Tatlı Karmaşa konferansı hem sinema araştırmaları
açısından hem de iki ülke sinemasının ve kültürünün birbirleri için bilinmeyen,
"saklı" yönlerinin kayda geçirilmesi açısından önemli bir adım. Tatlı
Karmaşa-Tatlı 60'lar (Sweet Confusion-Sweet 60s) konferansı, Türkiye ve
Ermenistan sinemalarının 60'lı yıllarına odaklanan, film gösterimleri ve
konuşmalardan oluşan karşılaştırmalı bir çalışma... İstanbul ve Erivan'da peş peşe
seyirciyle buluşan Tatlı Karmaşa-Tatlı 60'lar programının ilki 17-19 Mayıs
tarihlerinde SALT Galata'da, ikincisi ise geçtiğimiz hafta 11-13 Haziran'da
Erivan Nairi Sineması'nda yapıldı. Türkiye'den Anadolu Kültür ve Ermenistan'dan
AICA'nın ortak organizasyonu olan konferans, Eurasia ve Tranzit desteği ve
Ermenistan Ulusal Sinema Merkezi ve Ermenistan Türkiye Sinema Platformu'nun
işbirliğiyle gerçekleştirildi.
***
Övgü GÖKÇE
Erivan - BİA Haber Merkezi 19 Haziran 2012, Salı
Tatlı Karmaşa-Tatlı 60'lar (Sweet Confusion-Sweet 60s)
konferansı, Türkiye ve Ermenistan sinemalarının 60'lı yıllarına odaklanan, film
gösterimleri ve konuşmalardan oluşan karşılaştırmalı bir çalışma...
Tatlı Karmaşa konferansı, 60'ların, Avrupa ve Amerika
'merkezi' dışında, Doğu Avrupa'da, Kafkaslar'da, Ortadoğu'da, Kuzey Afrika'da,
hatta Çin ve Latin Amerika'ya uzanan bir coğrafyada, kısacası 'kıyılarda' nasıl
deneyimlendiğini inceleyen Tatlı 60'lar projesine paralel olarak düzenlendi.
Çok merkezli ve çok parçalı bir çatı proje olan Tatlı
60'ların ilgilendiği bölgeler arasında yer alan, birbirine yakın ve bir o kadar
uzak iki ülkeye odaklanan Tatlı Karmaşa, 60'ların hem Türkiye hem de
Ermenistan'da bir tür kafa karışıklığıyla bir arada var olmasını çıkış noktası
olarak aldı.
60'lar dönüm noktası
Her iki ülke için de 60'lar, bir yandan dünyayı kavuran
gelişmeler ışığında yeni heyecanlara gebeyken, bir yandan da iki ülkenin kendi
özgün koşullarının belirlediği süreçlere tabi kaldıkları, kendi içlerinde ve birbirleri
arasında bugün halen devam eden meselelerinin dönüm noktası sayılabilecek bir
dönem oldu.
60'ların hem Türkiye hem de Sovyet Ermenistanı'nda
toplumsal hafızadaki en güçlü temsillerini barındıran sinema, düğümü çözümlemek
için iyi bir başlangıç olarak görünüyordu. Nitekim programda yer alan ve iki
ülkenin kültürel kimliklerinde hayat bulan konulara farklı açılardan yaklaşan
sekiz film ve 10 konuşmayla, geçmiş ve bugünü anlamlandırmak ve çözümlemek
konusunda önemli bir mesafe alındı.
Atıf Yılmaz'dan Paradjanov'a
Türkiye'den Acı Hayat, Vesikalı Yarim, Gurbet Kuşları ve
Bir Gecelik Gelin ile Sovyet Ermenistanı'ndan Merhaba, Benim!, Biz ve
Dağlarımız, Üçgen ve Baba filmlerinin yer aldığı program, birbirinden çok
farklı süreçlerden geçen iki ülkenin sinemasında toplumsal yapının benzer ve
ayrışan yönlerinin gözden geçirilmesi için sıradışı bir fırsat sundu.
Sovyet Ermenistanı'nın modernlikle kurduğu ilişkiyi ele
alan Merhaba, Benim!'de biri Moskova'da biri Ermenistan'ın dağlarında çalışma
yürüten iki bilim insanının ilişkisi Türkiyeli seyircilere yabancı görünürken,
sıcak ve kapalı bir arkadaş grubunun içinde büyüyen bir çocuğun hikâyesi olan
Üçgen, içerdiği melodram tonuyla pek çok Yeşilçam filmini akla getiriyordu.
