Toplantıda konuşmacılar özetle şunları söyledi:
Tracey German: Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenistan’la
Azerbaycan arasında yaşanan savaştan sonra 1994 yılında ateşkes ilan edilmişse
de iki ülke arasındaki sorun halen daha çözülmüş değil. Her iki ülke de askeri
kapasitelerini güçlendirmek için çok önemli harcamalar yapıyorlar. Bugün
Azerbaycan ordusu Ermenistan ordusunun yaklaşık iki katı büyüklüğünde. Fakat
Ermenistan da Rusya ile askeri işbirliği içerisinde. Yaklaşık 3.000 Rus askeri
Ermenistan’da bulunuyor. Rusya Ermenistan’ın ekonomisinde de kilit ülke. Diğer
taraftan Türkiye de din, dil ve etnik bakımdan birçok benzerlikleri olan
Azerbaycan’ın yanında yer alıyor. Azerbaycan’la Türkiye arasında askeri anlamda
ciddi bir işbirliği var. Türkiye teknik anlamda Azerbaycan’a askeri destek
sağlıyor.
Adam Eberhardt: Yaşanan savaşta Azerbaycan topraklarının
%16’sı işgal edilmiş durumda, yaklaşık 600.000 Azeri Karabağ’ı terk etmek
zorunda kaldı ve bunlar şu an Azerbaycan’da mülteci konumunda. Azerbaycan sahip
olduğu 20 milyar dolar civarındaki petrol rezervleri ile AB, Rusya ve Türkiye
için gittikçe daha da önemli bir ülke haline geliyor. Azerbaycan gayri safi
milli hasılasının %6’sını askeri harcamalara ayırıyor ve bu da Ermenistan’ın
toplam devlet bütçesinden daha büyük bir rakama tekabül ediyor. Azerbaycan 2011
yılında bir önceki yıla göre dünyada askeri harcamalarında en çok artış yapan
ülke. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev 2007 yılında yaptığı bir açıklamada
Karabağ’da gerekirse askeri seçeneklere başvurabileceklerini belirtmişti.
Ermenistan Rusya’nın desteği ile tartışmalı toprakları kontrolü altında tutmak
için çabalıyor. Karabağ’daki sorun Rusya için de Ermenistan ve Azerbaycan
üzerinde etkili olabilmesi için önemli bir araç. Geleceğe yönelik bir
değerlendirme yamak gerekirse ülkeler arasında bir uzlaşıya varılacağını
söylemek çok zor.
Philippe Lefort: Karabağ’da çıkacak bir savaş AB için iyi
sonuçlar doğurmaz. Bölgedeki mevcut durum sürdürülebilir değil ve bu sorunun
devam etmesi AB için de sorun teşkil etmekte. AB için bölgedeki statükonun
devam etmesi ya da sorunun çözümünde güç kullanılması asla kabul edilemez. AB
sorunun çözümünde barışçıl yöntemlerin, diplomatik yolların kullanılmasından
yana. Bunun için de zaman zaman çeşitli inisiyatifler alıyor. 27 Şubat 2012
tarihli Dış ilişkiler Komitesi Kararı ve 18 Nisan 2012 tarihli Ermenistan ve
Azerbaycan ile yapılan Ortaklık Anlaşmaları hakkındaki Avrupa Parlamentosu ilke
kararı AB’nin Karabağ Sorunu’na yönelik politikalarını açıklayan başlıca
bildirilerdir. Buna göre AB Karabağ sorununun çözümüne yönelik Ermenistan ve
Azerbaycan arasındaki müzakerelerde sürecin yavaş ilerlemesinden endişe
duymaktadır. Sınır hattında tansiyonun yükselmesi ve çatışmaların yaşanmasından
endişe duyarak, ateşkesin uygulanmasını istemekte ve güven arttırıcı önlemlerin
alınmasını arzulamaktadır. AB sorunun çözümünde Minsk Grubu’na gereken desteği
vermeye hazırdır ve Madrid Prensipleri’ni desteklemeye devam edecektir.
Toplantı esnasında söz alan Avrupa Parlamentosu üyesi
Michael Gahler: Avrupa Birliği’nin bu sorunun çözümünde tavır almaması
gerektiğini, Minsk Grubu’nun çözüm için adres olmasını söyledi. Ayrıca Gahler
her iki ülkenin de şiddetten uzak durması gerektiğini, bölgede yaşanacak olası
bir savaşın Rusya’nın elini güçlendireceğini belirtti.
Konu hakkında söz alan bir diğer Avrupa Parlamentosu
üyesi İvo Vajgal ise “Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı işgali uluslararası hukuka
aykırıdır ve varılacak çözüm de, bu durum göz önünde bulundurularak yine
uluslararası hukuka uygun olmalıdır. Ermenistan’ın Rus asker ve silahlarına
güvenerek Dağlık Karabağ’da kurduğu statüko devam ettirilemez” diye konuştu.
YASAL UYARI:KAYNAK GÖSTERİLMEDEN YAYIMLANAMAZ VE ALINTI
YAPILAMAZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.