********
12 Eylül darbesinden sonra Başbakanlık görevini üstlenen
Bülent Ulusu, darbeleri araştırma Komisyonuna'na çok çarpıcı açıklamalar yaptı.
Bülent Ulusu, 12
Eylül askeri darbesinin Türkiye'de yaşayan Ermeni ve Rum azınlık tarafından
yaptırıldığını iddia etti.12 Eylül öncesi Türkiye'de çıkan olayların arkasında
bu azınlıkların olduğunu belirten Ulusu, sağ-sol çatışmasını da bunların
çıkardığını söyledi.
1974'teki Kıbrıs çıkarması nedeniyle Türkiye'ye diş
bileyen bu azınlıkların yaşanan çatışmaları başlatıp körüklediğini iddia eden
Ulusu, "o süreç ihtilala neden oldu" dedi.
12 Eylül 1980 darbesinin ardından 3 yıl süreyle
Başbakanlık yapan Bülend Ulusu, darbe öncesindeki çatışma ortamının sorumlusu
olarak Rumları ve Ermenileri gösterdi. Darbenin başbakanı darbelere de karşı
olduğunu ileri sürdü.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde
12 Eylül 1980 darbesi alt komisyonu, Bülend Ulusu'yu dinledi. Ulusu, Alt
Komisyon Başkanı AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı ve
milletvekillerinin sorularını yanıtladı. "Darbenin başbakanı darbe
ortamından Rumları, Ermenileri sorumlu tuttu"
Ulusu, "AB'nin bir darbe olması ve bir yönetim kurulması
doğrultusunda telkini oldu mu?" sorusuna karşılık, 1974'teki Kıbrıs
çıkarması nedeniyle Türkiye'de bir terör ortamı yaratılmış olabileceğini ileri
sürdü. Ulusu, "Harekat dolayısıyla Rumlar ve Ermeniler, Türkiye'nin müşkül
duruma durması için ne mümkünse yaptılar" dedi.
'Darbenin sorumlusu azınlıklar'
12 Eylül 1980 darbesinin ardından 3 yıl süreyle
Başbakanlık yapan Bülend Ulusu, darbe öncesindeki çatışma ortamının sorumlusu
olarak Rumları ve Ermenileri gösterdi. Darbenin başbakanı darbelere de karşı olduğunu
ileri sürdü.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde
12 Eylül 1980 darbesi alt komisyonu, Bülend Ulusu'yu dinledi. Ulusu, Alt
Komisyon Başkanı AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı ve
milletvekillerinin sorularını yanıtladı. "Darbenin başbakanı darbe
ortamından Rumları, Ermenileri sorumlu tuttu"
Ulusu, "AB'nin bir darbe olması ve bir yönetim
kurulması doğrultusunda telkini oldu mu?" sorusuna karşılık, 1974'teki
Kıbrıs çıkarması nedeniyle Türkiye'de bir terör ortamı yaratılmış olabileceğini
ileri sürdü. Ulusu, "Harekat dolayısıyla Rumlar ve Ermeniler, Türkiye'nin
müşkül duruma durması için ne mümkünse yaptılar" dedi.
"NATO içinde Gladio diye bir teşkilat var"
Ulusu, "Darbeciler darbe yapmak için bazı olayları
provoke ettiklerine dair kanı var. Derin devlet, Gladio'ya dair gözlemleriniz
var mı?" sorulması üzerine, şöyle konuştu:
"Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yaptım. Bu işlerle
daha çok Kara Kuvvetleri, Jandarma Komutanı, Genelkurmay Başkanı ilgileniyordu.
Benim bilgilerim, MGK ve gittiğim birliklerdeki temaslarım sonucuydu. Derin
devlet konusunda bir bilgi sahibi olmadım. Bir teşkilat olsun, Türkiye'yi
sıkıntılı duruma soksun diye. NATO içinde böyle bir teşkilat yapıldı ama bu
kötü hareketler için değil, başka hareketler için yapıldı. Derin devlet diye
böyle bir şeyi ifade edemeyeceğim. Üzerinde durmak istediğim; istikrar. 3 yıl
Milli Savurma Bakanlığı Müsteşarlığı yaptım ve 5 bakanla çalıştım. 6 ayda bir
hükümet, yönetim değişikliği oluyordu. Yönetimde istikrar ve devamlılık olmadığı
için bu işler başımıza geliyor. 6-7 ayda bir yönetim değişiklikleri ve
koalisyonlarla iş yürümüyor."
"Maraş olaylarıyla hiç ilgilenemedik"
Ulusu, "Maraş olayları Türkiye'de bir dönüm
noktasıydı, darbe ortamının teşekkülü bakımından. O zaman ne oluyor diye
sordunuz mu?" sorusuna, "Hiç ilgilenemedik bunlarla. Benim görevim
bambaşkaydı. Maraş olayları diye benim bulunduğum toplantılarda herhangi bir
çalışma geçmedi" derken, "MGK'da konuşulmadı, bahsedilmedi mi?"
sorusuna, "Geçmedi, bahsedilmedi. Tabii olay oldu ama pek detaya
girilmedi" karşılığını verdi.
