***
Eleştiri ve tenkitlere verdikleri cevaplarda birbirine
yakın “Halkların Kardeşliği”, adeta bir yerden talimatlı cevaplara benzemekte,
birbirini destekler mahiyette cevaplar olmaya devam etmekte ve bu iş böylece
sürüp gitmektedir.
Halkların kardeşliği, belki hümanist bir bakış olabilir
fakat gerçekte uygulanabilirliği olmayan bir kavramdır. Asıl ifade edilmesi
gereken, “Halkların Dostluğu” olması gerekir. Meseleye bu pencereden bakmak en
doğru bakış açısıdır…
Şehrimizde, Ermeni kardeşliğini! Her fırsatta dile
getiren bir gurup, nedense, Ermenilerin işgâl ettiği Karabağ topraklarını dile
getirmeyi hatırlayamaz, akıllarına Türk kardeşliğini bir türlü getiremezler.
Tarih ve kültür değerlerini bilmemeleri elbette ki bir
eksikliktir, bunu tamamlamaları, doğru pencereden doğru manzarayı görmeleri
gereken insanların, ısrarla tarih yanlışına devam etmeleri, yaşadıkları şehir
ve devletin çıkarlarına aykırı hareketlerde ısrar etmeleri sanki bir merkezden
talimatla hareket ettikleri kanaati oluşturmaktadır. Bu ısrar, her şeyden evvel
tarihin kendisine yapılmış bir haksızlıktır.
Milletler mücadelesinin önemli bir bölümüne ev sahipliği
yapmış ülkemiz, bin yıl öncesine kadar, büyük balık küçük balığı yutar
felsefesinin işlediği bir yer iken, bizlerin varlığı ile birlikte küçüklerinde
hak ve hukukunun korunduğunu göz ardı etmek, Türk milletinin tarihe sunduğu
katkıyı reddetmek, işte buda tarihe hürmetsizliktir.
Hangi sebeple veya kimden-kimlerden talimatla şehrimizde
ısrarla bir ermeni propagandası yapılıyor onu bilmek ve gereğini yapmak elbette
ki kamunun vazifesidir. Biz işin bu tarafında değiliz.
Ancak; insanların yüreklerindeki adalet terazisinin
şaşmış olmasını, üzüntü ve şaşkınlıkla izlemekteyiz. Karabağ’ı işgâl etmiş,
katil ve katliamcı bir milleti, merhametli ve mazlum bir milletle yan yana
getirmenin ancak bir akıl tutulması olabileceği düşüncesindeyiz, Allah herkese
aklını başına alma iradesi versin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.