Toprakla insan arasındaki tuhaf bir ilişki. İnsan
insandan kopuyor da, kopamıyor topraktan bir türlü. Toprağa verilen emek, taşa
yazılan tarih insanın peşini bırakmıyor. Anadolu’dan koparılan Ermenilerinki de
böyle bir şey olsa gerek. Dallarını İstanbul’da yeşertseler de, köklerini çekip
çıkartmıyorlar. Anadolu’nun toprağından. Ne kadar harap edilmiş de olsa sökmeye
çalışanların peşini de bırakmıyorlar. İşte bu yüzden de kadastro çalışmalarıyla
köy ağalarının tapusuna geçirilen mezarlıklarını, kiliselerini geri almak için
mücadele ediyorlar ne zamandır. Her bir köşeye ulaşabilmek için çok da uzun
isimli bir dernek kurmuşlar: “Bitlis, Batman, Muş, Van, İstanbul ve Diğer Tüm
İller İlçeleri ve Köyleri Ermenileri ve Sason İlçesi ve Köyleri Ermenilerinin
Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Dayanışma Derneği” Bugüne kadar 100’e yakın
Ermeni Mezarlığı ve 40’ın üzerinde kiliseyi tekrar devlet adına tecil ettirdikleri
söylüyor Dernek Başkanı Aziz Dağcı.
NE YAŞAYANA HUZUR VAR, NE ÖLÜYE
“Eğer burada kalırsanız toprak sizindir, giderseniz
bizimdir” demiş kendi köyünün ağalarından biri. Dağcı aslen Sasonlu. “Toprağı satamazsınız, hiçbir şey
yapamazsınız diyorlar bize. Bu nasıl adalettir, köle miyiz biz?” diye isyan
ediyor Dağcı. Zaten derneği kurmaya da 2006 yılında kadastro çalışmaları için
köyüne gittiğinde karar veriyor. Topraklarını tecil ettirmek isterken bir
bakıyor ki köyün Ermeni mezarlığının yarısını bir ağa, diğer yarısını başka bir
ağa tapusuna almış; kilisesine ise bir başkası göz koymuş!
“Ağalar bile kendi aralarında anlaşamıyorlar bu kiliseler
ve mezarlar üzerine. Biri diyor ‘kilise benimdir’ diğeri diyor ‘benimdir’. Biri
ahıra çeviriyorsa diğeri de gidip tapuyu üzerine yapıyor!”
ADALET SAĞLANANA KADAR HUZUR YOK
Böyle bir şey işte Anadolu’da, Mezopotamya’da Ermeni
olmak. Ne yaşayanına huzur var ne ölüsüne... Bu duruma itiraz edince kendi
köylüleri üzerine yürüyor Dağcı’nın. Bu olaydan sonra dernek kurma macerası
başlıyor ve Bitlis, Batman, Muş, Van, İstanbul ve Diğer Tüm İller İlçeleri ve
Köyleri Ermenileri ve Sason İlçesi ve Köyleri Ermenilerinin Sosyal Yardımlaşma
ve Kültürel Dayanışma Derneği kuruluyor.
Ne kadar başkasının üzerine geçirilmiş Ermeni mirası
varsa tek tek tespit ediyor, ondan sonra başlıyor devlet yetkililerinin korkulu
günleri! Çünkü Dağcı, bakanlıklardan kültür müdürlüklerine, müze
müdürlüklerinden savcılıklara kadar ne kadar ilgili kurum varsa bir gün huzur
vermiyor onlara; onlarca dilekçe ve suç duyuruları ile halkının hakkını arıyor.
Elindeki kocaman dosyanın içi dilekçe örnekleri, derneğe devlet kurumlarından
gelen yanıtlarla dolu. Kendisi bile karıştırıyor bazen hangi dilekçe hangi
kiliseye ait.
SIRA SURP GARABET’TE
Aziz Dağcı son olarak Muş’ta bulunan ve Ermeni toplumu
açısından çok önemli yapılardan biri olan ve her yıl dünyanın her yerinden
Ermenilerin ziyaret ettiği Surp Garabet
Manastırı ile ilgili de olumlu yanıt aldıklarını aktarıyor. Surp Garabet bugün
neredeyse tamamen yıkılmış durumda.
Anlatıyor Dağcı: “Manastırı 48 hane zapt etmişti.
Kiliseyi yıkıp eve çevirenler adına yapılmıştı tapu ve tecili. Bunu kurmuş
olduğumuz dernek vasıtasıyla engelledik. Ancak bu çalışmamız devletin bazı
kurumları ve definecilerin işine gelmedi. Bir türlü bu kilisenin içinde bulunan
insanları boşalttıramadık. Van Kültür varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü
duyarsız kaldı. Hiç ilgilenmedi hatta. Bunun üzerine genel müdürlüklere ve
teftiş kurulu başkanlığına dilekçe vererek Surp Garabet Ermeni Kilisesini yok
etmeleri nedeniyle görevden alınmalarını ve soruşturma başlatılmasını talep
ettik. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla Van Cumhuriyet Başsavcılığına
görevi kötü kullandığı gerekçesi ile suç duyurusunda bulunduk. Ancak hâlâ bir
cevap alamadık. Savcılık ne işlem yaptı bilmiyoruz”
(İstanbul/EVRENSEL)
KİLİSEYİ BOŞALTMA KARARI ÇIKTI
Suç duyurularından haber çıkmaz ancak Kültür ve Turizm
Bakanlığı Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünden 24 Şubatta bir yanıt
gelir Dağcı’ya. Ancak bu yanıt Dağcı’nın adına geldiği için kabul etmez.
“Derneğin isminden Ermeni kelimesi yazdığı için derneğin değil benim adıma
gönderdiler. Kabul etmedik, Ermeni sözünü ağzınıza almak istemiyor musunuz,
diye sorduk. Biz tepki gösterince derneğin adına gönderdiler yeni yazıyı” diyor
Dağcı.
13 Martta bu kez dernek adına gönderilen Genel Müdür
Yardımcısı Nermin Beşbaş imzalı ikinci yanıtta, manastır ve arazisinde bulunan
48 hane ile 6 samanlığın boşaltılması kararı alındığı, bölgeyi işgal edenler
için yeni yerleşim yerleri bulunması için Aralık 2011’de çalışmaların
başlatıldığı belirtilir. Bölge boşaltıldıktan sonra ise alanda rölöve,
restitüsyon ve restorasyon çalışması yapılacağı açıklanır. Ancak henüz bir
çalışma yok. Ama Aziz Dağcı kararlı: “Kilise hâlâ işgal altındadır. Ermeniler kiliseyi
ziyarete gittiği zaman onlardan para istedikleri haberleri kulağımıza geliyor.
Bu yazı doğrultusunda gereğinin yapılmasını istiyoruz. Yapmazlarsa İdare
Mahkemesinde yasal işlemleri başlatacağız”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.