"Elle tutulur bir işkence şikayeti gelmedi"
Bülend Ulusu, Başbakanlığı döneminde 650 bin kişinin
tutuklanması ve işkence başta olmak üzere insan hakları ihlalleri konusunda
şikayet ve itirazların gelip gelmediği sorusuna karşılık şöyle konuştu:
"Bir takım dernekler kuruldu; TÖB-DER,
POL-DER...Başlangıçta iyi niyetle kurulduğundan şüphe yok ama sonra aşırı
zihniyette kişilerin eline geçince neler oluyor. Polisle ilgili Scotland
Yard'dan heyet getirdik. Çünkü polis iş yapamıyor, 10 maddelik rapor
hazırladılar; 'Sizin polisiniz bölünmüştür, iş yapamaz, teçhizatı ve eğitim
eksik...' diye. Çünkü aşırı sağ ve sol örgütlerin arenası haline geldi. Böyle
polisle iş yapılamaz. Bu dernekler o kadar ilerledi ki gardiyanlara kadar gitti
iş. Bunun sonucunda sağ gardiyanların bulunduğu yere aşırı sağcı, sol gardiyanların
olduğu yere aşırı solcular gelince kaçırıyorlar. İlgililer sonra aksini vermeye
başladı. İşkencelerin bir kısmı da bundan olmuş olabilir. Ama ben işin içinde
eğilim, uzaktan hissettiklerim bunlar. Bu derneklerin kapatılması için MGK'ya
teklifler geldi. Ama yönetimde istikrarsızlık ve devamlılık olmadığı için
sonuca varmadı."
"Sıkıyönetim Komutanı işkence emri vermemiştir"
Ulusu, "İşkencelerin bir kısmı bundan, diğer
kısmının sistematik olduğunu mu düşünüyorsunuz?" sorusuna, "Bir kısmı
sistematik ama benim sıkıyönetim komutanının 'şunların canını okuyun' diye
talimat verdiğini hiç
tahmin etmiyorum" dedi. Bazı cezaevlerindeki işkence
iddialarının hatırlatılması üzerine Ulusu, "Cezaevleri bana bağlı değildi,
Genelkurmay'a bağlıydı. Genelkurmay benim emrimde olsaydı gider bakardım ama
bana bağlı değildi. İşkence olayları konusunda fikir sahibi değilim. Olmadı
demiyorum da benim görev ve düşünce alanıma girmedi. Şurada burada işkence
yapılıyor diye bana bilgi intikal etmedi" diye konuştu.
Ulusu, Yunanistan'ın NATO'ya alınmasının da erken
verilmiş bir karar olduğunu söyledi. Darbe öncesinde 27 Aralık'ta bir mektup
verilmesini nasıl değerlendirdiği sorusuna karşılık Ulusu, "Sıradan
vatandaş da bu fikirlerini takdim edebilir. Askerler de görüşlerini bu şekilde
Cumhurbaşkanı'na ifade edebilir. Bunu darbenin hazırlık aşaması olarak hiçbir
zaman düşünmemişimdir" diye konuştu.
Darbeden ne zaman haberi olduğu sorusuna,
"Valizlerimizi hazırlamıştım. Dışarıya gitmeye hazırlanılırken oldu"
derken, "Birçok insan darbeden önceden haberdar olmuştu. Bayrak
harekatından haberiniz var mıydı?" sorusuna, "Öyle bir kanaate varsam
emin olun valizlerimizi hazırlamazdım. Bayrak harekatından haberim yoktu"
dedi.
Ulusu, "Kuvvet komutları arasında 'darbe yapmak
lazım, duruma el koymak lazım' deniliyor muydu?" sorusuna, "Askeri
birliklere giderdik, ast birliklerin böyle teklifler olurdu ama bizim fikrimizi
olarak hiç geçmedi. Aldığımız intibalarda bu var. Sivillerden böyle konuşmalar
kulağımıza gelirdi, 'Böyle gitmez ne yaparsa asker yapar diyenler olurdu"
karşılığını verdi.
"Şimdi nasıl dinleniyorsa..."
KKTC'nin ilanına ilişkin soru üzerine Ulusu, "O
zaman Denktaş ile temas halindeydik. Bizden sonra bu işin olmayacağı kanaatine
vardık, o bakımdan böyle bir yola girdik. Bu cesur karardı. Böyle cesur bir
karara varılmayacağını o bize ifade etti, ondan sonra bu yola gidildi. Onda da
kimseyi suçlamıyorum" dedi.