Öte yandan, 60'ların pek az bilinen komedileri arasında
yer alan ve farklı kültürel etkilenmeleri ilginç ve serbest bir biçimde
yansıtan Atıf Yılmaz filmi Bir Gecelik Gelin, içerdiği karışık kültürel
temsillerle ilgi uyandırırken, özellikle Batı'yla kurulan ilişkiye dair yapılan
gözlemler hem Türkiye'yi hem de Ermenistan'ı ilgilendiren tartışmaları
zenginleştirdi.
Türkiye'den Nadire Mater'in, Ermenistan'dan ise Nazareth
Karoyan'ın her iki ülkenin de 60'larını belirleyen gelişmeleri tarihsel ve
felsefi boyutlarıyla inceledikleri konuşmaları Batı'yla özellikle siyaset
düzeyinde kurulan çetrefilli ilişkiyi farklı açılardan ele aldı.
Ahmet Gürata ve Hrach Bayadyan, her iki ülke sinemasının
da 60'ları için belirleyici olan ulusal sinema kavramına örnek filmler
aracılığıyla değindiler ve mevcut siyasal söylemlerle olan ilişkiye dikkat
çektiler.
Zeynep Dadak'ın Zeki Müren'in şahsında karşılığını bulan
kafa karışıklığından ve Müren'in çok kimlikli personasından yola çıkarak
kültürel ve ulusal kimliğe göndermelerde bulunduğu sunumu, Siranush Dvoyan'ın
edebiyat üzerinden tarif ettiği dönem panoraması, Vigen Galstyan'ın
modernlikten cinselliğe uzanan bir skalada Paradjanov ve Palechian gibi
Ermenistan sinemasının en kilit isimlerine yer verdiği konuşması ve Fatih
Özgüven'in Bir Gecelik Gelin üzerinden çizdiği kültürel harita son derece
zengin bir malzeme sundu.
Moskova'dan konferansa katılarak Sovyet sinemasındaki
ahlak kavrayışını inceleyen Keti Chukhrov ve Yunanistan sinemasının 60'larını
kozmopolitlik kavramıyla ilişkili ele alan Dimitris Eleftheriotis ise Türkiye
ve Ermenistan sinemalarının komşu bağlamlarını gözden geçiren tamamlayıcı
konuşmalar yaptılar.
Saklı sınırlar
Gösterim ve sunumların İstanbul'dakinden daha fazla ilgi
gördüğü Erivan'da, hem izleyicilerin sorularıyla zenginleşen, hem de konferans
ekibinin geçirilen ortak zaman sonucunda daha derinlikli tartışmalara adım
atabilmelerini sağlayan konferans süreci, birkaç noktayı bir arada görmemizi
sağladı.
Dünya genelinde literatürde kendine hatırı sayılır bir
yer bulan karşılaştırmalı sinema ve kültür çalışmalarını Türkiye'de çok boyutlu
olarak ele almak başlı başına önemli görünüyor. Hele de Tatlı 60'ların kendini
tarif ederken dile getirdiği gibi "bilinmeyen, saklı, azımsanan"
bağlam ve sınırlara bakmak, dolayısıyla belki de Türkiye'nin kendi sınırlarından
başlamak bize bugünü anlamlandırmak konusunda bir içgörü imkânı sunuyor.
Tatlı Karmaşa konferansının önümüzdeki aylarda
kitaplaşacak olması, hem sinema araştırmaları açısından hem de iki ülke
sinemasının ve kültürünün birbirleri için bilinmeyen, "saklı"
yönlerinin kayda geçirilmesi açısından mühim bir adım. Tatlı Karmaşa, bir
yandan kafa karışıklıkları devam ederken, bir yandan da birlikte düşünme,
anlama ve üretme imkânının aranabileceğini gösteren bir çalışma.
İstanbul ve Erivan'da peş peşe seyirciyle buluşan Tatlı
Karmaşa-Tatlı 60'lar programının ilki 17-19 Mayıs tarihlerinde SALT Galata'da,
ikincisi ise geçtiğimiz hafta 11-13 Haziran'da Erivan Nairi Sineması'nda
yapıldı. Türkiye'den Anadolu Kültür ve Ermenistan'dan AICA'nın ortak
organizasyonu olan konferans, Eurasia ve Tranzit desteği ve Ermenistan Ulusal
Sinema Merkezi ve Ermenistan Türkiye Sinema Platformu'nun işbirliğiyle
gerçekleştirildi. (ÖG/YY)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.