İran açısından ABD’nin baskılarını azaltmak ve askeri
müdahale ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak için en uygun plan bölgede yeni
çatışma ocağının alevlenmesidir. Buna en uygun olan ise Dağlık Karabağ
problemidir. İran bu çatışmayı alevlendirmenin zamanlamasını da iyi düşünmüş ve
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Güney Kafkasya devletlerine resmi
ziyareti sırasında bu planını hayata geçirmiştir. Güvenilir kaynaklardan alınan
bilgiye göre, Azerbaycan-Ermenistan arasında ateşkes antlaşmasının ihlal
edilmesi doğrudan İran ile ilintilidir. Kaynağın verdiği bilgiye göre, İran
ordusunun Devrim Muhafızlarına bağlı özel kuvvetlerden oluşan iki üç grup, İran
ile sınır olan, Ermenistan’ın işgal ettiği bölgelerden içeri sızarak Azerbaycan
ve Ermenistan ordusu arasında ateşkesi ihlal etmek amacıyla her iki tarafa
saldırmıştır.
****
Yaklaşık bir haftadır Azerbaycan-Ermenistan sınırında ve
işgal altında olan bölgede 1994’te imzalanan ateşkes antlaşması ilk defa bu
kadar ciddi bir şekilde ihlal edilmekte.
Daha önce de cephe hattında Ermenistan düzenli olarak
ateşkesi ihlal etmiştir. Ama son bir kaç gündür temas hattında yaşanan yoğun
silahlı çatışmalar konuyu başka açıdan ele alma ihtiyacını doğurmaktadır.
Bölgesel ve uluslararası jeopolitik realite dikkate alındığında Azerbaycan ve
Ermenistan’ın ateşkes antlaşmasını bu kadar ciddi şekilde bozmaları için hiç
bir neden yoktur.
Dağlık Karabağ sorununun çözümü için faaliyet gösteren
AGİT Minsk Grubu’nun arabuluculuk girişimleri sonuçsuz kalsa da, sorunun barış
yoluyla çözülmesi her iki ülkenin Devlet Başkanları düzeyinde müzakere
edilmektedir.
Kırılgan bir yapıya sahip olsa da, ateşkes antlaşması
şartlarına uyulmaktaydı. Azerbaycan, Ermenistan, bölge ve uluslararası alanda yaşanan
hangi jeopolitik olaylar ateşkesin ihlal edilmesine neden oldu? Bu konuya
açıklık getirmek için son zamanlarda bölgesel ve uluslararası alanda yaşanan
olayları göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu olayları kısaca aşağıdaki
gibi özetlemek mümkündür:
-ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Güney Kafkasya
devletlerini ziyaret etmesi;
-Rusya-Gürcistan arasında siyasi gerginliğin halen devam
etmesi ve ABD’nin açıkça Gürcistan’a desteğini yenilemesi;
-ABD (NATO)-Rusya arasında hava savunma kalkanı
sisteminin Batı Avrupa’ya yerleştirilmesi probleminin gerginleşmesi;
-Son zamanlarda ABD-İran gerginliğine paralel olarak
İran’ın Azerbaycan’ı haksız olarak eleştirmesi ve iç işlerine müdahale etmesi;
-İran’ın nükleer silaha sahip olma çabaları, ABD-İran ve
İsrail-İran gerginliğinin artması, İran’a karşı uygulanan ekonomik, siyasi
yaptırımların sonuçlarının İran ekonomisinde ve siyasi hayatında belirgin
şekilde hissedilmesi.
Sonuncu paragraf istisna olmakla yukarıda ifade edilen
problemlere taraf olan devletlerin (İran istisnadır) Azerbaycan-Ermenistan
arasında ateşkesin ihlal edilmesinde siyasi ve güvenlik açısından çıkarları
yoktur.
İran uluslararası alanda her geçen gün bir az daha köşeye
sıkıştırılmasına rağmen dünyaya meydan okumaktadır, ‘İsrail’siz dünya’ diyerek
doğrudan İsrail’i, dolayısıyla ABD’yi tehdit etmekte, MAGATE ile müzakerelerde
diplomatik mekanizmalardan yaralanarak faaliyet alanını genişletmeye
çalışmakta, Müslüman devlet olduğunu iddia etse de, Dağlık Karabağ probleminde
Müslüman-Şii Azerbaycan’ın değil, Hıristiyan-Gregoryen Ermenistan’ı
desteklemektedir. Yani İran’ın vizyon planlaması onun ekonomik, siyasi, askeri,
iç güvenlik gibi faktörlerin potansiyelinin çok üzerindedir.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı siyasi ve ekonomik
baskılarına Avrupa Birliği ülkelerinin de katılmasıyla İran etrafında çember
her geçen gün bir az daha daralmaktadır. Dünya basınında ABD’nin İran’a
saldıracağı tarih konusunda bir takım müzakereler yapılmaktadır.
