Ararat. Yolunuz Ermenistan’a düşerse en çok duyacağınız
kelime şüphesiz ki bu olacaktır. Evet, Ağrı Dağı’nın Ermenistan’daki adı
Ararat. Ama Ermenistan’dakiler için bir dağdan çok daha fazlası demek. Yalnız
su şişelerinden, Futbol Federasyonu’nun logosuna kadar hayatın içinde
olmasından değil. Uluslararası üne sahip bir konyak markasına adını vermesinden
de değil. Ararat, Ermenistan’ın Olimpos’u. Ermenistan’dakiler için sınırın öte
tarafında kalan gerçek bir dağdan çok kendi içlerinde yaşadıkları bir
mistisizm.
********
Bugün sandık başına giden Ermenistan'ın gündeminde
Türkiye ilk sırada değil. Peki, 2015 tarihine sembolik önem veren Ermenistan
ile ilişkilerde Türkiye'yi ne bekliyor?
Ararat. Yolunuz Ermenistan’a düşerse en çok duyacağınız
kelime şüphesiz ki bu olacaktır.
Evet, Ağrı Dağı’nın Ermenistan’daki adı Ararat. Ama
Ermenistan’dakiler için bir dağdan çok daha fazlası demek. Yalnız su
şişelerinden, Futbol Federasyonu’nun logosuna kadar hayatın içinde olmasından
değil. Uluslararası üne sahip bir konyak markasına adını vermesinden de değil.
Ararat, Ermenistan’ın Olimpos’u. Ermenistan’dakiler için sınırın öte tarafında
kalan gerçek bir dağdan çok kendi içlerinde yaşadıkları bir mistisizm.
Dört yıl önce futbol diplomasisiyle başlayan
Türkiye-Ermenistan yakınlaşma sürecinde Erivan’a ilk kez gelmiştim. Ararat ya
da Ağrı Dağı, Soykırım Anıtı’nın ufkunda tüm görkemiyle görünüyordu.
Ermenistan’ın dünyaya açılan penceresi sayılan bu müze ve
anıt Türkiye’den gelen gazetecileri ağırlıyor ve Ermeni politikacılarla iki
ülke arasındaki normalleşme süreci konuşuluyordu.
Görünüşte her şey güzeldi. Cumhurbaşkanı Gül, milli maç
için Erivan’a gelmiş, resmi olarak en üst düzeyde ağırlanmıştı. Sonrasında
Ermeni heyeti Bursa’da iadei ziyarette bulundu. Bunu İsviçre’de imzalanan
protokoller izledi.
Sonrasında futbol diplomasisi, orta sahada top çevirmeye
döndü. Protokoller imzalanır imzalanmaz Ermenistan’daki milliyetçi Daşnaksütyun
Partisi koalisyon ortaklığından ayrıldı. Ardından iki ülke arasında
protokolleri kimin önce meclise taşıyacağı tartışması başladı. Derken Türkiye,
Ermenistan’ın Karabağ konusunda adım atmasını talep etti. Ermenistan ise her
zaman cepte duran soykırım kartını gösterdi. Ve protokoller rafa kalktı.
Seçim ufkunda Türkiye
Ermenistan’da 3 milyon kişiyi ilgilendiren bugünkü
seçimden önce yine Ararat’ı izlemek için bu kez Erivan’daki başka bir müzeye
gittim. 50 metrelik Ermenistan’ın Anası heykeli ve müzesi tıpkı Soykırım Müzesi
gibi Ararat manzaralı. Ama arada önemli bir fark var. Ermenistan’ın koruyucusu
sayılan heykel, elindeki kılıç ile Türkiye’ye doğru bakıyor. Heykelin altında
duran Sovyetler zamanından kalma füze ve tanklar da öyle. Fakat çok yakınımızda
olan Ağrı Dağı sisli hava sebebiyle bu kez görünmüyor. Bu durum aslında
seçimleri de özetliyor. Ermenistan’ın seçim ufkunda Türkiye hayli sisli bir
manzara yaratmış vaziyette. Üç yıl önce tüm siyasal partilerin ana gündemi olan
Türkiye ile normalleşme süreci, yerini ekonomik kriz, seçimin şeffaflığı gibi
konulara bırakmış. 2008 seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 50’sini almasına
rağmen koalisyon kurmak zorunda kalan Sarkisyan’ın Cumhuriyetçi Partisi bu kez
de seçimin favorisi olarak gösteriliyor. Partinin ileri gelenlerinden Artak
Zakaryan “Bu seçimde siyasal sistemin form tuttuğunu söylemek mümkün. Daha az
parti seçime giriyor. En önemli mesele sorunsuz bir seçim yaşanması” diyor.
