Bazı insanlar diyeceğim ama yok bazı insanlar değil,
çoğunluğu kendi tarihlerinden bir haber yaşarlar, onlara devletin resmi tezleri
öğretilmiştir, kaç yaşlarında olursa olsun, gerçekleri öğrenme çabasına
girmezler, devletin kendilerine öğrettiklerini bülbül gibi tekrarlarlar. Bir
kere neye soykırım dendiğini, denmediğini okumak gibi bir lükse sahip değillerdir
böyle çoğunluk. Bu topraklarda 2000 asırdır yaşayan toplumları görmedikleri
gibi, varlıklarını da silmeye çalışırlar, unutturmak için ellerinden geleni
yaparlar, kiliselerimizi yakıp, yıkıp, yıkılmayanları da top atışlarıyla yok
ederler.
****
İyi pazarlar dostlar...
Bu sabah gözüme uyku girmediği icin ben de, oturdum bu
PC'nin başına, yazmak isterim iki satır da olsa...
Birincisi sevgili dostlar dün akşam Nor Radyo'da bir
şiirim okundu. Pazartesi yine tekrarı olacak.
Teşekkürler, sevgili Anjel Dikme.
Bazı insanlar diyeceğim ama yok bazı insanlar değil,
çoğunluğu kendi tarihlerinden bir haber yaşarlar, onlara devletin resmi tezleri
öğretilmiştir, kaç yaşlarında olursa olsun, gerçekleri öğrenme çabasına
girmezler, devletin kendilerine öğrettiklerini bülbül gibi tekrarlarlar. Bir
kere neye soykırım dendiğini, denmediğini okumak gibi bir lükse sahip değillerdir
böyle çoğunluk.
Bu topraklarda 2000 asırdır yaşayan toplumları
görmedikleri gibi, varlıklarını da silmeye çalışırlar, unutturmak için
ellerinden geleni yaparlar, kiliselerimizi yakıp, yıkıp, yıkılmayanları da top
atışlarıyla yok ederler.
Kiliselerimizi, okullarımızı yağmala, kendi komşunun
varlığına el koy. Kiliselerimizi define avcıları talan etsinler, mezarlıklarımızı
yok et, oralardan yol geçir, vakıf mallarımıza bir gecede çıkardığın kanunla el
koy, hazinenin üzerine veya sat, o da bir başkasına satsın, bir başkası bir
başkasına satsın, satarak devran devam etsin. Sonra da bir kaç taşınmazı
vererek, vakıflarımızın büyük çoğunluğu elinde olan arazilerimizi,
gayrimenküllerimizi verme, el koymaya devam et. Gel de deme buna, Avrupa ve
diğer ülkelere ve Amerika'ya bu topraklarda ki gayrımüslimlerin mallarını geri
veriyoruz diye propaganda yap.
İşine geldiği zaman Lozan'ı tanı, işine gelmediği zaman
sağır ve dilsiz oyununa devam et.
Lozan'da yazıyormuy du? gayrımüslimlerin mallarına el
koy, "Varlık vergisi" çıkart, vermeyenleri aşkalaye sür. çift kura
askerlik yaptır, demiryollarında çalıştır, siyah elbise giydir, asker elbisesi
de degil, 6-7 Eylül'ü yaptır, mubadele yoluyla tüm Rum'ları Yunanistan'a
gönder. İki kişinin kararıyla iki halkı da perişan et.
Günahlarımız çok, çok günahlarımız var dostlar.
Ermeni çetecileri deyip dururlar, bu Ermeni çetecilerin
ne zaman ortaya çıktıklarını da bilmezler. 1918 ve 1919 yıllarında, o da
1915'in intikamını almak için, çıktıklarını bilmezler, ne yazık ki böyle
dostlar. Peki 1915'den evvel olan Türk ve Kürt çetecileri niçin görmezden
gelinir, bunu da anlamak zor.
Asala deyip dururlar ve Asala'nın hangi tarihlerde
çıktığını bilmezler, niçin çıktığını bilmezler, işte bu taprakların 1915'i
unutturma çabası içinde olanlara hatırlatmak için, 1915'lerin unutulmaması
için. Tabi ki bunu onayladığım anlamı da çıkarılmasını istemem, ben terör
hareketlerine her zaman karşı çıkmışımdır. Ama gerçek de bu. Ayrıca şimdi
emekli olan, bir görevlik görevlisinin, "Elçiliklerimizi biz
öldürdük" Ermenilere karşı nefret üretmek için dediğini, ve Atatürk'ün evine bomba atıldı diyerek, halkı
galayane getirerek ve askerlere sivil elbise giydirerek, 6-7 Eylül olaylarını
tezgahlamak için yapıldığını, bir gazeteci ile röportaj yaptığında söylediğini
de unutmamak gerek.
Karşılıklı acılarımız olmuştur, acılarımız acılarımızdır,
niçin denmez.
Sen Hocaali katliamına soykırım de, bunun üzerinden
Taksim'de miting yaparak, İçişleri bakanı, Vali ve Emniyet müdürü ile o mitinge
katılarak, bir nefret, hedef gösterme çabasına gir. Ve bu topraklarda olan tüm
halkları koruma, kollama görevinde olan-lara, konuşma yaptır, nefret söylemini
kus. Bu bakan da bu söylemden sonra hâlâ görevinde tut. Hrant Dink'i
vurdurtanları, öldürülmesine göz kapatanları, seyirci kalanları terfi ettir.
Buna bravo denmez de ne denir. Bu da gösterir ki, bu iş devletin en yüksek
makamlarında tezgahlanmıştır. Evet evet bunu sağır sultan bile duydu, tüm
devlet ileri gelenlerin onuruyla Hrant Dink'i yok ettiler, Uğur Mumcu'da öyle
yok edilmedi mi? İşte onun için perde arkasındakiler hep sır kaldı.
Sonrada bizim komşumuz Ermeniydi çok iyi insanlardı
edebiyatı yaparlar. Sen Anadolu'dan tüm gayrimüslimleri yok et, İstanbul da ne
kadar entelektüel varsa bir gece içinde topla, ölüme gönder. Gazeteci, yazar,
şair, yayıncı, milletvekillerini ve milletvekili olan, Kirkor Zohrab'in başını
taşla ezerek öldür, sonra da biz bu topraklarda kıyım ve zulum yapmadık diye
kendi halkını ve Avrupayı kandıracağını zannet, bu uğurda Avrupa ve Amerika ya
lobicilik görevi ver, bazı senatör ve milletvekillerine milyonlarca doları ver,
satın al, inkârcılığını garantilemiş ol.
Bir yalan bir asırdır devam ediyorsa, bununla da halkını
kandırmaya çalışıyorsa, burada durup düşünmek gerek olduğunu neden düşünemezler
bu insanlar.
Neyse bu kadar ders yeter, anlayana tabi. Bugün Pazar
hava yağmurlu sisli ve puslu bir hava.
Tüm kaybolan, kaybedilen halkların, dinlerin, dillerin,
insan ve insanlığın bulutlara karışanlara saygı ile.
Ohannes Conkar
03 Haziran 2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.