İran durumun farkındadır ve bu çemberi zayıflatmak veya
tamamen kurtulmak için Suriye’de Başer Esat rejimine destek veriyor, aynı
zamanda Rusya ve Çin’in desteğini kazanmaya çalışıyor.
Böyle bir durumda İran kendisine karşı yapılan baskıları
azaltmak için doğrudan ABD ve İsrail’e askeri operasyonlara başlayacak kadar
ekonomik, siyasi ve askeri güce sahip değildir.
Buna göre de, ABD’nin askeri müdahalede bulunmak istediği
Esat rejimini korumak için destek vermekte, Afganistan’da Taliban silahlı
birlikleri ile temas halinde, Filistin’de İsrail’e karşı siyasi gruplaşmalarla
işbirliği içerisindedir. Ancak görünen şudur ki bütün bunlar ABD’nin İran’a
karşı baskılarını (hatta askeri müdahale ihtimalinin) önlemek için yeterli
değildir.
İran açısından ABD’nin baskılarını azaltmak ve askeri
müdahale ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak için en uygun plan bölgede yeni
çatışma ocağının alevlenmesidir. Buna en uygun olan ise Dağlık Karabağ
problemidir.
İran bu çatışmayı alevlendirmenin zamanlamasını da iyi
düşünmüş ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Güney Kafkasya devletlerine
resmi ziyareti sırasında bu planını hayata geçirmiştir. Güvenilir kaynaklardan
alınan bilgiye göre, Azerbaycan-Ermenistan arasında ateşkes antlaşmasının ihlal
edilmesi doğrudan İran ile ilintilidir.
Kaynağın verdiği bilgiye göre, İran ordusunun Devrim
Muhafızlarına bağlı özel kuvvetlerden oluşan iki üç grup, İran ile sınır olan,
Ermenistan’ın işgal ettiği bölgelerden içeri sızarak Azerbaycan ve Ermenistan
ordusu arasında ateşkesi ihlal etmek amacıyla her iki tarafa saldırmıştır.
Böylece, Azerbaycan Ermenistan’ın, Ermenistan da Azerbaycan’ın ateşkesi ihlal
ettiğini düşünerek karşılık vermiş ve sonuçta bütün cephe boyunca ateşkes
sekteye uğramıştır. Aynı kaynak, İran özel kuvvetlerinin kayıp verdiğini ama
kayıpların cephe hattında kalmadığını, sınırdan geçirildiğini iddia etmektedir.
Ateşkesin ihlal edilmesinden sonra İran’ın Ermenistan’a
iki kargo uçağıyla silah gönderdiği hakkında haberlerin bölge basınında
yayımlanması da tesadüf değildir elbette. Ateşkesin ihlal edilmesinden sonra
zor durumda kalan Ermenistan’a askeri yardım yapmakla İran Ermenistan’ın
yanında olduğunu hatırlatmak, Azerbaycan’a ise baskılarını artırmak
istemektedir.
İran’ın ateşkesin ihlal edilmesini tetiklemesi bölgede
güvenliği ciddi şekilde zedelese de, henüz istediği sonucu alamamıştır. İran
‘büyük hedefine’ ulaşmak için ‘küçük planlar’ kurmaktadır. Ama bu planların
tamamının İran’ın istediği sonuçları vereceğini düşünmek elbette mantıklı
değildir.
Bütün komşu devletlerle sorunları olan, Arap-İslam
coğrafyası ile ilişkilerini yoluna koyamayan, ABD ve dünyanın diğer büyük
devletleri ile yaşadığı ciddi sorunların çözülmesinde ortak paydaya gelemeyen
İran ikilem içerisindedir. Bu ikilemi nasıl çözeceği ise henüz belli değildir.
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji
Araştırmalar Merkezi Başkanı
14 Haziran 2012
F.V
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.