***
Adem Yavuz Arslan'ın Ergenekon'un Zirvesi
isimli yeni kitabı, birçok kolu olan bu örgütün karanlık makina dairesine
kuvvetli bir ışık tutuyor.
Bugün Gazetesi
Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan, Bi' Ermeni Var kitabıyla açtığı dosyaya
Zirve Yayınevi katliamı ile devam ediyor. Arslan, "Ergenekon 'un Zirvesi:
Dink'ten Malatya'ya Azınlıklar Nasıl Hedef Oldu" adlı kitabında tüm bu
cinayetlerin ortak paydasını önemli belgelerle gözler önüne seriyor, daha önce
sorulmamış sorularla davaya ışık tutuyor.
KİTAPTAN SEÇİLMİŞ
BÖLÜMLER
Samast
yakalanmadan Jandarma senaryoyu yazmış
Adem Yavuz Arslan
kitabında, Ogün Samast'ın henüz yakalanmadan, Dink cinayetine ilişkin
bilgilerin Jandarma Genel Komutanlığı'na gönderildiğini belgeler ışığında
ortaya koyuyor ve ekliyor: "Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, saat
21.30'da, yani henüz Samast yakalanmamışken, sürece vakıf bir şekilde
hazırladığı 'Haber Kayıt Bildirim Formu'nu Jandarma Genel Komutanlığı'na
yolluyordu.
Haber formuna,
Ardeşen yapımı silah bilgisi de dahil, cinayetin bütün detayları Samast ortada
dahi yokken yazılmıştı. Dakikalar içerisinde form, adresine yani Jandarma Genel
Komutanlığı'na ulaşmıştı. Oradan da başka yerlere dağıldı mı bilinmiyor, bu
gidişle de bilinmeyecek. Umalım ki son gelişmelere itibar edilir, karanlıkta da
kalsa, üzeri de örtülse bugüne kadar görülemeyen adreslere
ulaşılır."(sf.30)
Darbe tehdidi
kırmızı kitaba giremedi!
Kitabında darbeye
zemin oluşturacak aşırı sağ faaliyetlerin 2000'li yılların hemen başında
MGSB'den çıkartıldığına dikkat çeken Adem Yavuz Arslan, şunları söylüyor:
"Kırmızı Kitap olarak da bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB)
yenilendi ve bu yenilenmede klasik irtica tehdidinin metinden çıktığı basına
yansıdı. Ama bu dönemde 'asker olmayan güvenlik ve istihbarat birimlerince'
Türkiye'nin 2007 Haziranı'ndan bu yana yaşadığı gelişmeler değerlendirilerek
'Hükümeti/Demokrasiyi ıskat ve ilga' faaliyetlerinin MGSB'de yer alması
konusunda öneri hazırlandı, ancak nihai metin, sivillerin kamuoyundaki
ağırlığına rağmen bu öneriden yoksun çıktı."(sf.40)
İzlenen papaz
vuruluyor
Arslan, Santoro
cinayetine ilişkin "Herkes kilisenin çevresine bakarken kimse kilisenin
içine bakmadı, kilise cemaatine eğilmedi, cemaati sorgulamadı. Oysa bazı askeri
istihbarat raporlarında 'Trabzon'daki kilise faaliyetleri, bu faaliyetlerin
nasıl meyve verdiği, işin nasıl büyüdüğü' anlatılıyordu.
Kilisenin içine,
cemaate bakıldığında ise ilginç bağlantılar ortaya çıktı" diyor ve devam
ediyor: "Aralık 2005'te kiliseye A. A. adında yeni bir "imanlı"
kazanılmıştı. Santoro, cemaatin genişlemesinden memnundu. Onunla yakından
ilgilendi. Aslında A. A.'nın görünmeyen bir yönü vardı. Onun aldığı dersler, ders
notları ve bilgiler aynı zamanda 'bir merkeze' rapor ediliyordu. Hatta onun
kiliseden aldığı bilgi ve dokümanlar Trabzon'daki ulusalcı bir tarikatın
televizyonunda haber haline bile gelmişti.(Ö) Santoro'nun ölümünden sonra
kiliseye bir daha uğramadı. A. A.'nın bu durumu Trabzon'da ve Ankara'da dar bir
apoletli kadronun bildiği bir 'bilgi' olarak kaldı."(sf.71-72)
Ergenekon
başladı, azınlıklara saldırılar azaldı
Türkiye,
sansasyonel saldırılarla fırtına ortasında kalan bir gemi gibiydi yakın zamana
kadar. Ergenekon soruşturması, "Gayrı Nizami Harp Operasyonu" havası
veren akımı önemli ölçüde durdurdu. Ulusalcı kampanyanın gemi azıya aldığı ve
MGK planlarının uygulandığı 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında, Türkiye'deki
kiliselere ve azınlık kuruluşlarına yönelik sözlü-yazılı tehdit, fiili saldırı,
yazılama ve molotoflama türü saldırılarda toplam 110 vaka kaydedilmiş. Sadece
2007 yılında bu tür vaka sayısı ise 37. Ama Ümraniye soruşturmasının Veli
