesi ile bir kısım taleplerini dile getirdiler.
"Talep" dediğime bakmayın, aslında
"şikâyetleri" vardı azınlık cemaat temsilcilerinin.
Patrik Bartholomeos bu ülkede çok zor zaman
geçirdiklerini, Ergenekon belgeleri açıklandığında ise kendilerinin nasıl adım
adım takip edildiğini gördüklerini söyledi mesela:
"Bize ve cemaatlerimize şüphe ile baktılar. Ege
ordusu İzmir'e nasıl gittiğimi, hangi uçağa bindiğimi, hangi otelde kaldığımı,
hangi araca bindiğimi takip etmiş. Bombalar attılar, evlerimizin önünde nümayiş
yaptılar. Zor günler geçirdik. İnşallah o günler geri dönmez."
Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop Yedikule Ermeni
Hastanesi'nde bitkisel hayatta. Fakat yerine Türkiye Ermenileri Eş Patriği Aram
Ateşyan oradaydı.
Ateşyan konuşmasında "Bu ülkede hâlâ dinler arası
diyalog diyorsak, hâlâ diyaloğa ihtiyaç var demektir. Dinlerin birbirlerine
saygısı yok, bunu söylerken üzgünüm" dedikten sonra bitkisel hayattaki
Patrik Mesrop için dua talep etti.
Türkiye Musevi Cemaati Hahambaşısı Yusuf Haleva adına
yemekte bulunan Türkiye Musevi Cemaati Genel Sekreteri Yusuf Altıntaş
"Kendini olduğu gibi gösteren ve başkalarını da olduğu gibi kabul edenlere
selam olsun" dedi.
Azınlık temsilcilerinden Süryani Kadim Ortodoks İstanbul
Metropoliti Flüksinos Yusuf Çetin "Demokrasi geldi ama biz hâlâ burada tek
bir kilise bile yapamadık" diyerek şunları söyledi:
"Hocaefendi dinler arası diyalog başlattı. Teşekkür
ederim. Ülkemizin ve bizim buna ihtiyacımız var. Birbirimizi ne kadar tanırsak
o kadar iyi. Şimdi demokrasi geldi ama tek bir kilise yapamadım. Urfa'da tek
bir kilisemiz var. Ermeni cemaatinden sonra en kalabalık cemaat biziz.
İstanbul'da kilise inşa etmek için belediye başkanı ile üç yıldır görüşüyoruz
ama görüşmeler pek iyi gitmiyor."
Süryani Katolik Cemaati'ni temsilen orada bulunan Süryani
Katolik Patrik Vekili Korepiskopos Yusuf Sağ da "2009'da Radikal Gazetesi
bizim Türkiye'deki Haçlı hareketini yürüttüğümüzü yazdı. Nerede şu
Hristiyanlar, bizden neden korkuyorlar? Hz. Muhammed, Hristiyan ve Yahudiler'le
savaşmadı, Mekkeliler'le savaştı. Bize hâlâ işlerimizi yürütmek için Fatih
Kaymakamı'na gidin diyorlar. Bu zulümdür. Yıllardır ben kendi kiliseme bir çivi
çakamıyorum. Yıllardır papaz yetiştiremiyorum. Bu zulümdür" dedi.
Gazeteci Yazar Ali Bulaç da Ruhban Okulu'nun açılması
gerektiğini, Patrik'in ekümenik vasfının kabul edilmesinin ülkemize ve bize
hiçbir zarar vermeyeceğini söyledi ve Medine Vesikası'na atıfta bulundu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.