Muhalefet ve yeni medya
Sorunsuz seçim temennisinin ana nedeni 2008’de yaşanan
olaylar. Dört yıl önce seçimlerin adil olmadığını düşünen muhalifler eski
başkanlardan Levon Ter Petrosyan’ın desteğiyle Erivan’da meydanlara dökülmüş,
protestoların dokuzuncu gününde silahlı kuvvetlerin müdahalesi sonucunda 10
kişi hayatını kaybetmişti.
Arap Baharı’ndan üç yıl önce meydana gelen bu olayın
farklı sonuçları olmuş. Olayın sorumluları tespit edilemezken medya üzerinde
özellikle televizyonlara yönelik siyasal baskılar artmış. Ancak kanlı biten
muhalif gösteriler internet ve yeni medyanın gelişmesi için bir fırsat
yaratmış. Meydandan sürülen muhalifler Facebook’ta organize olurken bağımsız internet
medyası da sesini yükseltmeye başlamış.
Bugün Ermenistan’da internet medyasının etkisi basılı
gazetelerin ötesine geçmiş durumda. Ermenistan’ın gazeteciler cemiyeti sayılan
Erivan Basın Konseyi’nin bu yılki Basın Özgürlüğü Ödülü’nü de bir internet sitesi
kazandı. Bu güç siyasal hayata da yansımış durumda. Seçimlerdeki az sayıdaki
bağımsız kadın adaylardan biri olan Satik Sevanyan, editörlüğünü yaptığı
internet sitesi sayesinde siyasete atılmış.
Yerkir televizyonundan Gegham Manukyan, “Televizyonların
yarısı hükümet yanlısı. Diğerleri de her haberi yapamıyor. Gazeteler görece
daha bağmsız ama kamuoyunda etkili değiller” sözleriyle Ermenistan’da
internetin gücünü anlatıyor. Seçimler konusunda televizyonlara özel bir
uygulama da var. Bütün televizyonlar seçim sürecinde her partiye eşit süre
ayırmak durumda.
Güreşçi, işadamı ve siyasi
Ermenistan’da seçimlerin ana gündemini işsizlik ve
ekonomik krizden çıkış gibi konular oluşturuyor. Ekonomi konusundaki
vaatleriyle en popüler isim Müreffeh Ermenistan Partisi’nin lideri Gagik
Zarukyan. Eski bir güreşçi olan Zarukyan aynı zamanda önemli bir işadamı. Beyaz
spor kıyafetleriyle seçim meydanında farklı bir imaj yaratan Zarukyan,
Türkiye’ye göre çok sönük geçen seçim atmosferinin tek renkli ismi sayılabilir.
Seçim analistleri Zarukyan’ın kamuoyunda “Ekonomik sorunları ancak başarılı bir
işadamı çözer” algısı yarattığını söylüyor. Bu bakımdan Sarkisyan’ın en büyük
rakibi durumunda.
Türkiye-Ermenistan arasında protokollerin imzalanmasıyla
koalisyondan ayrılan milliyetçi Daşnaksütyün Partisi de kamuoyunda etkisini
sürdürüyor.