Küçük'ün tutuklanmasıyla Ergenekon soruşturmasına döndüğü 2008'den itibaren
müthiş bir düşüş başladığını belirtmek gerekir. Zira 2008'de vaka sayısı birden
11'e, 2009'da da 8'e gerilemiştir. 2010'da ise 8'de kalmıştır.(sf.78-79)
Generalin belgesi
Perinçek'ten çıktı
Ahmet Hurşit
Tolon'dan elde edildiği iddia edilen 1 no'lu CD içerisinde yer alan
"PSİKOLOJİK HAREKAT SEMİNERLER/PSİKOLOJİK HAREKAT SUNULAR/General"
isimli alt klasör içinde bulunan "PH 02-2-9.doc" isimli word belgesi
ve "PH 02-2-9.ppt" isimli power point belgesinin aynı içeriklere
sahip farklı formatlarda hazırlanmış 'Gizli' belgeler olduğu, power point
dosyasında Genelkurmay Başkanlığı başlığının olduğu ve misyonerlik faaliyetleri
konulu belgeler olduğu görüldü. İlginç olan noktalardan biri de şuydu; aynı
belgeler yine Ergenekon sanıkları arasında yer alan Durmuş Ali Özoğlu ve Doğu
Perinçek 'ten de ele geçirilmişti.(sf.102)
Büyük Abi MİT
ajanı çıktı
Kitapta yer alan
belgeye göre cinayetten yaklaşık 2 yıl sonra 'azmettirici' olduğu iddiası ile
tutuklanan Varol Bülent Aral Malatya Zirve Cinayeti'nde kilit isimlerin başında
geliyor. Arslan, bu isimle ilgili şu çarpıcı ayrıntıyı veriyor: Çünkü cinayetin
esas oğlanı Emre Günaydın ile tanışıp onun anti misyoner düşüncelere sahip
olmasını sağlayan kişi Aral. Bir bakıma 3 kişinin boğazının kesilmesiyle
sonuçlanan bu süreçte başlama vuruşunu yapan kişi Varol Bülent Aral'dı. Aslında
kendi hikayesi de çok ilginç. Çünkü suç kaydında marjinal sol gruplarla
irtibatları da var, anti misyoner ve İslamcı kimlikle yaptığı işler de. Bu
kitabı çalışırken olayı aydınlatacak tarihi bir belgeye ulaştım. Gizemli
kahramanımız Bülent Aral "MİT ajanı."(sf.152-153)
Kumpası bilenleri
Fethullahçı deyip attırdılar
2009 Temmuzu'nda
dönemin Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e gelen bir ihbar mektubu hem bugüne
kadar gelen mektuplara benziyordu hem de 'adres' itibariyle son derece ilginç
bir durum arz ediyordu. 'Kendisini Malatya Jandarması'nda çalışan bir personel'
olarak tanıtan ihbarcı, Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger'in, Kayseri Jandarma
Bölge Komutanı ve Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanı'na 2007 Mart
ayında brifing verdiğini anlatan ihbarcı bu ihbardan bir ay sonra Zirve cinayetlerinin
meydana geldiğini söylüyordu. İtirafçı mektuplarında, cinayetlerin ardından
kumpası bilenlerin Fethullahçı denilip attırıldığını belirtiyordu.(sf.171-173)
Beyaz Hoca'da
Başbakan ve AK Parti 'lilerin fişleri!
İlahiyat
profesörü olarak bildiğimiz Prof. Dr Zekeriya Beyaz 'dan AK Parti vekilleri ve
Başbakan Erdoğan hakkında fişlemeler vardı. Tabii başka ilginç notlar da.
Beyaz'ın evinde arama yapan polislere aslında her şey çok tanıdık gelmişti.
Çünkü daha önce Ergenekon sürecinde; diğer sanıklardan Hasan Atilla Uğur, Erkut
Ersoy, Hüseyin Vural ve Sevgi Erenerol'dan elde edilen 'misyonerlik' başlıklı
dokümanlar Prof Beyaz'dan da çıkmıştı. Bir başka dikkat çekici doküman ise
Beyaz'ın el yazısı ile
Topluluğa ait
veriler vardı ve bir kısmına artı işareti konmuştu. Beyaz'dan elde edilen
dokümanlar incelendiğinde, 'kişileri hedef gösterme faaliyetlerinde bulunduğu'
şeklinde değerlendirilecek çok sayıda bilgi, belge, not dikkat çekiyor.(sf.243)
Balyoz culara
Misyonerlik Dersi
Beyaz Hoca'dan
çıkan CD'ler içerisinde bir tanesi fotoğraflara ayrılmıştı. 31 numara ile delil
torbasına konan CD'de Beyaz'ın verdiği konferanstan görüntüler vardı.
Konferansın seyircileri ise Balyoz Darbe Planı davasının bir numaralı sanığı
Çetin Doğan ve arkadaşlarıydı. Doğan'ın konferans sonrasında Beyaz'a plaket
verdiği ve ayakta alkışladığı anlara ait fotoğraflar dikkat çekiyor.(sf.253)
BUGÜN GAZETESİ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.