"Ecevit kontrgerillayı fikri sabit halde
söylerdi"
Ulusu, "Bülent Ecevit, kontrgerilla meselesine o
dönemde vurgu yapardı. Siz ne olup bitiyor diye soruşturma lüzumu duydunuz
mu?" sorusuna, "Üzerinde durmadım. Süleyman Demirel de derin devletle
ilgile tespit yapamamıştır, ben de yapmadım. Ama Ecevit, fikri sabit halde bunu
söylerdi. Onun kendine göre has fikirleri vardı, onlara saygı duyardım"
diye konuştu.
"TSK’nin derin devlet olduğunu sanmam"
"Demirel bugün derin devletin askeriye olduğunu
söylüyor" denilmesi üzerine Ulusu, "Yok zannetmem. TSK niye derin
devlet olsun. Memleketin hayırlı işi için ne gerekiyorsa ona kafa yorar. 40 yıl
askerlik yaptım. Derin devlet olarak şunu yapsın, bunu öldürsün diye
uğraşacağını tahmin etmiyorum" görüşünü ifade etti.
"Şimdi nasıl telefon dinleniyorsa o zaman da
dinleniyordu"
Ulusu, "Cüneyt Arcayürek kitabında, kendisine
'telefonla konuşurken dikkat et, Demirel'in devamlı dinlendiği, MİT'in bu
konuda size devamlı bilgi verdiğinizi yazıyor" denilmesi üzerine,
"Şimdi nasıl dinleniyorsa, o zamanlar da dinleniyordu. Ben böyle bir kanaate
vardım ve kendisine söyledim" derken, "Kanaat değil bilgi söz
konusu" denilmesine, "Bilgi de söz konusu. Konuşmalar gelirdi yazılı
olarak" karşılığını verdi. "Askerler niye Demirel'i dinlesin.
Başbakanlık yapmış bir kişinin illegal dinlenmesi doğru mu?" sorusuna
Ulusu, "Doğru değil tabii. Bugün de sizin, benim dinlenmediğim ne malum.
Tasvip etmiyorum" cevabını verdi.
"Tasvip etmem mümkün değil"
Darbelere daima karşı olduğunu ileri süren 12 Eylül'ün
başbakanı Bülend Ulusu, Meclis'i hiçbir zaman küçümsemediğini söyledi.
"Kürtçe yasağı aksiyon-reaksiyon meselesiymiş"
12 Eylül yönetiminin Kürtçe'yi yasakladığının ifade
edilmesi üzerine Ulusu, "Aksiyon-reaksiyon meselesi... O zaman öyle icap
ediyordu. O zaman alay eder gibi durumlar hasıl oldu. Bir parti zamanında
Diyarbakır'da bakan, valinin odasında tercüman vasıtasıyla konuşuluyor. Bu
olmaz. Daha sonra kademe kademe başka önlemler alınır. 'İnadım inat' diye
yapmak değil de kademe kademe bu işi tatlıya bağlamak önemli" diye
konuştu.
"Bazı sırlar vardır ki, söylendiğinde olay
çıkarır"
Ulusu, bir soru üzerine darbe ihtimali görmediğini, 1982
Anayasası için 'evet' oyu verdiğini ifade ederek, "Kendinize sakladığınız
sırlar var mı?" sorusuna, "Tabii her şey söylenmez. Bazı sırlar
vardır ki söylendiğinde olay çıkaracağı, TSK içinde birlik beraberliği bozacağı
düşünceleri vardır. Bazı konularda susmanın en hayırlı olduğunu
düşünüyorum" karşılığını verdi.
"Humeyni'nin arkasında namaz kıldım"
İran-Irak savaşında arabulucu heyetinde görev aldığını
hatırlatan Ulusu, "Bağdat'a gidince Saddam ile İran'da Humeyni ile
konuşuyoruz. Humeyni'nin arkasında namaz kıldık. Tahran'da buzdolabı ihalesi
var. İki grup birbiriyle dalaşıyor; Koç ve Jack Kamhi Grubu. Koç Grubu'ndan,
diğer firma için 'Bunlar Yahudi, ürünlerini alamayın' dediklerini söylediler.
Müthiş sinirlendim. Tesadüfen Ankara'ya döndüğümün ertesi günü Vehbi Koç beni
ziyarete geldi. Durumu anlattım" dedi. CHP İstanbul Milletvekili Süleyman
Çelebi, Ulusu'dan, "yeterince net yanıt alamadığını" söyledi. Ulusu,
toplantının ardından gazetecilerin anılarını yazıp yazmadığı sorusuna,
"Hayır yazmıyorum. Benimle birlikte öteki tarafa gidecek" yanıtını
verdi.
2 yorum:
Ulusu 1983 yilinda Paris te bir rum tavernasinda yilbasini kutladi.Ben de o tavernada idim.
Bu kadar aptallik mi desem,yüzsüzlük mü desem,bilemiyorum.Bu sahis karsisindakileri
de kendi gibi irkci zannetiginden, bu azinliklar hakkinda yaptigi yorumlarla kendini temize cikarmiya calisiyor ve azinliklarin dislanmasina katkisi oluyor.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.