Muhalefet ve yeni medya
Seçimlerde öne çıkan diğer önemli parti de Miras.
Diyaspora Ermenisi Raffi Hovassyan’ın liderliğindeki parti, siyasal çizgisini
ulusal-liberal olarak tanımlıyor. Bu konuda bir kavram kargaşası olduğu aşikâr.
Partinin uluslararası hukuk uzmanı sözcüsü Stefan Safaryan ekonomi konusunda
serbest piyasayı desteklediklerini anlatıyor. Ama konu Türkiye’ye geldiğinde
biraz karışıyor. Miras Partisi muhalefette olmasına rağmen 2009’daki
Türkiye-Ermenistan yakınlaşması ve protokolleri desteklemiş. Fakat Türkiye’nin Karabağ
konusundaki çıkışıyla hemen geri adım atmış. Safaryan, “Çözüm ve normalleşme
farklı kavramlar. Ya soykırım dahil bütün meseleleri masanın üstüne koyar
çözümü tartışırız ya da hiçbirini tartışmaz, sınır açar ve ilişkilerin
geleceğine bakarız” diyor. Politik açıdan bu sözlerin meali “Arada Türkiye
olmasa, Türkiye’yle ilişkileri hemen düzeltiriz” şeklinde yapılabilir. Ancak
liberal Miras Partisi’nin dış politika algısı da daha çok içeriden oy toplamaya
yönelik gözüküyor.
İktidardaki Cumhuriyetçi Parti de Türkiye ile ilişkilerde
bekleme döneminin süreceği mesajını veriyor. Artak Zakaryan, “Bugün her şey
Türkiye’ye bağlı. Biz protokollere ilişkin Anayasa Mahkemesi sürecini
tamamladık. Yeni parlamento bu sürecin devam edip etmeyeceğine karar verecek.
Türkiye Meclis’ten geçirsin, biz de geçiririz” diyor. Oysa Ermenistan’dan önce
havlu atan Türkiye protokollerin hangi rafa kaldırıldığını bile unutmuş
durumda.
Anlaşılan o ki futbol diplomasisiyle başlayan
Ermenistan-Türkiye normalleşme sürecinde top şimdilik ortada kalmış vaziyette.
İki ülke arasındaki ilişkiler Fransa ya da ABD gibi üçüncü ülkelerin soykırım
iddialarına bağlı olarak gelişiyor. Ermenistan seçimlerinden de benzer bir
manzara çıkıyor. Ufukta Türkiye’yle ilişkilerin düzelmesine yönelik “bekleme”den
başka bir opsiyon görünmüyor. Erivan’ın bir sonraki gündemi 2015 tarihine kadar
Ararat’ın sisi kalkacak mı? Göreceğiz.
Nerede Türkiye’deki seçimler
Erivan’da birkaç afiş dışında seçime yönelik pek bir
emare yok. Ne binadan binaya dizilen bayraklar ne de yüksek perdeden ‘Oyunuzu
bize verin’ diye bağıran arabalar. Miting meydanlarındakiler de daha çok dans
etmek için gelmiş gibi. En büyük coşku parti liderinin konuşmasından sonra
verilen konserlerde yaşanıyor. Sakin geçen mitinglerdeki tek olay önceki gece
meydana geldi. İktidardaki Cumhuriyet Partisi’nin mitinginde helyum gazı dolu
balonların alev almasıyla yaralananlar oldu.
Ermenistan’ın Anası
Bugün elinde 11 metrelik kılıcıyla Türkiye sınırına doğru
bakan devasa Ermenistan’ın Anası heykeli 60 yıl önce Sovyetler Birliği’nin
haşmetini simgeleyen başka bir heykel durumundaymış. 50 metrelik heykelin üst
kısmındaki kadın figürü yerine ‘halkın sarsılmaz lideri’ Josef Stalin’in
heykeli bulunuyormuş.
Radikal, 06-05-2012 08.05 (TSİ)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.